Fezlekelerin iadesi başlı başına skandal

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, son günlerde yaşananları değerlendirdi.

Fezlekelerin iadesi başlı başına skandal

CHP lideri, yolsuzluk soruşturmasında adı geçen bakanların fezlekelerinin iadesini ise “skandal" olarak nitelendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün hayli yoğun bir mesaisi vardı. Partisinin MYK ve Parti Meclisi Toplantısı öncesinde sabah saat 8.30’da CHP Genel Merkezi’nde gündemdeki gelişmeleri konuştuk. En son 2002’den önce dönemin DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ile sabah saat 7.00’de röportaj yapmıştım.Uzun bir aradan sonra bir siyasi partinin genel başkanı, ilk kez sabah erken bir saatte randevu verdi, bu vesileyle Tansu Hanım’ın da kulaklarını çınlattık.

Paralel devlet olduğuna inanıyor musunuz?

İktidardan bağımsız paralel devlet olmaz. Eğer bir yerde bir paralel devlet oluşursa, bunu yapan iktidarın kendisidir. 11 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ni kim yönetiyor? Büyük bir ihtimalle Erdoğan “Ben yönetmiyordum CHP yönetiyordu, onlar gelip paralel devleti kurdular” diyecektir. Eğer 11 yıldır iktidar olduğu halde şikayet ettiği paralel yapıdan haberi yoksa o zaman zaten hükümet değil, başbakan değil. Başkaları yönetiyormuş, farkında değil. Telefon dinlemelerinden en çok şikayet eden biziz. Bizim telefonlarımızı dinlediler, çoluk çocuğumuzun, milletvekillerimizin telefonlarını dinlediler, milletvekillerimizi fişlediler, bunları defalarca söyledik. Hep kulaklarını tıkadı. Şimdi kendi telefonları, yaptığı konuşmalar internete düşüyor, dinlenmesin diye yasak getiriyor, onun yasakları bu ülkenin halkına sökmez. Getirdiği her yasak, o konuşmaları daha cazip hale getiriyor. İstediği kadar bağırıp çağırsın, vatandaş bir şekilde onlara ulaşacak, dinleyecek.


ÜLKE KAOSA SÜRÜKLENİYOR

Başbakan, paralel devletin CHP’yi parmağında oynattığını, CHP üzerinden iddialarını seslendirdiğini söylüyor. Size belge ve ses kaydı mı yağıyor?Başbakan artık ülkeyi yönetemez, sağduyusunu yitirmiş halde. Ülkeyi bir istikrarsızlığa ve kaosa kendisinin sürüklediğinin de farkında. Daha düne kadar “Ne istediler de vermedik” diyen kimdi? Bunu söyleyen kişinin ismini acaba kendisi biliyor mu ki bizi suçluyor. Daha düne kadar saygılarını sunduğu, kendilerine yardımcı oldukları için teşekkürler ettiği bir yapıya bugün kalkmış, “İnlerine gireceğiz, onları yok edeceğiz” diye pek çok şey söylüyor.

KAMUNUN ORTAK MALI

Yani size belge ve ses kayıtlarını gönderip, bunlar seslendirilsin diye bir talep geliyor mu?Yok efendim, hayır hayır. Bizim üzerinde durduğumuz, kamuoyunun gündemine getirdiğimiz kasetler mahkeme kararı ile yapılan dinlemelerin kasetleridir. Savcıların fezlekesine girmiş ses kayıtlarıdır. Savcı fezlekeyi imzaladıktan sonra o fezleke artık kamunun ortak malıdır. Erdoğan’ın anlamak istemediği bu.

BANA KUTUYU AÇIKLAYIN

Fezlekeler iade edildi.Fezlekelerin iade edilmesi de başlı başına skandaldır. 17 Aralık’tan bugüne kadar bir bankanın genel müdürünün evindeki ayakkabı kutusundan çıkan 4,5 milyon dolar hakkında Başbakan tek cümle etti mi? Etmedi. “Paralel devlet” diyor, yahu ben kutuyu soruyorum. Kutu kutu... Ayakkabı kutusunun içindeki 4,5 milyon dolar nedir? Ben bunu soruyorum, o bana kalkmış Amazonlar’ı, Nil Nehri’ndeki balıkları anlatıyor. Ben ayakkabı kutusunu soruyorum. Ben bakanların çocuklarının yatak odalarındaki para kasalarını soruyorum, o bana Sahra’yı anlatıyor.

MİT UYARMIŞ SENİ...

17 Aralık’la başlayan süreci hükümet kendisine yönelik bir darbe girişimi olarak görüyor, CHP bu darbeye destek mi veriyor?

