• BIST 103.443
  • Altın 148,433
  • Dolar 3,5455
  • Euro 4,1774
  • Trabzon 25 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 26 °C

Aptallığı bırakın Hami’ye ve Usta’sına sahip çıkın!

Aptallığı bırakın Hami’ye ve Usta’sına sahip çıkın!
Yener Yanık'tan muhteşem bir yazı...

 Bi tosun aldım beşe, satamadım on beşe babından mahalli türkümüzdeki gibi de değil durum.

Bi tosun aldık on beşe satamadık beşe minvalinden.

 Ve sonuç:

Bi tosun aldık yirmi beşe, satamadık üçe beşe, heygidi arkadaşlar, kalmadı bizde neşe…  Anlayacağınız her şey fiyasko, gelinen dönemin adı da ÇÖKÜŞ DÖNEMİ…

 

Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır, diyor Einstein…

Trabzonspor yönetimlerinin yıllardır yaptıklarına bakarsanızEinstein’a göre aptallığın en büyük kanıtını fazlasıyla icra ettiğimizi siz de görürsünüz.

Sadece son beş yılda “ona yakın hoca, yüzden fazla futbolcu” geldi ve gitti.

 

Maddi anlamda iflasımız manevi iflası da getirdi. Umut adına bir umudumuz da kalmadı. Ondandır ki müflis eski defterleri karıştırır durur, modundayız.

 

Şu isimlerle tarih yolculuğuna çıkın ve  zihin defterinizi bir karıştırın bakalım:

Lange’ler, Campel’lar, Misse Misse’ler, “Yalanzinho diye başlıklar atılan Alanzinho’lar”, Maluda’lar, Zokoro’lar, Ndoye’ler, Mbia’lar…

Ve bu oyunculara trilyonlar akıtıp da hiç verim alamayan zihniyetlerin bizi getirdiği uçurumlar…

 

Muharrem USTA’nınteşhisiyle: İFLASLAR

 

Sunderman’la ve Groh’la başlayan yabancı hayranlığında otuz yıl geride kaldı ve sonuç:

UrbainBreams’den ve Şota’dan iyisi yok…

Biraz birazPaff, joker Cyizo, bayağı iyi bir Yatttara, tadı damağımızda kalan Simkowyak, Noelci numaracı Colman ve de eh işte dediğimiz Cordoza… Aklınızda başka iyi bir yabancı kaldıysa  onu da siz söyleyin.

 

Yeni nesil eski isimlerin çoğunu tanımaz bile…

“Altın niyetiyle alınıp bakır bile çıkmayan yüzlerce yabancı oyuncu ”ya verilen parayı bugünkü döviz kurundan güncellerseniz çimento fabrikasından başka fabrikası olmayan bu şehrin geleceğine nasıl ipotek koyulduğunu daha iyi anlarsınız.

 

Üstelik hemen hemen her yıl U 14’ünden U 19’una kadar her kategoride Türkiye şampiyonu olan, lisesi Dünya şampiyonu çıkaran bir şehrin geldiği bu durum, üniversitelerde tez konusu olacak kadar da araştırılmaya muhtaç trajik komik bir gerçek…

 

Maalesef kendimizden olanı her zaman ötekileştirdik. Üvey evlat muamelesini onlara layık gördük.

 

Beş yıl yıl önce Mustafa Reşit Akçay yapılanmasıyla, Fener’i Kadıköy’e, Cimbom’u Seyrantepe’ye gömen ve daha on gün önce de ligin kartalının tüylerini yolan 1461 Trabzon’un genç ve cevval uşaklarının sahipsizliği değersizliği buna örnek değil mi?

 

Allah aşkına şu otuz yılda milyonlarca meblağ verip de iliklerimize kadar bizi emen bu yabancıların Şota ve birkaç iyi adam dışında hangisi beğenmediğimiz oyuncularımız kadar top oynamış. Hangisi zihinde kırıntılar bırakmış.

 

Gama Hamdi diye lakap taktığımız, Başbakan Lemi diye alay ettiğimiz isimlerden hangi yabancı oyuncu daha iyi oynayıp belleğimizde  yer edinmiş.

 

Linç ettiğimiz Semavi’yi, Hüseyin’i, Zeki’yi, Caner’i, Yumlu’yu ve diğerlerini saymıyorum bile…

 

Biz hep aynı hataları tekerrür ederken “düşman derecesinde gördüğümüz rakibimiz, ana avrat dümdüz gittiğimiz ve hakkımızı gasbetip emeğimiz dediğimiz şampiyonluğumuzu gasbeden Fenerbahçe” neler yapmış.

Bizim gibi her şampiyonluğu kaçırışında on yıl geriye mi gitmiş yoksa her zaman ilk ikide mi olmuş…

Fener; ya gider en iyi yerlileri alır ya da en iyi yabancıları. Guiza haricinde yediği bir kazık yoktur Fener’in…

Bir Alex ile yıllarca şampiyon oldu. Zamanında Baliç’i uçuk fiyata Real’e verdi.

Çünkü Fener’i yönetenler her zaman akılcı davrandı.

Akıllarının yetmediği yerde de masada ve bürokraside ayak oyunlarını devreye soktu. Kusura bakmayın ama bu da bir akıldı.

 

Ali ŞEN’in 96 yılındaki itiraflarını hatırlayın bakalım, bu zat nasıl şehri gerdiğini, bürokrasiyi nasıl kullandığını, bizi nasıl psikolojik harp ile alt ettiğini çok defa anlatmıştır.

