Karayılan CHP’nin bildirgesine destek verdi

Halen sürdürülmekte olan çözüm sürecine karşı CHP’lilerin hazırlamış olduğu bildirgeyi değerlendiren PKK yöneticisi Murat Karayılan Türkiye sınırlarından çekilme ve kendisine yönelik eleştirilere de cevap verdi.

Karayılan CHP’nin bildirgesine destek verdi

 PKK yöneticisi Murat Karayılan çekilmeye ilişkin “Şimdi henüz başlangıcındayız. 2-3 gün geçti. Bize yansıyan fiilen engelleyici, herhangi bir durum söz konusu olmamıştır. Müdahale olursa tabii ki süreç tıkanır” dedi. Karayılan, teröristlerin çekilmesini fırsat bilip karakol, baraj gibi tesisleri yapılmasına karşı çıkarken tüm süreçlerden sonra tam silahsızlanmanın mümkün olabileceğini kaydetti. Murat Karayılan teröristler çekilirken devletin yol, karakol, baraj yapmasını eleştirdi, TBMM çözüm komisyonu ve CHP’lilerin de imzaladığı “aydınlar bildirgesine” verdi.
AK Parti yöneticisi Yalçın Akdoğan’ın “olayı anlamıyor” eleştirisine karşılık vermediği hatırlatılan Karayılan, “Biz, bizimle ilgili söylenen her şeye hemen cevap yetiştirmek tarzını esas almıyoruz. Gerçeklik vardır, gerçeklik zamanla daha iyi netleşir, gün geçtikçe daha iyi açığa çıkar. Benim süreci anlamama gibi bir durumum yoktur” dedi.

Karayılan’ın ANF aracılığıyla yansıtılan açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

(Çekilmede size intikal eden şu ana kadar bir bilgi var mı? Bir sorun yaşanıyor mu?)

-Şimdi henüz başlangıcındayız. Yani 2-3 gün geçti. Bize yansıyan fiilen engelleyici, herhangi bir durum söz konusu olmamıştır. Zaten biz daha önce yaptığımız açıklamada da ifade ettiğimiz gibi kendi gerilla tarzımızla hareket etmeyi esas alıyoruz. Yani isteyen de öyle kolay kolay engel olamaz ama engel olabilecek yerler, noktalar var tabii. Yani bu konuda her şeyin istenilen düzeyde olduğunu söylemek erken olur.

(Geri çekilme başladı. Türkiye cephesinde 5 bin kişi Medya Savunma Alanları’nda bir araya gelecek, ellerinde silah oldukları sürece de bunlar bir tehdittir tartışması var?)

-Kürt halkının çok mütevazı bir şekilde bir savunma gücü vardır. Bu savunma gücü, Kürt halkının temel hakkı olan var olma hakkını savunmakla mükellef bir güçtür. Bunu tehdit gibi göstermek yanlıştır, bir çarpıtmadır. Yani Ortadoğu bugün bir çatışma ortamında; herkes silahlanıyor.

-Kürt sorunu Ortadoğu bölgesinin en karmaşık sorunudur. Bir değil, bir çok gücü ilgilendiren bir sorundur. Sadece bölgesel değil uluslararası güçleri de çok yakından ilgilendiren bir sorundur.

-(Suriye) öyle güçlerimizi çok kaldırabilecek düzeyde bir coğrafyaya sahip değildir. Coğrafyası ovadır, düzdür. Bizim arkadaşlar bir kere orada hareket edemezler. Dağda yetişmiş bir gerilla ovaya indiğinde kendini çıplak hisseder, rahat edemez.

(Gerilla silahsızlanacak mı?)

-Bu bir süreç işidir. Şimdi silahsızlanmadan bahsediyorlar. Evet, nihai olarak bu süreç oraya gider. Fakat izlenmesi gereken aşamalar var ve bu bir süreçtir. Eğer bu süreç izlenilirse tabii ki bu güç giderek tümden silahları devre dışı edecek bir programa sahiptir. Ama bu “hemen gitsinler, orada tehdittirler, yok orada bilmem silahsızlanmalı,” sözleri beylik sözleridir, sorunu kavramama ve ciddiyetinin farkında olmamadır.

(Silahları bırakma meselesiyle ilgili daha önce benzer bir açıklamanız olmuştu. Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan Karayılan süreci anlamadığını söyledi. Buna karşı bir cevabınız olmadı.)

