banner238
banner264

BİZİM KÖYLÜ HASAN ALİ


01 Haziran 2011, 23:32

Vakfıkebir Ömer Nakkaş Ticaret Lisesi’nde öğrenci iken, Trabzon’da amatör takımda oynadığım yıllar, antrenmana gidemediğim günler, idman eksiğimi gidermek için, bazen deniz kenarında, bazen dağda-bayırda koşarken, ona sıkça rastlardım…
O, Yalıköy beldesinin Küçükdere köyünde, kendi halinde yaşayan, elli yaşlarında, yarım akıllı, ağzında sağlam birkaç dişi, elbisesi çok dikişli, kafasında birkaç tutam saçı kalmış gariban biriydi.

Hasan Ali, Yalıköy’de üç-beş kişinin sığabileceği büyüklükte çatısı teneke kaplı, kapısı ahşap kaplı bir barakanın içerisinde ayakkabı tamir ederdi. Ona, “ Sen ne iş yaparsın ?”  diye soranlara, “ Deliğe göre yama yapıyorum” lafını anında yapıştırırdı. 
Hünerli ellerinden geçen ayakkabılar yenisinden sağlam olurdu. Kazandığı parayı, “ Allah bereket versin” dedikten sonra, bir sağdan-bir soldan yanaklarına sürer, sonra da büzüştürerek sarı mendilinin içerisine sokuştururdu. Gemici düğümü atılan mendil, ancak eve gidilince çözülür, büzülen gıcır paralar bu defa özenle katlanılarak evin gizli bölümünde saklanırdı. Ki, o paralar tedavülden kalkana
kadar gün yüzü görmezdi.

        Hasan Ali, fındık toplama zamanları önüne gelen bahçeye dalar, başak ederdi. Anlayacağınız; Hasan Ali’nin pasaportu her yerde geçerdi.
Yalıköy’de inen her yolcu onunla karşılaşıyor, “ Hoş geldiniz” cümlesini yalan-dolan bilmeyen dilinden, sağlam kalan bir çift dişinin arasından ilk ondan duyardı.
Şoförlere, trafik polisi gibi, “ Hızlı gitmeyin!” uyarısını yaparken, işaret parmağı havada iki ileri-bir geri giderdi…
Kafasındaki yün şapkayı balıkçılar vermişti. O dönem, limanı olmayan Yalıköy’de kayıkçıların dalgalı havada işi pek zordu. Dalgalar IMF gibiydi, takıldı mı, kayığın peşini bırakmıyordu. Bazen, saçı olmayan kafasındaki fesi çıkarıp, takanın içinde can derdinde olanlara, dalganın durumuna göre kıyıya gelip gelmemelerini işaret ederdi.
Kısacası Hasan Ali, köyümüzün, beldemizin maskotuydu. Yöremizin neşe kaynağıydı. O bizlere, bizler de ona alışmıştık. Adeta hayatımızın bir parçasıydı…

Hasan Ali, 24 sene önce avucunun içersinde büzüştürdüğü sarı mendili ve ceketinin cebinde bir avuç fındıkla yoldan karşıya geçerken, bir trafik magandasının kurbanı olup Yalıköylüleri ve Küçükderelileri öksüz bıraktı.
Bugün, Hasan Ali’nin hayatını sona erdiren karayolunun yerine otoban, balıkçıların kıyıya selametle gelmeleri için liman yapıldı. Yalıköylülere Hasan Ali’den, bir akrabasının dükkânında büyükçe bir fotoğrafı ve “ Deliğe göre yama yaparım” sözü kaldı yadigâr.
Zaman zaman gittiğim Yalıköy’de, Hasan Ali’nin resmine bakıp, “ Kulüplerde yöneticilik yapanlar, kulüplerin parasını har vurup harman savuracaklarına, ihtiyaç duyulan mevkilere takviye yaparak başarıyı yakalasalar, başka deyişle, Hasan Ali’nin deyimiyle
‘ Deliğe göre yama’ yapsalar; takımlarımız başarısızlığa, kulüplerimiz borç batağına saplanmazsa,  daha iyi olmaz mı?” diye iç çekmiyor değilim!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
istanbul escort
ankara escort porno dikmen escort