Bakan Şahin'in heykeli dikilir

Alarko Holding'in patronu İshak Alaton'un kızı Leyla Alaton, 3 çocuk konusunda para ve teşvikten çok eşit paylaşımın gerekli olduğun düşünüyor.

Bakan Şahin'in heykeli dikilir

Alaton, "Sorumluluğu yüzde 50 yüzde 50 paylaşacak olsalar kadın çocuk doğurmakta daha cesur davranır" diyor.

Leyla Alaton, bir iş kadını da olsa, işinden daha fazlasını iki konuda yoğunlaştırıyor ve zamanının çoğunu da bu konulara ayırıyor. Önceliklerinden ilkini, kadın konusu oluşturuyor.

Sanat ise onun ikinci konusu. Türk sanatçılarının küresel arenada daha bilinir ve tanınır hale gelmesi için elinden geldiğince çalışıyor ve lobiler yapıyor.

Alaton, kadın meseleleriyle ve sanat alanında uğraşmayı "sosyal sorumluluk projeleri" olarak görüyor. Üzerine "vazife" sayıyor. Neden, kadın meselelerine bu kadar odaklandığına baktığımızda, kendisi de yaşadıklarından ders çıkarıyor ve bu alanı çok sorunlu görüyor.

İki erkek çocuk sahibi Alaton, evliliğini sonlandırmaya karar verdiğinde nasıl zor zamanlar geçirdiğini hala unutamıyor. O, Alarko Holding'in kurucularından İshak Alaton'un kızı ve firmanın hissedarı da olsa, biz kadınlar ne yaşadıksa o da onları yaşadı ve yaşıyor.

'Süper kadın' olması bekleniyor

* Başbakan Erdoğan, yaşlanan nüfus için ailelerden en az 3 çocuk sahibi olmalarını istiyor ve çocuk teşvikleri gündeme geliyor. Bu alanda en iyi teşvikler de Kuzey Avrupa ülkelerinde. Sizin ailenizin yarısı İsveç'te yaşıyor. Bu ülkeden hangi örnekleri alabiliriz?

Bence teşvikler de verilse çocuk olayında önemli olan anne ve babanın rolleri iyi paylaşmasıdır. İsveç ve Norveç gibi ülkelerde çiftler elini taşın altına koyuyor. Ailemin yarısı İsveçli ve İsveç'te oturur. Benim erkek kuzenim eşiyle çocukları olduğunda 1.5 yıl işe gitmedi çocuk baktı. 4 ay bunun için par aldı. Karısı öğretmendi, o işe gitti. Çocuk bakımı o kadar hoşuna gitti ki, izin aldı ve çocuğuna baktı.

* Kuzeninizin yaptığını bir Türk erkeği yapmaya cesaret edemezdi değil mi?

Kolay kolay edemezdi. Benim burada söylemek istediğim şudur; Mesele para değil, mesele sorumlulukların paylaşılmasıdır. Kadın, Türkiye'de bu sorumluluğu paylaşmada o kadar yalnız ve "tek başına" yükün altından kalkmaya çalışıyor ve korkuyor. Yani bu sorumluluğu yüzde 50 yüzde 50 paylaşacak olsalar zannediyorum ki, kadın daha cesur olur çocuk doğurmakta. Yani, bugün kadına çok şey empoze ediliyor. Özellikle şehirli kadından "Süper kadın" olması bekleniyor.

İkilem içinde bırakılıyor

* Süper kadın olması beklenen kadınlar da işin içinden çıkamıyor mu?

Ev işlerinde, ailenin hala bakılıp bütün işlerinin görülmesinden kadın sorumlu tutuluyor. Kadın bir de kendisi çalışmayı, evin dışına çıkmayı, eve maaş getirmeyi düşünüyorsa, bu hakikaten "süper süper kadın" olurken, ezilen kadın oluyor aslında. Çünkü, geleneksellikle çağdaşlaşma arasında eziliyor. Geleneksellik ona, "Evinin kadını ol, çocuklarına sen bak" diyor. Çağdaş tarafı ise ona, "Kadın-erkek eşitiz, iyi bir hayatımızın olması için ben de maaş getirmeliyim" diyor. Böyle olunca da bugünün kadını çok büyük bir ikilem içinde kalıyor.

