Genel Seçim Sonuçlarına Dair!

Yazarımızdan mükemmel bir analiz

Genel Seçim Sonuçlarına Dair!

 İnanın yoruldum dostlar… Bu kadar kamplaşmaktan, bu kadar zıtlaşmaktan bıktım… Çalıştığım kurumdan, yaşadığım çevreye oradan da sosyal medyaya her iki tarafın da siyasi fanatiklerinden yoruldum.

Akıl, izan yok… 

'Çaldı, çırptı, gemi aldı, Türkiye’yi sattı'… 

Parola da söylem de bu… 

Dahası da var:

'AKP’ye oy verirsen kızım sana hakkımı helal etmiyorum' diyeni de,

 90 yaşındaki yatalak anasını buradan 70 km öteye kendi partisine oy vermesi için götürmek isteyeni de, 

Seçim sonuçlarının ardından “Ak Partiye oy verenlerle işim olmaz” diye kapıyı canciğer komşunun yüzüne tüm gücüyle kapatanları da 

Sosyal medya hesabından:

'Ak partiyi seven, destekleyen, oy veren. Verdiği oy Ak partiye yarayan tüm facebook arkadaşlarım.. Size arkadaşım demek istemiyorum. 

Siz benim eşim, dostum, arkadaşım olmayın.

Sayfamı terk edin'  

Diyenleri de gördüm.

 Hatta daha bu sabah kendi sosyal medya hesabından hem de bu şehrin evladı birinin:

 'Bu seçimin belirleyicisi yine HDP olacağı kanısındayım. Eğer barajın altında kalırsa MV sayısı AKP ye kayacaktır. Hal böyle iken AKP’nin yıkılışını seyretmek için Neden HDP ye oy verilmesin'? 

Okuyunca küçük dilimi yuttum… Bir asır öncesi söylenen:” Edirne’yi Enver alacağına Bulgar alsın” diyen İttihatçı zihniyetle,  Abdülhamit’e bombalı saldırıda bulunan ama muvaffak olamayan Ermeni bombacıyı ve ona hem övgü hem de sövgülerle şiirinde anan Tevfik Fikret’leri yâd ettim.

Seçimden üç beş gün önce bir televizyonun kayyuma devredilişini bahane ederek ‘Bir Kasımda Osmanlı Saltanatı yıkıldı bu 1 Kasım’da da Cumhuriyet Saltanatı yıkılacak’ diyen ve her hakaretimin bile bir övgü olacağı zata öfkelendim…
 

TARİH BOYUNCA DEĞİŞMEYEN HIRS

Taht kavgaları, iktidar hırsları binlerce yıldır olmadı mı?

Hz. Muhammed’in ölümünün hemen ardından Ömer ile Ebu Bekir daha efendimizin naaşı defnedilmemişken, halifelik peşinde koşmadı mı? O mübareğin, mübarek bedeni siyasi kavgalardan dolayı günlerce defnedilmeyi beklemedi mi?

Osmanlı’da şehzadeler, bebekliklerinden başlayarak öldürülmedi mi? 

Tarihte on beş devlet kuran bu asil millet, on beşini de kendi eliyle yıkmadı mı?

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük medeniyetlerinden birini kurarak 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı’yı Lozan’da tasfiye etmedik mi?

16. devleti kurduktan sonra Atatürk ve İnönü arasındaki kavgaları ve Atatürk’ün cenazesine katılmayan İnönü gerçeğini bu nesilden gizlemedik mi?

1960’ta yine bu kavgalardan başlayıp Başbakan asmadık mı? 1971’de 1980’de 1997’de 2007’de asker eliyle topluma travmalar yaşatmadık mı? Bu travmalarla kayıp nesiller yaratmadık mı?

Gezi olayları, 17-25 Aralık, 6-7 Ekim olayları, 7 Haziran sonrası HDP-PKK işbirliğiyle yeniden hortlatılan terörle, bu ülkenin gidişatına ve bölgenin kaderine yön verilmek istenmedi mi?

