banner238
banner264

GÖKHAN’IN TRABZONSPOR’U…


11 Mayıs 2011, 20:12

        Haziran ayında İstanbul’da yaşayan insanların yüzüne çarpan sıcak hava kimsenin hoşuna gitmiyordu ama Trabzonspor’daki gelişmeleri ziyaretine gelenlerden öğrenen 14 yaşındaki Gökhan Uzun’un aldığı duyumlar hoşuna gidiyor, içini tatlı bir hava sarıyordu…
        Trabzonlu-Trabzonsporlu Gökhan, yakalandığı melun hastalığın pençesinden kurtuluşun kolay olmayacağını düşünüyor, fakat Allah’tan umut kesilmeyeceğini bildiği için şansını sonuna kadar denemek için Cerrahpaşa’da tedavi görüyordu.
       Hastalığı herkesi kahretmişti, ancak Gökhan’ı hastalığından çok canından çok sevdiği Trabzonspor’un şampiyonluğunu görememesi üzüyordu.
       Yastığa gömülü başıyla babasına işaret etti. Bir şirkette işçi olarak çalışan baba, kan kanseri olan oğlunun yanına usulca yaklaştı.
      Yanına çömelip, buyur “Gökhan’ım, oğlum” dedi, talihsiz yavrusuna.
       Bıyıkları yeni terlemeye başlayan Gökhan, boğazını temizledi, derin bir nefes aldı. Hafifçe gülümsedi yanındakilere, babasına “ Sadri Şener başkanımız çok futbolcu alıyormuş, arkadaşlarım öyle söyledi. Şimdiden heyecanlanmaya başladım. Rica etsem bilgisayarını ve cep telefonumu evden getirebilir misin ?”dedi.  
       Trabzonsporlu baba, İstanbul’da doğan, sınıfında tek Trabzonsporlu olan oğlunun isteğini yerine getirmek için kafasını “ evet” anlamında salladı.
       Evden, diz üstü bilgisayarını ve Gökhan’a ait cep telefonunu alarak ertesi gün hastaneye gelen baba, parmaklarının ucuna basarak yavaşça odaya girdi. Gözleri yarıya açık olan oğlunun yanı başına oturdu. Babasının geldiğini hisseden Gökhan, gözleriyle onu dünyaya getiren adama baktı, ellerini, babasının ellerinin üstüne koyduktan sonra gözleriyle odada bulunanları baştan aşağıya süzdü…
       Alnını elinin içiyle sıvazlayan genç adam, titrek bir sesle, “  Trabzonspor’u yattığın yerde takip edebilirsin artık” dedi oğluna.  
       Gökhan çok mutluydu.  Öyle ki trampet gibi gümleyen kalbinin sesi hastane koridorlarında yankılanır gibiydi. Çünkü Trabzonspor’u daha iyi takip edecek, gelecek yıllar için güzel hayaller kuracaktı.
       Trabzonspor’un transfer haberlerini takip etmeye başlayan küçük Trabzonsporlu, Trabzonspor’un aldığı her futbolcudan sonra kendine geliyor morali düzeliyordu…
       Yurt dışına geçici göreve giden beden eğitim öğretmeni düştü aklına, e-mail atmak, yaşananları onunla paylaşmak istedi.
       “ Canım öğretmenim, Trabzonspor ne futbolcular alıyor görüyorsun değil mi? Bunlar şampiyonluğun habercisi değil midir? Öyle mutluyum ki anlatamam. İyileşmeyeceğimi biliyorum. Öğretmenim, hiçbir şey zoruma gitmez, Trabzonspor’un şampiyonluğunu göremeden ölürsem, işte zoruma o gider” cümlelerini gönderdi ailesinden sonra çok sevdiği öğretmenine…
       Aradan birkaç gün geçti. Macaristan’dan dönen Cem öğretmen Görele Lisesine atanmıştı. Eşyalarını toplayıp baba ocağına gelen Trabzonsporlu öğretmen bilgisayarını birkaç gün rötarlı açtı. Gökhan’dan gelen e-maili okuyunca gözleri doldu. Gökhan’a ulaşmak için telefonuna sarıldı, telefonda konuştuğu kişi “ Gökhan sizlere ömür hocam… ” dediğinde yerle bir oldu Şalpazarılı genç öğretmen…
       Hafta sonu Yalıköy’e ziyaretime gelen öğretmen Cem Özer, Gökhan’ın hikâyesini benimle paylaşınca, Eynesil açıklarında yükselen bulutlar Beşikdüzü’ne, Vakfıkebir’e, Çarşıbaşı’na ve Yoroz’a yağmurlarını çoktan dökmüştü.  Ruhun şad olsun.  Sen rahat uyu sevgili Gökhan…
    ***
    Gökhan’ın canından çok sevdiği Trabzonspor bugün emin adımlarla şampiyonluğa koşuyor. Keşke rahmetli de bu günleri görebilseydi…

