Davutoğlu: Geri dönülmez noktaya gelindi

Brüksel’den dönerken beraberindeki gazetecilere önemli açıklamalar yapan Bakan Davutoğlu, çözüm sürecinde kritik eşiğin aşıldığını söyledi.

Davutoğlu: Geri dönülmez noktaya gelindi

Bu noktadan geriye dönülemeyeceğini belirten Davutoğlu “Habur'dan ders aldık. Toplum psikolojik olarak hazırlanmamıştı. Şimdi ise yavaş yavaş olgunlaşan bir süreç var” dedi

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, NATO Dışişleri Bakanları toplantısı için gittiği Brüksel'den dönerken beraberindeki gazetecilere önemli açıklamalar yaptı.

Toplantıda bazı ülkelerin "Esed'le bir kez daha görüşsek" dediğini söyleyen Davutoğlu "Bugüne kadar defalarca görüştük. Hatta benim kadar görüşen kimse yok. Ancak bu saatten sonra Esed ile ancak gidişinin teknik detaylarını konuşuruz" dedi. Çözüm sürecinde kritik eşiğin aşıldığını ve bu noktadan geriye dönülemeyeceğini söyleyen Davutoğlu'nun açıklamalarından başlıklar şöyle:

"BÜYÜK DESTEK VAR"

"AKPM'nin Türkiye raporundaki metinde PKK'lılar için aktivist kelimesinin kullanılması bir son dakika manevrası. Ancak metnin içinde bir çok yerde terör örgütü ifadesi var. PKK'nın terör listeden çıkarılması Avrupa Birliği gündeminde değil. Öyle bir süreç işliyor değil.

PKK silahları bırakır, ardından tüm süreçler tamamlanır, terör tümüyle sona ererse PKK diye bir örgüt de kalmaz. Bütün uluslararası toplantılarda, buluşmalarda muhataplarımız çözüm sürecine ilgilerini gösteriyorlar.

Büyük destek var. Son derece olumlu yaklaşıyorlar. Getireceği sonuçlara pozitif yaklaşım var. Destek büyük ve yaygın.

“TARAFLARIN PÜRÜZLERİNFARKINDA OLMASI ÖNEMLİ”

Çözüm sürecinin pürüzsüz olmasını beklememek lazım. Ama tarafların pürüzlerin farkında olması önemli. Zorluğu görebilme kabiliyetiniz varsa onu engelleme imkanınız da olur. Bu süreçlerin yüzde 50-60'ı psikolojik faktörler yüzde 30'u yöntemle ilgili. Psikolojik eşik aşılmamışsa en doğru yöntemi uygulasanız bile risk vardır.

Çözüme dair umutlu olmamın nedeni şu; Diyarbakır'a da Bursa'ya da Manisa'ya da gittim. Gördüğüm şu; psikolojik eşik aşılmış durumda. Zorlu bir nehir düşünün.

Yarıya gelinceye kadar hep geri dönmeyi düşünürsünüz. Ama yarıyı geçmişseniz artık bir an önce karşı kıyıya çıkmaya çalışırsınız. Çözüm sürecinde buradayız. Ben geriye dönülmez noktaya geldiğimiz kanaatindeyim.

Şu anda geriye dönme riskli, maliyeti de o kadar büyük. Ayrıca örgüt hangi gerekçeyle yarın bir gün 'Ben geriye döndüm' diyecek? Örgüt tekrar silaha sarılsa tabanına ne diyecek? Çünkü barış ümidi doğmuş, ortada bir gerekçe olmadan tekrar silahlara sarılamazlar...

Burada Allah muhafaza provokasyonlara karşı uyanık olmak lazım. Bunu değiştirecek tek şey çok büyük bir provokasyondur. Onun için herkesin uyanık olması lazım. O yüzden Bahçeli'nin söylemi çok tehlikeli.

"HABUR'DAN DERS ALDIK"

Hepimiz Habur'dan ders aldık. Orada kestirme bir yolla meselenin doğrudan çözümü konusunda bir çaba vardı. Toplumun psikolojik olarak yeterli hazırlığı olmamıştı. Şimdi ise yaklaşık 4 aydır yavaş yavaş olgunlaşan bir süreç var. O iki süreci de biliyorum.Burada yöntem farklı. Doğrudan görüşmenin getirdiği avantaj var."

"KERKÜK'TE KÖTÜ ŞEYLER OLUYOR"

Merkezi hükümet, Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek için sinyaller gönderiyor. Ancak dün Kerkük'te çok kötü şeyler oldu. Yaşananlar iyiye alamet değil. Çok kaygı verici bir durum ile karşı karşıyayız.

"BU SÜRECİ HİÇ BİR AJANDAYA KOYMAM"

Çözüm sürecini hiçbir yabancı devlet adamıyla yapacağım görüşmenin ajandasına koymam. Bu benim iç meselem. Onlar açtığı zaman çerçeve olarak konuşulabilir ancak o toplantının gündemine koydurmam.Benim kardeşlerimle olan, aile içi meselenin uluslar arası boyutta konuşulmasını doğru bulmam.

Suç boyutunu Suriye, Irak yada Avrupa bağlamında konuşurum. Sürece katkı sağlayacaksa konuşulur. Kuzey Irak ile konuşulur mesela. Ama özellikle Kıbrıs, Suriye, Irak gibi gündemlerin yanına bu konuyu koymayız.


Hatta geçtiğimiz günlerde bir dış işleri bakanı bu konuyu konuşmak istedi. Ben gündemden çıkardım. 'Türkiye'nin Kürt sorunu' diye bir meseleyi bir dışişleri bakanı ile yaptığım bir görüşmeye gündem olarak koydurmam.


'BU SAATTEN SONRA ESED'LE SADECE GİDİŞİNİ KONUŞURUM'

"Suriye konusundaki görüş ayrılıkları sürüyor. Uluslararası toplum imtihanı kaybediyor. Burada herkesin olabilecek alternatifleri göze alması lazım. Siyasi süreci tabi ki bizde isteriz. Türkiye olarak bunun için çok çaba da sarf ettik.

Arap Ligi, Rusya, Annan ve Brahimi de çaba sarf etti. Ama karşınızda muhataplık sorunu var. Siyasal süreçleri zorlayalım demek tirajediyi arttırmaktan başka bir şeye yaramıyor. Şimdi net tavır alma zamanı. 'Bekle gör' demek insanlık tirajedisinin büyümesi demektir. Bu da Esed'in zulmünün artması, muhalefetin radikalleşmesi demektir.

Bir diğer seçenek de Kosova ya da Libya gibi uluslararası bir müdahaledir. Fakat bunun içinde BM kararı yok. Üçüncü ve son seçenek ise muhalefetin desteklenmesi. Keşke siyasi sürecin önü açık olsaydı. Ama süreç işlemiyor diye katliamlara göz mü yumacağız?

Denememişiz gibi Esed'le konuşulsun diyenler filan var. Onunla benden daha fazla konuşmuş kimse yok. Esed'le görüşülecek tek şey artık gidişidir. Gitme perspektifi varsa ancak nasıl olacağı konuşulur."
KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.