Şimdi bütün bunları görüp 632’den bugüne hızlı bir analizle bu kavgaları söylemek ve bu perdeden seslendirmek iktidar yanlısı olmak mı yoksa bu hırsı ifşa etmek mi?

 

MEVLA’NIN TAKDİRİ

7 Haziran bu ülke için Allah’ın takdiriydi… Bu Fetret Dönemi bir elli yıla damga vuracak olayları içine sığdırdı… ‘Dediğim dedik ve çaldığım düdük’ anlayışıyla iyice şımaran ve içinde yalaka ve menfaatperest adamları barındıran iktidar, 7 Haziran’ı yaşamasaydı, emin olun ki birkaç yıl içinde kendi sonunu ve belki de ülkenin parçalanışını hazırlayacaktı. 

Çünkü;

Kibir, tepeden bakma, kendi zenginlerini yaratma, rant odaklı girift ilişkiler, partinin çimentosu olan ve teşkilatın içinden gelen isimlerin tasfiyesi, aday seçimlerindeki ehliyetsizlik, bakanlıkların keyfi ve kendi zihniyetindeki adamlar üzerine kurulu bürokratik ritüelleri,  ‘ben yaptım oldu zihniyeti’ ve Gül - Arınç gibi küskünlerin bir yerde hazır kıta fırsat kollayıp yeni bir oluşum içinde olmaları gibi hususlar AK Parti’yi ikinci bir ANAP yapabilecek unsurlardı!

Çözüm sürecinin amacının çok çok dışına çıkmasına rağmen ‘aman ha bozulmasın’ denilerek, her şeye göz yuman siyasilerin ve onların emrindeki bürokratların uyku hali 8 Haziran’da HDP ve PKK’nın gerçek yüzünü göstermesiyle bozulmasaydı, bu ülke bölünmeye gitmeyecek miydi?
 

UZUN ADAM’I İÇERDEN YERE SERMEK

Eğer ki bu seçimde koalisyon çıksaydı, bir köşede bekleyen Gül ve Arınç gibi isimlerle üç ay içinde bir parti kurulup,  bir yıl içinde seçime gidilecekti... Ve malum yapı için de bu bir yeniden doğuş olacaktı...

Arınç' ın bir hafta önce CNN'deki söylemleri bunu teyit ediyor fazlasıyla...

Ve emin olun ilk hedef de 2019' da Uzun Adam’ ı devirmekti... Ama yine Uzun Adam kazandı. Arınç çok iyi biliyordu ki seçimlerin tekrarı tek başına iktidarın anahtarıydı. ‘Birilerine karşı sevgimi ve heyecanımı kaybettim, yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen’ ifadeleri ve ‘Koalisyonu kim istemedi onu ben söyleyemem’  söylemi 1 Kasım’ın rengiydi…  

BAHÇELİNİN FERASETİ VE İNTİKAMI

 Bunu bir gün tarih yazacak... Aylardır söylüyorum... Böyle olunca da ben etiketleniyorum... Birilerinin adamı oluyorum...

7 Haziran gecesi saat 01 civarı yani 8 Haziran’ın ilk dakikalarında Bahçeli tercihini iktidardan ve ülkesinden yana kullandı... Ve bunun tek bir nedeni vardı: 

2012' de aleni cephe aldığı malum yapının MHP içindeki operasyonları...

Çünkü bu kadar stratejik hataların ve söylemlerin asla başka bir izahı olamaz...

Kızsanız da sövseniz de Devlet, yine Devletin yanında yer aldı... Dedim ya bunu bir gün tarih yazacak...

Ve Devlet, zaten bitkisel yaşamda olan ve beyin ölümü gerçekleşen malum yapının da 1 Kasım itibariyle fişini çekti... Ve rövanşı da almış oldu...