                                       BORDO-MAVİ BAYRAK

      Hatay’da ikamet eden yakınlarının ziyaretinden 61 plakalı aracıyla Trabzon’a dönmekte olan ailenin arabanın arka camında küçük bir Trabzonspor bayrağı asılıdır.
      Yakıtı bitmek üzere olan araç yol kenarındaki benzin istasyonuna sürülür.
       Deposu doldurulan aracın sahibi, aldığı yakıtın ücretini ödemek için kasaya yöneldiğinde, istasyon sahibi olduğunu söyleyen kişinin, “ Para işi kolay… Buralıyım ama ben de Trabzonsporluyum… Sizlere bir şeyler ikram edebilir miyim? ” teklifiyle karşılaşır.
      Bölgenin yumurta pişiren sıcağının altında bir şeyler içip serinlenmek-dinlenmek isteyen hemşerimiz, mekân sahibinin davetine ailesiyle icabet eder.
      Bir müddet sonra “ Yolcu yoluna gerek ” deyip müsaade isteyen 61 plakalı arabanın sahibi ödeme yapmaya kalkınca, kulaklarına inanamadı patrondan “Olmaz” cevabını duyunca.
      Trabzonspor aşkıyla yanıp tutuşan adam, “ Benden aldığın yakıt, seni, çok sevdiğim Trabzonspor’un olduğu yere götürecek. Benim için bir şeyler yapmak istersin, dünyalar benim olur arabandaki bordo-mavi bayrağı bana verirsen ”.
      Duydukları karşısında şaşıran Şalpazarılı kardeşimiz, bir hayli heyecanlandı bayrağı istasyon sahibine verirken.   
      Trabzonspor sevdalısı, taraftarın hası, eline aldığı bordo-mavi bayrağı öper, itina ile katlayıp gömleğinin cebine koyar…
      Ve renktaşlar kırk yıllık dostlarmış gibi birbirlerine sarılarak vedalaşırlar.  
      Trabzonspor aşığı adam, yoluna bordo-mavi bayraksız devam etmeye hazırlanan aracın içerisindekilere, “ Trabzonspor’uma selam söyleyin. Onu izlemek için en kısa zamanda Avni Aker’e geleceğimi de söylemeyi ihmal etmeyin” demeden edemez…

     NOT: Okuduğunuz hikâyeler “ Bize Her Trabzon” kitabında yayımlanmıştır.
     

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mesut - 6 yıl önce
Tebrikler Aksal abi çok güzel bir yazı.Daha önce de okumuştum bu yazıyı...
Duygulanmamak elde değil...
Avatar
Engin Demirci - 6 yıl önce
Duygulanmamak, gurur duymamak elde değil. Trabzonsporluluk bu olsa gerek.
Avatar
Bekir Aydin - 6 yıl önce
Guzel ve duygulu yazi. Sayin Aksakal ilkeli stede ilkeli yazilarini okumaya devam edecegiz.
Avatar
iskender demir - 6 yıl önce
Eline sağlık Aksal Yavuz.