Erkeklerin çalıştığı fabrikalarda da kreş açılmalı

* Rol paylaşımında çarpıcı bir örneğiniz var mı?

Türkiye için hayalim, erkeklerin çalıştığı fabrikalara da kreş yapılması. Erkeklerin bir çocuk puseti, bir çocuk sepetiyle işe gelmelerini düşünebiliyor musunuz? Çağdaşlık budur. Bir erkeğin de çocuğunun sorumluluğunu taşımasıdır. Çocuğu, topluma dünyaya ve önce de kendisine iyi yaşam şartları verebileceksen doğurursun.

* Aslında çocuktan kadınlar kadar erkekler de çok korkuyor değil mi?

Ben erkeklerin belli bir sorumluluğa geldiklerini düşünüyorum. Erkekler de uyanışa geçti. Erkekler sorumluluk duymanın ve sorumluluk altında ezilmeye başladılar. Sonunda anladılar ki, bu projeye daha fazla katılmaları lazım.

Bakan Şahin'in heykeli dikilir

*Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Bakan Fatma Şahin'le birlikte birçok bakan kadına yönelik çalışmalara büyük destek veriyorlar. Acaba, feminizm devlete kadar uzandı mı?

Fatma Şahin'i iyi tanırım ve severim. Müthiş bir çaba sarf ettiğini görüyorum. Gönlümden yalnız olmadığı da geçiyor. Sadece Şahin'le olmaz. Onu destekleyen, arkasında duran, onun çabalarına kucak açan bir bürokrasi gerekir. Bunun içinde her şey var. Mesela, yargı çok önemli. Bu kadar çok şiddet olaylarının apayrı ve yeni sosyal düzene göre ele alınması lazım.

* Sözünü ettiğiniz yeni sosyal düzenle ilgili neler yapılabilir?

Şahin bence evlilik kurumuna yönelik çalışmalara da ağırlık vermeli. Mesela, evlenmeden önce iki tarafın da anlaşarak imzalayacakları bir "evlilik sözleşmesi" yapılmasına ön ayak olabilirse, kadınlar ileride onun anıtını dikerler. Ben de onun heykelini yaptırırım. Evlilik sözleşmesi hatta bir şart olmalı.

Evlilikten büyük ortaklık yoktur

* Evlilik sözleşmesi, şu anda toplum için kabul edilebilir olabilir mi?

Neden öyle olsun ki. Mesela, bugün bir ev, araba alırken karşımızdakinden bir imza alıyor muyuz? Pardon ama hayatta evlilikten öte daha önemli ortaklık yok. İşleri çözmek o zaman çok kolay olacak.

* Nasıl bir evlilik sözleşmesi yapılmalı?

Formatını bilemem, bunu yargıdaki uzmanlar yapacak. Daha evliliğe girerken bunun şartları olur. Boşanırken de eşler ne yapacaklarını bilir. İş mahkemeye kadar da gitmez. ABD'de mesela arabulucular var. Her şey yazılı olduğu için arabulucularla işler hallediliyor. O zaman sürpriz de olmayacak. Kadın da erkek de bu sözleşmeyi yaparken bilecekler her şeyi.

İstanbul, tehlikeli bir şehir değil

* Güncel bir konu olarak ABD'li kadın Sarai Sierra'nın öldürülme olayına nasıl bakıyorsunuz? İstanbul, gerçekten tehlikeli bir şehir mi oldu?

