ALP NELER DEDİ NELER


YUSUF REHA ALP

YUSUF REHA ALP

24 Mayıs 2011, 22:16

2010- 2011  sezonun şampiyonu  Fenerbahçe oldu. Şampiyon  belli olduğunda  neler hissettiniz?

- Fenerbahçe’nin şampiyonluğu Ankaragücü maçından sonra kesinleşmiş gibiydi artık. Sivasspor maçından hiç umudum yoktu açıkçası. Ama işte, çıkmadık candan umut kesilmiyor, yine de son derece saf şekilde “acaba?” sorusu vardı içimde. Sanıyorum tüm Trabzonsporlularda da aynı düşünce hakimdi. Neticede Sivasspor bizi yanıltmadı. Kalecinin yediği golleri gördükten sonra Fenerbahçe’yi yenmesi için bir takımın en az 4 gol atması lazım diye düşündüm. O halde bile garanti değil galibiyet!.. Neyse artık, olan oldu biten bitti. Ama bir kehanette bulunayım : İyi takip edin, önümüzdeki üç sezon içinde Eskişehirspor, Ankaragücü ve Sivasspor üçlüsünden en az ikisi küme düşecek. Trabzonspor’un ahını alan, enteresan biçimde, bir türlü iflah olmuyor çünkü. Yine de tarih herkesi hak ettiği şekilde yazacak kanaatindeyim. Bugün Menderes’e idam kararı veren hakimin adını kimse bilmiyor, fakat Menderes ismi, öyle ya da böyle, toplumsal hafızamıza kazınmış vaziyette değil mi? Ya da İmam-ı Azam’ı katledenleri kimse bilmez ama Ebu Hanife’nin ismi herkes için doğruluğun, adaletin, asaletin ve hak yolunda mücadele etmenin sembolüdür. Sizi öldürebilirler, hakkınızı gasp edebilirler ama isminizin “Hak” ile yan yana anılmasına mani olamazlar. Biz kendi tarihimizi yazdık. Benim için Fenerbahçe’nin şampiyonluğu sadece istatistikî bir bilgidir, o kadar. Bu ligin gerçek şampiyonu Trabzonspor’dur. Diğerleri, maalesef, mutlak otorite karşısında boyun eğip yataklık yapmak ve şahsi menfaatlerine karşılık olarak evrensel doğrulara sırt çevirmek ile anılacak. Sen doğru olanı yap, bırak sonuç ne çıkarsa çıksın. Tarih en doğru yargılayıcıdır. Muaviye Ali savaşının galibi Muaviye idi değil mi? Oysa bak bugün oğlu Yezit’in ismini bir hakaret sözü olarak kullanıyoruz.

Şampiyonluk size  göre nasıl  gitti? Sebepler neler oldu?

- Tek sebep Trabzonspor’un yönetimsel zafiyetidir. Onun haricinde sebep aramak ancak hatalarının sorumluluğunu başkalarının üzerine yıkarak sorumluluğu kendi üzerinden atma çabasıdır. Trabzonspor futbol takımı ilk yarıda 42 ikinci yarıda 40 puan toplayarak kapasitesinin çok üzerine çıkmıştır. Bu tartışılmaz bir gerçek. Ancak maalesef Trabzonspor kulübü yönetim kurulu, kendisinden beklenen performansı gösterememiş, takımın sahada verdiği mücadeleyi dışarıda destekleyememiş, hakkının yenilmesine, ya da rakibinin haksız kazanç elde etmesine müdahale etmekte aciz kalmıştır. Gerisi laf-ı güzaftır. Bugüne kadar edilen teklifleri “sağlık” ya da benzeri sebeplerle reddeden ama nedense bu yönetime girmek ve şampiyonluk resminde bulunmak için can atan “abilerimiz”, yönetici olma konusunda verdikleri mücadeleyi ne yazık ki takımı şampiyon yapmada verme becerisini göstermemişlerdir. 9 puanlık farkın nasıl olsa kapanamayacağı düşüncesinin verdiği rehavet ve anlamsız özgüven, yöneticilerimizi öylesine rahatlatmış olmalı ki, Hıncal Uluç’un İstanbul’dan aylar önce gördüğünü, bunlar, Trabzon’da, işin tam da göbeğindeyken göremediler. Rakiplerle dalga geçmeler, oynayacakları takımın futbolcularını motive eden suçlayıcı demeçler, kendi futbolcuları ile “size ihtiyacımız yok” tarzında konuşmalar, gereksiz - yersiz disiplin gösterileri yapıp sonradan çark etmeler, federasyondaki tek temsilcin ile verdikleri anlamsız kavga, ulusal medyada seni tek temsil eden ve hakkını korumaya çalışan eski futbolcunun işine mani olmak, Umut’la bu işin yürümeyeceğini görmemek ve tartışmasız bir ismi kadrona dahil edememen, kadronda olanlar arasında var olan uyumun bozulmasına sebebiyet verecek bir yönetim anlayışı geliştirmek.. Bu yönetimin günahları saymakla bitmez. 95-96’da da şampiyonluğu kaybettik. Kadromuzda yabancılar dahil 10 milli oyuncu, kasamızda 3 milyon dolar nakit para vardı. Buna rağmen o dönem tek suçlu yönetim ilan edildi. Şimdi bakıyorum da, yönetim, kendisi hariç herkesi suçlu ilan etme çabası içerisinde. “Fenerbahçe saha dışında kazandı” diyorlar. Tamam da sormazlar mı adama, sen ne yapıyordun diye? Ancak mı uyandın?

