Başbakan Erdoğan Fransa’ya çağrı yaptı

Geçtiğimiz günlerde Fransa’nın başkenti Paris’te 3 PKK’lının ölmesiyle gerçekleşen olay hakkında konuşan Başbakan Erdoğan Fransız yetkililerden konu hakkında acil açıklama beklediklerini ifade etti.

Başbakan Erdoğan Fransa’ya çağrı yaptı

 Başbakan Erdoğan ASKON 8. Olağan Genel Kurulu toplantısında Paris'te düzenlenen suikastle ilgili Fransa'ya çağrı yaptı.

FRANSA HÜKÜMETİ AÇIKLASIN
2007'de Almanya'da Sakine Cansız gözaltına alındı. Türkiye'nin iade talebine rağmen gözaltına alındı. 2 ay önce Fransız İnterpolüne bildirdik. Fransa adım atmadı. Fransa bu olayı derhal aydınlatmalı Fransız devlet başkanı bu teröristlerle ne görüştüğünü açıklamalı.
SAKİNE CANSIZ'IN NİŞANLISINI DA ÖRGÜT İNFAZ ETTİ
Bu süreçte herkes soğukkanlı olacak, ağırbaşlı olacak. Örgüt içi hesaplaşma olabileceği ihtimalini sorgusuz sualsiz reddettiler. Çünkü ucu onlara dokunacak. Bu terör örgütü pirü pak örgüt müdür? Hiç mi bugüne kadar böyle infazlar yapmadı? Mazlum Doğan başta olmak üzere nice genç, çocuk infaz edildi. 5 kadın teröristi de böyle inbfaz ettiler. Sakine Cansız'ın nişanlısı Mehmet Şener de örgüt tarafından infaz edilmiştir Bunların cibilliyetinin gereği bu. Bugün suçu devlete atmaya çalışanlar geçmişte örgüt içi infazları sorgulayamadılar.
İŞLERİNE GELMEDİ UCU ONLARA DOKUNDU
Fransa'nın başkenti Paris'teki suikaste ilişkin, ''bölücü terör örgütünün uzantısı siyasi partinin ilk andan itibaren hükümeti ve devleti suçlamaya başladığını'' belirterek, ''Örgüt içi bir hesaplaşma olabileceği ihtimalini sorgusuz sualsiz reddettiler. Niye? İşlerine gelmedi, ucu onlara dokundu. Sorumsuzca devleti, hükümeti itham ettiler. Allah aşkına soruyorum: Bu terör örgütü, pirüpak bir örgüt müdür? Bugüne kadar hiç mi böyle infazlar yapmadı?'' dedi.
ER YA DA GEÇ CERAHAT SÖKÜLÜP ATILACAK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör sorununa ilişkin, ''Buradan bir kez ifade ediyorum; Allah'ın izniyle bu mesele çözülecek... Bugün ya da yarın, er ya da geç, Türkiye'nin huzuruna, kardeşliğine, büyümesine ve kalkınmasına ayak bağı olan bu cerahat mutlaka sökülüp atılacak'' dedi.
Milli birlik ve kardeşlikte kötü olan ne var? Milli ihanet diyor. Açıkla. Yok. Samimiyetle bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu sıkıntıyı da er veya geç aşacağız. Bütün saldırılara karşı her zaman çözümü savunduk. Bir tek güvenlik görevlimiz şehit düşmesin, bir tek genç dağa gitmesin diyerek gece-gündüz yoğun bir mücadelenin içinde olduk. Bugün ya da yarın, er ya da geç bu mesele çözülecek. Türkiye'nin büyümesine ayak bağı olan bu cerahat mutlaka sökülüp atılacaktır. Devam eden süreçte kararlılıkla yol alıyoruz.
