Ahmet Davutoğlu:Oyunun sonunu görüyorum

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye krizini değerlendirdi.

Ahmet Davutoğlu:Oyunun sonunu görüyorum

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile üç saatlik bir ufuk turu. Bakan, kamuoyunda “Türkiye askeri çözümde direniyordu, Amerika siyasete ikna etti” değerlendirmesinden rahatsız. “Bu yanlış” diye söze başlıyor ve uzunca bir geçmiş değerlendirmesi yapıyor. Bu, Ortadoğu’daki değişimde Suriye’yi ve Esed’i nasıl makul zemine taşımak için gösterilen çabaların hikâyesi.

Ortadoğu’daki gelişmeleri “kaçınılmaz bir tarihi süreç” olarak nitelendiriyor. Ve bu süreçte ‘ahlaki ve stratejik açıdan doğru yerde durmayı önemsedikleri’nin altını çiziyor. “Yatmadan önce başımızı yatağa koyarken kalbimiz rahat mı? Onun muhasebesini yapıyoruz” diyor.

“Sicil olarak nerede durduk, bu tarihe geçiyor” diyor. “Ben yorumcu olsam” diyor: “Yürütülen politikanın ahlaki boyutunu doğru görür, diğer açıdan anlamaya çalışır, bilgi yetersizliği varsa ona ihtiyatla yaklaşırdım.” “Biz Esed’e karşı çıkmazsak, 50 yıl sonra birisi gelir, Özal’ın Cezayir’de yaptığı gibi Şam sokaklarında Suriyelilerden özür dilerdi.”

KILIÇDAROĞLU ŞAM’A GİDEBİLİR Mİ?

Bakan’ın Kılıçdaroğlu’na da sözleri var. Swoboda’nın Kılıçdaroğlu’na ambargo koymasından yola çıkarak, “Kılıçdaroğlu Kahire sokağına çıkabilir mi, Halep’e Şam’a gidebilir mi?” “Beşşar Esed’in yanında duruyor olsaydık, kapılardan dönerdik.

Moskova’da bile itibar görmezdik.” Davutoğlu, Suriye konusundaki politikaları üç gruba ayırıyor. Birinci gruba Esed destekçiliğini, ikinci gruba dalgalı politika tavrını, üçüncü gruba ise Türkiye’nin yürüttüğü istikrarlı ve tırmanan bir politikayı koyuyor.

Yürütülen çalışmaları “dalgalı” olan politik çizgiyi toparlamak olarak niteliyor. “Beşşar’ın bu kadar barbarlaşacağını düşünmüyordum” diyor Bakan. Bakan’a bizim sorduğumuz soru ise şu: “Kamuoyunda Türkiye tüm Ortadoğu’da büyük oynadı, ama Suriye’de bu oyunun altında kaldı değerlendirmesi var.

Ne dersiniz?” Bakan’ın cevabı şöyle: “Bu coğrafyada ya bu ölçekte oynarsınız ya da iddianızı kaybedersiniz. Süreç bitmeden altta kalıp kalmadığınız belli olmaz. Süreç devam ediyor. Paniğe kapılmamak lazım.” Sonra ilave ediyor: “Oyunun sonunu görüyorum. Hiçbir tereddüdüm yok.”

Esed kaybedecek

Bakan’a “Oyunun sonunu nasıl görüyorsunuz?” diye yeniden soruyorum. Cevabı şöyle oluyor: “Bu yapı kaybedecek. Esed gidecek. Sonunda kaos da olabilir. Ya Esed’e oynarsın ya nötr kalırsın. Biz bunları yapamayız.

Ya da dinamik aktörler üzerinden oyunu etkilemeye çalışırsın. Bu Türkiye için bir zorunluluk.” Bakan, Washington görüşmelerinde Amerika ile senkronizasyon gerçekleştirildiğini, Cenevre’ye giderken 5 Ortadoğu, 5 Batı ve Türkiye’nin katıldığı 11 ülke arasında “konsolidasyon” sağlandığını söylüyor.

Bakan, Obama ile ‘Cenevre başarısız olursa ne yapılacağının da konuşulduğu’nu ifade ediyor. Bakan’a göre Kırmızı Oda’da Obama’ya söylenen çözüm çerçevesi şu: “Öyle bir çözüm olsun ki, Türkiye- ’deki 190 bin mülteci heybesini omuzuna alıp Şam’a dönmeye karar verebilsin.”
KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.