İhraç ülkesi olmalıyız

Yağ üreticisi 125 yıllık Konyalı Helvacızade, dünyada 10 milyar dolarlık büyüklüğe sahip bitkisel besin desteği pazarına iddialı girdi.Büyükhelvacıgil, “Bizde, Avrupa’nın tümünden daha fazla, 3 binin üstünde endemik bitki var. Yabancılar gelip buradan topluyor” dedi.

 İhraç ülkesi olmalıyız

Mevlana’nın şehri Konya’da, ona yakışır firmalar var. Bunlardan birisi de bir asrı çoktan geride bırakan Helvacızade Gıda, İlaç ve Kimya Sanayii. 1888’de Hacı Tahir Büyükhelvacıgil’in Eski Garaj Caddesi’nde temellerini attığı şirket, önce adından da belli olduğu gibi helva yanında reçel ve lokum üreterek yola çıkmış. O, 1956’da vefat edince yanında yetişen oğlu Kadir Büyükhelvacıgil, aynı mesleği sürdürmüş. Onun oğulları Tahir ve Mevlüt ise sanayiye yönelerek “Zade” markasıyla Konya’nın ilk sıvı yağ fabrikasını kurmuş. Helvacılık böylece bitmiş, gıda toptancılığı sürmüş.

60 ülkeye ihracat var

Bugün dünyanın önde gelen üreticileri arasına giren firma, her türlü bitkisel yağı rafine edebiliyor. Üretim, özel otomasyon sistemlerinin kontrolünde, el değmeden gerçekleştiriliyor. Zade çatı markasıyla üretilen yağlar hem Türkiye’de hem 60’a yakın ülkede satışa sunuluyor. Kendi alanında 16 farklı kalite ve sistem belgesine sahip fabrikayı sadece “bir insan” yönetiyor!.. Aileden dördüncü neslin de işbaşına geldiği Helvacızade’de, 7 yıla ulaşan Ar-Ge çalışmaları sonucu, geçen yıl “Zade Vital” markasıyla Türkiye’de ilk kez “doğal besin destekleri serisi” ile sağlık sektörüne adım atılıyor. Çünkü, özellikle ailenin genç bireyleri, bu alanda dünyada gittikçe büyüyen bir trend olduğunu ve Türk toplumunun da bu yönde duyarlılık gösterdiğine inanıyor.

10 milyar dolar’lık pazar

İşin özü; dünyada hacmi 10 milyar dolarlara ulaşan destek doğal besin pazarında Konya’dan çıkarak uluslararası arenaya “Biz de varız” mesajı veren bir firmamız var artık. Biz de firmanın nereden gelip nereye gittiğini mercek altına alma gereği duyduk ve Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhevacıgil’le görüştük. TSE Başkanı da olan Büyükhelvacıgil’le görüşmede kardeşi Dr. Mevlüt Bey ile oğlu Kadir Bey de vardı.

*Tahir Bey, 125 yıllık bir firma olmayı nasıl başardınız?

Sizin gibi bu soruyu çok kişi sordu bize. Aslında kardeşim Mevlüt, İşletme Bilim Dalı’nda verdiği doktora tezinde bu konuyu enine boyuna ele aldı. ‘Aile İşletmeleri, Aile Anayasası ve Örnek bir İşletmede Aile Anayasası uygulaması’ başlıklı tezinde bizim firmayı işledi. Ailemizin iş hayatındaki başarısında her başarılı ailenin temelinde olan “anne - baba” değerinin büyük etkisi var. Annemiz Hacı Sadıka ve babamız Hacı Kadir Büyükhelvacıgil’in ön plana çıkmadan verdiği destek, bugünlere gelirken en büyük şansımız oldu. Mevlüt’ün yazdığı kitap aynı zamanda “aile anayasası” nı oluşturdu.

Aynı elbise uymaz

*Aile anayasanız, diğer aile şirketlerine de uyarlanabilir mi?

Yapılan araştırmalara göre aile şirketlerinde ikinci kuşaktan dördüncü kuşağa geçiş oranı sadece yüzde 3-4’tür. Başarı için hem ailenin hem de şirketin kültürü önemli. Bu elbise her şirket için özel olması bilinerek yapılmalı. Bizim kardeşler olarak toplam 10 çocuğumuz vardı. Onlar evlenip çocuk sahibi olunca 35-40 kişilik geniş bir aileye dönüştük. Bu ailede herkes sınırlarını bilmeli.

*Aile bireylerinin sınırları nasıl belirleniyor?

Okuyup üniversiteyi bitirenler, yurt dışına mutlaka gitmeliler. 2 yıl başka yani bizim dışımızda başka şirketlerde çalışıp bir iki aşama ilerledikten sonra ancak aile şirketine girebilir. Bu konuda katı kurallarımız var. Kimse hemen şirkete alınmaz.

Milli tohumları değerlendiriyoruz

Ürünlerimiz sadece eczanede satılacak

*Şu an­da han­gi des­tek ürün­le­ri çı­ka­rı­yor­su­nuz?

Bu top­rak­lar­da ye­ti­şen to­hum­la­rın yağ­la­rı­na ön­ce­lik ve­ri­yo­ruz. Biz­de Av­ru­pa­’dan da­ha faz­la 3 bi­nin çok üs­tün­de en­de­mik bit­ki kay­na­ğı var. Ya­ban­cı­lar, ge­lip bu­ra­dan top­la­tı­yor­lar bun­la­rın ço­ğu­nu. Biz ise sey­re­di­yo­ruz.

