banner238
banner264

Bizi, siz çaldınız…

Yener Yanık yazdı...

banner295
Bizi, siz çaldınız…

Güden çoban sürüyü döndürünce ters yöne
 
Geçmez mi sürüdeki topal koyun en öne
 
Diyor şair…
 
Yıllarca millete koyun muamelesi yapan da başımıza çoban atayan da bunlar, şimdi yaşam tarzı diye sürüyü ters yöne çevirip topal koyuna en öne geçtin diye lafatan da bunlar…
 
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali…
 
Yıllardır her türlü yaşam tarzımızaasıl sizlermüdahale ettiniz…
 
Batı- Laiklik- Çağdaşlık diyerek; giyimimize, eğlencemize, örfümüze, düğünümüze, camimize, ibadetimize, konuşmamıza, şiirimize, şarkımıza, türkümüze, gülmemize, aşkımıza, sevdamıza, zevkimize, gözyaşımıza, duygumuza siz tecavüz ettiniz…
 
Tarihimize, dinimize, kültürümüze, sosyolojimize, psikolojimize, ekonomimize hep siz yön verdiniz…
 
Bundan sonra “böyle giyinecek, böyle konuşacak, böyle yazacak, böyle düşünecek, böyle davranacak, böyle okuyacak” diyerek bizi mankurtlaştırmaya siz çalıştınız.
 
Zihinsel kodlarımızı, kültürel kodlarımızı, dil kodlarımızı, ruh DNA’mızı siz hercümerç ettiniz.
 
Pusula olarak da yön olarak da Kıble olarak da Batı’yı bize siz, cebren kıldınız.
 
Bizi siz gibi olmaya, siz gibi düşünmeye, asimle etmeye, bizi biz yapan değerleri yok etmeye siz yemin ettiniz.
 
Karşı çıkanlara her türlü zulmü siz reva gördünüz.
 
Önce bin yıllık kelimelerimizi çaldınız, sonra duygularımızı ve sonra da zaten geriye pek de bir şey kalmayan her şeyimizi…
 
 
“Kamus, namustur.” diyen Rahmetli Cemil Meriç, namusumuzun nasıl kirletildiğini İnönü’ye milleti adına soramazdı.
 
Soramazdı, çünkü korku imparatorluğu hâkimdi.
 
 Ancak onlar söylerse öğrenirdik…
 
Söylediler ve yıllar sonra olsa da öğrendik…
 
Bakın bu işin baş mimarlarından Milli Şef İsmet İnönü ne söylemiş hatıratında:
 

"Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi alfabenin öğrenilmesinin zor olduğu değildi.


Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve **dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı.**


(...) Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. (...)  **Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı."**
KAYNAK: İnönü, Hatıralar C.II sayfa223
 
Milli Şef’in dediği gibi olacaktık. Etliye, sütlüye karışmayacaktık. Emir ile demiri kesecektik.
 
Milyonlarca insanını kaybeden, nitelikli insanı kalmayan bizler için yüz yıllık bir uyku bu parolalarla, bu emirlerlebaşlamıştı.
 
Churchill’inLozan’da sağır İsmet’in kulağına eğilip dediği gibi, solarken diriltilecek, gürleşirken budanacaktık…
 
Ve öyle de olduk…
 
İhtilallerve  ekonomik darbelerle, üreteni katledenler, tüketeni yüceltenler, az ile yaşamayı bize öğretenler; sorgulamamızı ve düşünmemizi (kelimelerimizi katlederek geçmişle bağlarımızı kopararak)  elimizden alan SAHİPlerimizdi.
 
Fakirdik, cahildik ve kimsesizdik. Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla dolu zavallı bir ülkeydik. Dört yüz yıl bir Vali ile yönettiğimiz Yunan’ı çok büyük bir devlet görecek kadar ancak büyüktük.
 
Dört tarafımızı çeviren ve adına düşman denilen ülkelerin hepsiyle; kan, din, dil ve gönül bağımızın olduğunun da bilincinde değildik.
 
Sahibimiz ne derse ona biat ederdik.
 
Onlar sahip, biz ise köleydik.
 
Afrika’yı köleleştirenler, bizim köle olmayacağımızı, asimle edilemeyeceğimizi (tarihten gelen kodlarımızı) çok iyi bildikleri için bize farklı akılla hükmettiler.
 
Bize uygulanan akıl; dünyayı yöneten, iki balığı bile suda kavga ettiren İngiliz aklıydı.
 
Biz emir eriydik, Avrupa’nın ve NATO’nun ileri karakoluyduk. En büyük gücümüz onlar için ölen askerimizin gücüydü.
 
