İn Ali Bin Ali Değil, Devlet Aklı

Yener Yanık yazdı...

İn Ali Bin Ali Değil, Devlet Aklı

Davutoğlu’nun azledilişinin sebepleri ve Binali Yıldırım’ın getirilişinin sonuçları şimdi çok daha net ortaya çıkıyor.
 
Binali Yıldırım Başbakan sıfatını aldıktan hemen sonra  “Dostlarımızı çoğaltacağız, düşmanlarımızı azaltacağız. ”şeklinde bir beyanatta bulundu. Ve bu beyanatın hemen ardından Rusya ile buzlar erimeye başladı, İsrail ile de Mavi Marmara gerilimi 6 yılın ardından sona erdi.
 
Yıldırım ile beraber; Kabinede köklü değişiklikler olması, valiler kararnamesi ile birçok ile yeni valinin atanması, illerde görevli bazıvalilerin merkeze çekilmesi ve devletin diğer kurumlarına bir türlü anlaşılıp atanamayan bürokratların süratle atanması, Davutoğlu döneminin nasıl bir kangrene dönüştüğünün de ispatıydı.
 
Şimdi ise gerek içte gerekse de dışta hükümetçe pembe bir süreci yaşıyoruz.
 
Dış politikada Rusya ve İsrail hamlelerinden sonra Mısır ile de buzların erimesi gündemde…
 
 BM Genel Kurulunda darbecilerle aynı masaya oturmam diyerek Sisi’ye tepkisini ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tavrının ardından, Mısır ile de ilişkilerin tamamen kopma noktasına geldiği süreçten dönülüyor şimdi.
 
 
Başta Mısır, Irak ve Suriye ile de ilişkilerin düzeleceğinin sinyalini yine Başbakan Binali Yıldırım bugünkü demecinde verdi.
 
Biz bütün ülkeleri dost olarak görüyoruz, bunun için Akdeniz ve Karadeniz ülkeleriyle bu ilke üzerinden ilişkilerimizi dostane havada devam ettireceğiz. Hatta bunu iç politikada da devam ettireceğizdiyerek bir nevi Atatürk’ün “yurtta sulh, cihandasulh” ilkesinin parolasını verdi.
 
Dış politikadaki bu çok çok keskin U dönüşünün tartışmaları devam ediyor. Hükümeti eleştirenler, sizin zaten âdetiniz bu değil mi ki, döneklik ruhunuzda varşeklinde durum değerlendirmesi yaparken, iktidardakiler ya da iktidarı savunanlar ise Oba yönetmiyoruz, devlet yönetiyoruz devlet… Bunun adı Abdülhamit politikası ve olması gereken bu diye işin içinden çıkıveriyor. Hatta bir takım yazar ve çizerlerse Davutoğlu’nun intihar politikasından dönüldü denilerek faturayı Davutoğlu’na kesiyor. 
 
Burada suçlu arayacak ya da birilerini eleştirecek değilim.
 
Gerek danışmanlık gerek Dış İşleri Bakanlığı gerekse de Başbakanlık dönemlerinde Şahin politikalar uyguladığı söylenen Davutoğlu bu politikaları tabii ki Erdoğan’ın bilgisi, direktifi ya da tavsiyesi minvalinde  tatbik ettiğini söylemek gerekir. Ancak Ankara Emniyet Müdürlüğüne bile üç ay Emniyet Müdürü atanamayışı,  valiler kararnamesinin aylarca bekletilmesi gibi hususlar gözetildiğinde Erdoğan- Davutoğlu ilişkisinin dolayısıyla yürütmenin son raddede nerelere geldiğini de düşünmek gerekir.
 
Rusya ile gerilen ilişkilerden dolayı Suriye’de iyice köşeye sıkıştırılıp adım atamaz hale getirilişimiz, bunu çok iyi fırsat bilen (ya da belki de böyle bir olayı planlayan ) ABD’nin, ensemizde kurmak istediği bir PKK devletinin ayak seslerini ensemizde hissedişimiz, içte de eşgüdümlüolarak bir yıldır on bin PKK leşinin karşılığında yedi yüze yakın şehidimizle süren bir iç savaşın içinde kendimizi bulmamız ve hala bu süreci yaşıyor olmamız, İŞİD ve PKK eliyle yüzlerce insanımızı kaybedişimiz bu girdabın net bir fotoğrafı olarak ortaya çıktı.
 
Bu olumsuzluklara rağmen diğer yandan da:
 
Dağılma sürecini yaşayan Avrupa’da, AB’den çıkan İngiltere’de, Gazze’ye dönen Fransa’da, Ermeni kartıyla Türkiye’ye ayar verdiğini sanan Almanya’da, ekonomik anlamda iyice dar boğaz yaşayan Rusya’da, seçim ve iç karışıklıklarla uğraşan Amerika’da yaşananlar her şeye rağmen lehimize esen rüzgârların olduğunun da ispatıydı.
 