 

CİCİ ÇOCUK VE HAİN EBEVEYNLERİ

Cici Çocuk Demirtaş’ın da maskesi düştü… Biz o maskeyi Amerika’ya gidip orada Graham Fuller ile ardından oradan da Kanada’ya geçip Benanason’la görüşmesinin ardından malum yapı ve malum medya desteğiyle taktığını o dönemde de söylemiştik. Çok şükür sadece sazı değil hem okyanus ötesinin hem de içteki hainlerin umutları fena kırıldı… 

Malum medya ve hainliğin en üst perdesindeki malum yapı sizi bir gün tarih yargılayacak zaten…

Dört aydır süren iç savaş korkusu, algı savaşları, içten ve dıştan tüm gücüyle saldıran malum yapı ve uzantıları ve belirsizlik kâbusu nihayet sonlandı.      

 

EKONOMİ BİR PUSULA

Ekonomi sizi seçim sonuçlarına götürüyor... Şubat ayında 2,30 olan dolar 7 Haziran a doğru 3 e dayandı... 7 Haziran sonrası 3,10 sınırından son bir ay içinde 2,90 altına geldi...

Tek başına iktidarı buradan hareketle bekliyordum ve söyledim de birçok dosta... Ama bu kadarını da beklemiyordum.

7 HAZİRAN öncesi şımarık söylemde olan ve kendini rakipsiz gören bir anlayışta olan iktidar, içindeki asalakları ve yalakaları atmışa benziyor...  

KURTLAR VADİSİ’NİN “GÖLGE”Sİ  

Bu seçim gerçekten ülkenin değil, Orta Doğu’nun hatta Dünyanın kaderini etkileyecek bir seçimdi… “Kurtlar Vadisi”ndeki Gölge karakterinin ifadesiyle: 

‘Türkiye demek, Orta Doğu Demek, Orta Doğu demek, tüm Dünya demek’…

100 yıl sonra yeni SYKES PİCOT’larla Orta Doğu şekillenirken ve birileri burnumuzun dibine gelip bizi bölmeye çalışıp Arz-ı Mevud hayalleri kurarken,  altı aydır hem içte hem dışta topyekûn şer odakları üstümüze gelirken, Mevla’ya şükür, Myanmar’dan Bosna’ya oradan Filistin’e kadar el açıp dua edenlerin duası kabul oldu…

 Ne dediğimi anlamak için 10 Haziran’da  PYD’nin Türkiye’deki siyasi boşluktan istifade ederek, Kantonlar ilan etmesi ve PKK’nın barajları bahane etmesi yani sudan sebeplerle 18 Temmuz’da iki polisi uykusunda şehit ederek süreci bozması ve bu sürecin devletin istikrarının olmadığı bir dönemde başlaması ve bunun aylar öncesinden anketler ve ekonomik verilerle sağlamasının yapılarak ince bir plan içinde hem içeriden hem de dışarıdan hazırlığının yapılması iddialarımı teyit etmiyor mu?   

HIRSIZLARIN ( !) SERANCAMI VE SERGÜZEŞTİ

Birilerince ‘hep çaldılar, hem çırptılar, hep de vatanı sattılar’ ama hep de bunu söyleyenler nedense ağladılar… 

Bunu bir iktidar partisini övmek için değil, emin olun ki istikrar için söylüyorum. Zaten bunun ne demek olduğunu, bu dört ayda fazlasıyla anlamış olduk…

Bir Seçimin Serencamı ve 1 Kasım’ın sergüzeşti işte böyle…  

Kasım rüzgârları birileri için hortuma dönüştü, birileri için de melteme… Ben ne hortum tarafındayım ne de yüzümde meltem hisseden tarafta… Ben bu vatanın ve ülkenin tarafındayım.

3 Kasım 2002,  1 Kasım 2015… Bitmeyen Hortum ve süren meltem…

Ezcümle…  KASIMDA AŞK VE ÖLÜM

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bülent Ç. - 1 yıl önce
Ağzına sağlık dostum...