Derebeylik biteli asırlar olmuştu ama bize reva görülen post modern derebeylikti.
 
Bu sistemin devamı için kendi seçim sistemleri, kendi siyasetçileri, kendi iş adamları, kendi medya patronları, kendi gazetecileri, kendi bürokratları, kendi askerleri, kendi yargı mensupları, kendi akademisyenleri, kendi terör örgütleri oluşturulmalıydı ve kusursuzca oluşturuldu.
 
Yerli ve Milli kim varsa pasifize edildi.
 
Adına ihtilal dedikleri ve bizim çocuklar başardı diyerek sahiplendikleri darbelerle, Milli ve yerli olan adamlarımızı öldürdüler/devirdiler.
 
Gençlerimizi zindanlarda işkencelerle çürüttüler, inancımıza, ibadetimize, başörtümüzeel attılar;  katsayı zulmüyle eğitim hakkımızı elimizden aldılar.
 
Bu ülkenin zehir gibi zekâya sahip çocuklarını kendi din anlayışlarıyla, medeniyet ittifaklarıyla, ılımlı İslam denilen “Hristiyanlaşan, Yahudileşen Müslüman” tipolojisiyle eğiterek vatan haini yaptılar.
 
PKK’nın alt yapısını Diyarbakır cezaevinde işkencelerle kurup PKK’yı yarattılar ve bu ülkenin fidan gibi gençlerini 13-15 yaşında dağa kaldırıp terörist yaptılar…
 
Kırk yıldır kardeşi kardeşe katlettirdiler. Kırk yıldır bir trilyon dolarımızı kendi dağlarımızı bombalatmak, kendi kardeşlerimizi öldürmek için bize harcattılar.
 
Bilim yuvası olması gereken üniversiteleri ideolojik saplantılarla dolu hocalardan mürekkep kıldılar ve üniversiteleri militan yetiştiren ya da devşirilen tahsilli hainlerin, tahsilli cahillerin olduğu boş binalar haline getirdiler.
 
 
FETÖ de bunlardı, PKK da bunlardı. Asker içinde darbeler icra ederek karşımıza çıkanlar da bunlardı.
Bunlar; onların bizim çocuklar dediği çocuklardı.
 
Biz ise onları, bizim çocuğumuz bilirdik ve çocuklarımızla  övünürdük…
 
Oğlumuz paşa oldu, savcı oldu,  bakan oldu, bab- ı alide yazar oldu, profesör oldu diye yüzümüzde gül, göğsümüzde laleler açardı.
 
Osmanlı devşirdi Sokullu olup Müslüman oldu, bunlar devşirdi Müslüman görünümlü mason Kenan’lar –Fetullah’lar oldu.
 
Ve bunlarla birlikte BEYAZ TÜRK denilen bir ırk peyda oldu.
 
Olan oldu da olan bize oldu. Ve Batı bizden “devşirme”nin rövanşını içimizdeki hainleriyle asırlar sonra aldı.
 
Geldik tarihi hesaplaşmaya…
 
Bizim de rövanşın rövanşını almamıza şimdi son bir viraj kaldı…
 
Ama kavga tüm şiddetiyle hüküm sürüyor…
 
İki yüz yıldır icra ettikleri Kraliçenin düzeninin sürmesi, İngiliz oyununun devam etmesi için artık İngiliz anahtarına ihtiyacımız olmadığındandır bütün kavgalar.
 
Öyle yaptılar olmadı, böyle yaptılar olmadı, aslında tam olacakken de olmadı…
 
Milletin feraseti, Mevla’nın inayeti planlarını alt üst etti.
 
Şimdi yine geliyorlar…
 
Gezi tarzı bir ayaklanma için Laik- Dindar çatışması peşindeler.
 
Yeni Anayasa,  sadece çobanlarının da sonu olmayacak, bizzat kendi sonları olacak… Bunu bildikleri için tüm güçleriyle gelmiştiler/ geldiler/ ve yine gelecekler…
 
Yazının başından beri methü senada ( !) bulunup sahip dediğim de sizsiniz…
 
Hırsız da hain de sizsiniz. Bizi sömüren de köle olarak gören de sizsiniz…
 
Sadece yaşam tarzımıza değil, kelimelerimizden duygularımıza; inancımızdan imanımıza, beş bin yıllık davamıza ve yeniden büyük bir devlet olmamıza içerdeki maşalarınızla hep siz engel oldunuz.
 
Ezcümle… BİZİ SİZ ÇALDINIZ…

 

Etiketler; #yener yanık
banner140
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.