17 Aralık’ta nasıl darbe yapıldı? Tanklar mı yürüdü? Ordu kışlasından mı çıktı? Hiçbir şey olmadı. Ne oldu? 17 Aralık’ta Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu yapıldı. Erdoğan “Bize karşı yapıldı” diyor, rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmasaydın kardeşim. Bakanların çocuklarının yatak odalarına bu kasaları “darbeci” dediğiniz adamlar mı koydu? Bakanına saati bu darbeciler mi verdi? Bakanlarını özel uçağına bindirip umreye, başka yerlere darbeciler mi götürdü? MİT, 17 Aralık operasyonundan önce rapor verip, “Bu Sarraf’a dikkat et, ilişkileri ortaya çıkarsa hükümet zor durumda kalabilir” diyor, “Haberim yoktu” diyemez. Peki, darbe geliyorsa niye sesini çıkarmadın? Şimdi “Bize darbe yapıldı” diyor. Kutudan bahset kardeşim, kutudan. O kutuyu bana bir anlat. Önce ben o kutuyu bir anlayayım, ondan sonra size karşı darbe yapıldıysa gel, ben o darbelerin tamamına karşıyım.

KAPATTIRMAYACAĞIZ

Polis ve savcıların görev yerleri değiştirildi. Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu gölgelemek, örtmek için yapılıyor. Savcıyı görevden aldılar, İstanbul’da yapılan uluslararası hukuk toplantısında bir yargıç, soruşturma aşamasında bir savcının görevden alınmasının yargıya müdahale olduğunu söyledi. Böyle yapıldı mı? Yapıldı. Soruşturma aşamasında savcının emrinde olan adli kolluk, savcının iradesi dışında görevden alınırsa bunun da yargıya müdahale olduğunu söyledi. Bizde oldu mu? Oldu. Türkiye’de bir üçüncüsü daha oldu, mahkeme kararları uygulanmadı. Talimatı da Adalet Bakanı verdi. Bu hiçbir demokraside olmaz, doğrudan yargıya müdahaledir.

O KADAR BÜYÜK BİR DOSYA Kİ...

Örtmek için yapıldığını iddia ediyorsunuz, sizce örtüldü mü dosyalar?

Bu o kadar büyük bir dosya ki, bu kapatılamaz. Kutu, Recep Tayyip Erdoğan’ın yakasında hâlâ. Bugün için örtülebilir ama bu dosya kapatılamaz. Kapattırmayacağız.

Devletin valisini 2 villaya satmadım

Ge­çen se­çim­ler­den ön­ce si­zin Ba­lı­ke­si­r’­de­ki yaz­lı­ğı­nız gün­de­me gel­miş­ti. Be­nim ora­da­ki ko­ope­ra­tif evim, gün­de­me ge­le­bi­lir, ora­da du­ru­yor. Ben o za­man “Eğer öde­di­ğim be­de­li öder­ler­se ken­di­le­ri­ne he­men ve­re­bi­li­rim” de­miş­tim, be­nim için o ka­dar önem­li de­ğil. Biz ma­la mül­ke iti­bar eden bir an­la­yı­şa sa­hip de­ği­liz. Bir ta­ne yaz­lı­ğım var, da­ha he­nüz gi­dip otur­ma­dım bi­le. Yaz­lık sa­hi­bi ol­mak ayıp bir şey de­ğil. Keş­ke ül­ke­de her­kes yaz­lık sa­hi­bi ol­sa, her­ke­sin ara­ba­sı, uça­ğı ol­sa, her­kes var­lık­lı ol­sa, ço­cuk­la­rı iyi yer­de ol­sa. Bu bi­zim öz­le­mi­miz­dir, umu­du­muz­dur, he­de­fi­miz­dir. Her­kes böy­le ya­şa­sın is­te­riz ama alın te­riy­le ka­za­nı­lan pa­ray­la bun­la­rın ol­ma­sı­nı is­te­riz, yol­suz­luk­la, hır­sız­lık­la de­ğil. Ben gi­dip SİT ala­nın­da vil­la yap­ma­dım, SİT ala­nın­da­ki vil­la­la­rın yı­kıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­yen va­li­yi de sür­me­dim. Ya­ni ben dev­le­tin va­li­si­ni iki vil­la­ya sat­ma­dım. Baş­ba­kan top­lu­ma ör­nek ol­mak zo­run­da. Top­lu­ma ayıp iş­ler ya­pa­rak ör­nek olu­nur­sa, ça­lı­yor ama iş de ya­pı­yor kül­tü­rü bes­le­nir. Bu kül­tü­rün Müs­lü­man­lık ile ya­kın­dan uzak­tan il­gi­si yok­tur çün­kü çal­mak gü­nah­tır.

Dinleteceğimiz kasetler yasal

Ge­nel baş­kan­lık sü­re­ci­niz bir ka­set so­nun­da or­ta­ya çık­mış­tı, şim­di se­çim­le­re gi­der­ken de ka­set­ler or­ta­ya çı­kı­yor. Sa­lı gü­nü de grup top­lan­tı­nız­da ses kay­dı din­le­te­cek­miş­si­niz, bu se­çim kam­pan­ya­sı­nı ka­set­ler üze­rin­den mi yü­rü­te­cek­si­niz?

