• BIST 105.546
  • Altın 162,906
  • Dolar 3,9213
  • Euro 4,6451
  • Trabzon 6 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • Eto’o’dan Trabzonspor’a flaş transfer önerisi!
  • Çalımbay onları düşünmüyor onların yerine takviye istiyor!
  • Konyaspor iki futbolcu için Trabzon'un kapısını çaldı!
  • Eto’o’dan Trabzonspor’a flaş transfer önerisi!
  • Çalımbay onları düşünmüyor onların yerine takviye istiyor!
  • Konyaspor iki futbolcu için Trabzon'un kapısını çaldı!

Adımlar atılmalı, Sağ duyulu olmalı!

Hasan Akyasan

 

Türkiye -ABD  ilişkilerinde  gelinen son durum, vize restleşmeleri, bunun akabinde  iş  dünyasında  ve piyasalardaki dalgalanmalar...

     Nasıl oldu, neler yaşandı? Hepimizi, dış politikayı irdelemeye , anlamaya sevk eden sancılı bir süreç...

     Tek bir noktadan  değerlendirme yapmak,  elbette ki  mümkün değil. Satranç  titizliğinde  atılması gereken hamlelerin,sağduyu ile sarf edilmesi gereken cümlelerin, vaktidir  şimdi ...

    Aslında, 50 yıllık   sancılı bir ilişkinin  iki tarafı , tahterevallinin iki ucunda sürekli değişen  dengeler, müttefik olmaya çalışan  iki ülke, siyasi ve ekonomik çıkarları korumak noktasında,  mütekabiliyet esası çerçevesinde yürüyen diplomatik ilişkiler...

     Kıbrıs harekatından sonra; son 50 yılda,  iki ülkenin yaşadığı en büyük krizle karşı karşıyayız.O dönemde,  Amerika'nın  silah ambargosuyla  başlayıp, Türkiye'de,  özellikle  sol kesim de, Amerika karşıtlığı  propagandalarla alevlenen , İncirlik üssü ve diğer askeri üslerin ABD'ye kapatılmasıyla sonuçlanan bir süreci yaşadık. Normalleşmeye başlayan bir dönemin ardından, en son 2003'deki,  1 Mart  tezkeresinin kabul edilmeyişiyle , tekrar kaygan bir zemine taşınan ilişkiler  ve Tayyip Erdoğan'ın  bütün çabalarına rağmen,tezkerenin   meclisten geçmemesi, Irak'a  güneyden  girmek zorunda kalan ABD'nin, Türkiye'ye karşı takındığı tavır, meşhur çuval hadisesi....Ve uzun vadede, bu durumdan karlı çıkan Pkk teröre örgütü olmuş,   ABD'nin, Pkk'ya olan sempatik durumu daha da artmıştır. Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan'ın,  o dönem siyasi yasaklı olması, başbakan Abdullah Gül'ün  tezkereyi yeteri kadar savunamayışı, yaşanan dönemin  en önemli handikaplarıydı belki de ! Gelinen süreç, Cumhurbaşkanımızın savunduğu görüşlerin, stratejik olarak attığı adımların , güç dengelerinin korunmasında  ne kadar isabetli olduğunu , bir kez daha ortaya koymuştur. Ve 14 yıldır  bu dengeyi koruma konusundaki mücadelesi, 2003'deki  hatayı tekrar yapmamak için başlattığı Fırat Kalkanı operasyonu...

 

   Aslında, sorun sadece konsolosluk görevlisinin tutuklanması değil tabi ki,  bu madalyonun görünen  yüzü... Arka planda ABD'nin, Suriye'de YPG'ye  verdiği destek, Fırat  Kalkanı Operasyonu , Türk askerlerinin  İdlib'e girmesi sonucu ABD'nin duyduğu tedirginlik , 15 Temmuz sonrası  ABD'ye karşı oluşan güvensizlik ve Fetö'nün iade edilmeyişi, eski bakan Zafer Çağlayan hakkında verilen tutuklama kararı , Türkiye'de tutuklanan  rahip meselesi  ve en son konsolosluk görevlisinin  Fetö soruşturması kapsamında tutuklanması...

 

      Tutuklanan Metin Topuz'un, konsolosluğun  resmi görevlisi olmamasına rağmen, ABD'nin  bu denli sert bir diplomatik yaptırım  uygulamasının arka planında neler var? 'Güç bende'  mesajı mı ,  ya da   Suriye konusunda  verilmeye çalışılan bir gözdağı mı ?  veyahut,  ''dünya 5 ten büyüktür'' mottosunun aksine,  ''ABD  dünyadan büyüktür '' tezini kabul ettirmeye  dönük  bir manevra mı ? Belki de hepsi...Bu aşamada Türkiye nasıl bir tutum izlemeli?  ''Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var''  misali atılacak adımların ; dış politikadaki dengeleri  , ticari ilişkileri   ve  konjektürel   durumu  dikkate alarak, fakat bağımsızlığından  ve güçlü duruşundan  taviz vermeden izlenecek bir politika olmalıdır.

   

   Kriz sonrası dolardaki artış, borsadaki dalgalanmalar, ticaret alanındaki endişeler meselenin  ayrı bir boyutu. Vize uygulamaları;  Tüsiad ve  Müsiad'ın ;  '' ilişkiler normalleşmeli, ticaret rasyonel bir şekilde  devam etmelidir'' minvalindeki açıklamaları, ekonomi dünyasının bakışını ve tedirginliğini ortaya koymaktadır. Şöyle ki  2016 yılında  ihracatta  5.ülke konumunda olan ABD  ile ticaret hacmimiz   17.5 milyar doları  yakalamıştır. Bu ekonomik  ilişkilerin, sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinin, diplomatik açıdan atılacak adımlara bağlı olduğu unutulmamalıdır.

 

    Hangi siyasi görüşten olursak olalım, üzerimize düşen, devletimizin  yanında olmak ,  güçlü bir duruş sergileyebilmektir. Memleket meselesini  bile iktidar karşıtlığı için fırsat bilen   , ''pekmez dedikleri  tortu,  bayram dedikleri yortu'' misali , vatan için hiçbir  güvenilir söylemi olmayanların, puslu havadan yararlanma  hezeyanlarını dikkatli okumamız, sağduyuyu elden bırakmadan , ülke menfaatlerini her şeyin üstünde  tutmamız ,  hepimize düşen asli görevdir!...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.