15 Temmuz manifestosu

Yener Yanık yazdı...

15 Temmuz manifestosu

 “Din” i anlamadan içinde olduğumuz III. Dünya Savaşını anlayamayız. 15 Temmuz dâhil yaşadığımız her şey Neo- Haçlı zihniyetinin izdüşümüdür.
 
“Avangelizm, Armegedon, Siyonizim, Neocon, Arz- Mevud, Mesih- Mehdi” gibi birbiriyle ilintili kavramlar Haçlı- Siyonist zihniyetin anahtar kodlarıdır.
 
Bu kodlar idrak edilmeden Osmanlı’nın yıkılışını, Müslümanların tarumar edilişini, İsrail’in kuruluşunu, Arap- İsrail Savaşlarını, İran Devrimlerini, İran- Irak Savaşlarını, Irak’ın ve Afganistan’ın işgalini, Arap Baharını, içinde olduğumuz Suriye savaşını, EL Kaide’yi, İŞİD’İ, PKK’yı, Taliban’ı ve FETÖ’yü anlayamayız.
 
 
İbni Haldun, coğrafya insanın kaderidir, der. Bizim de kaderimiz bu coğrafya ve bu Mezopotamya…
 
 
Mezopotamya… Semavi dinlerin göz bebeği… En az 6000 yıllık bir geçmişe sahip ve bütün medeniyetlerin beşiği başkenti. Uğruna en çok savaş verilen kutsal topraklar…
 
Bugünkü adıyla Ortadoğu…
 
 Bu kadar cazibesinin üstüne bir de 150 yıl öncesinden günümüze damga vuran petrol ve doğalgaz yataklarının da başkenti olmuş bir COĞRAFYA…
 
Buraya sahip olan tarih boyunca dünyaya sahip oluyor… Ondandır ki binlerce yıldır buralarda savaş hiç ama hiç eksik olmuyor.
 
Sadece 400 yıl boyunca Osmanlı döneminde huzur buldu bu topraklar.
 
 
Osmanlı çökertilip Halifelik ilga edildikten sonra İslam Dünyası sahipsiz kalmakla kalmadı, paramparça olmakla da kalmadı… “Kan, gözyaşı, göç, tecavüz, yetim çocuklar, dul kadınlar, sakat kalan bireyler, iç savaşlar, işgaller, dağılan toplumlar, yıkılan devletler ”nevinden bir makûs talihe maruz bırakıldı bu topraklar.
 
Ve dikkat edin ilki Osmanlı’yı bitiren diğeri de Osmanlı’dan sonra olmak üzere iki büyük savaş gördü dünya. Ve şu an ilk ikisinden çok çok farklı üçüncüsünün tam ortasındayız.
 
Bu bin yıl önceki Haçlı savaşının post modern hali…
 
Niye mi böyle diyorum… Dikkat edin şimdi:
 
1054’te birbirini aforoz eden Katolikler ve Ortodokslar 30 Kasım 2014’te bin yılın ardından İstanbul’da buluşarak, bin yıllık husumete son verdi ve birbirlerini takdis etti.
 
Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Papa Franciscus, ortak bir bildiriye imza attı.
 
Hristiyanların olmadığı bir Ortadoğu'ya razı olamayız" görüşünü dile getirdi her ikisi de…
 
Aynı Papa bu sefer 13 Şubat 2016’da Küba’da bu sefer Rus Ortadoks Patriği Kirill ile yine bin yıllık küskünlüğü bitirmek için bir araya geldi ve orda da:
 
Irak ve Suriye'nin durumuna dikkat çekerek uluslararası toplumu Hristiyanların Ortadoğu'dan sürülmesine karşı harekete geçmeye çağıran Papa ve Rus Patriği, şiddet ve terörün son erdirilmesi ve barışın yeniden sağlanması çağrısında bulundu. 
 
Düşünün tam bin yıl sonra…
 
Şimdi 60 yıl öncesine gidelim ve oradan FETÖ’ye bağlayalım…
 
1945’te II. Dünya Savaşının galip devletleri ABD ve Rusya Yalta’da bir araya geldi. Dünyayı iki kutba ayırdı.
 
Demir perde, komünizm, Varşova paktı” terminolojileriRusya ile özdeşleşirken; “NATO, liberalizm” ise ABD ile özdeşleşti.
 
