Ergün 'Teknoloji için evlilik şart'

Kabinenin "sakin gücü" Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün, "Üniversite ile sanayi evlenmezse 'teknoloji' diye bir çocuğunuz olmaz" dedi.

Ergün 'Teknoloji için evlilik şart'

Ergün, bu evliliğin gerçekleşmesi için 3 alanı üzerine alarak çöpçatanlık yapmaktan mutlu olduğunu söyledi.

Onu birçok kez toplantılarda izledim. Sakin, kararlı ve ne istediğini bilen bunu da iyi ifade eden, siyasetçi olsa da sanki "aramızdan birisi gibi" samimi, doğal bir insan görüntüsü çiziyordu.

Kendisiyle özel görüştüğümüzde başka bir yanını keşfettim. Siyasetçi kimliğini, tanıdığım klasik politikacıların aksine topluma "Ben" merkezli değil, "Biz" söylemini güçlendirerek kullanmayı tercih ettiğini fark ettiriyordu. Hükümetin "Sakin Güç"lerinden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'le konuşurken, "Bütün politikacılar keşke böyle olsa, ülkede de Meclis'te de hiç kavga çıkmazdı" duygusunu hissettirdi.

Bir koltukta üç karpuz

* Nihat Bey, bilim, sanayi ve teknolojiden sorumlu bakansınız. Aynı anda bu üç alana bakmak size zor gelmiyor mu?

Zor gelmiyor. Bunların zaten bir arada olması lazım. Sanayi ve Ticaret Bakanlığım döneminde bu konuları konuşmaya başladık. Bu dönemde de uyguladık. Tabii ticaret işin başka bir bölümü. Biraz farklı bir dünya.

* Bakanlığınızda "sanayi" işin merkezinde görünüyor. Neden bu alanı merkeze aldınız?

Bizim gibi ülkelerin sanayiyi ihmal ederek bir yere varması mümkün değildir. Sanayi, işin omurgasıdır. Eğer sanayiniz yoksa gücünüz de yoktur. Çünkü onu kaybettiğiniz zaman üretme gücünüzü de kaybediyorsunuz. Üretme kabiliyetinizi kaybettiniz mi inovasyon ve Ar-Ge kabiliyetinizi de kaybediyorsunuz.

Birlikte çalışacaklar

* Bugüne kadar bilimi ve teknolojiyi sanayi ile yeterince buluşturamadık. Bundan sonra başarabilir miyiz?

Demek ki, bizim bilimsel araştırma dediğimiz hadiseyi, sanayi ile buluşturup bir teknoloji doğmasına imkan vermemiz lazım. Eğer bilimle sanayiyi, üniversiteyle sanayiyi evlendirmezseniz, "teknoloji" diye de bir çocuğunuz olmaz. Yani, "teknoloji" diye bir çocuğunuzun olmasını istiyorsanız katma değerli ürünlerin ortaya çıkmasını istiyorsanız, sanayi ile üniversite mutlaka evlenecek. Bunlar birbiriyle çok olacaklar ve birlikte çalışacaklar ve teknolojik ürün üretecekler. İşte onun için bilim, teknoloji ve sanayi diye bir "kurgu" oluşturduk ve bunu bakanlığın adı yaptık. Şimdi bunları birbiriyle entegre edecek altyapılar oluşturuyoruz.

Rektörle işadamı yan yana

Çöpçatanlık mı yapıyorsunuz?

Öyle sayılır. Üniversite-sanayi işbirliği alanında bölgesel toplantılara başladık. Her bölgedeki kalkınma ajanslarını da alarak üniversitelerdeki rektörlerle, sanayi odalarındaki önemli sanayicilerle bizim bakanlığın yetkililerini bir araya getiriyoruz. O bölgedeki üniversiteleri ve sanayi birlikte geliştirecek mekanizmaları nasıl harekete geçireceğimizi konuşuyoruz.

Beyin göçümüz beyin gücümüz oldu

* Sizce, bilim insanı, iş insanı ve üniversite öğrencileri nereye geldiler? İleri teknolojik ürünler için umutlu musunuz?

Hem de son derece umutluyuz. Şöyle ki, genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Üniversitelerde çok iyi eğitim görmüş insanlarımız var, hem yurtiçinde hem de yurt dışında. Geçmişte yurtdışına kaçırdığımız bu insanlarımızı "beyin göçü" olarak düşünüyorduk. Şimdi, iletişim o kadar güçlendi ki, bu göç etmiş insanlar "göç" olmaktan çıktılar artık "güç" oldular. Yeter ki, onlarla doğru temas kuralım.

Terörde ölenlerden belki de mucitler çıkacaktı

* Hala hukuk alanında sorunlarımız var. Sizce, anlattığınız konularda hukuk sistemi oturmadan başarılı olabilir miyiz?

Bir ülke, iyi bir hukuk devleti olmadan iyi bir demokrasiye sahip olmadan inovasyonda da toplumsal zenginlik meydana getirmekte de kalkınmada da başarı sağlayamaz. Biz eğer, demokrasiyi insan haklarını, özgürlükleri genişletip yerleştiremezsek varacağımız bir yer yoktur. Hukuki baskılar, siyasi baskılar vs. insanın üzerinden kaldırmamız lazım.

* Mesela, terör de bir prangadır değil mi?

