• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 8 °C
  • G. saray maçına üçü de ilk on bir!
  • Çalımbay şehirden ayrıldı…
  • Çalımbay'dan şok talep...
  • G. saray maçına üçü de ilk on bir!
  • Çalımbay şehirden ayrıldı…
  • Çalımbay'dan şok talep...

Gökten vahiy inmeyeceğine göre!

HALİL ŞANLI

İslam  dünyası üzerine  oynanan oyunlar,  yaşanan iktisadi ve siyasi müdahaleler birbiri ile o kadar benzer ki,  bu hain projelerin  aynı merkezden çıktığını anlamamak  büyük bir cehalet olur.

Yaşananları görmek için temelde  çok vahim ancak anlamanız açısından çok basit bir örnek  yeterli olacaktır kanısındayım. 

İslam dünyasındaki en önemli dostlarımızdan Pakistan'da İsmi Muhammet Tahir-ül Kadri olan bir din adamı var! Araştırdığınızda bu şahsın din adamı olduğu ve burs karşılığı öğrenci okuttuğu bilgisine ulaşırsınız.

Okul hayatına 1955’te bir Hristiyan okulunda başlayan Kadri, aynı zamanda 1962 yılında din eğitimi almaya başladı. Babasından da yoğun bir İslami eğitim alan Kadri, daha çocuk yaşta hem İslamiyet hem Hristiyanlıkla tanıştı.

1980’lerde Kadri’nin  televizyon,  medya organlarında yaptığı konuşmalar, birçok din alimini kızdırdı.

Çünkü Kadri,  Hazreti Muhammed (SAV) ile rüyalarda konuştuğunu  v.s  öne sürüyor  ve bu nedenle büyük tartışmalara neden oluyordu. Zaman zaman yaptığı açıklamalar ise  diğer  din alimlerince  ‘Kur-an’a aykırı’  olarak bulunuyordu!

1981 yılında Pakistan’da “Dinler arası diyalog” çalışmalarına başladı.

Aynı zamanda “Kur’an Yolu Hareketi” diye bir cemaat ihdas etti.

1981 yılında Hristiyanlarla, Müslüman alimleri bir araya getirerek Müslüman-Hristiyan Diyalog Forumu’nu kurdu ve başkanlığa getirildi.

Bu forumun başkanlığını yürüten Kadri, Ekim 1981’de değişik dini azınlıklarla dinler arası diyaloğu başlatan ilk örgüt olan ve merkezi Lahor’daki Uluslararası Minhaj-ul Kuran Örgütü’nü, ardından Lahor’da Minhaj Üniversitesi’ni ve Minhaj Refah Vakfı’nı kurdu!

Kadri, 25 Mart 1989’da halen liderliğini yaptığı Pakistan Halk Hareketi adlı siyasi partiyi kurdu.

2005 yılında Pakistan’dan ayrılarak Kanada’ya yerleşen  ve çifte vatandaşlık alan Kadri, oluşturduğu yapının  tüm çalışmalarını Kanada’daki malikanesinden yürütmeye başladı. Zamanla Avrupa, Amerika ve Ortadoğu’da yaşayan,  Pakistan’daki eski öğrencileri sayesinde bir ağ kurmayı başardı ve yüksek miktarlarda para topladı.

Burs temin ederek yetiştirdiği öğrencileriyle başta askeriye ve Pakistan Yargı Teşkilatı içinde örgütlendi. Öyle ki 2012 yılı itibariyle Pakistan Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamı Kadri’nin öğrencilerinden oluşuyordu.

2012 yılında Pakistan Anayasa Mahkemesi’ni tamamen ele geçirince 2012 yılı Aralık ayı içinde ani bir kararla  Pakistan’a geri döndü.  14 Ocak 2013’te İslamabad’a bir milyon kişinin katılımıyla büyük bir yürüyüş düzenleyeceğini ve İslamabad’ı Tahrir Meydanı’na çevireceğini ilan etti.

Ve Pakistan Anayasa Mahkemesi, 15 Ocak 2013’te hükümeti düşürdü. O zamanki başbakan  Pervez Müşerref yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandı!

Ardından yapılan seçimleri Muhafazakâr bir kişilik olan Navaz Şerif kazandı.

Ama devlet içinde yargısından- emniyetine kadar öğrencileri ile yuvalanmış olan Tahir Kadri ile hareket eden muhalefet,  4 yıldır Navaz Şerif'in iktidarına son vermek için büyük bir çaba sarf etti!

Navaz Şerif'in ‘yolsuzluk yapan bir hırsız’ olduğu söylemi, muhalefetin eline  tek argüman olarak verildi!

Bunun için Pakistan’da ki ana muhalefet lideri İmran Han,  üzerine giydiği  HERO yazılı tişörtle, Pakistan'ın Lahor kentinden, başkent  İslamabad'a kadar "Özgürlük Yürüyüşü"  adı altında bir yürüyüş düzenledi!

Bu yürüyüşe Tahir Kadri’ de destek verdi!

Ve daha geçen hafta,  Pakistan Anayasa Mahkemesi, aile üyelerinin karıştığı yolsuzluk iddiaları nedeniyle Başbakan Navaz Şerif'in görevden uzaklaştırılmasına ve ömür boyu siyasetten menedilmesine karar verdi!

Pakistan’da yaşananlar, sanki bizim yaşadıklarımızın aynısı değil mi? Ya da yaşatılmak istenenlerin…

Buna bağlı olarak  bir hikaye anlatmak isterim…

Hikayeye  göre adamın biri sel felaketi esnasında bir binanın üzerinde mahsur kalmış!

Bir helikopter gelmiş  halat merdiven uzatmış.

Adam binmemiş!

Sürekli, ‘Allah’ım beni kurtar’  diye dua ediyormuş.

Sonra  bir kayık yanaşmış, azgın sular arasında…

Kayıktakiler ‘atla’ demiş!

Adam ‘hayır’  alabora olursa, boğulup gideriz’ demiş.

Bir süre sonra sular iyice kabarmış ve  adam  sulara kapılıp ölmüş!

Hikaye bu ya!

Adam öldükten sonra sorgu meleklerine;

‘Ben onca dua ettim ama Allah beni kurtarmadı’ demiş!

Melekler de  şöyle cevap vermiş:

“Ey insanoğlu  biz sana  helikopter gönderdik. Binmedin. Biz sana kayık gönderdik. Yine binmedin. Biz  sana imkan sunduk, kurtuluşun için vesile olacak şeyler gönderdik ama  sen akledip bu fırsatları kullanamadın”…

Sevgili okurlarım;   şahsi kanaatime göre ülkemizdeki meselenin;    sağcı, solcu, liberal, komünist olmak değil,  emperyalist güçlerin oynadığı hain oyunlar olduğunu görebilmeliyiz  diye düşünüyorum.

Fikirlerimiz, siyasal görüşlerimiz farklı olsa bile oynanan oyunları, kurulan emperyalist tezgahları iyi görebilmeli, iyi analiz edebilmeli  ve kenetlenmeliyiz! Ülkemiz üzerine oynanan oyunları anlamak için gökten vahiy de inecek değildir. Hiç kimsede aleni ve açıktan “Ben hainim” demeyeceğine göre,  Türkiye ile başlayan, Katar ile devam eden ve Pakistan’da başarıya ulaşan emperyalist  planlarla  yapılmak istenenleri lütfen iyi görelim.    

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.