TEMKİNLİ VE DİKKATLİYİZ
Umutluyuz. İyimseriz. Ama aynı zamanda temkinli ve dikkatliyiz. Geçmişte başlattığımız süreçlerin nasıl sabote edildiğini iyi biliyoreuz. Önümüzdeki süreçte de bu tür şeylerin yaşanabileceğini öngörüyoruz Bu işin kuralları neyse bu kuralları da en iyi biçimd ekullanacğaız. Paris'te gerçekleşen suikast bu süreci sabote etmeye yönelik bir girişim olabilir. Kendi içlerinde bölücü terör örgütünün bir hesaplaşması da olabilir Fransız devletinden bu olayı derhal aydınlatmasını bekliyoruz. Terör örgütünün krurucları arasında yer alan ve suikats sonucu öldürülen ve Interpol tarafından kırmızı bültenle arananlar var aralarında. Düşünebiliyor musunuz? Fransız devlet başkanının 'Düzenli görüşmelerimiz oluyordu' derken bu insan veya insanlar sizinle nasıl düzenli görüşebilir. Bu nasıl siyasettir. Ama biz yasaların tanıdığı haklarla bu işi kovalıyoruz
Başbakan Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen Anadolu Aslanları İşadamları Derneği'nin (ASKON) 8. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ''Bir tek güvenlik görevlimiz şehit düşmesin, bir tek genç bile dağa gitmesin, nerede olursa olsun bir tek anne bile ağlamasın, üzülmesin'' diyerek gece gündüz yoğun bir mücadelenin içinde olduklarını ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
''Buradan bir kez ifade ediyorum; Allah'ın izniyle bu mesele çözülecek... Bugün ya da yarın, er ya da geç, Türkiye'nin huzuruna, kardeşliğine, büyümesine ve kalkınmasına ayak bağı olan bu cerahat mutlaka sökülüp atılacak. Şu anda devam eden süreçte kararlılıkla yol alıyoruz. Umutluyuz, iyimseriz, sürece olumlu bakıyoruz ama aynı zamanda temkinliyiz ve dikkatliyiz. Geçmişte, başlattığımız süreçlerin, iyi niyetli girişimlerin nasıl provoke edildiğini, sabote edildiğini çok iyi biliyoruz. Önümüzdeki süreçte bu tür vakaların yaşanabileceğini de ihtimal dahilinde görüyoruz. Her ne olursa olsun, hangi engel çıkarılırsa çıkarılsın, vazgeçmeden, yılmadan ve yıkılmadan inatla kardeşlik için mücadeleye devam edeceğiz.''
TERÖR ASLA HEDEFİNE ULAŞAMADI ULAŞMASI DA MÜMKÜN DEĞİL?
Erdoğan, terörün, daha en başından itibaren Türkiye'nin büyümesinin, yükselmesinin, güçlenmesinin önünde bir bariyer, ayağında bir pranga olduğunu ifade ederek, ''Terör, hiçbir zaman hedefine ulaşamadı ve ulaşması da asla mümkün değil'' dedi.
Başbakan Erdoğan, terör meselesiyle meşgul olarak, terör meselesine büyük kaynak ve mesai sarf ederek yoluna devam edemeyeceğine dikkat çekti.
Terörün, daha en başından itibaren Türkiye'nin büyümesinin, yükselmesinin, güçlenmesinin önünde bir bariyer, Türkiye'nin ayağında bir pranga olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Terör hiçbir zaman hedefine ulaşamadı ve ulaşması da asla mümkün değil. Terör, benim Kürt kardeşlerime de bugüne kadar acıdan, ölümden, gözyaşından başka hiçbir şey ama hiçbir şey vermedi. Terörün hiçbir gerekçesi olamaz. Terörün hiçbir mazereti, hiçbir bahanesi olamaz. Hele bugün, demokrasinin standartları yükselmişken, hak ve özgürlükler genişletilmişken, siyasetin kanalları sonuna kadar açıkken, terör, hiçbir şekilde makul ve mantıklı gösterilemez. Devletin kademelerinde yer almaksa benim Kürt kardeşim devletin kademelerinde en üst düzeyde yer almıştır. Ülkemde parlamenter sistem içerisinde parlamentoda yer almaksa benim Kürt kardeşlerim parlamentoda yer almış, bunun yanında bölücü terör örgütünün uzantıları da parlamentoda yer almıştır.
Bu ülkede, bizim dönemimize kadar, on yıllar boyunca devam eden, var olan o zulmü, mezalimi, baskıyı, sindirmeyi, asimilasyonu, ret ve inkarı, bizler de yaşadık, sizler de yaşadınız. Birçok yerlerde biliyorsunuz, o malum dönemde, birçok iş adamlarımız fişlendi. Onların ürünleri ne yazık ki birçok yere sokulmadı. Onlarla alışverişler engellendi. İş yerlerinin çökmesi için ne gerekiyorsa bunlar yapıldı.
