Sözde Suriye özde İran!

Gazeteci Dilek Yaraş, Haber Ajanda dergisi için kaleme aldığı yazıda, Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin yaratılmaya çalışılan algıyı sorguladı

Sözde Suriye özde İran!

 Gazeteci Dilek Yaraş, Haber Ajanda dergisi için kaleme aldığı yazıda, Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin yaratılmaya çalışılan algıyı sorguluyor. Biz yazısından özetleri aktarıyoruz;


Suriye müdahale, yani savaş lobisi, tek yanlı haberleriyle kamuoyu algısını çarpıtmak için var gücüyle çalışıyor. Kendilerini biraz daha sağduyulu olmaya, Suriye'de akan kanın durması için silahlı mücadeleden başka yolları düşünmeye davet edenleriyse Baas rejimini desteklemekle suçluyorlar.

Oysa ki her şeyde olduğu gibi Suriye'ye müdahale meselesinde de çıkış noktamız "hakikati aramak" olmalı. Bunu yapabilmek için de tek yanlı ve propaganda niteliğindeki bilgilere ihtiyatlı yaklaşarak olaya mümkün olduğu kadar geniş bir perspektiften bakmamız lazım.

Hakikatin izini sürerken "Muhaliflerin mi yoksa Baas rejiminin mi yanındasın?" sorusu abesle iştigal etmekten başka bir şey değildir ve hakikati perdelemekten başka bir işe yaramaz. Şucu bucu olmadan, oynanan oyunları görmeye çalışmak ve sadece "Hak"tan, yani mazlum/masum insanlardan yana olmak gerekir.

Birilerinin dolduruşuna gelip de bir ülkenin daha da çok karışmasına, işgal edilmesine ve binlerce hatta on binlerce masumun ölmesine vesile olmak çok ağır bir vebal. İşin en fena yanı da insanların yoğun dezenformasyon ve savaş çığlıklarının etkisi altında kalarak bu ağır vebalin farkında olmadan yorum yapmaları, birbirlerini dolduruşa getirmeleri. Ve görünen o ki kamuoyu, savaş lobisinin tek yanlı haberlerine teslim olmuş durumda.

İşte bu ortamda, Eski MOSSAD Şefi Efraim Halevy'nin 7 Şubat tarihinde New York Times'ta yayınlanan ve Suriye ile ilgili analiz yapılırken mutlaka göz önünde bulundurulması gereken "İran'ın Yumuşak Karnı" başlıklı yazısı da kolayca yok sayılabiliyor....

İran karşıtı bir kamuoyu yaratma amacının açıkça ifade edildiği bu yazıda Halevy, İsrail'in İran tehdidinden kurtulması için Suriye devrimi fırsatının kaçırılmaması gerektiğini vurgulayarak,"İran, sonucu ne olursa olsun ülkedeki yönetimin Esed'da kalması için elinden geleni yapmaya niyetli. İsrail ve Batı ise ne pahasına olursa olsun bunu engellemeli..." diyor.

Tabii ki İran'ın, Rusya ve Çin'deki Müslüman bölgeleri de karıştıracağının, dolayısıyla gerek Rusya'nın gerekse Çin'in kendi menfaatleri icabı Suriye'ye müdahaleden yana olması gerektiğinin üstüne basarak...

Yazının sonunda ise, "Ne mutlu ki Esed ve yandaşları istemeden de olsa İran tehdidini imha etmek için bir fırsat yarattılar" diyor ve Esed'a teşekkürlerini sunuyor Eski Mossad Şefi...

İşte böyle bir niyet bildirgesi Türkiye kamuoyunda gündem oluşturmuyor, sorgulanmıyor, tartışılmıyor. Bu yok sayışın Halevy'nin ciddiye alınmayacak bir şahıs olmasından kaynaklandığını sanmıyorum. Eğer öyle olsaydı Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzeleceğine dair açıklamalarının manşetlerden inmemesi durumuyla da karşılaşmazdık.

İşin en ilginç yanı ise, İsrail ve ABD karşıtlığı ile ün yapmış bazı İslamcı grupların dahi bu iki ülke tarafından servis edilen bilgileri hiç sorgulamadan kabul ederek komşumuza yapılacak NATO müdahalesini bir zorunluluk olarak görmeleri ve göstermeleri...

Bu kesimler, Batı'nın ve NATO'nun neden Bahreyn'e, Yemen'e, Katar'a, Somali'yi işgal eden Kenya ve Etiyopya ordusuna müdahale etmediğini soranları da Suriye'deki direnişi kırmaya çalışmakla suçluyorlar. Biraz daha ileri gidip, "Ukranya ve Gürcistan'daki Amerikan oyununu gördüğünüz halde Suriye'deki ABD etkisini nasıl yok sayarsınız?!" diye sorsak bizden kötüsü olmaz herhalde.

Etiketler; #Suriye #İran
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.