banner238
banner264

KÖYÜMÜN YAĞMURLARI VE TRABZONSPOR…


08 Mayıs 2011, 13:01

                 

         Büyük keçe paltoların cepleri yarım çuval fındığı içine alacak derinliktedir. Diz kapaklarına değen palto, battaniye gibi sarar insanı.  Yağmur suyunu çektiğinde, yaş kestane ağacı gibi ağırlaşır omuzlarda.
      Köyümün yağmurlarında ıslanmak güzeldir.
      Büyük şehirlerde yağmur mu düşer insanın başına? Düşse de başınızı sokacak bir dam ararsınız. Az da olsa ıslanmış jöleli saçlarınızı kurutmak için çıkartacağınız kâğıt mendille, bazen “ Ah kafa ah!” diye vurduğunuz başınızı kurularken, neler gelmez ki o an aklınıza… Uçup gidersiniz; ananızın, babanızın “ Dur hele, okula bir başla ” dediği günlere. Gürgen ağacından yapılmış çerçevenin camından bakarken “ Demedim mi sana kısa kestir o saçlarını ” dedikleri yıllara…
     Buğulu camları eski yorgan beziyle sildiğiniz zamanları yâd edersiniz…
    *
     Eğer o paltonuzun cebine koymuşsanız telefonunuzu, o telefondan başkası tarafından aranıyorsanız, zırvalayan cihazı susturmak için omzunuzdan başlayan hareketler, boynunuzu susuz kalmış lale gibi bir tarafa eğerken, diğer omzunuz da boynunuzu takip eder…  Üşümüş parmaklarınızla, derede yosun bağlamış koca taşı iki taraftan kucaklayıp altında balık arıyormuş gibi yoklarsınız ceplerinizi.
      Hele bir de arayan aramaktan vazgeçer düşüncesiyle, çabuk hareket ediyorsanız,  cebinizde ne var, ne yok, nakliyesini sokağın tam ortasına yaparsınız. Velhasıl bir panik, bir telaş sallar sizi, karayel rüzgârını yiyen nesli tükenmiş karaağaç fidanı gibi.
    *
    - Alo, alo… Geldin de uğramadın. Gittiğini duyduk. Nasıl yeni yolu beğendin değil mi? Neydi o virajlar? Bolaman, Armelik… Bak Samsun’a bile girmiyorsun. ( Sanki Samsun’u görmek istemiyoruz da…)
      Oysa birkaç gün ne güzel unutmuştuk Bolaman’ı, Armelik’i…
     Ayrıca, bilseydik tabiatın böyle katledileceğini; denizin böyle kirletileceğini, gideceğimiz yere birkaç saat geç gitmeye, biraz daha yorulmaya razıydık.
    *
    Hele, Trabzonspor şampiyonluğa koşarken,
    Hele, Trabzonspor’un şampiyon olmasını istemeyenler, bir an olsun boş durmazlarken,
    Bayırı, kaşı, kapanı, koyun ve inek otlatan çobanı yok olup gitmişken,
   Keçilerin tadına doyamadığı ağaç fidanlar, tahtadan yapılmış ahşap binalar, o güzelim limanlar kaybolup gitmişken,
    Bana ne kısa yoldan, bana ne otobandan…
    Bari bana Trabzonspor’dan ve şampiyonluktan bahset…
    *
    Bizler “ Bu vatanı Atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık ”
    Bizler, ne yeşilin ne de denizin değerini bildik. Bari Trabzonspor’un bilelim. Gün gelir de bir gün, çocuklarımız bunun hesabını bizlere sorarsalar, cevabını nasıl vereceğiz? Zira biz, bu zamana kadar kimseye bir şey sor(a)madık!
   

   
     

                                                                                             
           



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
erdem - 6 yıl önce
memlekete hasret bir insanın duygularını okumuş sayın yazar. tebrikler hoş olmuşşş.