Halil Şanlı Şota'ya övgüler yağdırdı...

Duygu yüklü güzel bir makale...

Halil Şanlı Şota'ya övgüler yağdırdı...

 Onları tanıdığımda mesleki hayatımın henüz cicim aylarını yaşıyordum. Daha 22 yaşındaydım. İkiz kardeşler ise 19-20 yaşlarındaydı. Çekingen, ‘köylü’ tipli bu çocuklar, ilgimi çekmişti. Nitekim kısa zaman sonra  onların hem futboluna, hem kişiliklerine hayran kalmıştım!

Kardeşi Arçil ile birlikte Trabzon’a geldiğinde bizim tabirimizle gözü açılmamıştı Şota’nın. Zamanla ve çok kısa sürede bizim gibi olduklarına, Karadeniz insanının nüktedanlığına, zekasına sahip olduklarını görmüştüm. Trabzonspor’un hem maskotu hem de saha içinde ki gol makinesi olmuşlardı. Özellikle de Şota! Uzun yıllar boyu Trabzonspor’u her deplasman, her kamp yerinde takip eder, her gün aksaksız bir şekilde tesislerde idmanlarını izlerdim. Hal böyle olunca Hamisi, Şotası, Osmanı, Lemisi ile çok iyi diyaloglara sahip olmuştum. Gürcü ikizler her daim alçak gönüllü, sevecen, dedikodudan uzak, esprili kişilikleri, özellikle ‘cin gibi’ oluşları ile büyülemişti beni. Sonrası malum! Şota o dönemin  Avrupa devlerinden Ajax’a  gönderilmişti. Gittiği sezon hemen uyum sağlayıp, gollerine orada devam etmişti. Birbirinden ünlü yıldızları kadrosunda barındıran Ajax’ın değişmez ismi olmuştu, Gürcü yıldız. O sene Trabzonspor’un Almanya kampına gitmiştim. Gitmişken meslekte ki ağabeyim Osman Diyadin ile birlikte Hollanda’ya geçip, Ajax’ın oynadığı maça koşmuştuk. Hiç unutmuyorum! Hey gidi günler hey! Stada girdiğimizde kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Sanki benden, sanki bizden bir parça olarak gördüğüm Şota’yı izlerken, bir taraftan da gururumun okşandığını hissetmiştim. Maç sonrası Ajax takımının kamp yaptığı otele bizi davet ettiği geliyor gözümün önüne. Kamp yaptıkları otelde bizi ağırlayışı, hasret giderişimiz bugünkü gibi aklımda. Yine sevecen, yine espri dolu, yine sıcak kanlıydı. Ve o gün anladım ki alçak gönüllü olmasının yanında  çok iyi bir konukseverdi Şota! Orada ona sevgim bir kat daha yükselmişti!

Aradan yıllar geçti… Görüşmedik hiç! Fakat Trabzonspor teknik adamlığı için adı geçtiğinde yani sezon başı ‘eyvah’ dedim. Hani onun aylar evvel sözü vardı ya; ‘Trabzon benim için özel. Oraya gidip taraftarın beklentisine karşılık veremeyebilirim. O nedenle en son görev almak isteyeceğim yer Trabzon’dur’ demişti ya! Ben de bir Trabzonlu olarak öyle bakmıştım olaya. Yani çok sevdiğim, unutmadığım , kaliteli bir kişilik; hem de benim gençlik yıllarımda başarılı performansı ile iz bırakmış ‘iyi adam’ ya Şota! Trabzonspor’da bu kez başarısız olursa, diye düşünmüştüm. Teknik adam olarak  süper lig performansını yetersiz bulduğum için açıkçası Trabzonspor’un yükünü kaldıramayacağı görüşü de hakimdi bende. İçim sızlayarak da olsa meslek ahlakı  itibarı ile onunla ilgili yazdığım yazıda, ‘Şota Trabzonspor için doğru tercih değil’ şeklinde ki makalemi kaleme almıştım. Ama o makaleye rağmen başarılı olması için hep dua etmiştim. Fakat olmadı. Ne yazık ki Şota başarılı olamadı. Olamazdı da! Hem yönetimsel eksikler ve sorunlar vardı, hem camia darmadağındı! Hem futbolcular kavgalıydı, hem de içeriden dışarıdan başarısızlık için yoğun gayret sarf edenler vardı! Bir de bunlara Şota hocanın iyi niyetli, yumuşak, güler yüzlü tavırları eklenip taviz üzerine taviz alan futbolcuların başı boş kalmaları eklenince başarı zaten gelemezdi. Şota zekidir, cin gibidir. Ama iyi bir hoca değildir! Olabilmesi için zaman zaman sert ve agresif, şeytani düşünceleri de olması gerekir. Çünkü futbolcu milleti insanı parmağında oynatır. Oysa Şota hileden hurdadan anlamaz. Herkesin kendisi gibi iyi niyetli olduğunu düşünür. O yüzden önlem almak, idare etmek, düzeni sağlamak ona göre bir iş değildir. Kısacası Şota futbol dünyasının unutulmazı, gönüllerin taht kuranı olsa da  hocalık vasıflarına sahip değildir.Giderken bile adam gibi adam olduğunu gösteren güzel yürekli Şota Arveladze’ye  teşekkür ediyorum
Bir Trabzonspor taraftarı olarak, onu kalbimde hep sevgiyle yaşatacağımı bilmesini istiyorum. Gençliğimin yıldızı, karakterli adam Şota’ya, yaşam boyu huzur ve sağlık diliyorum. Unutmasın ki Trabzon’da onun binlerce evi var! Çünkü her Trabzonlu ona evinin kapılarını her daim açmaya hazırdır ve her daimde öyle olacaktır. Güle güle gol makinesi, güle güle aklını ve tekniğini ayaklarında; sevgi, saygı ve düzgün duruşunu yüreğinde birleştiren adam, güle güle... 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necmi Sezer emekli Öğrt. - 1 yıl önce
Halil Bey yazınızı okuyunca çok duygulandım.O kadar güzel anlattınız ki söyleyecek söz bulamıyorum ve emin olun yüreğimdeki duyguları işlediniz.Böyle bir yazıyı kaleme aldığınız için de ayrıca teşekkür ediyorum.Sevgi ve saygıyla kalın.Sizin tüm yazı ve haberlerinizi yakınen takip ediyorum.Allah'a emanet olun.