Bakan Çelik gündemi değerlendirdi!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik gündemde çok konuşulan İmralı’da yapılan görüşmeleri değerlendirdi...

Bakan Çelik gündemi değerlendirdi!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik gündemde çok konuşulan İmralı’da yapılan görüşmeleri değerlendirdi. Bakan Çelik görüşmelerde çok yol katedildiğini ve bu talebin vatandaştan geldiğini sözlerine ekledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik VATAN’a İmralı sürecini değerlendirdi. VATAN Gazetesi Ankara bürosunu ziyaret eden Bakan Çelik, temsilci Murat Çelik ile muhabirler; Şebnem Hoşgör, Deniz Güçer ve Gülümhan Gülten’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı

Sürecin aleni sürmesi gerektiğini söyleyen Çelik’in mesajları: “Su varsa, yangını söndürmek hedefse, o suyu bulup alıp o yangını söndürmek gerekiyor. Devlet olarak empati yaparsanız, sempati görürsünüz. İmralı süreci, yanlış yapanı çok daha rahat, açık şekilde deşifre edecek. Onların şu ülkede yaşayan hiç kimseye söyleyecek bir şeyi de kalmayacak.”

ANKARA - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, VATAN’ın sorularını yanıtlarken, özetle şu mesajları verdi:

İSTİSMAR EDİLMEZSE NETİCE VERİR: İmralı görüşmeleri oldu, oluyor ve olmalı bence. Artık açık, aleni bir şekilde konuşuluyor. Bence sürecin bu açıklıkla sürmesi doğrudur. Yani biz vatandaştan gizli bir şey yapmadık. Vatandaşın tümüyle lehine, kanın durması için atılması gereken adımlar neyse 10 yıl içinde bu adımları atmaya çalıştık. Yangın var, yangını söndürmek için suyun nereden geldiği önemli değil. Su varsa, yangını söndürmek hedefse, o suyu bulup alıp o yangını söndürmek gerekiyor. Adalet Bakanı güzel bir şey söyledi; süreç istismar edilmezse netice verir. Ben de öyle düşünüyorum.

VATANDAŞIN TALEBİ: (İstismar olur mu?) Güneydoğudaki vatandaşlarımız terörden, silahtan mustarip. İdeolojik olarak olaya bakan insanlar da mustarip. Muazzam yatırımlar, hizmetler gidiyor. Bunları görüyor vatandaş, bunların aksatılmasından artık gına gelmiş, bitsin istiyor. Bitsin denildiği bir noktada eğer uluslararası bir bağlantı sözkonusu değil ise herkes vatandaşın bu talebini dinlemeli ve gereğini yapmalı. Eğer yine dinlenmeyecekse, vatandaşın talebi ve bu konuda yine adımların atılması sekteye uğratılacaksa, çok net bariz bir şekilde talimatı oy aldığınız vatandaştan değil, başka yerden alıyorsunuz demektir. Bunun için bu süreç bence aleni açık ve iyi bir şekilde yönetilmeli ve burada Kürt vatandaşlarımız veya BDP’ye oy, gönül veren vatandaşlarımız süreci dikkatli takip etmeli; devlet ne yapmak istiyor, bakalım onlar ne yapacaklar. Bu önemli bir süreç.


YANLIŞ YAPAN DEŞİFRE OLUR: Çok mesafe katedildi. Terörün ve teröristin elinde argüman kalmadı. Bölgeden bakarsanız da yok. Kürdün refahı - onların ağzıyla söylüyorum- onu sağlamaya çalışıyoruz. Bırakın silahları, atılması gereken adımları, varsa kalan şeyleri de konuşalım... Bir yandan silah, yani bir yandan tehdit, ‘Ben söke söke aldım silahla’... Bu da haklar konusunun konuşulmasını zorlaştırıyor. Anadilde savunma, yargı... Biz kongremizde deklare etmişiz, sonra geliyor ‘Açlık grevinden dolayı’ diyor. Hep istismar, terörün devamından yana aslında bir duruş sergiledikleri görülüyor. İmralı süreci yanlış yapanı çok daha rahat, açık şekilde deşifre edecek. Onların şu ülkede yaşayan hiç kimseye söyleyecek bir şeyi de kalmayacak.

