• BIST 105.268
  • Altın 163,231
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Trabzon 12 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C
  • Çalımbay onları düşünmüyor onların yerine takviye istiyor!
  • Konyaspor iki futbolcu için Trabzon'un kapısını çaldı!
  • Çalımbay'ın isteğine  çözüm aranıyor...
  • Çalımbay onları düşünmüyor onların yerine takviye istiyor!
  • Konyaspor iki futbolcu için Trabzon'un kapısını çaldı!
  • Çalımbay'ın isteğine  çözüm aranıyor...

Bundan 101 sene önce…

Bundan 101 sene önce…
Yener Yanık yazdı...

Belki de Boztepe’den şehre bakan bu evde… Dedik ya bundan tam 101 sene önce…

 

Bu ev; birbirlerine delice âşık olan ve bu aşkla evlenen Mehmet ve Ayşe’nin hikâyesinin ruhudur, kokusudur, işte böyle bir hikâye…

 

Belki de bu şehre bu eve sinen ve bundan 101 sene öncesinde tüllenen bir aşkın acısıdır, gözyaşıdır, hüzünlü birhikâyesidir, bunu diyelim “Bismillah” demeden önce…

 

Hikâyeye Bismillah ile başlayalım,  Mehmet ve Ayşe’nin yaşanmış hikâyesini bu satırlarda yaşayalım…

 

Melali anlamayan bu nesle aşina olmayan bir şairin ruhuna nakşedelim ve iki aşk arasında kalan Mehmet’in vatan aşkına gıpta edip, ruhuna Fatiha bahşedelim…

 

 

Evliliğin daha ilk günleri…  Mehmet, belki de bu fotoğraftaki evden girer içeri. Ayşe boynuna sarılır, öper koklar Mehmet’ini… Ama Mehmet’inde bir tuhaflık vardır…

 

Sorar, cevap alamaz, daha beni sevmiyor mu diye evhamlanıp gülüp konuşmaz…

 

Sonra dile gelir Mehmet:

 

Ayşe’m, Çanakkale’ye gönüllü yazıldım…

 

Ayşe’nin dünyası kararır, yıkılır… “Canının can bulduğu canın” gidişine figan etse de sonrasında sessiz kalır…

 

Düşünür ki vatanın olmadığı bir yerde Ayşe ile Mehmet ne anlam taşır…

 

Bilir ki:

 

Askerlikten muafsın sen Mehmet, kolundan yana özrün var demesi erkeğinin gururuna kara saplı bıçak gibi saplanır…

 

Yoroz’dan kara dumanıyla gelen gemi çalarken acı seslerini Mehmet Ayşe’sine o evde bırakır son vasiyetini:

 

Ben gelene kadar beni ne olur bekle… Hem de bu evden hiç çıkmadan bekle…

 

Mehmet’im… Allah’a yeminler olsun ki seni bekleyeceğim… Ve bu evden sen gelene kadar çıkarsam bil ki sadece mezara gideceğim…

 

Demir alma vakti geldi limandan ve ukbaya giden bir gemi kalkıyor Trabzon limanından…

 

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

 

 Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

 

 

 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

 

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

 

 

 

 Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

 

 Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

 

 

  Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

 

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

 

 

 

 

Yemen’den acı haber çok çok önce gelmişti… Orada da Ayşe’ler Mehmet’ler böyle veda etmişti.

 

Mehmet gitti gideli Yemen Türküsü Ayşe’nin diline değil yüreğine demirlenmişti…

 

 

Ayşe, her gün bu şarkıyı diline doladı, doladı ağladı… Ağladıkça doladı; doladıkça ağladı:

 

Kışlanın önünde redif sesi var

Bakın çantasında acep nesi var

Bir çift kundurayla bir de fesi var

Ah o yemendir gülü çimendir

Giden gelmiyor acep nedendir

 

 

Ayşe’nin dilinde bu türkü…

 

Belli ki Mehmet gitti ve unuttu…

 

 

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

 

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

 

 

 

Her gün camdan sokağa baktı… Ara sıra Yoroz’dan gelen gemilere gözü daldı…

 

Mehmet’inin kendisine söylediği o şarkıyı hiç ama hiç unutmadı:

 

 

Giyin kuşan ayişem gel geç bizum köylerden

 

Bakacağum peşune utanirum ellerden

 

 

Atun benu ateşe cayir cayir yanayim

 

Koyun benu mezara ayişemle uyuyayim

 

 

Bekleyen kendisi değil de Mehmet imiş bunu taaa o zamandan anladı… Bu şarkı da bunun parolasıydı…

 

 

Yıllar,  yılları; Yoroz’dan gelmeyen gemiyle, bu türkülerle kovaladı. Üç günlük evliliğin yarenliğinden olan evlat Mehmet’ten Ayşe’ye kalandı.

 

Ayşe, Ayşe nene olup sözünü 1986 senesine kadar tuttu.

 

 

Yıllar önce Mehmet’ine gelen seferberlik emri, nihayet kendisine de gelmesi onun için her güne vurulmuş bir umuttu…

 

 

 Al kanatlı Azrail al gelinliği getirip “müjde, Mehmet’in seni bekliyor” diyene kadar Ayşe nine bu evden hiç ama hiç çıkmadı…

 

 

Ezcümle… BUNDAN 101 SENE ÖNCE…

 

Etiketler: ,
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Tır gelin arabası oldu05 Kasım 2017 Pazar 13:52
  • Muşmula, şeftali ve kızılcığın da turşusunu kuruyorlar04 Kasım 2017 Cumartesi 14:22
  • Süper dede Guinness’e aday04 Kasım 2017 Cumartesi 12:47
  • Balıklıgöl'de yüzük operasyonu03 Kasım 2017 Cuma 22:57
  • Tarihinde bir ilk!02 Kasım 2017 Perşembe 22:23
  • Hakan Altun gözyaşlarını tutamadı02 Kasım 2017 Perşembe 15:27
  • Bu mantar toprakta üretilmiyor02 Kasım 2017 Perşembe 10:56
  • Ünlü Youtuber intihar etti!01 Kasım 2017 Çarşamba 18:15
  • İlk kez Türkiye'de üretildi!01 Kasım 2017 Çarşamba 15:46
  • Ünlü sunucunun acı günü!31 Ekim 2017 Salı 20:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.