• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 24 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 14 °C

Bu işaret tümör habercisi!

Bu işaret tümör habercisi!
Dikkat! Uzmanlar uyarıyor!

Bazı durunlarda sinsi ilerleyen hastalıklardan biri de tümör... Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, yaşamı tehdit eden o hastalık hakkında açıklamalarda bulundu.

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, insan vücudundaki yaşamsal hormonların seviyesini ayarlayan hipofiz bezinin büyümesiyle oluşan tümörlerin, birçok sağlık sorununun başlangıç noktasını oluşturduğunu söyledi. Göçmez, ''Görme kaybı, hipofiz bezi tümörünün habercisi olabilir'' dedi.

Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, hipofiz bezinin hemen üzerinde bulunan tümör, göz sinirlerine baskı yaptığında cerrahi müdahalenin kaçınılmaz hale geldiğini belirtti. Bu tümörün varlığının önemli bir belirtisi ise hastanın, ‘at gözlüğü ile bakıyormuş' gibi bir hisse kapılması ve görme kaybıyla yüz yüze gelmesi olduğunu kaydeden Göçmez, ''Hipofiz bezi, beynin ortasında bulunan, bir nohut tanesi büyüklüğünde ve ağırlığı yaklaşık 0,5 gram olan vücudun bütün hormonlarını kontrol eden bir merkezdir. Tiroit ve kortizon, kadınlarda süt hormonu, büyüme hormonu, testosteron, östrojenik salgı bezleri gibi hormonların seviyelerinin ayarlanmasında önemli bir rolü olan hipofiz bezi, ayrıca vücudun sıvı dengesini oluşturan antidiüretik hormonu da salgılıyor'' ifadelerini kullandı.

Hipofiz bezindeki hücrelerin normalin dışında büyümesinin 'adenom' olarak adlandırıldığını vurgulayan Doç. Dr. Göçmez, şunları söyledi:

''Adenomların nerdeyse yüzde 50'si fazla hormon salgılayan geri kalanı hormon salgılamayan tümörlerdir. Hormon salgılamayan grupta yer alan adenomlar, göz sinirlerine baskı yapabilir. Çünkü göz sinirleri hipofiz bezinin hemen üzerinde yer alır. Bu baskı sonrası; baş ağrısı ve belirgin görme bozukluğu oluşur. Hipofiz bezindeki tümör nedeniyle hasta sanki at gözlüğü ile bakıyormuş gibi bir hisse kapılır. Görüş azalır, bir süre sonra kişi sağ ve sol tarafını göremez hale gelir. Bazı hastalar bu durumu uzun bir süre geçtikten sonra fark etmektedir.''

Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, hormon salgılayan adenomlar söz konusu olduğunda daha farklı belirtiler ortaya çıktığını da belirtti. Göçmez, ''Örneğin büyüme hormonu salgılayan bir adenom gelişmişse, büyüme çağındaki çocukların boyları aşırı uzar. Erişkin hastalarda ise beyin hariç iç organlar büyür. Eller ve ayaklarda, çenede ve burunda da büyüme yani akromegali oluşur. Bu hastalar şeker hastası olmaya adaydır. Bu tip hastaların büyük bir bölümünü ise aşırı kalp büyümesi nedeniyle yaşamını kaybetmektedir'' dedi.

CUSHING HASTALIĞI DA AŞIRI HORMONLARA BAĞLI

Adenomlarda bir başka klinik tablonun ise vücuttaki kortizon seviyesinin artmasıyla ortaya çıkan Cushing hastalığı olduğunu bildiren Göçmez, ''Bu hastalığın nedeni, hipofiz bezinin böbreküstü bezini uyaran adrenokortikotrop hormonunu (ACTH) fazla üretmesidir. Cushing hastalığının en önemli belirtileri omuz başların yağlanma (bufalo tipi), vücutta oluşan mor renkli çizgiler, vücudun değişik yerlerindeki sivilcelerin artması ve aşırı şişmanlamadır. Bu hastalıkta kemik erimesi ise önemli bir sonuçtur'' diye konuştu.

KADINLARDA KISIRLIK, ERKEKLERDE İKTİDARSIZLIK OLABİLİR

Doç. Dr. Göçmez, kadınlarda prolaktin salgılanması durumunda ise göğüste hassasiyet ve süt gelmesi görüldüğünü, ilerleyen dönemde kadınlarda kısırlık, erkeklerde ise iktidarsızlık, sakal ve bıyıklarda dökülme gibi bulgular ortaya çıktığını da kaydetti. Bu tür tümörlerin tedavisinde öncelikli olarak medikal tedavi uygulandığını ifade eden Göçmez, ''Ancak akromegali durumunda herhangi bir salgı yapmayan ve göz sinirlerine baskı yapan bir tümör söz konusu ise cerrahi müdahale kaçınılmazdır. Eskiden mikroskobik yapılan cerrahi müdahalelerin yerini minimal invaziv olarak adlandırılan endoskopik yöntem almıştır. Endoskopik yöntemlerle, ince bir boru içine yerleştirilmiş kamera sayesinde burundan girilerek en iyi görüntü elde edilmektedir. Tümörlü alanı görebilmek için kafatasında oluşturulan büyük kesilerin yerini alan minimal invaziv cerrahiler sayesinde doku tahribatı azalmış, hastaların iyileşme ve normal yaşama dönüş süreleri kısalmıştır'' dedi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Türkiye’de yaklaşık 25 bin kişi organ nakli bekliyor20 Temmuz 2017 Perşembe 11:37
  • Oyuncu Ümit Erdim ölümden döndü17 Temmuz 2017 Pazartesi 16:41
  • 3 yaşındaki hastanın böbreği yeniden şekillendirildi17 Temmuz 2017 Pazartesi 16:23
  • 5 Adımda Kalp Sağlığınızı Koruyun!17 Temmuz 2017 Pazartesi 15:55
  • Minik Alya’yı yaşatalım!16 Temmuz 2017 Pazar 10:38
  • Plastik şişelerle ilgili korkutan uyarı14 Temmuz 2017 Cuma 15:22
  • Ünlü oyuncunun acı günü13 Temmuz 2017 Perşembe 15:33
  • Uykusuzluğunuza Derman Olacak 5 Besin…13 Temmuz 2017 Perşembe 12:09
  • Demet Akalın'dan Nur Yerlitaş’a ziyaret12 Temmuz 2017 Çarşamba 14:34
  • Duruş şeklimiz hayatımızı nasıl etkiler?11 Temmuz 2017 Salı 18:02
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.