Ben de, yol arkadaşlarım da siyasete girdiğimiz o ilk gençlik yıllarımızdan itibaren hep engellendik, hep hukuksuz şekilde ötelendik, itildik. Ama hiçbir zaman şiddeti bir yöntem olarak aklımızdan geçirmedik. İnançlarımıza, fikirlerimize, milletimize inandık ve işte bugünlere geldik. Sizler, iş adamları olarak, 28 Şubat'ı en sıcak, en yoğun, doğrudan muhatap olarak yaşadınız. İş yerleriniz kapatıldı, ticaretiniz engellendi, yatırımınız engellendi, kredi alamadınız, bulamadınız, rekabet imkanlarınız elinizden alındı ve ayrıca bir de karalandınız. Ama hiçbir zaman şiddete, hiçbir zaman hukuksuzluğa, yasa dışı yollara tevessül etmediniz ama şimdi hamdolsun çok farklı bir konuma geldiniz.''
Erdoğan, iş sağlığı ve güvenliği noktasında gerekli adımları attıklarını ve atmakta olduklarını belirterek, ''Ancak bu önemli meselenin, tek başına hükümetin girişimleriyle çözüme kavuşamayacağını hepiniz takdir edersiniz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) 8. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, kuruluşundan itibaren ASKON'da görev alan herkese, mevcut başkan ve yönetimine, üyelerine, Türkiye'nin büyümesine verdikleri katkı, emekleri ve gayretleri için teşekkür etti.
Zonguldak'ta metan gazı patlaması ve göçük kazaları sebebiyle hayatını kaybeden 9 işçi için Allah'tan rahmet ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileyen Erdoğan, salonda son derece anlamlı ve umut verici bir tabloya şahit olacaklarını, bir işçi sendikaları konfederasyonu olan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan'ın iş adamları örgütünün genel kurulunda divan başkanlığı yapacağını dile getirdi.
Erdoğan, endüstri ilişkilerinde, çalışma hayatında özledikleri bu tablonun, iş barışına olduğu kadar, iş sağlığı ve güvenliğine de aynen salondaki gibi yansıması gerektiğini ifade ederek, hükümet olarak, iş sağlığı ve güvenliği noktasında gerekli adımları attıklarını ve atmakta olduklarını kaydetti.
''Ancak bu önemli meselenin, tek başına hükümetin girişimleriyle çözüme kavuşamayacağını hepiniz takdir edersiniz'' diyen Erdoğan, işçi ve işverenlerin daha fazla gayreti, desteği ve yol göstermesiyle çalışma hayatındaki acı kayıpların asgariye indirebileceğini aktardı.
Başbakan Erdoğan, genel kurula ayaklarında Afrika'nın tozuyla geldiklerini, salondakilere Afrika'daki halkın, dostların ve oradaki Türk vatandaşların selamlarını getirdiklerini belirterek, şöyle devam etti:
''Pazar günü başladığımız Afrika temaslarımız kapsamında, beraberimizde bakan arkadaşlarımız ve kalabalık bir iş adamı heyetiyle Gabon, Nijer ve Senegal'de çok verimli temaslarda bulunduk. Her 3 ülkede, başbakanlar, devlet başkanları, parlamento başkanları ile birebir ve heyetler arası görüşmeler yaptık. Yine bu ülkelerde, bizim iş adamlarımızın ve oradaki iş adamlarının katılımıyla iş forumlarını gerçekleştirdik. Şunu memnuniyetle ifade etmeliyim ki; her 3 ülkede de çok büyük bir sıcaklıkla samimiyetle ve misafirperverlikle karşılandık. Dünya üzerinde belki de başka hiçbir millete nasip olmayacak derecede, halkın ve idarecilerin sevgilerine, tezahüratına mazhar olduk. Afrika'da gördüğümüz bu sıcak ilgi ve samimiyet karşısında, bu aziz milletin bir ferdi olmaktan, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olmaktan bir kez daha iftihar ettim, gurur duydum. Senegal'de, iş forumunda ifade ettim. Önemine binaen burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bakın, sömürgeciler, Afrika kıtasına geliyor, çok büyük bir hırs, büyük bir açgözlülük, büyük bir doymazlık ve tatminsizlik içinde, ne bulurlarsa acımasızca alıp götürüyorlar. Elmas, altın, diğer madenler, gemilere doldurup taşıyorlar. Bu yetmiyor, kıtanın altını boşaltmakla tatmin olmuyor, üzerinde yaşayan insanları da köleleştirmek suretiyle gemilere doldurup ülkelerine götürüyorlar. Gerçekten çok büyük acılar, çok büyük dramlar yaşanıyor.''
