Arınç olaylarla ilgili önemli açıklamalar yaptı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Taksim Gezi Parkı eylemleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Arınç yaptığı açıklamada Gezi Parkı olayları bahanesiyle farklı amaçlarla protesto yapıldığını ifade etti.

Arınç olaylarla ilgili önemli açıklamalar yaptı

 Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı olaylarında polis yetersiz kalırsa gerekirse Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de müdahale edebileceğini söyledi.

Arınç "Türkiye, 3-5 kişiye bırakılacak bir ülke değil. Gücü yeten varsa hukuku çiğnemek isteyen varsa onlar çıktığında görürüz. Onları önce iknaya çalışırız. Yoksa hukuktaki yetkilere göre TSK'yı bile kullanabiliriz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı odaklı olaylarda polisin orantısız güç uyguladığı tartışmalarına ilişkin, "Bir defa polis sokakta seyyar satıcı değil, güvenlik gücü. Kendisine kanunların vermiş olduğu bütün yetkileri kullanacak. Kimse polisten şikayet etmesin. Polisten kim şikayet ediyor? Her şeyi yakıp, döken, 'her yer benimdir, hiç kimse bana karışmasın' diyen eylemciler. Kusura bakmasın, burası dingonun ahırı değil, burası hukuk devleti. Bu hukuk devletinde kimin ne yapacağı kurallarla belirlenmiştir" dedi.

Arınç, A Haber televizyonunun canlı yayınına katılarak gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Taksim Gezi Parkı odaklı olayların hatırlatılarak, ne zaman biteceğinin sorulması üzerine Arınç, olayların başladığı günden bu yana geçen süreci hatırlattı.

Bu süreç içinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olaylarla yakından ilgilendiğini, "ben olayın tarafıyım" diyen herkesi davet ederek, görüştüğünü dile getiren Arınç, bu görüşmelerden de yargı kararının bekleneceği, artık eylemlerin bitirilmesi yönünde olumlu yaklaşımlarla sonuçlandığını bildirdi.

Ancak uygulamanın böyle gerçekleşmediğini belirten Arınç, 'Sorun sadece Gezi Parkı değil' diyenlerin, Gezi Parkı'ndan hükümeti yıkma teşebbüsü ve güçlü bir hareket meydana getirmeye çalışanların veya sokakları işgal ederek hükümete karşı direnmeyi kendilerine yol olarak seçenlerin, eylemi devam ettirmeyi seçtiğini ifade etti.

Parka müdahalenin ardından marjinal grupların polisle çatışmaya girdiğini, ancak güvenlik güçlerince dağıtıldıkların aktaran Arınç, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de Gezi Parkı'nı düzenleyerek, ağaçlandırma çalışması yaptığını söyledi.

Arınç, "Şimdi Gezi Parkı belki eskisinden daha güzel bir noktaya belediye tarafından getirilmek üzere" dedi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu gösteriler artık Gezi Parkı ile ilgili olmaktan tamamen çıktı. Taksim civarında, Cumhuriyet Anıtı civarındaki kümelenmeler artık tamamen yasal olmaktan çıktı. Bunun dışında sokaklarda, başka meydanlarda, başka mahallelerde bunlar devam edebilir. Çünkü bugüne kadar bu eylemleri zaten bir amaçla, bir şekilde yapıyorlardı. Onlar da anında bastırılır ve sorumluları hakkında yasal süreç başlatılır. Ancak 20 gün kadar önce 'Gezi Parkında ağaçlar kesiliyor, burası park olmaktan çıkarılacak' diye çevre duyarlılığıyla başlayan masum gösteriler bence tamamen bitmiş ve bu gösterileri başlatanlar da Başbakanımızın verdiği sözle artık tatmin olmuş kabul ediyoruz"

-"Orantısız güç kullanımı ile ilgili soruşturma başlatıldı"





Gösterilerde orantısız güç uygulandığı yönündeki açıklamalar hatırlatılarak, sorumluların kim olduğunun sorulması üzerine de Arınç, kendisinin de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da göstericilere ilk günlerde yapılan müdahalenin aşırı olduğunu ifade ettiklerini vurguladı.

Arınç, 78 ilde 1 milyonu aşan göstericinin Taksim Gezi Parkı olayları bahanesiyle farklı amaçlarla protesto yaptığını vurgulayarak, "Bu şüphesiz, bir Türk Baharı, halk ayaklanması, direnişi falan değil, kesinlikle bir protesto eylemiydi. Ve protestoya katılanların her birinin kafasındaki düşünce ve eylem tarzı farklıydı" dedi. Orantısız güç kullanımı ile ilgili soruşturmanın başlatıldığına dikkati çeken Arınç, olayların durması halinde bu soruşturmanın daha kısa sürede tamamlanacağını bildirdi.