2 yıl sü­rey­le sta­bi­li­te ana­liz­le­riy­le AR­GE­FA­R’­ın test et­ti­ği ürün­ler se­ri­sin­de çö­rek otu, ru­şeym, ka­bak çe­kir­de­ği, üzüm çe­kir­de­ği, nar çe­kir­de­ği, ke­ten to­hu­mu, as­pir ve ce­viz yağ­la­rı gi­bi et­kin­lik­le­ri bi­lim­sel ça­lış­ma­lar­la tes­pit edil­miş çok de­ğer­li ürün­ler bu­lu­nu- ­yor. Top­lam 172 form­dan olu­şan ürün se­ri­sin­de Tür­ki­ye­’de ilk de­fa ulus­la­ra­ra­sı GMP (İyi Üre­tim Uy­gu­la­ma­la­rı - Go­od Ma­nu­fac­tu­ring Prac­ti­ces) norm­la­rın­da üre­til­miş yu­mu­şak kap­sül­ler de yer alı­yor. Ay­rı­ca, ome­ga 3 ba­lık ya­ğı se­ri­si de bu yı­lın ni­san ayın­dan iti­ba­ren ec­za­ne­ler­de yer alı­yor.

*Bu ürün­ler sa­de­ce ec­za­ne­ler­de mi sa­tı­lı­yor?

Evet öy­le. Mart 2012’den iti­ba­ren dok­tor ve ec­za­cı­lar­la fu­ar ve kon­gre­- ler­de bu­luş­ma­ya baş­la­yan Za­de Vi­tal, kı­sa sü­re­de Tür­ki­ye ge­ne­li­ne ya­yı­la­rak 77 il­de şu an­da 3 bi­ni aş­kın ec­za­ne­de ye­ri­ni al­dı. Şu an­da Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­’na baş­vu­ru­da bu­lu­nan tek fir­ma­yız.

750 BiN TON AÇIĞI KAPATMALIYIZ

Tohum var ama yağ yapamıyoruz

*Sizce Türkiye bitkisel yağda ithal ülke olmaktan nasıl kurtulur?

Gerçekten bu alanda yeni politikalar gerekiyor. Türkiye 1.5 milyon ton bitkisel yağ tüketiyor. Bunun 750 bin tonunu ithal ediyor. Milyarlarca dolarlık döviz dışarıya gidiyor. Mesela, ayçiçeği ekiminde azalma var. Yağlı tohumlarla ilgili yeni bir anlayışa ihtiyaç bulunuyor. Aslında ülkemizde tohum var ama yağ yapamıyoruz. Bu alanda yeni bir sanayileşme atağı lazım.

*Bazı yağlı tohumlar biyodizel olarak petrol kaynaklı akaryakıt ürünlerine alternatif olarak kullanılıyor. Bizde de bu yol yaygınlaştırılabilir mi?

Söylediğiniz doğru, bunu yaygın biçimde yapan çok ülke var. Ama biz daha bitkisel yağda kendi açığımızı kapatamıyoruz. O nedenle önce bu açığı kapatmamız lazım. Belki daha sonra o yola girebiliriz.

Üniversite sanayi işbirliğinde örnek

*Bitkisel gıda desteği pazarında çok büyük firmalar var. Sizin bu alanda uluslararası bir marka olmanız çok zor değil mi?

İşe çok ciddi başladık. Bu alanda Türkiye’yi ithal eden ülke konumundan ihraç eden konuma geçirmeyi hedefledik. Türkiye’nin ilk besin destekleri markası Zade Vital, Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi ARGEFAR işbirliği içinde 7 yıllık bir Ar-Ge çalışması sonucu geliştirildi. Rektör Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın önemli katkıları oldu. Ayrıca Türkiye’de bir ilk olarak bizim tesislerde 2 bin metrekarelik alanda bir “Araştırma ve Uygulama Merkezi” de kuruyoruz.

CiDDi ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ

*Alınacak yol uzun ve zor değil mi?

Öyle ama bir yerden başlamak lazımdı. Dünyada bu alanda 10 milyar dolar civarında büyük bir pazar var. Bu pazarın devleri ise Solgar ve GNC gibi firmalar. Bir Türk markası olarak “Biz de varız” demek istiyoruz. Araştırma ve uygulama merkezimizde Türkiye’de henüz ilaç olarak değerlendirilmeyen ancak AB ve diğer gelişmiş ülkelerde ilaç olarak ruhsatlandırılıp reçetelendirilebilen bitkisel kökenli ürünleri, doğal ilaç, besin takviyesi, kozmetik ve dermokozmetik ürün haline getirmeyi amaçlıyoruz.

60 FARKLI ÜLKEYE İHRACAT VAR

300 milyon liralık ciro hedefliyoruz

*Ci­ro­nu­zu sor­sam ne di­ye­cek­si­niz?

Bu yı­lı 250 mil­yon li­ra­lık bir ci­roy­la ka­pa­ta­ca­ğız. Ge­le­cek yıl ise 300 mil­yon li­ra­lık bir ci­ro he­def­li­yo­ruz. İSO’­nun en bü­yük 500 fir­ma­sı için­de­yiz. Kon­ya­’nın ise üçün­cü bü­yük şir­ke­ti­yiz. Bit­ki­sel yağ sek­tö­rün­de ise Tür­ki­ye­’nin 11’in­ci bü­yük sa­na­yi fir­ma­sı ko­nu­mun­da­yız. 60 fark­lı ül­ke­ye ih­ra­cat ya­pı­yo­ruz.
KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.