1850’den beri ve hatta Osmanlı yıkıldıktan sonra tamamen Türkiye’nin dizginlerini eline alan İngiltere Yalta’da bizi ABD’ye bırakmak zorunda kaldı. Ve biz artık eti senin kemiği benim mantığıyla ABD’ye teslimdik.
 
İngilizler sadece bizi değil Ortadoğu’yu da ABD’ye bırakmak zorunda kaldı. ( Ama her şeyin arkasında yine İngiliz aklının olduğu unutulmamalı )
 
Rusya, Diktatör Stalin liderliğinde Kırım Türklerine zulümden Kore’de savaş çıkarmaya, BalkanlardaPanslavizm’den Boğazlarımızda hak iddia etmeye kadar birtakım çılgınlıklar peşindeydi.
 
Rusya’nın bu hamlesi NATO’ya girmemizi o dönem için elzem kılıyordu. ABD, işi ağırdan alsa da Türkiye’nin jeo- politik ve jeo stratejik önemini çok çok iyi bildiğinden Kore’ye asker gönderme koşuluyla bizi NATO’ya dâhil etti. ( 3000 bin askerimiz ABD itlerini Çinlilerden kurtarmak için şehit oldu Kore’de )
 
Ve biz 1952’de Kuzey Atlantik Paktı’na ( NATO)  dâhil olduk.
 
İşte bundan sonrabaşımıza ne gelmişse, hangi çoraplar, hangi belalar örülmüşse NATO kisvesi altında örüldü.
 
Dikkat edin darbeyi TRT’den okutan “Yurtta Sulh” hainleri bile ne dedi:
 
NATO’ya bağlıyız… Tıpkı 1960’da, 1980’ de aynı şeyi diyenler gibi…
 
Darbeler, vesayetler, montaj sanayi, faili meçhul cinayetler, siyasi cinayetler, üç aylık hükümetler, IMF’ler, gecelik % 7500 faizler, terör, gurbetçi ve garip bir millet algısı, kutuplaşma vs.vs.hep bu NATO’nun izdüşümüydü.
 
 
NATO’ya kabul edilmemizin ardından ABD’nin ilk işi Türkiye’de “yeşil kuşak projesi” ni (komünizme karşı aralarında Türkiye, İran, Afganistan, gibi Ortadoğu ve üçüncü dünya ülkelerinin bulunduğu topraklarda dini grupları ve dini politikayı desteklemesine verilen genel ad.) başlatmak oldu.
 
YeşilKuşak projesinin ilk yavşağı olarak 1963’te Edirne’de imam olarak görev yapan 25 yaşlarında bir genç( hain olacağı gözünden belli ),   memleketi Erzurum’a gelerek Komünizmle Mücadele derneğini ta o yıllarda Erzurum’da kuruyordu.
 
Malumunuz dinin ve milliyetçiliğin en sağlam kalelerinden biridir Erzurum…
 
Sonra birileri onu alıp İzmir Kestanepazarı’ndaki hem camiye hem de yanındaki bir Kuran Kursuna görevli olarak atıyordu.
 
Kestanepazarı’nın birçoğu Selanik göçmeniydi ve çoğu da Sebatayistti. Ayrıca muhit olarak da Havra ve Camilerin iç içe olduğu bir yerdi.
 
Daha sonra CHP Genel Sekreterliğini de uzunca yıllar yapmış ve Atatürk’ün zehirlenme hadisesini de bilmesine rağmen susmuş meşhur Kasım GÜLEK ile tanışması Gülen’in hayatında bir dönüm noktası oldu.
 
Mason olan Kasım Gülek, 1975’te Gülen’ i de Mason Locasına dâhil etti. (1996’da ölen Gülek’in cenazesinivasiyeti gereği Gülen kıldırdı  )
 
Gülek vasıtasıyla CIA’ye, MOON Tarikatına ve oradan da Papa’ya kadar ulaşan Gülen,1999’de ABD’ye sağlık sorunlarını da bahane ederek kaçtı.
 
Bu çok çok önceden planlanan bir kaçıştı.
 
1980 darbesinden iki ay önce bir sohbetinde Gülen’in şu ifadesi bu günlerin nakış nakış işlenişiydi:
 
Huruç harekâtı başlıyor, ancak bundan 35-40 sene sonra devreye konulacak.( 15 Temmuz )
 
Demek ki darbeyi çok iyi biliyor ve darbeden sonraki misyonunu da hıfzediyor.
 
