• BIST 105.546
  • Altın 162,906
  • Dolar 3,9213
  • Euro 4,6451
  • Trabzon 6 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • Eto’o’dan Trabzonspor’a flaş transfer önerisi!
  • Çalımbay onları düşünmüyor onların yerine takviye istiyor!
  • Konyaspor iki futbolcu için Trabzon'un kapısını çaldı!
  • Eto’o’dan Trabzonspor’a flaş transfer önerisi!
  • Çalımbay onları düşünmüyor onların yerine takviye istiyor!
  • Konyaspor iki futbolcu için Trabzon'un kapısını çaldı!

Bir Yusuf Masalı…

Yener Yanık

Hani bazı maçlar vardır… Her şeyi unutturacak türden olur ya…

İşte bu maç da o türdendi…

Cinconlar ilk yenilgisini bizden aldı…

 

“Trabzon yedekleri” sayılan Akhisar’dan yarım düzine gol yiyen, bu yönüyle de ligin en çok gol yiyen takımı olan Trabzonspor,  bu maç öncesi aynı şeyleri tekrar bize yaşatır mı diye çok tedirgin olmuştuk.

Derler ya derbinin havası başka olur…

Büyük takım, büyük maçlarda belli olur…

Fener- Başakşehir- Beşiktaş maçlarında galibiyeti kaçırıp, her üç maçı da 2-2’lik skorla bitiren ama sıradan takımlardan yarım düzine dahi gol yiyen bir takımın aslan avcısı olması ve namağlup lig liderini yenmesi bize has bir şey olsa gerek…

Tabi, teknik patron faktörünü de göz ardı etmemek gerekir bütün bunları değerlendirirken.

 

Size garip gelebilir ama bu maç bugün kazanılmışsa “SOSA-KUCKA-BURAK” yok diye kazanılmıştır. Orta sahada Özellikle Sosa’nın olmayışı Yusuf’u tekrar sahneye çıkardı.

Sakat ve cezalı olmadıklarını düşündüğümüzde: ileride rakibe hiç basmayan bir Burak, orta sahada hiç koşmayan bir Sosa ve zaman zaman parlayan bir Kucka ile yani klasik Ersun takımıyla ya da anlayışıyla maça çıksaydık durum emin olun ki çok farklı olurdu.

Haftalardır yazıyorum, Sosa- Kucka geldi, Yusuf gölgelendi.

Duran tüm topları dağa taşa kullanan, koşmayan, mücadele etmeyen bir Sosa, Yusuf’u da adeta öldürüyordu.

Asist kralı dediğimiz Yusuf, Kucka ve Sosa ikilisi geldiğinden beridir gölge bir adam oldu. Atılan ilk golden önce kazanılan serbest vuruşu mükemmel ortalaması bile bunun bir teyididir. Yoksa Sosa o topu ve o topları Yusuf’a bırakmayacaktı…

Yusuf’la beraber maçın en iyi diğer bir ismi ise Önazi’ydi.

Muhteşemdi, Galatasaray’ı orta sahada bitiren adamdı. Bütün kritik hamleleri yapan adamdı.

Düşünsenize, Önazi’nin yerine Sosa’nın oynadığını…

Orta saha üstünlüğü direkt olarak rakipteydi ve en etkili oyuncunuz Yusuf ise etkisizdi.

Rıza Hoca’yı bu tercihinden dolayı kutluyorum. İsme değil de hak edene forma vermesi takdire şayan…

Diğer bir husus ise N’Doye faktörü… Burak’ın sakatlığı, Rodeyaga’nın cezalı oluşu forvet konusunda bir eksiklik gibi gözüküyordu maçtan önce…

Birkaç cümle yeri gelmişken Burak için söylemek lazım…

Burak, o kadar yorgun ve bitkindi ki, neredeyse forvetsiz oynuyorduk. Evet, belki gol atıyordu  ama, takımı ileriye taşıyamıyordu. Koşamıyordu, mücadele edemiyordu ve ileri atılan her top duvara çarpıp geri dönüyordu.

Savunma hücumda başlar, sözü bugün N’doye ile teyit edildi.

N’Doye  bu maçta  bu işi çok iyi başardı. Tek başına Galatasaray defansıyla mücadele edip, Yusuf’a alan açtı.

 Yusuf’un attığı golde defansı üstüne çekmesi, ikili mücadelelerde ayakta kalması, golcü kimliği çok iyi olmasa da bu özellikleri yetti de arttı bile…

Gelelim asıl faktöre…

Rıza Hoca, Galatasaray’ı çok iyi çözmüş. Orta sahayı kalabalık tutarak, korkulu rüyamız Durica’ya ve dolayısıyla defansa pek iş bırakmadı.

Bero- Okay- Önazi- Olcay- Yusuf beşlisi Galatasaray orta sahasını bitirdi. Rakibe top yaptırmadı ve her topu aldı.

Ne kanatlardan ne de göbekten GS etkili oldu.

Ligin en çok atan, en çok gol pozisyonuna giren ve en iyi hücum organizasyonları yapan bir takıma karşı neredeyse pozisyon vermedi bu beşli.

Dolayısıyla da en yumuşak karnımız olan defansa pek iş düşmedi.

 Olcay kart görünce, Yusuf’u sağ bölgeye çekti ve neticesinde de Yusuf golü buradan buldu.

Bu beşli içinde en etkisiz isim Bero idi ve onu da tam zamanında alarak Abdulkadir’i oyuna soktu.

Yani saç baş yolduran ve adaletsiz forma dağıtan bir Ersun yerine, ne yaptığını bilen bir hoca gerçeğinin takıma neler kazandırdığını en azından bu maç özelinde görmüş olduk. İnşallah ileriki maçlarda akıl tutulması yaşayıp, bariz hatalar yapmaz.

Çok kötü giden bir takımın, altın vuruş yaparak maçı alması gerçekten bize her şeyi unutturdu.

Maçın yıldızı ise Yusuf’tu…

Yusuf ve Abdulkadir ve alttan gelecek birkaç ismin bu takımın geleceği olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Eğer bir şampiyonluk yaşanılacaksa bu isimler takımın iskeletidir.

Yusuf ve Abdulkadir’i çok iyi paralara satmayı düşünen Başkan, lütfen demeçlerine dikkat et.

Zamanında Gökdeniz ve Fatih’i çok iyi paralara sattınız da ne oldu. Yerini doldurmak için aldıklarınız adamlara dünyaları ödediniz.

Üç lira kazanayım derken otuz üç liralar ödeyerek kulübü iflas noktasına getirdiniz.

34 yıldır şampiyon olamayan ve şampiyon olmak için her yıl milyonlarca dolar para harcayan bir takım eğer ki en iyi iki öz evladını satmayı kafasına koymuşsa bu takıma her şey müstahaktır.

Yusuf’un;

Attığı golden sonra formadaki TS amblemini öpmesinin hazzına, gururuna layık olacak bir para daha icat edilmemiştir.

Onun için tekrar söylüyorum… 33 yaşındaki şampuan reklamına çıkar gibi top oynayan, karısı nazlı  adamlara milyonlarca avro verip Yusufları satmak bu takıma ihanettir…

Çünkü Yusuflar, bu takımın teminatıdır, sigortasıdır ve geleceğidir.

Ezcümle… BİR YUSUF MASALI…

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.