İç politikada ise;
 
Ak Parti içinde Hoca- Reis tartışmasıyla iyice ayyuka çıkan yüksek gerilim, MHP’de küresel ölçekli kaynatılan kazan ve Bahçeli’nin tasfiye edilmeye çalışılma hadisesi,  beli kırılan PKK, gerçek ve adi yüzü deşifre olan HDP, MHP sürecini yaşamaya namzet bir CHP, Avrupa- Amerika-Rusya- Çin savaşının içimizdeki yansımasıydı.
 
Bunun aksini iddia edenlere Rusya ve İsrail ile anlaştığımız günlerin hemen akabinde Atatürk Havalimanındaki saldırının hatta son bir yılda neredeyse her ay sansasyoneleylemleri yaşıyor olmamızın ne anlamlara geldiğini sormak lazım…
 
Bu çok keskin u dönüşü, taraflı tarafsız herkesin sevdiği, beğendiği ve takdir ettiği Binali Yıldırım ile ancak yapılabilirdi. İn Ali, bin Ali şeklinde bir algı yaratılsa da Yıldırım’ın uzlaşmacı ve uzlaştırıcı tavrı iç ve dış politikada çok önemli bir argümandı.
 
Şahin anlayışın temsili sayılan Davutoğlu azledilirken, Binali kartıyla içte ve dışta güvercin anlayışı ortaya konuluyordu.
 
  Yani Putin’in çizilen karizmasıyla savaş eşiğine gelen Türk- Rus ilişkisi Erdoğan’ın yazdığı mektuptan ziyade, Davutoğlu’nun azledilişiyle diyet ödenerek düzeltildi de denilebilirdi.
 
 Bu Putin için de Rusya kamuoyu için de önemli bir algı yönlendirilmesiydi.
 
Düzelen Türk- Rus ilişkileri ABD’nin bütün planlarını alt üst etti. Türkiye’yi Rusya ile köşeye sıkıştıran ve İŞİD ile mücadele ayağına İncirlik’i bir sene önce bize açtıran ve buradan da PYD’ye koridor açan ABD, bu durumdan oldukça endişeli şimdi. Açık söyleyelim, böyle bir keskin dönüşü onların “think tank”lerı bile öngöremezdi.
 
Suriye’de desteklediğimiz muhalifler Türkiye’nin bu hamlesinin ardından güç kazanmaya başladı, Türkmen Dağı daha da bir emin şimdi…
 
Bütün bunlar gelişirken  Erdoğan tarafından pat diye bir şey ortaya atıldı ve Suriyelilere vatandaşlık tartışması gündeme oturdu.
 
Yahu bu Suriyeliler altı yıldır içimizde, altı yıldır çadırlarda, sokaklarda… Erdoğan, bu zamana kadar vatandaşlıktan bahsetmedi de acaba şimdi neden bunu diline doladı ve herkesin hışmına uğradı, diye kimse kafa yormuyor.
 
Ben bunun lehimize dönen dengelerin ardından ortaya çıkan çok stratejik bir hamle olduğu kanısındayım. Ama nedenine şimdilik değinmeyeceğim.
 
Karışan ve dağılan bir Avrupa, Türkiye ’siz asla olunamayacağını anlayan bir Rusya, Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta ve şimdi de Suriye’de kaybeden bir ABD, Filistin işgalcisi İsrail, Rusya’nın bize karşı yumuşamasıyla kuyruğunu sıkıştıran İran, finans merkezi cazibesini İstanbul’a kaptırma korkusu yaşayan İngiltere ve diğerleri bu coğrafyada Türkiye ‘sizbir şey olamayacağınıyaşanılan  süreçte çok çok iyi anladılar.
 
Tabii ki bizim de çok bariz hatalarımız oldu, dengelerin her gün değiştiği bu coğrafyada hata kaçınılmaz ama son süreçte iki bin yıllık kadim devlet refleksi çok stratejik davrandı.
 
Kördüğüme dönen bu süreç önce İslam ordusu kartıyla açıldı, sonra da Davutoğlu’nun azledilişiyle çözüldü.
 
Doğruydu, yanlıştı, madem öyle bu zamana kadar aklınız nerdeydi, siz zaten yine aldatıldınız, döneksiniz, yine saflığımıza verin lafları ayyuka çıka dursun…
 
 
Ezcümle… İn Ali, bin Ali değil Devlet Aklı…
 


Etiketler; #yener yanık
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
KANCA - 5 ay önce
ZARARI KİM ÖDEYECEK BEYLER
Avatar
yüksel - 5 ay önce
tespitler harika