Kaçan  şampiyonluk  kulüp ekonomisini  nasıl etkiler? Önemli bir sıkıntı yaşanır mı ?


- Trabzonspor kötü yönetiliyor. Bu, sadece bu yönetim kurulu için geçerli değil. Uzun zamandır kötü yönetiliyor. Mevcut kurul kötü yönetimi devam ettiriyor, o kadar. Yüz milyon liralık bir borçtan bahsediliyor. Şampiyon olup direkt şampiyonlar ligine gidebilseydik bu yükün altından kalkmak inanılmaz derecede kolaylaşacaktı. Ama şimdi işimiz çok zor. Bizi bekleyen 2 ön eleme ve dev rakipler var. ŞL’ye katılma şansımız, gerçekçi olmak gerekirse, oldukça düşük. Bundan sonra Trabzonspor’u ciddi anlamda bir ekonomik kriz bekliyor. Umarım altından kalkabiliriz.

Trabzonspor  yönetimi  bu saatten sonra  nasıl bir yapılanmaya gitmeli? Neler yapılmalı?


- Çıkan haberler doğruysa, devre arasında Selçuk ve Egemen’le transfer görüşmesi yaparken izledikleri yöntemi gördükten sonra, “mümkünse bu yönetim herhangi bir yapılanma planı yapmamalı” diyorum. Şimdi de transfer peşindeler. Sen elindeki en önemli adamları kaybettin. Yattara gitti, bir kuruş alamadık. Egemen gitti bir kuruş alamadık. Şimdi Selçuk da gidecekmiş, yine bir kuruş alamayacağız. Ceyhun’un durumu da aynı şekilde belirsiz. E hani Sadri Şener demedi mi bize “ben kongreyi kazanırsam Selçuk imza atacak” diye. Selçuk’u seçim malzemesi ben mi yaptım? Nerde bu imza? Verilen sözler nerde? Selçuk ve Egemen’in yerine onlardan daha iyi kimleri alabileceksin, kaç para vereceksin? Sahada inanılmaz bir mücadele gösterip 82 puan toplayan bu güzelim takımı koruyup, çok değil, en fazla 3 takviye ile mükemmel hale getirebilecekken, elindeki malzemenin en nadide parçalarının bir kısmını değersizleştirdin, diğer kısmını da “insan gibi” muamele yapmayı beceremediğinden kaybettin ya da kaybetmek üzeresin. Ne iş yaparsınız o zaman? Hakkımı koruyamıyorsun, bizi temsil ettiğinde göğsümüzü kabartamıyorsun, elindekileri muhafaza edemiyorsun.. E o zaman ne demeye orada duruyorsun? Bu koltukta enteresan bir tılsım olmalı. “Evet, en iyisi budur” dediğin adamlar, koltuğa oturduğunda tanınmaz hale dönüşüyor. Bu kurul bu saatten sonra, Şenol Güneş’e bile, becerip bu takımda kalmama yolunda bir karar aldırabilirler, benden söylemesi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.