Ehli dünya ahmaklar da bizi anlamadıklarından dolayı iktidara talip falan diyorlar. Senin iktidar dediğin şey nedir. 20 yaşında ben onu devireceğimi yerine başkasını kuracağımı planlamış insanım. İktidar dediğin şey nedir senin, ahmak" beyanı da kan donduran bir ifadeydi ta o zamanlardan. ( Yine 15 Temmuz )
 
Ne de olsa arkasında ABD ve dolayısıyla CIA vardı. Yoksa 160 ülkede binlerce okul, milyar dolarlık bir bütçenin başka bir izahı olamazdı.
 
(ABD Moon tarikatıyla Budistleri, OPUS DEI TARİKATI ile Katolikleri, Gülen hareketi ile de Müslümanları kontrol altında tutmayı planlamıştır. Her üçünün de liderleri ABD’de yaşamıştır her üçünün de örgütlenmesi birebir aynıdır. )
 
Öyle bugünden yarına bir iş değil bu… Dile kolay 60 yıllık bir proje…
 
ABD’ye kaçarken bile dönemin Başbakanı Ecevit’in “sağlığın için Amerika’ya git”  söylemindeki sağlığın, ne olduğu Sebatayist biraderler algısına bir delil teşkil ediyordu resmen…
 
1980 darbesinde Mason Evren’e ( bizim çocuklar başardı denilen Evren)Kenan Evren cennetliktir, diyen Gülen, Papa’ya yazdığı bir mektupta da Vatikan’da ölmek istiyorum mealine gelecek yalakalıklarıyla Pennsylvania’dan dünyayı yönetmeye adayolduğunu haykırmaya gidecek bir yolun pasaportunu çoktan alıyordu.
 
Huruç hareketinin en önemli aşamasına Pennsylvania’da geçilmişti.
 
ABD, yeşil kuşak projesini oturttuktan sonra, İslam’ın siyonisleştirilmesi de denilebilecek diğer bir projeyi yine Gülen üzerinden devreye sokuyordu.
 
Dinler Arası Diyalog, hoşgörü, sevgi…
 
Semavi dinlerin ortaklığı anlamına gelen bu görüş, aslında İslam’ın ve Müslümanlığın tamamen bitirilmesi demekti. Hatta Gülen her üç dinin doğuş yeri olan Harran’da her üç dine din adamı yetiştirecek ilahiyat fakültesi kurulmasını teklif edecek kadar bu işe hevesliydi.
 
( Bazılarının aklına şu soru gelebilir, neden bu kadar genç yaşta ve İlkokul mezunu olan Gülen seçildi?
 
Bazı araştırmacılara göre annesi Refia, 1492’de İspanyol’dan gelen Yahudilerdendi.
 
1999’da Gülen Amerika’ya hicret ederken (!) pasaportunda anne ismi olarak Rabin kayıtlara geçmişti. Ayrıca 60’lı yılların sonunda dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu, Vehbi Koç ile bir mekânda görüşüp ardından Graham Fuller ile tanışması, Abdullah Öcalan- Fuat Doğu ve Fethullah Gülen’in bir arada olduğu bir fotoğraf karesinin belge niteliği taşıması PKK ile FETÖ’nün ABD projesi olduğunun ta o günlerden vesikalarıydı. Dikkat edin APO’nun teslim edilişi ile Gülen’in ABD’ye gidişi aynı zaman dilimlerini kapsar. Biri Amerika’dan diğeri İmralı’dan örgütlerini yönetmeye devam etti.)
 
 
ABD’nin Yeşil Kuşak ve Ilımlı İslam Projesi meyvelerini vermeye başlamıştı.
 
Kuran okunurken içilen şaraplar, Ezandan çıkarılan Muhammed kelamları, hükmü kalmadığı iddia edilen ya da bilerek yanlış çevrilen ayetler, Gülenizim denilen yeni bir mezhep hatta dinin ortaya çıkması, kendisine bir Mehdi havası verilmesi gibi kriterler Kâinat İmamının “Müslüman Papa” edalarındandı.
 
Teorikte bu tarikatlarla ve hainlerle yolları arşınlayan ABD; pratikte de cepheye iniyordu.
 
Irak’ın ve Afganistan’ın işgali, Arap Baharı ve son olarak Suriye üzerinden başlatılan III. Dünya Savaşı, Fransa’da patlatılan bombaların neticesinde terörist Müslüman algısı,  İslami Terör diye bir algıyı tüm dünyaya yayması bu iki projenin cephe aşamalarıydı.
 
