banner238
banner264

BİZ BÜYÜDÜK KİRLENDİ DÜNYA…


25 Temmuz 2011, 16:35

Anadolu’nun bir ilinde polis kayıtlarına geçmiş bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum sizlerle.

   Hırsızın biri evin çatısına çıkıp anten kablosunu kesmiş.

   Evin reisi tam TV’ye dalmışken, yayın kesilince televizyonunu biraz kurcalamış.

   “ Bozuldu herhalde” diyerek gidip yatmış.

  Ertesi gün adam işe gittikten sonra hırsız da adamın evine gider. Kapıyı açan evin hanımına:

  “ Yenge, beni abi gönderdi. Televizyon bozukmuş, “ al da gel” dedi.

  Saf kadıncağız televizyonu hırsıza verir.

  Adam akşam eve gelip televizyonu göremeyince deliye döner.

   İki gün sonra karı koca balkonda muhabbet ederlerken, hırsız ıslık çala çala, apartmana bakarak oradan geçer.

   Kadın hırsızı anında tanır, “ Bak bey televizyonu alan adam bu” der.

   Adam bunu duyunca, pijamalarıyla hırsızın peşine düşer.

   Beş dakika sonra hırsızın arkadaşı adamın evine gelir:

   “ Yenge ben polisim, abi hırsızı yakaladı, şimdi karakoldalar. Pantolonuyla, cüzdanını istiyor” der.

     Saf kadıncağız cüzdanı hırsıza verir.  

     Adam hırsızı bir müddet kovaladıktan sonra kan ter içinde eve döner, kadınla hırsızın arkadaşının arasında geçenleri duyunca hepten çıldırır. ( Sonrasının ne olduğunu siz tahmin edin)

    *

     Yalıköy ( Vakfıkebir ) Belediye binasının olduğu yer seneler evvel ilkokuldu. Okulun arkasında bir kaç aşana büyüklüğünde koca bir saha vardı. Aramızda para toplayıp, bakkaldan satın aldığımız plastik topla, kimseden izin almadan, ‘vur patlasın-çal oynasın’ diyerek, yağmurdan yosun bağlayan kara taşlarla kale yaptığımız bahçede başlardık çift kaleye. Zira köyün ileri gelenlerinden izin almak mümkün değildi. Neymiş efendim, okulun kiremitleri kırılıyormuş.

     *

      Amerika’dan getirilen süttozunun okul önlerinde kurulan derin kazanlarda kaynatılıp öğrencilere zorla içirtildiği yıllar, ‘Aga Hasan’ın külüstür kırmızı minibüsüyle öteye-beriye gittiğimiz için okulun arka bahçesi aklımıza gelmemeye başlamıştı.

       Ayrıca Küçükdere ve Kale Köyünün sahili Vakfıkebir ekmeğinin piştiği ısıya yaklaşınca, deniz kenarının zibilini, gazelini, taşını temizleyip, komşu köylümüz olan (Çavuşlu Köyü) rahmetli Avni Aker’in adını taşıyan stat gibi yapardık.

      *

       Kalecimiz bir ayağı sakat olan ‘Topal Süleyman’dı’. İyi kaleciydi, anlayacağınız kelebek gibiydi. Sağlam ayağıyla öyle dekaj yapardı ki, bazen ayağından çıkan lastiklerden biri freni patlayan kamyon gibi sağa-sola ve o derece hızlı giderdi.

      *

        Trabzonspor ikinci lig’de oynadığı yıllar, deniz kenarında, minicik ellerimizle, sapı yarıya kırık, ağzı yamuk yumuk eski bir kürekle boyumuz derinliğinde kazdığımız kuyuların üzerini çimento kâğıtları ve ince gazel parçalarıyla örtüp, içine bir arkadaşımızı düşürmek için her türlü dalavereyi denerdik.  

      *

       Arada bir karabatak taşlayarak, caplika denizinde ince bir tahta parçasıyla viya yaparak geçerdi günlerimiz. Açlığımızı ya birkaç ekşi erikle, ya da kuru ekmekle geçiştirirdik.

        Fındık toplama zamanlarındaki akşamlar, sayvanlarda şarkılı, türkülü geçen gecelerimiz bir başka olurdu.  Arkadaşlarımızdan birinin babası, tuğla büyüklüğünde bir teyp getirmişti Almanya’dan. Koyardık kemençe kasetini, sonra da dinlerdik çevre köylerden tüfekle fişek patlatanların sesini… Çok güzel günlerdi be…

       *

       Bugün içimden böyle bir yazı yazmak geldi. Süt veren memeye benzeyen, çekilen ele göre hareket eden insanların yaşadığı düttürü dünya bu derece değişmişken, kirlenmişken, ben, bendeki değişimin; ancak bu şekil yazılar yazmakla olabileceğini anlatmak istedim.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ceyda - 6 yıl önce
insanı alıp götüren bir yazı . büyüdükçe kirleniyoruz malesef ana sütü gibi ak kalamıyoruz çünkü kirlilik cazip geliyor , yitirilen değerler acaba neredeler ?
Avatar
Engin Demirci - 6 yıl önce
Hem burada hem de Karadeniz gazetesindeki köse yazılarınızı büyük bir keyifle okuyoruz Aksal bey.
Avatar
Yunus Gülen - 5 yıl önce
Tebrikler Aksal abi.Çok güzel yazılar yazıyorsun.Sürekli takipçin olduk haberin ola.. :)
istanbul escort
ankara escort porno dikmen escort