Almanya'daki yangından dram çıktı

İlk eşi ölen, ikinci eşi imam nikahlı ve işsiz olan Nazlı Özkan 10 çocuğuna sosyal yardımlarla bakıyordu.

Almanya'daki yangından dram çıktı

Eşi kumar bağımlısı olduğu için evden ayrılmıştı. Çocuklarının üzerine kapaklanmış vaziyette son nefesini verdi

HABER İZLENİM

Nazlı Özkan ve 7 çocuğunun hayatını kaybettiği yangından büyük bir dram çıktı. İlk eşi ölen, ikinci eşi imam nikahlı ve işsiz olan Özkan 10 çocuğuna sosyal yardımlarla bakıyordu. Eşi kumar bağımlısı olduğu için evden ayrıldı. Cumartesi gecesi çıkan yangında ise çocuklarının üzerine kapaklanmış vaziyette hayatını kaybetti.

Anne: Nazlı Özkan (40).

Çocukları: Hatice(17),Yılmaz (14)Abdulkadir (8) İzzet (7) Yasin (6) Ahmet (3) ve 6 aylık Murat.

Cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısından sonra çıkan yangında hayatlarını kaybettiler.

Dün, Stuttgart yakınlarındaki Backnang'da yakınları, Türk ve Alman yetkililerin katıldığı bir cenaze töreni ile 'acı vatan'dan Türkiye'ye uğurlandılar.

Anne ile çocuklarının minik tabutları yan yana dizildiğinde, iki satırlık ajans haberiyle gündemimize giren ailenin yaşadığı büyük dramda görünür olmuştu.

Meğer 7 çocuğu ile hayatını kaybeden Nazlı Özkan'ın filmlere konu olacak bir gurbet hikayesi varmış.

ON ÇOCUKLU VE İŞSİZ

Almanya için 'acı vatan' derler.

Yarım yüzyılı geçen göç hikayeleri, parçalanmış aileler, ırkçı saldırılar, Mölln ve Solingen'den sonra Ludvigshafen faciaları ile iyice perçinleşen acılar pazar sabahı yaşanan dram ile zirveye çıktı.

Nazlı Özkan'ın on çocuğu vardı.

4'ü ilk eşindendi. Eşi bir süre sonra vefat edince şimdiki eşi Sami Soykan ile evlenmiş.

Daha doğrusu imam nikahı ile yaşamaya başlamışlar. Sami Soykan resmi nikah yapmayı kabul etmemiş.

6 çocukta bu yüzden Türk konsolosluğuna kayıtlı olamamış.

Aileyi tanıyanların anlattıklarına göre Sami Soykan çalışmıyor, sosyal yardımlar ve çocuk parası ile geçiniyordu.

Hatta baba Soykan'ın son aylarda Nazlı Özkan'a şiddet uygulayarak elindeki çocuk paralarını aldığı da iddia ediliyor.

Bu yüzden yaşanan gerginliklerden sonra evi terk ettiği söyleniyor. Cumartesiyi pazara bağlayan gece de evde değilmiş. Acı olay sonrası Sami Soykan kendi çocuklarını memleketine defnetmek istemiş. Ancak Nazlı Özkan'ın ailesinin ısrarı üzerine minik cenazeleri annelerinden ayırmaktan vazgeçmiş.

ÇOCUKLARINI ALMAK İÇİN GİRİYOR

Çevredekilerin anlattıklarına göre aile inanılmaz zor şartlarda yaşıyordu. Evin sıcak suyu ve ısıtma tertibatı yoktu. Zaten fabrikadan bozma bir yerdi.

Bina eski ve ahşap olduğu için yangın hızla yayılıyor. Anne Nazlı Özkan ilk anda kendini dışarı atıyor ancak çocuklarını kurtarmak için tekrar eve giriyor.

Fakat yangından kurtulamıyor.

İtfaiye yangını söndürdüğünde anne Nazlı'yı dört çocuğunun üzerine kapaklanmış vaziyette bulunuyor. Kucağında da 6 aylık Murat ile.
Berlin Büyükelçimiz Avni Karslıoğlu gözleri yaşararak anlattı Özkan ailesinin dramını.

ŞÜPHECİ OLMAMIZ İÇİN YETERİNCE ACI YAŞADIK

Dün Backnang'da cenaze töreni vardı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile cenazeye katılmak için Stutgartt'a geldik. Cenaze töreni fazlasıyla duygusaldı. Özellikle de yan yana dizilmiş minik tabutların görüntüsü dayanılacak gibi değildi.

Cenazeler Türkiye'ye doğru yola çıkartılırken kalabalıktan yükselen 'garibim belki de kurtuldu' yorumu Nazlı Özkan'ın çileli hayatının da özeti oldu.

Pekiyi yaşanan bu trajedinin ardında ne var? Yangın gerçekten kaza mı yoksa sabotaj söz konusu mu?
Özkan ailesinin sığındığı ev eski ve küçük.

Ahşap bir bina. Aile o kadar fakir ki bozuk camlarını bile tamir ettiremiyorlar. Hatta yangından kaçamamalarının nedeni de açılmayan bu camlar.

Şimdilik Alman makamları 'tüm alternatifler en ince ayrıntısına kadar araştırılıyor' demekle yetiniyor.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile cenazeleri almaya giderken ve dönüşte konuştuk. Bakan, anne Nazlı Özkan'ın hikayesinden fazlasıyla etkilenmişti. 'Eli öpülesi bir anne' deyip ve çocuklarını kurtarmak için yaptığı fedakarlıkları anlattı.

Bozdağ eldeki bilgilere göre kesin bir şey söylenemeyeceğini belirtiyor. Ancak 'şüpheci olmamızı gerektiren acı tecrübelerimiz var' diyerek de endişelerini kayda geçiyor. Türkiye tüm kurumlarıyla birlikte Alman makamlara yangının aydınlatılması için baskı yapıyor.

Kaldı ki bu bölgede ırkçı saldırıların da daha önce olduğu da bilindiği için bu ihtimali göz ardı etmemek gerekiyor.
Bozdağ, geçmişte yaşanan soruşturmalarda ihmallerin olduğunu ve tekrar etmemesi gerektiğini söylüyor.
Bu yüzden dün hükümetin organizasyonu ile Almanya'dan alınan cenazeler İstanbul'a getirilerek tekrar otopsi yapıldı.

Nazlı Özkan ve çocukları bugün Afyon'da toprağa verilecek. Çocukları hiç görmedikleri memleketlerine tabut içinde geldi.

Bozdağ: Dileriz ırkçı saldırı değildir

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, törende yaptığı konuşmada olayı yakından takip ettiklerini Alman ilgililerin bilmesini istediklerini söyledi. Bozdağ, "Dileriz kundaklama ya da herhangi bir ırkçı saldırı olmamıştır. Dileğimiz, temennimiz budur. Türkiye'nin acısı bu noktada çoktur. Her şeyin en ince detayına kadar incelenmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını,eyalet ve hükümetten bekliyoruz" dedi.

ALMANLAR DA SAF TUTTU

* Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, cenaze namazından önce yangının çıktığı binayı inceledi.

* Yangında hayatını kaybedenlerin tabutlarının üzerine Türk ve Alman bayrakları örtüldü.

* Olayda hayatını kaybeden en büyük çocuk Hatice Oruç'un tabutuna ayrıca gelinlik konuldu.

* Almanların da saf tuttuğu cenaze namazında baba Sami Soykan ve anneanne Hatice Özcan güçlükle ayakta durabildi.

* Cenazeleri araçlara Bozdağ ve Eroğlu omuzlarında taşıdı.

Yangından kurtulmayı başaran Halil Oruç, gözyaşlarına engel olamadı.

Baba Sami Soykan ayakta durmakta zorlandı.

‘Elimizi öpeceklerdi, tabutları geliyor’

Yangında 7 çocuğuyla ölen Nazlı Özcan'ın, 2005 yılında trafik kazasında yaşamını yitiren ilk eşinden olan iki çocuğunun Afyonkarahisar'da yaşayan dedesi ve babaannesi, bir gün gelip ellerini öpeceklerini düşünerek avundukları 4 torunundan ikisinin cenazelerini bekliyor.

Gurbetçi bir ailenin kızı olarak Almanya'da dünyaya gelen Nazlı Özcan, Süleyman Oruç ile bu ülkede 1990’da evlendi. 8 yıl süren evliliğinde, Semiha (20) ve Halil Oruç'un (15) yanı sıra yangın sonucu 17 yaşında vefat eden Hatice ve 14 yaşında hayatını kaybeden Yılmaz Oruç adlı çocukları oldu. Daha sonra Kırşehirli Sami Soykan ile evlendi. Bu evliliğinden de İbrahim (11) ile Abdulkadir, İzzet, Yasin, Ahmet ve Murat Soykan dünyaya geldi.

Abdulkadir 8, İzzet 7, Yasin 6, Ahmet 3 yaşında, Murat bebek de henüz 6 aylıkken yangın faciasında can verdi. Nazlı Özcan, eski kayınpederi Yılmaz Oruç ve eski kayınvalidesi Semiha Oruç ile sadece bir kez görüştü. Torunlarından Semiha'yı 3 aylıkken gördüklerini, diğer 3 torununu ise hiç görmediklerini belirten Yılmaz Oruç, ''Yıllarca torun hasretiyle yaşadık. Bir gün gelip ellerimizi öpmelerini bekledik. Şimdi ikisini kaybettik'' dedi. Semiha Oruç da torunlarını sadece fotoğraflardan tanıdıklarını ifade etti.

31 yılda 45 Türk hayatını kaybetti

Almanya'nın Backnang kentinde çıkan yangında 8 Türk'ün hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturma sürerken gözler ülkede faaliyet gösteren aşırı sağcılara çevrildi. Yaklaşık 50 yıl önce çalışmak amacıyla Almanya'nın yolunu tutan gurbetçiler ırkçı motivasyonla yapılmış saldırı ile ilk kez 1982 yılında karşılaştı. 31 yıldır çeşitli kentlerde gerçekleşen saldırılarda 45 Türk hayatını kaybetti, yüzlerce ev, işyeri, cami ve dernek zarar gördü. Wolfenbuettel kentinde 22 Kasım 1982'de bir Türk anne ile 3 çocuğu yandı. 29 Mayıs 1993'te Solingen'deki kundaklamada 5 Türk hayatını kaybetti. Ludwigshafen'de 3 Şubat 2008'de Türklerin oturduğu binada gece çıkan yangında 9 kişi öldü, 24 kişi yaralandı.

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.