Davutoğlu 'tarih duvarlara isyan ediyor'

Bakan Davutoğlu, Suriye’de iki yıldır süren çatışmaların bütün bölgeyi etkilediğini söyledi.

Davutoğlu 'tarih duvarlara isyan ediyor'

Buna sessiz kalınamayacağını belirten Davutoğlu, “Bölgenin tarihi zemini buna isyan ediyor. Halkların tekrar kaynaşmaya ihtiyacı var” dedi.

Bakan Davutoğlu, Paris yolunda aralarında gazetemizin Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan’ın da bulunduğu gazetecilere konuştu. Davutoğlu, İmralı süreci, ABD ile ilişkiler, Suriye’deki gelişmeler ve Ortadoğu’daki son durumu değerlendirdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Fransa’nın başkenti Paris’te yapılan Libya’nın Dostları Konferansı’na giderken beraberindeki gazetecilerin sorularını cevapladı.

Suriye’deki olaylar ve bölgedeki etkilerini değerlendiren Davutoğlu, “Sınırlamızın bulunduğu bölgedeki eski yapılanma sağlam bir zemine oturmuyor. Bölgenin tarihi zemini buna isyan ediyor. Halkların tekrar kaynaşmaya ihtiyacı var. Duvarlar örülsün istemiyor” dedi. İşte Davutoğlu’nun açıklamaları:

BÖLGE TÜRBÜLANSA GİRDİ

“Suriye konusunda, ABD ile esasta görüş ayrılığı yok. Yöntemdebir farklılık var.Onlar da birçok ülke gibi Suriye yönetiminin gayri meşru olduğuna inanıyor. Bir an önce değişimin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Yöntemdeki görüş ayrılığı şu biz her gün binlerce Suriyeli’nin ölümünü görüyoruz, bize sığınan 180 bini bulan mültecilerle beraber yaşıyoruz. Bir saatlik gecikmenin bile ne kadar çok insan canınamal olduğuna şahidiz. Sürenin uzaması daha emniyetli bir yöntemin gelişeceği anlamına mı geliyor? Muhalefetin güçlü bir şekilde yapılandırılması için uluslararası desteğin olması şart değil mi? Muhatap yok deyip destek vermeyeceksiniz hem de muhatap oluşmasına imkan tanımayacaksınız. Her gün üzerine bomba yağan insanlardan devlet kurmasını bekleyin sonra muhatap alırız deyin. Bu niye diğer ülkelerde yapılmadı?

Irak’ta mesela...Niye Mali’yle ilgili son 3 ayda iki BM kararı çıktı da burada çıkmadı? Bunu iyi niyetle izah edemiyorum. Yanı başımızda bütün bir bölge kaynıyor. İç savaş yaşanıyor. Bu savaşın Türkiye içindeki etkisini minimumda tutmaya çalışıyoruz. İki yıldır şiddetli bir çatışma sınırımızda ve biz bunu sınır ötesinde tutabiliyoruz. Gelen mültecileri disiplinli şekilde alıp kamplara yerleştiriyoruz ve takdir topluyoruz. Böylesine bir dönemde tabii ki riskler var. Biz önümüzdeki dönemde de dikensiz gül bahçesinde olmayacağız. Geçmişte de olmadık, olmayacağız. Amabir ülkenin yönetiminin başarısı o dikenler arasından gül yetiştirmektir. Bırakın gülü çınar yetiştirmektir. Bunlar kolay mı sanıyorsunuz?

Acaba bir haftada kaç olay önleniyor, biz kaç geceyi uykusuz geçiriyoruz? Herkesin bu risklerin, tehditlerin farkında olması lazım. Bölge türbülansa girdi ama Türkiye’yi savaşa sokmadan emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Buna rağmen itham ediliyoruz. Bölgedeki eski yapı sağlam bir zemine oturmadığı için yeniden yapılanma zorunlu. Bölgenin tarihi zemini buna isyan ediyor. Bugün tarih siyasi coğrafyaya isyan ediyor.”

Provokasyon yapılabilir

“Halkların tekrar kaynaşmaya ihtiyacı var. Aramıza duvarlar örülsün istemiyor. Birileri böyle duvarlar için provokasyon yapabilir. Birileri soğuk savaş yapılarını korumak için babadan aldığı iktidarı dar bir elitle elde tutmak için kendi halkına zulmedebilir ama bunlar kalıcı olamaz. Biz bu yapıların yanında yer alamayız. Elbette bir devlet olarak tüm siyasi sınırlara saygı gösteriyoruz. Bölgedeki tüm ülkelerle eşit düzeyde ilişki kuruyoruz ama artık bu bölgede ekonomik ve kültürel karşılıklı bağımlılık ile bu sınırları anlamsızlaştırmanın vakti geldi. Ayrıca Avrupa’nın yaptığı neden dünyanın sadece o bölgesine münhasır olsun? Üstelik bu coğrafyanın birlikte yaşam tecrübesi ve paylaştığı tarih çok daha fazla.”

Türkiye olmadan konuşulamaz

“ABD küresel güç olarak önündeki dosyalara bakınca o dosyalarda Türkiye’nin rol oynadığını görüyor. 10 yıl önce Türkiye’nin konuşulduğu dosyalar vardı, rol aldığı dosyalar yoktu. Irak’taki rolümüz de ABD’nin operasyonlarına destekle sınırlıydı. Dünyada ve bölgede ağırlığımızın arttığı görüldü. Son dönem sorun olan yerlere bakın. Filistin, Kırgızistan, Gürcistan, Bosna Hersek ve Sırbistan, Arap Baharı,Mısır, Tunus, Libya, İran, Irak, Suriye. Bütün bu konularda Türkiye olmadan konuşulabilir mi? ABD bu dosyaları önüne aldığında her birinde bir aktörün rol oynadığını görüyor. Bazen profili yüksek bazen düşük ama nihayetinde bu dosyaların hangisini açarsanız açın Türkiye var.

Fransa blokajı kaldırdı 22. fasıl açılıyor

Dışişleri Bakanı Davutoğlu dün görüştüğü Fransız mevkidaşı Laurent Fabius’tan Türkiye-AB ilişkileri için önemli bir destek aldı. Fransa’nın Türkiye’nin AB entegrasyonuna engel olmaktan çıkma kararı aldığını söyleyen Davutoğlu, “2007’deki kararlarını değiştiriyor. 22. faslın açılması için girişim başlatacaklar. Süreci hızlandırma sözü verdiler. Biz 5’inin birden kaldırılmasını istiyoruz. Gelişmeden sonra İrlanda dönem başkanlığında bu faslın açılmasına kesin gözüyle bakabiliriz” dedi.

TERAPİYE İHTİYAÇ VAR

Davutoğlu şöyle konuştu: “Türkiye- AB ilişkilerinin şok terapiye ihtiyacı var. Üç tane görünür somut şeyi olabilir. Vizelerin kaldırılması, fasılların açılmasına hız kazandırılması ve zirvelere AB kurumsal faaliyetlerine görünür katılımın sağlanması.”

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.