1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Amaç Türkleri Kıbrıs’tan silip atmak!
Amaç Türkleri Kıbrıs’tan silip atmak!

Amaç Türkleri Kıbrıs’tan silip atmak!

A+A-

Kıbrıs müzakereleri, taraflarla garantörler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin katılımıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Mont Pelerin'de devam ediyor. Müzakereler Ekonomi , Avrupa Birliği , Mülkiyet , Yönetim-Güç Paylaşımı , Toprak ile Güvenlik ve Garantiler olmak üzere 6 temel başlıktan oluşuyor.

 

Kıbrıs sorunu ay sonuna kadar nihai bir kararla bitirilmek isteniyor ancak gelişmelere bakılırsa bu pek mümkün görülmüyor. Taraflar temel konularda anlaşamıyorlar. Bu anlayışla da zaten oradan bir uzlaşma çıkması imkansız gibi. Özellikle Rum tarafının orta yolu bulma gibi bir düşüncesi olmadığı için uzlaşma şu an için uzak görünüyor. Kıbrıs Rum Kesimi güç paylaşımı konusunda çok cimri davranıyor ve tek istedikleri Kıbrıs’ın tamamında egemen güç Rumlar olsun. Kısacası Türkleri öyle ya da böyle Kıbrıs’tan silip atmak tek gayeleri. Bu gaye her şekliyle kendisini belli ediyor zaten.

 

TEDİRGİNİZ!

 

Tedirginiz; Çünkü orada amaç uzlaşı değil, Türkiye ile KKTC’nin bağlarını tamamen kopartarak oradaki vatandaşlarımızı Rumların keyfi isteklerine mecbur bırakmak.

Tedirginiz; Çünkü Mustafa Akıncı’nın göreve gelmesiyle neden acaba Kıbrıs Meselesi’ne özel bir önem verildi ve bir şekilde halledilmeye çalışılıyor.

Tedirginiz;Çünkü Mustafa Akıncı göreve gelir gelmez Türkiye’ye ziyaretinde yaptığı konuşma can sıkıcıydı ve adeta meydan okuma niteliğindeydi.

Tedirginiz; Çünkü Yavru Vatan ile aramızdaki duygusal bağlar gün geçtikçe zayıflıyor gibi veya zayıflatılıyor diyelim.

Tedirginiz; Çünkü KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan arasında yaşanan “Yavru Vatan mı Kardeş Ülke mi?” polemiği aslında bu duygusal kopuşa yüklenmeye çalışılan bir başka anlam niteliğindeydi. Bu tür tartışmalar aslında iki başkan özelinde KKTC ve Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın iç dünyasında da yaşanıyor. Onun için aman dikkat!

Tedirginiz; Çünkü Kıbrıs Rum kesimi Türk tarafının dönüşümlü başkanlık, kararlara etkin katılımını hiçbir şekilde istemezken ve Türkiye’yi de tamamen Kıbrıs’tan silip atma gibi bir düşünceye sahipken Cenevre’de neyin pazarlığı yaşanıyor?

 

BM’YE SUNULAN HARİTALAR

 

Cenevre’de müzakereler sürerken iki tarafında BM’ye bir harita sunduğu ve bu haritaların Birleşmiş Milletlerin çelikten kasasında saklandığı ifade ediliyor. Ancak sunulan haritayı iki taraf da kabul etmiyor. Türk tarafı açıklama yapıyor, “Rum tarafının sunduğu harita kesinlikle kabul edilemez” diye. Aynı şekilde Rum tarafı da Türklerin sunduğu haritayı kabul etmiyor. Çünkü KKTC mevcut olanı korumaya çalışıyor. Rum tarafı ise talepkar olan taraf. Yani eşitsizlik üzerine yapılmaya çalışan bir anlaşma söz konusu. Ada'nın yüzde 36.6'sını kontrol eden Türk tarafının bu oranı yüzde 29,2'ye kadar düşürülebileceğini ilettiği, Rum tarafının ise Lefkoşa'dan daha fazla taviz isteyip bu oranı yüzde 28,2'ye çekmek istediği iddia ediliyor. Rumların haritasında Maraş, Güzelyurt ve bir çok stratejik noktayı istedikleri de söyleniyor ki müzakereye bakış açılarına ve sundukları önerilere de bakıldığı zaman çok da yadsınacak bir söylenti değil.

 


 

Bu da basına sızdırılan bir başka harita. İddiaya göre Rumların istedikleri yerler. Bu haritaya bakınca aslında ne kadar Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı inkar etse de Rumların ve garantörlerinin gönlünden geçen harita diyebiliriz. Müzakere anlayışları haritanın görselliğiyle uyum içersinde.

 

AVRUPA BİRLİĞİ VAADİ

 

Kıbrıs Müzakerelerinde Rum kesimi ve garantörleri orada yaşayan Türklere diyorlar ki, “Gelin bize katılın biz de sizi AB’ye alalım” ve sonra ekliyorlar “AB içinde olacaksın başka garantiye ihtiyaç yoktur” Avrupa Birliği vaadiyle kandırılmaya çalışılan Türk tarafını bir şekilde öksüz bırakmaya zorluyorlar. Zamanında Annan Planı’nı kabul etmeyen Rumları cezalandırmak bir yana dursun AB’ye üye yaparak ödüllendirdiler. Türkleri ise hala uzlaşmaz ve işgalci olarak görüyorlar.

 

Demem o ki; Kıbrıs sorunu dediğin zaman nedense akla hep oradaki Türk varlığı ve orada Türklerin tutunma mücadelesi geliyor. Yani oradaki Türk varlığı istenmiyor. Bizi orada tamamen pasivize etmek, silip atmak için verilen mücadelenin adıdır aslında Kıbrıs Sorunu. Ortada müzakere diye bir şey yok. Orada kurulmuş bir tezgah, yapılmış bir plan ve Türklere dayatılmaya çalışılan sinsi bir oyun var. Yarım asırdır süren müzakerelerin sonuçsuz kalması da bu yüzden zaten.

Kıbrıs ile hiçbir alakası olmayan, aslında konuşulması gereken öncelikli konulardan biri olan İngilizlerin garantörlüğü ve orada bulunan üslerinin esamesi bile okunmadığı bir müzakere sürecinde hangi çözümden bahsediyorsunuz.

Son zamanlarda Türkiye terör saldırıları ve yeni anayasa tartışmalarıyla ne kadar kendi iç siyasetine ve sorunlarına gömülse de Kıbrıs meselesine özel bir önem verilmelidir. Kıbrıs’ın jeostratejik, jeoekonomik, jeokültürel, jeopolitik önemi çok büyüktür. Onun için bu meselenin daha fazla konuşulmaya, tartışılmaya ve sahiplenilmeye ihtiyacı vardır.

Açık ve net bir şekilde görülüyor ki bunlar Kıbrıs’ı kendi istedikleri şekilde görene kadar bu sorunu devam ettireceklerdir. Türkiye bu meselede de kendi göbeğini kendisi kesmelidir. Gerekirse KKTC Türkiye’ye bağlanmalıdır.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum