AK PARTİ NEDEN KAYBETTİ?

07 Haziran'da yapılan Genel seçimler geride kalmasına rağmen seçimin yankıları devam ediyor.Uzun bir süre daha tartışılmaya da devam edecek gibi görünüyor.

AK PARTİ NEDEN KAYBETTİ?

 Gerek Ak parti cenahından gerekse diğer siyasi kesimlerde ki dostlarımızdan elde ettiğimiz izlenimleri, kendi bilgi dağarcığımızdaki siyasi notlarla birleştirdiğimizde iktidar partisinin önemli bir oy kaybı yaşayıp, tek başına iktidar olamamasındaki sebeplerinden bazılarını tespit etme imkanına sahip olduk.

ÇOK ŞEYE RAĞMEN KAYIP VARSA

KENDİNİZE BAKMALISINIZ!

Ak parti iktidarına karşı ‘düşman’ cephelerin bir araya gelerek, bütün etik ve inanç değerlerini bir tarafa bırakıp ittifak yaptıkları, dış güçlerin yani ABD, İngiltere, İsrail, Almanya dörtgeninde, iktidarın zayıflaması için hummalı çalışmalar yapıldığı çok net olarak görülmüştür. PKK destekli HDP’nin silah dayatması ile oy topladığı gerçektir ki; bu da iktidarın zafiyet ve ayıbından başka bir şey değildir! Fakat saydığım bu unsurlara rağmen Ak Parti tek başına iktidar şansını neden kaybettiğini daha çok kendi içerisinde aramalıdır.

Öyle ya , hazinede rekor birikim sağlayan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılan otoyolların iki katını 12 yılda yapan, hastane kuyruklarına son veren, başörtüsü yasakları gibi Müslüman toplumun en büyük yaralarından birini tedavi etmeyi başaran, askeri vesayeti yıkan, Cumhuriyet tarihinin ihracat rekorlarını alt üst eden, savunma sanayinde yerli üretimde büyük mesafe alarak ‘silah ihraç eden’ ülke konumuna getiren, Müslüman ümmetin mazlumlarına umut olan, mega projelere imza atan bir iktidar, ne oldu da ağır bir tokat yedi? Oluşan ittifaklar ve dış güçlerin etkisi, yenilen tokadın tek sebebi miydi?

Elbette hayır. Bu oy kayıplarına sadece bu açıdan bakmak yeni yanlışlara imza atmak olur. Bize göre İktidar Partisi içine bakmalıdır.

FAKİRE- GARİBE

ANLATAMAZSINIZ

17-25 Aralık süreci sonrası Ak Parti kurmaylarının yolsuzluk iddiaları çerçevesinde adı geçen bakanları korumaya alması ve kendi oyları ile olayın üzerini kapatma dayatması seçmen üzerinde olumsuz bir izlenim bırakmıştır. Ak Parti kurmayları ‘Arkadaşlarımızı yedirtmeyiz’ derken, hizmet ettikleri davayı yedirttiklerini ne yazık ki göremediler. Ülke insanının büyük bir bölümünün asgari ücretle geçindiği gerçeği göz ardı edilip, 700bin liralık saat takma cüretini gösterenleri koruma içgüdüsü ile aklamak, Meclis’e ipotek koymak korkunç bir yanlıştı. Çünkü Ak Parti sokaktaki vatandaşın, özellikle garip gurebanın,

muhafazakarın sesi olarak yola çıkmışken, kendi gerçeğine aykırı bu tavrı ile milletimizin vicdanında soru işaretlerine sebebiyet vermiştir.

VİZYON VE KALİBRE SORUNU

İktidar Partisinin üç dönem kuralı, belli başına bir felaket getirmiştir. Üç dönem kuralı sebebiyle hükümet kabinesinde vizyon sahibi, kalibresi yüksek isimler kalmadığı gibi adaylar konusunda ve tercihlerde de bu sıkıntı had safhada seçmen gözüyle hissedilmiştir. Özellikle eski C. Başkanı Abdullah Gül bir kenara itilmiş, Cemil Çiçek, Binali Yıldırım, Bülent Arınç gibi seçmen üzerinde güvenilir ve tecrübeli bulunan kurt siyasetçiler, pasivize edilerek boşluk doğması ve güven sorunu oluşmasına sebebiyet vermiştir.

‘HERKESİN PARTİSİ’ SAFSATASI

Maalesef partinin en büyük lokomotifi olan sayın Cumhurbaşkanı, 2001 yılında yola çıktığı dava arkadaşlarını, yolda bulduğu arkadaşlarına kısmen değişerek, parti içinde de motivasyon bozukluğu ve çatlak seslerin çıkmasına vesile olmuştur.Bülent Arınç, Melih Gökçek atışması buna en güzel örnektir. Halkın gözünde gittikçe büyüyen ve kredisini zirveye çıkaran sayın Erdoğan, dava arkadaşlarını daha içten kucaklamak yerine ‘olmasalar da olur’ gibi hatalı bir yaklaşım sergilemiştir. Partiye gönül vermiş, parti kuruluşunda emek vermiş, Milli Görüş kökenli teşkilatların tasfiye ediliyor olması ve buna karşı söz söylendiğinde, ‘ Bu parti herkesin partisidir’ tarzından cevaplarla olaya yaklaşılması, AK Parti'nin kuruluşunda yer alan insanların o gün ki şartlarda verdikleri desteklerin göz ardı edilmesi içten içe bir küskünlüğe, o isimlerin köşelerine çekilip oturmasına yol açmıştır. Ve bunlar seçmenin gözünden kaçmamıştır.

GÖSTERİŞ YOKLAMALARI

VE ARİSTOKRAT ADAY TERCİHLERİ

Genel seçimler öncesi parti tarafından yapılan kamuoyu yoklamaları, STK ve teşkilat temayüllerinin, Genel Merkez tarafından zerre dikkate alınmamış olması, parti tabanına güven, seçmene saygı, çoğulcu demokratik anlayışla hiç bağdaşmadığı gibi ‘en iyisini Ankara’dan biz biliriz’ izlenimi doğurmuştur. Buna bağlı olarak özellikle doğu bölgelerinde gösterilen adaylar, vatandaşın içine sinmedi. Fakir fukaranın, tarladaki Ayşe ablanın, esnaf Mehmet ağanın dilinden anlayacak adaylar yerine sadece tahsil durumlarına bakılarak toplumdan kopuk, aristokrat ve toplum gerçeğinden uzak isimlerin aday gösterilmesi seçmen gözünde ‘Bunlar mı beni temsil edecek’ algısı yaratmıştır.

BURNUNDAN KIL ALDIRMAYAN

ÇIKARCI ZÜPPE TAKIMLARI

Yerel bazda bizlerin dahi şahit olduğu ve inanıyorum ki tüm Türkiye’deki parti teşkilatlarını da kapsayan, ‘burundan kıl aldırmama’, ‘insanlara tepeden

bakma’, ‘bu şehrin hakimi de savcısı da biziz’ tarzından yaklaşımlar, halkın temsilcisi olarak yola çıkan Ak Parti ile o halkın arasında duvarlar örülmesini sağlamıştır. Jöleli saçlar, Lacost marka giyim kuşamlar, son model lüks arabalar, şaşalı sofralarda selfi yapmalar, ‘şu an cumadayım’ veya ’Süleyman abiyle sabah namazındayız’ türünden atılan twıt ya da yapılan paylaşımlar; partinin, orta direk kesimden uzaklaşmasına yol açmıştır. Ne kadar it, kopuk, alemci, çıkarcı, batık, faizci leş sürüsü varsa, il teşkilatlarında kendilerine yer edinmeyi başarmışlardır. Fakirin partisi, bir anda entellektüellerin vitrini haline dönüşmüştür. Asla dava adamı olamayacak züppe görünümlü tipler, ahkam keserek vatandaşın gönlünü yerle bir etmiştir. Partinin kuruluşundaki mütevazılık yerini küstahlığa bırakmıştır. İl teşkilatlarında aynı davaya hizmet edenler ‘senin-benim adamım’ gibi yaftalarla soğuk savaş vererek, kendi çıkarları uğruna davaya büyük törpüler atmıştır.

EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİ

BİR ŞEY DUYMAK İSTEDİ

Muhalefetin emekliler ve dar gelirliler ile ilgili vaatleri tutsun veya tutmasın, Ak Partiye geçmişte oy veren fakir üzerinde beklenti yaratmıştır. Muhalefet bu söylemler ile kafaları karıştırırken ya da ‘Bak biz sizi düşünüyoruz’ mesajını verirken, Ak Partinin orta direk seçmeni ‘Acaba bizimkiler bir şey söyleyecek mi’ beklentisi ile tüm propoganda dönemi boyunca yaşamıştır. ‘Acaba Başbakan bugün bizim için en azından bir sefere mahsus yüzde bilmem kaç iyileştirme yapacağız diyecek mi’ beklentisi zihinleri hep meşgul etmiştir. Fakat ne yazık ki sayın Başbakan, garibin çilesine umut olmak, beklentisine karşılık vermek yerine üst perdeden konuşmayı tercih etmiş, ya paralel yapıya zaman ayırmış ya da ‘şunu kim yaptı kiiim’ gibi anlamsız cümlelerle zaman doldurmuştur. Yani Ak partiye oy verenlerin büyük bölümünü oluşturan seçmene ‘karnını şöyle doyuracağız’ denilememiştir. Kısacası emeklinin sesi bir türlü duyulmadı ve emekli vatandaşlar için hiçbir adım atılmadı. 'Asgari ücret çok düşük, sosyal adaletin tesisi şart' diyenlere kulaklar tıkanmış ve bu anlamda diğer partilerin söylemlerinin karşısına bir politika üretilmeyerek büyük bir hataya daha imza atılmıştır.

YENİDEN GÖNÜLLERE İNİLEBİLMELİ

Bu sonuçlardan sonra kanımca AK Parti teşkilatlarının tamamı yeniden gözden geçirilip süratli adımlar atılmalı. Biran önce tabana inmeli ve taban ile birlikte hareket etmeli. Kendini var eden unsurlar asla göz ardı edilmemeli. Davadan bihaber, çıkarcı, menfaatçi, tepeden bakan, ‘sözüm kanundur’ edası taşıyan züppelerin parti ile bağları koparılmalı. Alçak gönüllü, mütevazı, halktan kopuk olmayan , halkla barışık insanlar yeniden aktif hale getirilebilmeli. Yoksa duygusal yapısı ön planda olan bu milleti; ne yaptığınız tanklar, köprüler, yollar, ne de hazinede biriktirdiğiniz dolarlar, tek başına cezp etmez. Gönül köprüsünü

yıktığınız, sağlıklı şekilde bu bağı kuramadığınız sürece, umut olmaktan çıkar ve tepetaklak gitmeye devam edersiniz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.