-"Aşırı güç kullanılmasıyla olayların bu noktaya kadar gelmesi çok da doğru orantılı değil"

"Benim bilebildiğim kadarıyla bir ön rapor tanzim edilmiş durumda ve bunun sonucunu mutlaka idari yargıçlar, Bakanlığımız, Emniyet Genel Müdürlüğümüz yerine getirecektir" diyen Arınç, orantısız güç kullanımının olayı büyütmüş ya da farklı mecralara sürüklemiş olabileceğini, ancak bunun daha sonra yapılanları hiçbir şekilde mazur gösteremeyeceğini söyledi.

Arınç, göstericilerin sivil araçları, kamu mallarını tahrip ettiğini, yaşananların can kayıplarına yol açtığını belirterek, "Aşırı güç kullanılmasıyla olayların bu noktaya kadar gelmesi çok da doğru orantılı değil. Yanlıştır ama o yanlışlığın karşılığı böylesine tahrip edici olaylar olmamalıydı" dedi.

Arınç, "İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü hakkında da mı soruşturma var?" sorusuna ise "Bence genel bir soruşturma için İçişleri Bakanımızın bir talimatı oldu. Ama spesifik olarak, orada ilk günde aşırı güç kullanımı var mı, böyle bir talimat kimden alındı, olay nasıl cereyan etti, böyle bir şey olabilir. Sadece İstanbul'da değil, Ankara ve İzmir'de de polis başmüfettişleri ve mülkiye müfettişlerinin olaylarla ilgili bir soruşturma yaptığını söyleyebilirim" karşılığını verdi.

-"Polise verilen öncelikli talimat, pasif durumda kalmalarıdır"

Başbakan Yardımcısı Arınç, polisin orantısız güç kullandığına ilişkin soruları yanıtlarken ise güvenlik güçlerinin son zamanlarda aldığı eğitim ile insan hakları ve toplumsal olaylara müdahale konusunda çok daha bilinçlendiğini söyledi.

Polisin de bu toplumun içinde yaşayan insanlar olduğunu vurgulayan Arınç, görevleri gereği çok karmaşık olaylarla, elinde silah, demir bilye, sapan taşı olan kişilerle karşı karşıya kaldıklarını hatırlattı.

"Polise verilen öncelikli talimat şudur; bundan herkes emin olsun, öncelikle pasif durumda kalacaklardır" diyen Arınç, polisin de bu talimatı uygulama konusunda hassas davrandığını anlattı. Göstericileri ikna yolu ile dağıtamazlar ise ellerindeki, biber gazı ve tazyikli suyu kullanma yoluna gittiklerini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

"Biz bu sınırı polisin meşru müdafaa sınırı olarak gösteriyoruz. Yani kendi canına, kendi hayatına kastedecek bir noktaya geldiği zaman sen bu gücü kullanacaksın. Bu yüzde 90 veya 80 Türkiye'de uygulanıyor. Fotoğraflara, kamera kayıtlarına bakın polis daima pasiftedir. Utanmadan bir Ankara CHP milletvekili polislerin karşısına geçti, herkes bunların televizyonda ne söylediğini duydu, annesine küfredecek kadar alenen hakaret etti. Polisten bir karşılık gördünüz mü? Polis yasalar gereği ne yapacaksa yapacak. Herhalde bir tazminat davası açacak veya ceza davası açacak. Ama 'sen bana mı küfrediyorsun. Al senin kafana' diye bir şey geçirmedi.

Düşünün ki bir BDP milletvekili de emniyet amirine tokat atmış, emniyet amiri elini bile kaldırmamıştı. Polis bu konuda çok sabırlı. Hep daima beklentide ve kendisini bir pasif mukavemetin içinde hissediyor. Ama zamanı geliyor ki iş çileden çıkıyor. Bir meşru müdafaa durumu veya olayların büyümesi durumunda elindeki imkanları kullanıyor. Bir defa polis sokakta seyyar satıcı değil, kolluk gücü, güvenlik gücü. Kendisine kanunların vermiş olduğu bütün yetkileri kullanacak. Kimse polisten şikayet etmesin. Polisten kim şikayet ediyor? Her şeyi yakıp, döken, 'her yer benimdir, hiçkimse bana karışmasın' diyen eylemciler. Kusura bakmasın burası dingonun ahırı değil, burası hukuk devleti. Bu hukuk devletinde kimin ne yapacağı kurallarla belirlenmiştir."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.