Bi­zim grup top­lan­tı­sın­da din­le­te­ce­ği­miz ka­set­ler al­tı­nı çi­zi­yo­rum ya­sa dı­şı ka­set­ler de­ğil, mah­ke­me ka­ra­rıy­la ya­pı­lan din­le­me­le­rin ka­set­le­ri. Ya­sa dı­şı ka­set­le­re za­ten hiç­bir za­man iti­bar et­me­dik, on­la­rı alıp ka­mu­oyu­nun önü­ne de koy­ma­dık. Bun­lar tü­müy­le ya­sal, mah­ke­me ka­ra­rı ile ya­pı­lan din­le­me­ler.

Köşk adayına siyasi kimlik verilmemeli

Ye­rel se­çim­ler­de, CHP ve MHP’­nin ala­ca­ğı top­lam oya ba­kı­lıp, cum­hur­baş­kan­lı­ğı için or­tak bir aday çı­ka­rıl­ma­sı pla­nı mı ya­pı­lı­yor?

Da­ha o sü­reç gel­me­di. Ben par­ti­le­rin bir cum­hur­baş­ka­nı ada­yı­na sa­hip çı­kıp, ona bir si­ya­sal par­ti­nin kim­li­ği­ni ver­me­le­ri­ni doğ­ru bul­mu­yo­rum. Çı­ka­cak olan cum­hur­baş­ka­nı ada­yı top­lu­mun her ke­si­mi­ni ku­cak­la­ma­lı, Tür­ki­ye­’yi tem­sil et­me­li.

Cum­hur­baş­ka­nı Gü­l’­e des­tek ve­re­bi­le­ce­ği­ni­zi ifa­de et­miş­ti­niz, ay­nı nok­ta­da mı­sı­nız?
Ha­yır, des­tek söz ko­nu­su de­ğil. Ba­na “Er­do­ğan ve Gü­l” şek­lin­de iki aday ol­ma­sı ha­lin­de bir so­ru so­rul­muş, o so­ru­ya ce­vap ver­miş­tim. Yok­sa, Sa­yın Gü­l’­e ve­ya Er­do­ğa­n’­a des­tek ve­re­ce­ği­mi­zi söy­le­me­dim.

Özgür Türkiye için yola çıktık

Ye­rel se­çim­le­re gi­der­ken han­gi he­def­le yo­la çı­kı­yor­su­nuz?

Var­lık, bir­lik için­de ve öz­gür­ce ya­şa­ya­ca­ğı­mız bir Tür­ki­ye için yo­la çık­tık. Ye­rel yö­ne­ti­ci aday­la­rı­mız da ay­nı fel­se­fe ile yo­la çı­ka­cak­lar. Zen­gin ve mut­lu bir Tür­ki­ye­’yi, her­ke­sin öz­gür­ce ya­şa­dı­ğı bir Tür­ki­ye­’yi he­def­li­yo­ruz. Her si­ya­sal par­ti­nin güt­tü­ğü amaç bi­zim için de ge­çer­li, ye­rel­de ik­ti­dar ol­mak. AK­P’­nin ye­rel yö­ne­tim­ler­de iyi bir sı­nav ver­di­ği­ne inan­mı­yo­rum. AK­P’­li be­le­di­ye­ler­de çok sa­yı­da yol­suz­luk, usul­süz­lük söz ko­nu­su. Özel­lik­le AK­P’­nin elin­de­ki bü­yük met­ro­pol­ler­de cid­di so­run­lar var. İs­tan­bul ya­şa­na­bi­lir bir kent ol­mak­tan çık­tı. Ay­nı şe­kil­de An­ka­ra sos­yal bir kent ol­mak­tan çık­tı. An­ka­ra ak­şam gü­neş bat­tık­tan son­ra bir köy ha­va­sın­da, can­lı, di­na­mik, 24 sa­at ya­şa­yan bir kent de­ğil. CHP’­li be­le­di­ye­le­rin ol­du­ğu ye­re ba­kıl­dı­ğın­da ise güç­lü bir sos­yal ya­şam, kay­naş­ma, top­lum­sal ba­rış, öz­gür­lük or­ta­mı var. İs­tan­bul­lu­la­ra so­ra­lım ne­fes al­mak için ne­re­ye gi­der­ler? Ba­kır­kö­y’­e, Ka­dı­kö­y’­e, Sa­rı­ye­r’­e, Be­şik­ta­ş’­a gi­der­ler. Ni­ye İs­tan­bul­lu AK­P’­nin elin­de­ki be­le­di­ye­le­rin ol­du­ğu yer­le­re git­mez? De­mek ki ora­lar­da ken­di­si­ni öz­gür, ra­hat his­set­mi­yor.

Ya­ni ön­ce­lik­li he­de­fi­niz An­ka­ra ve İs­tan­bu­l’­u al­mak mı?