GÜCÜ NEDİR GÖRÜLECEK: Devlet şu anda yapılması gerekeni yapıyor. Çıkıp (BDP), ‘İrade bende’ demiyor. Bu dense bu zaten Meclis’te görüşülecek. Biz isteriz ki siyasi erk ve grubu bulunan bir siyasi parti bu iradeyi ortaya koysun ve ‘Ben muhatabım’ desin. Ama demiyor, ne yapıyor dağa gidiyor, kucaklaşıyor, İmralı’ya selam gönderiyor. Nesin sen, kimsin sorusunun cevabı. Ne kadarı İmralı? O da ayrıca bir tartışma konusu... Onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz. Gücü nedir o da önümüzdeki günlerde net şekilde görülecek, ortaya çıkacak. Devlet bir mahkumla talep edenlerin, milletvekillerinin görüşmesini sağlıyor. Siyasi iradeyi göreceğiz bakalım. Yani siyasi irade ne yapacak?

EV HAPSİ OLUR MU?: Bu kadar hassas bir konuyu, kişi bazlı, şahıs bazlı bir yere oturtmak dogru değil. AKParti böyle bir şey yapmaz. Birisinin mutluluğu meselesi değil bu. 75 milyonunu mutluluğu meselesi esas alınmalı. Artık silahların susması isteniyor, bu kesin. Bu noktada bir kişiyi merkez alarak o kişiyi mutlu edelim gibi bir yaklaşım içerisinde olmayız. Böyle bir şey hiç doğru değil. Çünkü acılar taze de olsa, geçmiş de olsa bu millete çok büyük bedeller ödettiler. Bu kişi bazlı bir proje değil, biz 75 milyonun mutluluğu çerçevesinde olayı ele alır değerlendiririz. Yoksa birisi serbest kalsın gibi bir yaklaşım hiç doğru olmaz.

BAŞBAKAN’IN TEPKİSİ YERİNDE: (BDP’lilerin dokunulmazlıkları ve İmralı süreci çelişki değil mi?) Başbakan’ın siyaset kurumuna, siyasi partilere bu güvenin neticesinde BDP’nin bizi düşürdüğü noktadaki söylemidir. Başbakan kime güvenmeliydi? Sayın Başbakanın yaklaşımı doğru değil mi? BDP’ye güvenmeseydi daha mı doğru olacaktı? BDP geldiği andan günden itibaren ‘Ben varım’ havasında geldi. Hükümet ister istemez muhatap almak durumundaydı ve her muhatap alışında bütün girişimleri açığa düşürme yoluna gittiler. Başbakanın tepkisi son derece yerinde.

TÜRKİYE KAZANIR: Öteden beri görüşme talepleri var. Silivri’de de görüşme oluyor. Bu yönüyle hükümet olarak özellikle ifade ediyoruz; istismar etmedikleri sürece, BDP kendisine sorun çözmeye yönelik bir yol haritası çıkarırsa Türkiye çok şey kazanır. Ama sorunlar yine gelip şahıslara, Türkiye değil ben merkezli noktalara taşınırsa, yine kendileri açıkta kalacak.

YANLIŞLARI ÇÖPE ATTIK: (Örgüt silah bırakır mı?) Silahlı eylemin bölgede artık karşılığı olmayacağı inancındayım. Bunun artık alıcısı yok. AK Parti’nin ülkeye en büyük hizmeti belki de bu oldu. Hem milletten hem bölgeden kopmadık. Hem bölgeye hizmet de götürdük, hem geçmişin yanlışlarını, hatalarını onları çöpe attık. Niye dayanarak inatlaşarak gideceksiniz? “Her şeye rağmen ben Türkiye’yi zora sokmak, sıkıntı vermek için varım” derseniz, millet de bunun değerini verir o zaman.

EMPATİYE KARŞILIK SEMPATİ: Siyasette sabrı öğrendim. Tahammül, başkasının yerine kendini koyabilme ve birlikte çözüm her alanda önemli. Siz eğer devlet olarak empati yaparsanız, karşılığında sempati görürsünüz. ‘Ben kamuyum, ben buranın patronuyum’ değil. Kesinlikle empati yapacaksınız. Ve karşınızdan sempatinin gelmemesi mümkün değil. Bu her alanda geçerli.

NE SÖKE SÖKE ALDIM NE LÜTUF: Ne söke söke aldım ne de bir lütuf diye bir şey yok. Ortak vatandaşlık paydası çerçevesinde olay ele alınmalı, atılması gereken adımlar da bu şekilde atılmalı. Ortak değerler üzerine bir vatandaşlık. Mezhepler, ırklar üzerine değil.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.