Ayrıca İngiliz Başbakanı Thatcher’ın 1990’lı yılların başında Rusya’nın dağılmasının ardından şu söylemi de bu projenin Haçlı Siyonist algısının deşifresiydi:
 
Kominizim tehlikesi bitmiştir, artık tek tehlike ve hedef İslam’dır.
 
Yani yeni doktrinin adı, İslam’a karşı İslam savaşıydı.
 
Gerek Neocon Bush gerekse NATO’nun Neocon sözcüleri, bunu çok açık açıkça zikrettiler. Bush doktrini diye literatüre geçen bu düşmanlık, bunun en açık ve en kan dondurucu belgesidir.
 
 
Ayrıca:
 
ABD’nin güvenlikten sorumlu danışmanı (eski Dışişleri Bakanı) Condoleezza Rice’ın 7.8.2003 Washington Post gazetesinde yayınlanan yazısında:
 
“Önümüzdeki 10 -15 yıl içinde Ortadoğu’da Türkiye dâhil 22 ülkenin sınırları değişecektir.” söyleminden sonra yaşanılan Arap Baharının, Mısır’da Mursi’nin devrilişinin, Türk dostu Kaddafi’nin ( Kıbrıs’a çıkarma yaptığımızda ABD ambargosu vesilesiyle benzini bile olmayan araçlarımıza benzin yollayan, Marmara depreminde milyonlarca dolar para gönderen)cesedinin yerlerde sürünüşünün,   akan milyonlarca Müslüman kanının ve 15 Temmuz sürecinin muhasebesini düşünce süzgecinizin takdirine bırakıyorum.
 
Dikkat edin,  tarih; 15 Temmuz…
 
15 Temmuz 1099’ da Haçlı Ordusu Kudüs’e girmiş ve Kanlı Kudüs adını alan Kudüs’te on binlerce Müslüman’ın kanı çok adice çok hunharca çok vahşice günlerce akıtılmıştır.
 
Ve bu Hain geçen günkü sohbetinde Haçlılar için aynen şunları söyledi:
 
Haçlının ülkenizi işgal etmesi, çok tehlikeli değildir; çünkü sizin ve onların arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar, sizin kadınlarınıza kızlarınıza ilişmezler, mâbedinize ilişmezler…
 
Bahçeli’nin tabiriyle ABD’nin gayri meşru çocuğu işte…
 
Gelelim bugüne…
 
Cerablus’ta ordumuz karşısında üç saatte dağılan İŞİD’i bahane edip, otuz altı ülkeye ait savaş gemilerinin Akdeniz’e demir atmasını, Kanada, Finlandiya ve Çin dâhil hepsinin burada olmasını birileri “ Somon balıklarının geçişinde iyi yer kapmak için kavga eden boz ayılar” edasıyla algılasada asıl sebep petrol değil bin yıl önceki sebeptir.
 
Yani dindir, yani haçlı seferleridir. Yani Haçlı- Siyonist doktrindir, yani Kenan Ülkesi ülküsünü yaşayan Büyük İsrail’dir, Yani İslam’ı bitirmektir…
 
Gerek ABD’nin Yeşil Kuşak gerekse de Fetö üzerinden oluşturduğu Ilımlı İslam projeleri gerekse de İngiltere’nin iki yüz yıllık şark planın merkezinde Türkiye vardır.
 
 
İki yüz yıllık uykusundan 22 ‘de bir parçaya bölünmesine, zihinsel, tarihsel, dinsel, dilsel kodlarının formatlanmasına rağmen uyanan Türkiye mutlaka ama mutlaka durdurulmalıdır.
 
ÇünküTürkiye diz çöktüğü anda bütün İslam âlemi diz çökecektir. Türkiye yeniden ayağı kalktığında da bütün İslam coğrafyası ayağa kalkacaktır.
 
1915 ve Çanakkale yeni bir devletin ne kadar bir kaderi olmuşsa 15 Temmuz da Yeni ve Büyük Türkiye’nin o kadar büyük kaderi olmaya namzettir.
 
Kaldığımız yerden devam edeceğiz… Batı her yönüyle çökerken güneş yine doğudan Nuh’un çocuklarıyla doğuyor.
 
 
15 Temmuz bu ayağa kalkışın manifestosudur. Bu alçakça planların çöküşüdür.
 
Ezcümle… 15 Temmuz Manifestosu…


Etiketler; #yener yanık
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sezgin Cengiz - 3 ay önce
Hocam güclü kaleminle konuyu derinlemesine irdelemissin, eline sağlık.