İki­si­ni de AK­P’­den al­mak is­ti­yo­ruz, di­ğer kent­ler­de de id­di­alı­yız,

Ye­rel se­çim­le­re gi­der­ken han­gi he­def­le yo­la çı­kı­yor­su­nuz?

Var­lık, bir­lik için­de ve öz­gür­ce ya­şa­ya­ca­ğı­mız bir Tür­ki­ye için yo­la çık­tık. Ye­rel yö­ne­ti­ci aday­la­rı­mız da ay­nı fel­se­fe ile yo­la çı­ka­cak­lar. Zen­gin ve mut­lu bir Tür­ki­ye­’yi, her­ke­sin öz­gür­ce ya­şa­dı­ğı bir Tür­ki­ye­’yi he­def­li­yo­ruz. Her si­ya­sal par­ti­nin güt­tü­ğü amaç bi­zim için de ge­çer­li, ye­rel­de ik­ti­dar ol­mak. AK­P’­nin ye­rel yö­ne­tim­ler­de iyi bir sı­nav ver­di­ği­ne inan­mı­yo­rum. AK­P’­li be­le­di­ye­ler­de çok sa­yı­da yol­suz­luk, usul­süz­lük söz ko­nu­su. Özel­lik­le AK­P’­nin elin­de­ki bü­yük met­ro­pol­ler­de cid­di so­run­lar var. İs­tan­bul ya­şa­na­bi­lir bir kent ol­mak­tan çık­tı. Ay­nı şe­kil­de An­ka­ra sos­yal bir kent ol­mak­tan çık­tı. An­ka­ra ak­şam gü­neş bat­tık­tan son­ra bir köy ha­va­sın­da, can­lı, di­na­mik, 24 sa­at ya­şa­yan bir kent de­ğil. CHP’­li be­le­di­ye­le­rin ol­du­ğu ye­re ba­kıl­dı­ğın­da ise güç­lü bir sos­yal ya­şam, kay­naş­ma, top­lum­sal ba­rış, öz­gür­lük or­ta­mı var. İs­tan­bul­lu­la­ra so­ra­lım ne­fes al­mak için ne­re­ye gi­der­ler? Ba­kır­kö­y’­e, Ka­dı­kö­y’­e, Sa­rı­ye­r’­e, Be­şik­ta­ş’­a gi­der­ler. Ni­ye İs­tan­bul­lu AK­P’­nin elin­de­ki be­le­di­ye­le­rin ol­du­ğu yer­le­re git­mez? De­mek ki ora­lar­da ken­di­si­ni öz­gür, ra­hat his­set­mi­yor.

Ya­ni ön­ce­lik­li he­de­fi­niz An­ka­ra ve İs­tan­bu­l’­u al­mak mı?

İki­si­ni de AK­P’­den al­mak is­ti­yo­ruz, di­ğer kent­ler­de de id­di­alı­yız, Bur­sa­’da, Ba­lı­ke­si­r’­de de id­di­alı­yız.

DAHA İYİ HİZMET

Bi­rin­ci par­ti çık­maz­sa­nız ge­nel baş­kan­lı­ğı bı­rak­ma­yı dü­şü­nürmü­sü­nüz?

Ha­yır ha­yır, bu ye­rel yö­ne­tim se­çim­le­ri. El­bet­te bi­rin­ci par­ti ol­mak, güç­lü ol­mak, ye­rel yö­ne­tim­ler­de da­ha ge­niş ke­sim­le­re da­ha iyi hiz­met sun­mak is­te­riz.

Mus­ta­fa Sa­rı­gül İs­tan­bu­l’­da kay­be­der­se si­zin ge­nel baş­kan­lı­ğı­nı­zın da tar­tış­ma­ya açı­la­ca­ğı­na da­ir yo­rum­la­rı na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?
O yo­rum­lar ye­ni de­ğil, öte­den be­ri ya­pı­lı­yor. Bu yo­rum­la­rın ar­ka­sı­na ta­kı­lıp git­mek doğ­ru de­ğil.

CHP kendisini ve felsefesini yeniliyor

CHP’­nin gös­ter­di­ği aday­la­ra ba­kı­lın­ca sa­ğa kay­dı­ğı iz­le­ni­mi do­ğu­yor, sa­ğa mı ka­yı­yor­su­nuz?
CHP’­nin bir tü­zü­ğü, prog­ra­mı var. O prog­ra­mı­mı­zın ar­ka­sın­da­yız, ne sa­ğa ne de so­la ka­yı­yo­ruz. CHP, hal­kın par­ti­si ol­ma yo­lun­da yo­lu­na de­vam edi­yor. Dün­ya de­ği­şi­yor, bü­tün kav­ram­lar da, sağ-sol kav­ram­la­rı da, al­gı­lar da de­ği­şi­yor. Her par­ti ye­ni­le­ne­cek. CHP de ken­di­si­ni, dü­şün­ce­si­ni, fel­se­fe­si­ni ye­ni­li­yor. Hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü­ne, de­mok­ra­si­ye, bi­rey­sel hak ve öz­gür­lük­le­re ina­na­cak, sa­vu­na­cak­sı­nız. CHP bun­la­rı sa­vun­du­ğu için “sa­ğa ka­yı­yo­r” de­ni­li­yor­sa, ha­yır biz sa­ğa kay­mı­yo­ruz. Biz, çağ­daş bir top­lum ya­rat­ma pe­şin­de mü­ca­de­le­mi­zi sür­dü­rü­yo­ruz.