Ben, her şehirde girilmeyecek ve gidilmeyecek yerler olduğunu düşünüyorum. Elbette yurtdışına çıkan ilk kez çıkan bir Amerikalı olarak çok saf ve iyi niyetli davranışlarda bulunmuş ve ona kurban gitmiş olabileceğini düşünüyorum. Kaldı ki, İstanbul hiç de tehlikeli bir şehir değil. Diğer büyük şehirlerle kıyaslandığında hala güvenilir ve yaşanabilir bir şehir. Kadınların sokaklarda dolaştığı bir şehir. O bakımdan çok şanslıyız. Bu bir kazadır.

Türk erkeğini istemezse boşayamazsınız

* Erkeklerimiz, genelde boşanma konusundan hoşlanmıyor. Sizce bunun arkasında hangi gerçekler var?

Türk erkeğinin egosu boşanmaya müsait değil. Kendisi istemediği sürece Türk erkeğini boşamak onun gurur ötesi yaralanmasına yol açıyor. Sorun da buradan çıkıyor. İstenilmemek Türk erkeğinin kitabında yok. Bu yüzden evlilik sözleşmesi gerekli. Eğer bütün evlenmek üzere olan çiftler bir evlilik kursundan, eğitiminden geçerlerse 'Sizi neler bekliyor? Böyle bir ortaklıktır" diye anlatılırsa zannediyorum ki iki taraf da bir değil iki kere düşünür. Çünkü, evlenmek ev sahibi olmak, çocuk sahibi olmak her yiğidin harcı değildir.

Türk sanatçıları çok büyük ivme kazandı

* Yakında Hindistan'a gittiniz, bu geziniz sanatla ilgiliydi değil mi?

Bu ülkeye bu yıl 5'incisi olan Çağdaş Sanat Fuarı'nı görmek için gittim. Dünyanın en büyük müzayede evlerinden birisi olan Cristies'in uluslararası bir VİP grubu vardı. Birçok ülkeden gelen koleksiyonerler ve bu konuyla ilgilenen davetlilerin olduğu grubun içindeydim.

* Türk sanatçılarını bir değerlendirmeye alırsak, dünyanın neresindeyiz?

(Odasında Tayvanlı bir profesör olan ve Kanada'da yaşayan sanatçı Ed Pien'ın ilginç eseri ile Mustafa Ayaz'ın tablolarını gösteriyor.)

Ben, Ayaz'ın tablolarını Mor Çatı'ya yardım için aldım. Her sanat eseri almamda ayrı bir şey, bir neden olabiliyor. Evim bir galeri gibi. Türk sanatçıları çok büyük bir ivme kazandı. Çünkü küratörlerin artık seçimlerine girmeye başladılar. Mesela, bu yaz Almanya'da Kassel diye bir köyde yapılan en önemli sanat olayının yapıldığı Dokümente'ye gittim. Orada mesela Cevdet Erek ile Füsun Onur'u eserleri çıktı karşıma ki, belki isimlerini hiç duymamışsınızdır. İkisi de çok önemli Türk sanatçısı. İşte böyle yabancı küratörler, sanatçılarımızı tercih ediyor.

Alaton, Alarko'nun kadın yüzü

* Alarko'da siz hangi işlere bakıyorsunuz?

Ben yönetim kurulu ve danışma kurulu üyesiyim. Aktif olarak bir görevim yok. Tamamıyla sosyal sorumluluk projeleri, tamamiyle Alarko'nun PR'ı ve Alarko'nun halka açık bir şirket olarak ülkemize yaptığı faydaları ve iyi işlerin, iyi projelerin tanıtımından sorumluyum. Biz profesyonel bir şirketiz, kurumsallaştık ve yolumuza da böyle devam ediyoruz. Rahmetli Üzeyir Garih'in ortaya koyduğu prensipler ve babam İshak Alaton'un "Lüzumsuz olmak" profesyonellere bu işi devretmek ve müesseseleşmenin gerekçesi olarak bu prensiplerle yönetiliyor bu şirket.

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.