 

Geçmişe sövmek yerine geleceğe bakmak durumundayız. Olmuş ile ölmüşe çare bulunmadığını en iyi biz biliyorsak Einstein’a kulak vermemiz gerektiğini de artık öğrenmiş olmak durumundayız.

 

Şimdi değerli dostlar, şu bir gerçek ki takke düştü ve kel göründü. Pervasızca, fütursuzca, hesapsızca yapılan harcamaların kulübü getirdiği nokta bu…

 

 Herkes söylem ve eylemlerini bu gerçek noktasına göre değerlendirsin. Yani aptallığı bıraksın.

Nüfus oranına göre yerel basının ( onlarca gazete, internet sitesi, televizyon kanalı ) çok güçlü olduğu ve herkesin bu takımla yatıp kalktığı ve herkesin de bu anlamda donanıma sahip olduğu bir şehiriz. Kısacası çok zor bir şehiriz.

Daha şimdiden

“Başkan istifa etsin! Bu iş Hami’nin işi değil!Lucescu yalan, baloncu başkan!Bilmiyor muydun Bu Tabloyu Ustaaa!… Hekimoğlu Olsaydı Böyle Olmazdı!”tarzı vs homurtular…

 

Dostlar, Başkan olması gerektiği gibi yaptı. Kan kaybeden bir hastaya müdahale  misali,işe; ilk yardımla  başladı.

İlk yardımın ana kuralı 3 T’dir.Teşhis, Tedavi ve Taşıma…

Teşhis; büyük çöküş…

Tedavi: Bilinçli ekonomi ve kendi değerlerimiz…

Taşıma: Aynı hataları tekrarlamama... Yani Einstein’a göre aptallığı ilke edinmeme…

Bu saatten sonra herkes şu gerçekleri kabullenmeli. Bu iş sürekli olarak hoca sirkülasyonu işi değil; ya da aklı ve ruhu bu şehirde ve bu takımda olmayan adamları devasa paralarla bu şehre getirmek de değil…

27 yıl Manchester’daMenajerlik yapan Alex Ferguson gerçeği ortada. Şenol Güneş gibi bir değeri bir piri nasıl ellerimizle harcadığımız, ellerimizle ele verdiğimiz gerçeği de ortada…

 

Önce istikrar ve sonrasında akılcı bir yönetim ve yerli kaynaklar…

 Düşeceksek de Hami ile düşelim kümeye. Çıkacaksak da onlarla çıkalım düzlüğe.

 

Zokora’yaüç beş sene önce menajerlik parası 1 milyon avro veren kulüp, şimdi tasarruf adına kulüpte asgari ücretle çalışanı işten çıkarmaya gidiyorsa bu iflas ettik diyememenin öbür adıdır.

Hâlbuki Emre Belezoğlu’nunhayalarına tekme atmaktan başka akılda tek bir olumlu hareketi olmayan ve toplam maliyeti 35 milyonu bulan Zokora’ya verilen parayı ülke ve Avrupa çapında çok genç ve gelecek vaat eden oyuncuları bulmaya ayırsaydık şimdi bambaşka noktadaydık.

 

Zararın neresinden dönülse kardır şiarıyla, 3T teşhisini bile koymak bir başarıdır.

 

Almanya’yı Almanya; Güney Kore’yi Güney Kore; Japonya’yı Japonya yapan ikinci dünya savaşından enkaz olarak çıkışlarıdır.

 

Bu şehir;“alt yapısıyla, zeki ve donanımlı insan kaynağıyla”akılcı kararlar paydasında birleştiğinde takım  düştüğü yerden kalkacaktır.

 

Akıl, sabır ve birlik beraberlik bu işin olmazsa olmazıdır.

 

Bu saatten sonra da Hami tartışılmamalıdır. Eğer Hacıosmanoğlu, iki yıl önce Boşnak Vahid’le kamikaze yapmasaydı ( hatırlayın, on beş oyuncu transfer edildikten sonra, Vahid, bunlarla olmaz deyince  on günde on oyuncu daha transfer ettiğimiz dönemi )  uşak beşikle ligi dördüncü bitiren Hami ile devam edip üç beş iyi transfer yapabilseydi en azından şimdikinden çok çok daha iyi bir durumda olabilirdik.

 

Barcelona’yı, Real Madrid’i şimdi efsane oyuncuları çalıştırıyorsa bu takımın en büyük efsanelerinden biri de Hami’dir.

 

Ezcümle…  Einstein’ ın tezine uyun,  APTALLIĞI BIRAKIN HAMİ’YE ve USTA’ SINA SAHİP ÇIKIN

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Trabzonspor denge ve kuvvet çalışması yaptı26 Eylül 2017 Salı 13:58
  • 21 yıl önce gitti, sevdasını da peşine götürdü26 Eylül 2017 Salı 13:51
  • Fatih Altaylı'dan zehir zemberek Yanal yorumu!26 Eylül 2017 Salı 11:47
  • Kaderleri belli oluyor!26 Eylül 2017 Salı 10:30
  • Görünce dayanamıyor!26 Eylül 2017 Salı 10:26
  • 6.6 milyon TL uçup gitti26 Eylül 2017 Salı 09:16
  • Burak Yılmaz bu yüzden üzgün!26 Eylül 2017 Salı 09:00
  • Yeni revizyon kapıda!26 Eylül 2017 Salı 08:49
  • Alarm zilleri çalıyor!26 Eylül 2017 Salı 08:44
  • Böyle gitmez!26 Eylül 2017 Salı 08:35
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.