CHP için “De­mi­re­l’­in Halk Par­ti­si­” de­ni­yor, duy­du­nuz mu?

Mer­kez sağ­dan baş­ta be­le­di­ye baş­kan aday­la­rı ol­mak üze­re çok sa­yı­da ki­şi ge­lip par­ti­mi­ze üye ol­du. Sa­de­ce DYP de­ğil, geç­miş­te ANA­P’­ta, Saa­det Par­ti­si­’n­de ça­lış­mış üye ar­ka­daş­la­rı­mız var. Bu­gün için­de bu­lun­du­ğu­muz ko­şul­lar, he­pi­mi­zin ye­ni­den dü­şün­me­si­ni zo­run­lu kı­lı­yor. Cum­hu­ri­yet, de­mok­ra­si, in­san hak­la­rı ve öz­gür­lük­ler teh­li­ke­de. Bu ne­den­le biz de­mok­ra­si­den, öz­gür­lük­ten, Cum­hu­ri­ye­t’­ten ya­na olan bü­tün güç­le­rin CHP’­nin ça­tı­sı al­tın­da top­lan­ma­sı­nı is­ti­yo­ruz. Ne der­ler­se de­sin­ler hiç önem­li de­ğil.

MHP İLE İŞBİRLİĞİ YOK

Ba­zı il­ler­de MHP ile üs­tü ka­pa­lı iş­bir­li­ği mi ya­pa­cak­sı­nız?

An­ka­ra ve İs­tan­bu­l’­da MHP’­li­le­rin CHP’­ye, Ba­lı­ke­sir, Ma­ni­sa­’da CHP’­li­le­rin MHP’­ye oy ve­re­cek­le­ri id­di­a edi­li­yor. Bun­lar söy­le­ni­yor, ya­zı­lıp çi­zi­li­yor, biz de ga­ze­te­ler­den oku­yo­ruz ama böy­le bir iş­bir­li­ği yok.

İnternet yasasını AYM’ye götürürüz

İn­ter­net­le il­gi­li bir dü­zen­le­me Mec­li­s’­ten çık­tı, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­’ne gö­tü­re­cek mi­si­niz?

Biz Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­’ne git­me­den ön­ce Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­’nın ya­sak­lı bir Tür­ki­ye is­te­mi­yor­sa bu ya­sa­yı ge­ri gön­der­me­si ge­re­ki­yor. Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı “Ben gö­re­vi­min ba­şın­da­yı­m” di­yor­du, gö­re­vi­nin ba­şın­da ol­du­ğu­nu bir gö­re­lim ba­ka­lım.

CHP, Cum­hur­baş­ka­nı­’nın Twit­te­r’­da “un­fol­lo­w” edil­me­si kam­pan­ya­sı baş­lat­tı.

Evet, ge­le­cek­te bu tür kam­pan­ya­la­rın da­ha pek çok ör­ne­ği or­ta­ya çı­ka­cak.

Siz de kam­pan­ya­ya ka­tı­lıp, “un­fol­lo­w” yap­tı­nız mı Cum­hur­baş­ka­nı­’nı?

Yok, yap­ma­dım ama önü­müz­de­ki sü­reç içe­ri­sin­de Tür­ki­ye­’nin bir ya­sak­lar ül­ke­si ol­ma­sı be­del­ler öde­ye­rek el­de et­ti­ği­miz ve güç­len­dir­mek is­te­di­ği­miz de­mok­ra­si ima­jı­mı­zı ze­de­le­ye­cek­tir. Bu ko­nu­da du­yar­lı ol­ma­sı ge­re­ken ki­şi­le­rin ba­şın­da Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı ge­li­yor. O du­yar­lı­lı­ğı ko­ru­mak zo­run­da.

Ko­ru­maz­sa mı “un­fol­lo­w” ya­pa­cak­sı­nız?

(Gü­lü­yor) Ko­ru­maz­sa Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­’ne gö­tü­re­ce­ğiz ya­sa­yı.

Devlet istihbaratın verdiği bilgilerle yönetilirse ülke felakete gider

Devlet yönetiminde hukuk ve hukukun üstünlüğünün esas alındığını vurgulayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın ülkeyi istihbarat birimlerinin kendisine verdiği bilgilerle yönettiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Devlet sadece istihbarat birimlerinin verdiği bilgilerle yönetilirse ülke felakete gider” dedi.

