Cumhurbaşkanı’nın değil hepimizin meselesi…

Recep Güngör yazdı...

Cumhurbaşkanı’nın değil hepimizin meselesi…

Gerçek manada 1980 li yıllara  dayanan bu hareket, Türk- İslam değerlerine tamamen uyan bir hareket olarak ön plana çıkmıştı. Daha sonra gerek ülke içerisinde gerekse de ülke dışında geniş çaplı örgütlenme içerisine giren ve çok iyi organize olabilen Fethullah Gülen hareketi ile özellikle 1990 lı yıllarda ülke gerçekleri iç içe olmaya başlamıştı.
 
Önce Cumhuriyetin temel niteliklerine tamamen aykırı ve tehlikeli olarak görülen bu yapı, rahmetli Ecevit tarafından da bir ara adeta koruma  altına alınmıştı.Zamanla ve hızla gelişen örgütün  devasa bir yapıya kavuşması,  önemli bir güç haline gelmesi,  öncelikle  dış aktörlerin rolü olduğu şüphesini de kafalarda oluşturdu! Özellikle Türkiye düşmanlığını her fırsatta uygulayan yurt dışı lobilerle maddi ve siyasi işbirliğine giren Gülen hareketinin; geç de olsa sonraki süreçte,  İslam dinini yurt içerisinde kullanarak, aslında dış kaynaklı amaçlara hizmet amacı güttüğü  gerçeği de ortaya çıktı.
 
Özellikle 2002 yılından sonra Adalet ve Kalkınma Partisinin ;iyi niyetle yaklaşımı, Gülen hareketinin son 10-15 yılda en az 10 kat büyümesine neden oldu! Devletin, başta emniyet olmak üzere tüm kurumlarına hakim olma gayreti içerisine giren bu hareket,  istediğiniçok büyük bir oranda başardı. Ve ne yazık ki bu hakim olma egolarını ve yetkilerini;  casusluk, PKK ile işbirliği özetle Türkiye aleyhinde faaliyet yürüten iç ve dış tüm illegal örgütlerle ortak iş birliği içerisinde gerçekleştirdi.
 
‘İslam’ adı altında özellikle kendi alt yapılarını sürekli millete tanıtan bu yapının, bu güne değin İslam düşmanı, Türk düşmanı örgüt ya da devletlere karşı en küçük bir sözlü eylem içerisine dahi girmediği hatta bu konularda çok mesafeli bir görüntü sergilediğine hep birlikte şahit olduk.  Öyle ki, İsrail’in altı yıl önceki Mavi Marmara baskınını dahi birinci ağızdan desteklemekte bir sakınca görmediler. On yıllardır milyonlarca Müslüman’ın kanını akıtan ve şuan dahi İslam coğrafyasını kana bulamakta olan Hristiyan devletlerle ilgili tek bir söz dahi söylememeleri bu güçlerin uşaklığını yaptıklarının açık ve net delillerindendir. İsrail’in emriyle 2011 yılında Mit Müsteşarının tutuklanma girişimi aslında niyetlerinin bir başka açık ve net ispatıdır.İç ve dış mihraklarca ortaklaşa icra edilen,  28 Şubat darbe teşebbüsünün  en büyük destekçilerinden birisi olan Gülen hareketinin,  daha birkaç yıl evvel dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan’ı hasta yatağında rehin alma planları, hem bu tehlikeli yapıyı, hem de ülkemizin ne kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu gösteren açık delildir.Başta Türkmen kardeşlerimize olmak üzere Müslüman kardeşlerimize yardım malzemesi götüren tırları durduran, engelleyen, dünyaya deşifre eden bir hain yapı olan Gülen hareketi, ne yazık ki devlet makamlarını meşgul ederek bugün ülkenin gelişimindeki hızı yavaşlatmaya sebep olmuştur.
 
Türkiye’nin özellikle son yıllarda siyasi,ekonomik,alt yapı,askeri,eğitim,sağlık ulaştırma alanlarında dış ülkelere karşı bağımsızlık ilan etmesi, önemli gelişmeler sağlaması, dış mihrakları ülkemizin önünü kesme yolunda harekete geçirmiştir. Bağımsızlığımızı kilitleyen 100 yıllık anlaşmaların, 2023 yılında bitecek olmasını,  kendileri için çok büyük tehdit gören ülkeler ve dış lobilerin, iktidara karşı kullanacakları en büyük ve etkili oluşum kuşkusuz kendi tekellerinde olan Gülen hareketiydi. Nitekim dış güçler,  aynen o kozu da 17-25 Aralık sürecinde kullanmayı ihmal etmedi!
 
Açık ve net ifade etmek isterim ki; başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetimizin bu konudaki tüm dik duruşu ve mücadelesine rağmen, bu yapıdan ülkemiz henüz kurtulmuş değildir! Millet iradesine kastetmek isteyen, iç ve dış düşmanlarla ülkenin, milletin önünü kesmeye çalışan bu türdeki illegal yapılara karşı her şeyden önce millet olarak uyanık olmak, birlik ve beraberlik içerisinde  hareket etmek  durumundayız. Yani bu yapının temizlenmesi için vatandaş olarak bizler uyanık, bizler bilinçli ve bizler akılcı davranmak zorundayız. Milleti temsil edenlerse geçmişten ders alarak, bu mücadeleyi sonuna kadar kararlı biçimde sürdürmelidir. Çünkü şahsıma göre ülkemiz üzerine dış güçlerin yaptığı en büyük oyun olan Gülen hareketi tehlikesi halen daha devam etmektedir. Bu nedenle bu iş, sadece Cumhurbaşkanımızın değil, çoluk çocuklarımız dahil hepimizin meselesidir ve öyle görülmelidir.
 


Etiketler; #recep güngör
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.