Sömürgecilerin bunlarla da yetinmediğini vurgulayan Erdoğan, onların, Afrikalılar'ı köleleştirdikleri yetmezmiş gibi Afrikalılar'ı zorla köylerinden toplayıp, askere alıp, kendi cephelerinde savaştırmak istediklerini, 1915'te bunun bir örneğinin yaşandığını, binlerce Müslüman Senegalli askerin ''Osmanlı'nın yanında savaşacaksınız' diye ikna edilerek gemilere doldurulup Çanakkale önlerinde, Osmanlı'nın karşısına çıkarıldığını anlattı.
Başbakan Erdoğan, Senegalli askerlerin, Seddülbahir'de, ezan sesini duyduklarında, Müslümanlarla savaştırıldıklarını anlayıp, silahlarını bıraktığını, İngiliz ve Fransız toplarını imha etmeye başladıklarını, bu hareketleri karşısında da geri cepheye alındıklarını, ardından Gökçeada'ya sürgüne gönderildiklerini anlattı.
-Afrika'ya yapılan yatırımlar-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Yüzlerce yıl dostluk ve kardeşlik hukukuyla iç içe olduğumuz Afrika'dan önce Osmanlı'yı çıkardılar, ardından da maalesef keyfice, açgözlülükle Afrika'yı adeta kuruttular. Şimdi biz, Türkiye olarak, Afrika ile yeni bir süreci başlattık. 2005 yılını 'Afrika Yılı' ilan ettik. 2008'de Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi'ne ev sahipliği yaptık. Bu yıl, Ekim ayında da inşallah bu zirvenin ikincisini düzenliyoruz. 2009'da, Afrika'da toplam 12 Büyükelçiliğimiz vardı, bugün bunu 31'e çıkardık, en kısa süre içinde 34'e yükseltiyoruz. Hedef Afrika'nın tamamında büyükelçiliklerimiz açabilmek. TİKA Afrika'da 8 koordinasyon ofisi açtı. 2010'da 390 Afrikalı öğrenciye yüksek öğretim bursu veriyorduk, bunu bu yıl yaklaşık 3 kat artışla 1036 öğrenciye çıkardık. En önemlisi, 2002'de 1,7 milyar dolar olan Afrika'ya ihracatımızı, 2012'nin ilk 11 ayında 12 milyar dolara çıkardık. Yani 7 kattan fazla artırdık. Biz, bugün, Afrika'ya tıpkı ecdadımız gibi bakıyoruz. Afrika'yı, bir elmaslar, altınlar, tabii kaynaklar kıtası olarak değil, kardeşlerimizin, dostlarımızın yaşadığı kadim bir medeniyet kıtası olarak görüyoruz. ASKON'un, 8. Genel Kurulu için seçtiği kavramla söylersek, biz, şu anda Afrika ile bir Hakkaniyet Hattı kurmanın mücadelesini veriyoruz.''
İş adamlarının, sivil toplum kuruluşlarının bunu başardığını ifade eden Erdoğan, iş adamlarının Afrika'da okullar kurduğunu, Kur'an kursları açtığını belirterek, bunların bir iftihar vesilesi olduğunu dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, hükümet olarak, iş adamları için yollar açmaya, yollardaki engelleri kaldırmaya, iş adamlarının yollarını daha da kolaylaştırmaya var güçleriyle devam edeceklerini aktardı.
Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Yusuf'un ülkelerinde 450 kilometrelik bir yol yapımını kendilerinden talep ettiğini belirten Erdoğan, burada en kısa sürede bu yolun yapımına başlanacağını, bunun aynısını Orhun Anıtları-Karakurum arasında daha önce yaptıklarını anlattı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Elimiz her yere değecek, ayağımız bu can bu tende oldukça her yere inşallah ulaşır ve arkadan gelen nesiller de biz nasıl şimdi 'Ecdadımız buralara gitti' diyorsak, onlar da inşallah bizleri bu şekilde anacaklar'' dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.