banner238
banner264

“ BEN TRABZONSPOR’UM”


15 Ağustos 2011, 15:05

 

      İyiliğin, birlik-beraberliğin tavan yaptığı ayda, birkaç sene evvel yaşanan bir hikâye geldi aklıma:

          ***

               Mutfakta bulaşık yıkayan anne, salonda gazete okuyan evin reisi babaya seslendi:

-    Çocukların giymeye bir şeyleri kalmadı, hiç değilse ayakkabı alalım efendi.

-          İdare etsinler, yaz geldi.

-          Ama baba!

-          Para yok oğlum. Bak havalar ısınmaya başladı. Biraz daha zaman geçsin, ona göre alırız.

Bulunduğu yerden ok gibi fırlayan küçük Trabzonsporlu, babasının yanağına iki yandan öpücükler kondurur:

-          Canın sağ olsun babacığım…

               Aradan bir ay geçti.

-          Hatun..!

-          Efendim, bey…

-          Yarın arkadaşlarla Ankara’ya Hacettepe-Trabzonspor maçına gitmeyi düşünüyoruz.

-          Nee? Delirme! Çocuklara bir şey almaya sıra gelince paramız yok dersin. İstanbul’dan kalkıp, ta Ankara’lara maça mı gideceksin?

-          He ya… Trabzonspor dört haftadır kazanamıyor. Belki uğurlu gelirim. Böyle günler yanında olmak lazım takımın.

-          Delilik seninki. Paran yok yemeye, bilmem neyle gidersin…

      Okşanmak isteyen kedi sessizliğinde babasının yanına yaklaşan çocuk:

-          Nereye baba?

      -      Ankara’ya maça gitmek istiyorum ama… Sizin ayakkabı paranız yola gidecek.

                Çocuk ellerini babasının boynuna dolar:

         -    Helal be baba! Git… Git… Trabzonspor’a uğurlu gelirsin belki. Ben yalınayak gezmeye razıyım. Yeter ki Trabzonspor kazansın…

             Aile içerisinde yaşananları telefonda bana anlatan bir tanıdığım, olayı bu şekil özetledi. Ben de sizlerle paylaşmak istedim.  

      ***          

        ( Trabzonspor’u Ankara’da yalnız bırakmayan Trabzonsporlular,  ‘Alanzinho şov’ izlediler. Trabzonspor, Ankara’dan aldığı üç puanla kendine geldi. Çocuklarına ayakkabı almaya parası olmayan, bu olumsuzluğa rağmen, Trabzonspor’u Ankara’da yalnız bırakmayan baba, arkadaşlarıyla güle oynaya döndüler İstanbul’a.)

       ***

        Kim olduğunu öğrenemediğim bir Trabzonsporlu, ailenin evine maçtan bir gün sonra kocaman bir koli gönderir. Kolide iki çift ayakkabı ve iki adet Trabzonspor forması vardı. Koliyi büyük bir heyecanla açan Trabzonsporlu aile, formaların birine iliştirilen kâğıdı okuduklarında şaşırırlar:

      - Merhaba küçük Trabzonsporlu! Kardeşinle sana gönderdiğim hediyeyi lütfen kabul et. Koca yazı çorapla geçirmene gönlüm razı gelmedi. Beni merak ettiğini biliyorum;        BEN TRABZONSPOR’UM! Yeniden görüşmek üzere, (şimdilik) hoşça kal kuzum…       

      ***

      İlgililere ( TFF’ye ve zenginlere) önemli not:

     “ En uzak mesafe; birbirini anlamayan, iki kafa arasındaki mesafedir”

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ceyda - 6 yıl önce
lakin inş şehir efsanesi değildir bu yazdığınız . duygulandırdı okuyunca
istanbul escort
ankara escort porno dikmen escort