Baş­ba­kan, De­niz Bay­ka­l’­a ya­pı­lan ka­set ope­ras­yo­nun pa­ra­lel dev­le­tin işi ol­du­ğu­nu söy­le­di.

Bu­nu söy­le­yen Baş­ba­kan mı? Baş­ba­kan­sa Bay­ka­l’­a komp­lo­yu dü­zen­le­yen­ler­den ni­ye he­sap sor­mu­yor? Ni­ye o komp­lo­yu ya­pan­la­rı or­ta­ya çı­kar­mı­yor? Efen­dim eve hır­sız gir­di, Baş­ba­kan­sın git ya­ka­la, ni­ye ya­ka­la­mı­yor­su­nuz? Po­lis em­ri­niz­de, is­tih­ba­rat, yar­gıç­lar, va­li­ler, kay­ma­kam­lar, her­kes em­ri­niz­de, bu ül­ke­de is­te­di­ği­ni­zi ya­pı­yor­su­nuz, suç­lu kim­se ya­ka­la, biz de gö­re­lim. Ya­pan ada­mı bil­di­ği­niz hal­de yar­gı­nın önü­ne çı­kar­mı­yor­sa­nız o za­man baş suç­lu­su­nuz. Hır­sı­zı gör­düm ama o çal­dı, gör­düy­sen git ya­ka­la. Ben ya­ka­la­ma­ya­ca­ğım ama gör­düm di­yor.

İSTİHBARAT ÜLKESİ

Em­ni­yet­te ba­zı tas­fi­ye­ler ya­pı­lır­ken, MİT öne çı­kı­yor, bu­ra­dan ha­re­ket­le de Tür­ki­ye mu­ha­be­rat dev­le­ti olu­yor kay­gı­la­rı di­le
ge­ti­ri­li­yor, si­zin böy­le bir kay­gı­nız var mı?
Er­do­ğan ül­ke­yi is­tih­ba­rat bi­rim­le­ri­nin ken­di­si­ne ver­di­ği bil­gi­ler­le yö­ne­ti­yor. Ya­ni bir is­tih­ba­rat ül­ke­si. Dev­le­tin yö­ne­ti­min­de hu­kuk, hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü esas alı­nır. Dev­let sa­de­ce is­tih­ba­rat bi­rim­le­ri­nin ver­di­ği bil­gi­ler­le yö­ne­ti­lir­se ül­ke fe­la­ke­te gi­der.

İKİ OLAY ÇOK FARKLI

Bu sü­re­cin çö­züm sü­re­ci­ni de sa­bo­te et­ti­ği, te­rö­rün ye­ni­den baş­la­ya­bi­le­ce­ği gö­rüş­le­ri­ne ka­tı­lı­yor mu­su­nuz?
Ha­yır, yol­suz­luk ni­ye çö­züm sü­re­ci­ni sa­bo­te et­sin? Bir­bi­riy­le hiç il­gi­si yok, çö­züm sü­re­ci ay­rı yol­suz­luk ay­rı. İk­ti­dar gi­der­se çö­züm sü­re­ci en­gel­le­nir mi kay­gı­sı ta­şı­nı­yor­sa, o ay­rı bir ko­nu. Bu ül­ke­nin be­ka­sı için, ça­tış­ma­nın ol­ma­dı­ğı, bü­tün yurt­taş­la­rın ba­rış için­de ya­şa­ya­bi­le­ce­ği, de­mok­ra­si ve öz­gür­lük­le­rin ala­bil­di­ği­ne bol ol­du­ğu bir ül­ke­yi sa­vu­nu­yo­ruz. AKP çö­züm sü­re­cin­de ba­şa­rı­ya ula­şır mı bil­mi­yo­ruz çün­kü ya­pı­lan pa­zar­lık­la­rın içe­ri­ği­ni bil­mi­yo­ruz.

AK Par­ti gi­der ve CHP ge­lir­se çö­züm sü­re­ci­nin akı­be­ti ne olur?

Biz bu so­ru­nu çö­ze­riz. Hal­kın des­te­ği ile çö­ze­riz, öz­gür­lük­le­ri ar­tı­ra­rak, de­mok­ra­si­yi ge­niş­le­te­rek bu so­run­la­rı çö­ze­riz.

Ekonomik sosyal konsey 5 Şubat 2009’dan beri neden toplanmıyor?

Eko­no­mik is­tik­ra­rın bo­zu­la­ca­ğı kay­gı­la­rı­nı na­sıl kar­şı­lı­yor­su­nuz?