Ne kadar çok gencimizi heder ettik. Kimisi güvenlik gücü olarak ölüyor, kimisi terörist olarak ölüyor. Bunların içinde kim bilir ne potansiyeller vardı. Askerden geldikten sonra ne işler yapacaklardı. Kimisi de terörist olacağına okusaydı, üniversiteyi bitirseydi belki de en büyük mucitlerden birisi olacaktı. Onun için ayağımızda pranga tabii ki.

AB, bizi alsa bile referanduma gidebiliriz

* AB için bir "son karar" günü için bir tarih düşünüyor musunuz. O zaman ne diyeceğiz?

Her şey tamamlansa, bütün başlıklar açılıp kapansa bile bir siyasi karar günü gelecek. O siyasi karar gününde belki diyeceğiz ki, "Biz her şeyi yaptık ama girmek istemiyoruz." Bunu söyleyebiliriz.

* Bizi alsalar bile bu karar için referanduma gider miyiz?

Gidebiliriz de. Veya AB ülkeleri de kararı referanduma götürebilir. Mesela, Fransa, bunu söyledi. Yine de AB'ye üye olacağız ama son kertede "Türkiye'nin AB'ye katılımını siyasi olarak göğüsleyecek durumda değiliz, kusura bakmayın" diyebilirler. Ne yapacağız, kıyamet kopmaz ki, bunu biz de diyebiliriz.

Barış süreci 10 sene de sürse konuşmaya devam edelim

* Barış sürecinin başarıya ulaşma şansı yüzde olarak bakarsak hangi oranda var?

Başarı şansı var ve de yüksek. Artık herkesin bu gerçeği görmesi lazım. Silahla, terörle varılacak yer yoktur. Ne istiyorsunuz, onu silahsız bir şekilde söylemek imkanına sahipsiniz. Söyleyin, konuşalım. Demokraside her türlü aykırı şey de konuşulabilir.

* Onlarca sene de sürse konuşmaya devam mı edelim?

10 sene de olsa konuşalım. 10 sene konuşmak, 10 sene çatışmaktan daha iyi değil mi?

Pilot olmak istiyordum siyasete girdim

* Sizin bugüne kadar keşif, icat gibi konularda bizim bilmediğimiz ilginç bir durumunuz oldu mu?

Daha küçük yaşlarda pilot olmayı düşünüyordum. Olmadı, teknik liseye gittim. Orada "model uçaklar" konusunda üç arkadaşla çalışmaya başladık. Onların çizimleri, döküm parçaları yapımına dair çalışmalar yapıyorduk. O üç arkadaş, daha sonra pilot oldu. Birisi sivil havacılıkta, birisi TSK'da şu anda. Diğeri de Türk Hava Kurumu üzerinde işini seçti. Biz ise siyasete merak sardık.

* Onlar pilot olunca "Ben neden olmadım" diye üzülmediniz mi?

Üzülmedim çünkü lisedeyken siyasetle ilgilenmeye başladım. Ekonomi-politik benim daha çok ilgimi çekti. Normalde, makine teknikerlik filan okuyunca makine mühendis olmak daha uygundu. Fakat, ekonomi - politik daha çok ilgimi çekince son sınıftan itibaren o alana gittim. Dolayısıyla mühendis olmak isterken o da olmadı, ekonomi ve siyaset alanında ilerledim. Şimdi birçok mühendise, araştırmacıya destek veren bir bakanlığın yürütülmesinde olmak beni mutlu ediyor.

Siyasetin başka alanlarında çalaşabilirim

* Siyasette gitmek istediğiniz ulaşmak istediğiniz nokta hangisidir?

Siyasetin birçok alanı var. Parlamenter düzeydeki siyasetimiz bu dönemin sonunda bitecek.

* Belediye Başkan adayı olmayı düşünüyor musunuz?

Ben, 5.5 yıl Kocaeli'nde Derince'de belediye başkanlığı da yapmıştım. Dolayısıyla herhangi bir şekilde yerel yönetimlerde görev almayı düşünmüyorum. Parlamentodaki görevim sona erecek ama siyaset sadece seçimle gelinen görevlerden ibaret değil. Siz de isterseniz siyaset yapabilirsiniz. Öyle güzel köşe yazıları yazarsınız ki, siyasete de yön verebilirsiniz. Bir sivil toplum örgütünde çalışırsınız, orada bir siyasi alan oluşturursunuz. Yani siyasetin bütün aktörleri ekranlarda değildir.

Dört kızım var, dördü de farklı kariyerler yaptı

* Siz çok şanslı bir babasınız ki 4 kızınız var. Bir de eşiniz ediyor 5 kadın. Hep evinizin kralısınız. Gerçekten böyle mi?

Kızlarımla aramız iyidir. Onlar artık büyüdüler. İkisi evli, en küçüğü de 19 yaşında. En büyük kızım doktora yapıyor ekonomi alanında. Lisansı Kimya Mühendisliği. İkinci kızım da evli ve endüstri mühendisi. Sağlık alanında master yaptı o alanda özel bir firmada çalışıyor. 3 numara Tıp Fakültesinde öğrenci, doktor olacak. 4 numara da hukuk fakültesinde öğrenci.

* Her alanda bir kızınız var. Takım tamam gibi. Peki eşiniz ne iş yapıyordu?

Eşim ev hanımı. Onun sayesinde işlerimizi yürütüyoruz.

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.