Bu ik­ti­dar eko­no­mi­yi yö­ne­ten bir ik­ti­dar de­ğil, eko­no­mi­yi sı­cak pa­ra­ya tes­lim eden bir ik­ti­dar. Eğer bu­gün eko­no­mi­miz kı­rıl­gan eko­no­mi ola­rak ta­nım­la­nı­yor­sa hü­kü­me­tin iz­le­di­ği eko­no­mi po­li­ti­ka­la­rı­nın yan­lış­lı­ğın­dan do­la­yı. Üre­ti­me de­ğil tü­ke­ti­me da­ya­lı bir eko­no­mi po­li­ti­ka­sı iz­le­di­ler. Ke­mal Der­vi­ş’­in eko­no­mi­yi kriz­den çı­kar­ma prog­ra­mı­nı bu­gü­ne ka­dar sür­dür­dü­ler, oy­sa eko­no­mi kriz­den çok­tan çık­mış­tı ve ye­ni bir eko­no­mi po­li­ti­ka­sı­na ih­ti­yaç var­dı ama bu­nu yap­ma­dı­lar.

Enf­las­yon he­def­le­ri tut­ma­dı, yok­sul­luk bit­me­di. Sı­cak pa­ra var­dı, do­lar bü­tün dün­ya­da çok ucuz­du, eko­no­mi­yi ye­ni­den şe­kil­len­di­re­bi­lir, üre­tim en­deks­li bir po­li­ti­ka iz­le­ye­bi­lir­ler­di ama bun­lar ol­ma­dı. Bu­gün eko­no­mi Ame­ri­kan Mer­kez Ban­ka­sı­’nın do­lar top­la­ma­sıy­la kri­ze gir­di. Hü­kü­me­tin bi­za­ti­hi ken­di­si is­tik­rar­sız­lık un­su­ru. 5 Şu­bat 2009 Eko­no­mik Sos­yal Kon­se­y’­in top­lan­dı­ğı son ta­rih­tir, do­lar bu ka­dar al­dı ba­şı­nı git­ti, bir de­va­lü­as­yon ya­şa­dık, ya­sa­ya gö­re 3 ay­da bir top­lan­ma­sı ge­re­ken Eko­no­mik Sos­yal Kon­sey, bı­ra­kın 3 ayı, 3 yı­lı, 2009’dan 2014’e gel­mi­şiz top­lan­ma­dı.
Ne­den top­lanma­dı?

‘Demokratikleşme değil yolsuzlukları örtme paketi’

Özel Yet­ki­li Mah­ke­me­ler (ÖYM) ile il­gi­li bir dü­zen­le­me Mec­li­s’­e sev­ ke­dil­di, dü­zen­le­me­ye des­tek ve­re­cek mi­si­niz?

ÖY­M’­le­rin kal­dı­rıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni ilk sa­vu­nan par­ti­yiz. Ge­çen yaz Öz­gür­lük ve De­mok­ra­si Bil­dir­ge­si ya­yın­la­dık. O bil­dir­ge­nin bir mad­de­si bu mah­ke­me­le­rin kal­dı­rıl­ma­sı­na yö­ne­lik­ti. AK Par­ti­’nin bu­gün bu nok­ta­ya gel­me­si bi­zi se­vin­di­ri­yor an­cak bu­gün ÖY­M’­le­re kar­şı ta­vır ta­kın­ma­sı, “İ­le­ri­de ben bu mah­ke­me­ler­de yar­gı­la­nır­sam ba­şım be­la­ya gi­re­r” en­di­şe­sin­den kay­nak­la­nı­yor. ÖY­M’­ler kal­dı­rıl­sın ama ku­rul­du­ğun­dan bu ya­na bu mah­ke­me­ler­de gö­rü­len da­va­la­rın ye­ni­den nor­mal mah­ke­me­ler­de gö­rül­me­si ikin­ci ta­le­bi­miz. Bu ikin­ci ta­le­bi­miz he­nüz ye­ri­ne gel­me­di. O da ye­ri­ne ge­lir­se Tür­ki­ye de­mok­ra­si ko­nu­sun­da önem­li bir adım at­mış ola­cak.

‘BENİ DİNLETİYORDU’

Ka­nun tek­li­fi­nin için­de tu­tuk­la­ma sü­re­si­nin kı­sal­tıl­ma­sı ve din­le­me­ler­le il­gi­li ba­zı dü­zen­le­me­ler ön­gö­rü­lü­yor.

Adı de­mok­ra­tik­leş­me pa­ke­ti ama ger­çek adı yol­suz­luk­la­rı ört­me pa­ke­ti. Bir mah­ke­me oy çok­lu­ğuy­la bir ki­şi­yi ömür bo­yu hap­se mah­kûm ede­bi­li­yor ama din­le­me ya­pıl­ma­sı için oy­bir­li­ği ge­re­ki­yor. Ne­den? Bir yar­gıç im­za at­ma­dı­ğı za­man din­le­me ya­pı­la­ma­ya­cak. Bu da ken­di için­de so­run­lu. Yar­gı­yı ele ge­çi­rip, her mah­ke­me­ye bir ada­mı­nı ko­yar­san mah­ke­me ka­ra­rı da­ha zor alı­na­cak de­mek­tir. Da­ha dü­ne ka­dar Er­do­ğan be­nim için “Ey Kı­lıç­da­roğ­lu se­nin ne­fes alı­şı­nı bi­le biz ta­kip edi­yo­ru­z” di­yor­du. Be­ni din­le­ti­yor­du. Şim­di ken­di ba­şı­na gel­di. Na­sıl gel­di? Nor­mal hu­kuk sis­te­mi için­de gel­di. Mah­ke­me ka­ra­rı ile ya­pı­lan din­le­me­ler­den olay­lar or­ta­ya çık­tı. Te­le­viz­yo­na, ga­ze­te­le­re, ya­zar­la­ra, pat­ron­la­ra mü­da­ha­le edi­yor, ga­ze­te­le­rin sa­tı­mı­na mü­da­ha­le edi­yor, ha­vuz oluş­tu­ru­yor, ön­ce ken­di işa­dam­la­rı­nı, pat­ron­la­rı­nı ya­ra­tı­yor, on­dan son­ra o pat­ron­la­ra sal­ma sa­lı­yor, “Her bi­ri­niz şu ka­dar pa­ra ve­re­cek­si­ni­z” di­yor, ga­ze­te­le­rin pat­ron­la­rı de­ği­şi­yor, ga­ze­te sa­hi­bi pat­ron­la­rın dün­ya­dan ha­be­ri yok. Ger­çek pat­ron kim? Nor­mal bir de­mok­ra­si­de böy­le bir Baş­ba­ka­n’­ın bir sa­at bi­le o kol­tuk­ta otur­ma­ma­sı ge­re­kir.

Rıza Sarraf 4 bakanı da teslim aldı

Sizce yolsuzluk iddialarının seçim sandığına nasıl bir yansıması oluyor?

Ahlaki değerleri yüksek bir toplum yolsuzluklara karşı duyarlılığını korur. Yüce Tanrı kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu bize buyurmuşsa o zaman toplumun duyarlılığını tartışma konusu yapmamamız gerekir. Yüreğinde iman taşıyan herkesin bu duyarlılığı taşıdığına inanıyorum.

NİYE PRİM VERELİM

“Çalıyor ama çalışıyor” söylemini nasıl aşacaksınız?
Asla bu söyleme katılmıyoruz. Yemeyecek, çalmayacak ama çalışacak. Niçin hırsızlığa prim verelim? Buna toplumumuzun tepki vermesi lazım. Yırtık ayakkabı ile siyasete giren birisi bugün dünyanın en zengin başbakanlarından birisi ise çocuğu işsiz olan annenin, babanın “benim çocuğum niye işsiz” diye, emeklinin “benim aylığım niye düşük”, çiftçinin “ürettiğim ürünün karşılığını niye alamıyorum” diye düşünmesi lazım. Erdoğan, “yolsuzluk olsa bu kadar yatırım yapar mıydık” diyor, yolsuzluk ortaya bir gelir çıktıktan sonra onun bölüşümünde çıkar zaten. Kamu kaynağının kişisel çıkar için kullanılmasıdır. İki çocuğun fotoğrafı var Türkiye’de. Bir çocuk ölü, cesedi babasının sırtındaki torbada, kar kaplı yollarda köyüne gidiyor. İkinci çocuk mahkeme arıyor, başbakanın arabasında. İkisi de bu ülkenin çocuğu. Bir yanda yoksulluktan, çaresizlikten yiten bir hayat, diğer yanda başbakanın arabasında yolsuzluğa batmış bir çocuk. Bu iki resmi bu ülkenin namuslu yurttaşlarının unutmasını istemiyorum. Ders olmalı. Üçüncü resim de Ali İsmail Korkmaz’ın sokakta sopalarla öldürülmesi. Hiçbir anne baba çocuğunun sopalarla cadde ortasında öldürülmesini istemez.

O SIRADAN BİRİSİ DEĞİL

Rıza Sarraf’ın konuşmama karşılığında serbest bırakılacağı iddiasında bulundunuz, dayanağınız nedir?

Bize öyle bir duyum geldi. Sarraf, çok şey bilen birisi. O sıradan birisi değil, dört bakanı ve başbakanı teslim alan birisi. Bir anlamda hükümeti yöneten birisi. Bütün bilgileri, sırları bilen, bakanları özel uçağıyla umreye götüren, bakana 700 bin dolarlık kol saati veren birisi. Sıradan bir insan değil. Arkasındaki güçlerin kim olduğunu herhalde devletin duyarlı kesimleri çok iyi bilir. Onun hapisten çıkmasının lazım geldiği anlaşılıyor, çıkaracak olan da AKP iktidarı. “Ya çıkarırsınız ya konuşurum” diyor, bu kadar büyük değişiklikler neden yapılıyor? HSYK bu değişiklikleri neden yapıyor? Adalet Bakanı bu kadar neden bastırıyor? Bunları herkesin düşünmesi lazım.

Kaynak: Bugün Gazetesi

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.