-Biz, bizimle ilgili söylenen her şeye hemen cevap yetiştirmek tarzını esas almıyoruz. Gerçeklik vardır, gerçeklik zamanla daha iyi netleşir, gün geçtikçe daha iyi açığa çıkar. Benim süreci anlamama gibi bir durumum yoktur. Biz orada bir proje koymuşuz. Bu proje ana hatlarıyla makul ve taraflarca da uygun görülen bir projedir. Kaldı ki bu projeyi Önderlik sunmuş. Bize de sunmuş, devlete de sunmuş. Yani öyle kimsenin orada anlayıp anlamama durumu söz konusu değil. Fakat şu var: orada bizim ifade ettiğimiz, üçüncü aşamayla ilgilidir. Yani her şey paralel yürür. Şunu söylemiyoruz, “işte bilmem her şey olur, Önder Apo özgürleşir, sonra da bilmem şu olur.” Yok. Bu bir projedir, bu proje çerçevesinde toplumsal uzlaşma, barışın kalıcılaştırılması, özgürlüklerin geliştirilmesi, işte silahsızlanma sürecinin başlatılması, bütün bunlar paralel bir biçimde bir proje dahilinde gerçekleşebilecek olan durumlardır. Birini birinin önüne koyup da öbürünün gerisine koyma gibi bir tartışma biçimi pek doğru değil. O aşama kendi başına bir aşamadır ve diyelim bir kapsamlı proje çerçevesinde paralel bir biçimde sürecin ilerletilip nihai amacına ulaşmasını sağlatmak gerekiyor. Yani benim orada kastettiğim esasında odur.

-Biz tehdit etsek güçlerimizi Karadeniz’den, Dersim’den çekmeyiz. Biz en çok 2013 yılında devleti sıkıştırabilecek noktadaydık. Tehdit gibi bir niyetimiz olsa mevcut kararları almazdık.

-8 Mayıs itibarıyla güçler harekete geçti. Muhtemelen birkaç gün sonra ilk gruplar Medya Savunma Alanları’na ulaşır. Ve bu pürüzsüz gerçekleşirse ve herhangi bir engelleyici tutum olmazsa süreci hızla bitirmek istiyoruz. Yani ne olur ne olmaz gibisinden bir sürece yayma yaklaşımı söz konusu değildir. Bunun için böyle tarih belirlemek, gün vermek (bitişi anlamında) pek doğru değil... Gerilla keşif uçağı altında yürümez. Gerillada keşif uçağına karşı tedbirler vardır. Keşif uçağı öyle her şeyi görseydi zaten kimse orada yaşayamazdı. Havadır yani, öyle her şeyi görmüyor. Hareket halindeki güçleri açık arazide görebilir. Gerilla da o tür bir pozisyona girmez. Yani keşif uçaklarının dolaştırılması otomatikman hareketin durdurulmasıdır.

-Keşif (İHA) dolaştı mı gerilla durur. Çünkü eğer keşif altında yürürse bir nevi iradesini karşı tarafa teslim etmiş olur. Karşı taraf isterse gelip bulabilir. Gerilla kendisini bu pozisyona koymayacaktır, kendi kendini savunma temelinde yürüyecektir. Eğer karşı taraf hep gözetliyorsa ve hep diyelim havadan ve karadan gözetleyecekse ona göre pozisyon alır. Diyelim ki gözetliyorsa hareketini durdurur veya yana sarkar veya işte araziye uyar. Mesela bu keşif faaliyeti her zaman vardı, biz onun altında hareket de yapmışız.
-Fırsat bu fırsat deyip de alelacele karakol inşasına girişmek rahatsız edici bir durumdur. Bizim amacımız bölgeyi sivilleştirmek, askeri bir ortam değil de sivil bir ortam oluşturmak değil mi? Evet, öyleyse bu kadar karakol neyin nesi? Bir kısım baraj var. Örneğin şimdi Şırnak-Hakkâri hattındaki baraj projelerinin hepsi uygulansa sınırın yarısı kapanır zaten, su olur. Yani bu ne kadar ekonomik amaçlıdır. Yani bu tür şeyler en azından üçüncü aşamaya kadar biraz yavaşlatılabilinirdi.

(Devlet, hükümet fırsatçılık mı yapıyor?)

Neden biz ateşkes pozisyonunda değilken o kadar proje yapılamıyordu? Çünkü yapılma koşulları yoktu. Çünkü oralara girilemezdi. Oralar gerillanın denetimi altındaydı. Şimdi gerillanın denetimi hafifletilmiş, halen var yer yer onu da söyleyeyim, güçler hazırlık içerisinde, kimisi hareket halinde, kimisi hazırlık içerisinde, o arada hemen ‘fırsat bu fırsat’ diye her yere karakol dikmeye çalışma, her yere yol götürme, zorlaştırıcıdır tabi.

MECLİS KOMİSYONUNA DESTEK

Karayılan, Meclis’te kurulan “Barış ve Çözüm Süreci Komisyonu”nun görevi tam tanımlanmasa da PKK ve devletin işlediği suçları da araştıracaklarının komisyonun üç üyesi tarafından dile getirildiğinin hatırlatılması ve “Sizinde Hakikatleri Araştırma Komisyonu öneriniz vardı. Bu talebinizi karşılıyor mu?” sorusu üzerine şöyle dedi:
“Yeni kuruldu, açıklamaları var. O komisyonun görev kapsamı netleşince kesin bir şey söyleyebilir insan. Ama şu bir gerçek; kalıcı bir toplumsal uzlaşma için bir Adalet ve Hakikat Komisyonu’na ihtiyaç vardır. Bunun için biz öteden beri hep söylüyoruz. Bununla kastımız nedir? Toplumdaki tüm işlenmiş olan suçları, bizim tarafımızda da işlenmiş olanlar var, olabilir. Karşı tarafın da işlediği şeyler var. Bunların hepsinin araştırılması, açığa çıkarılması, netleştirilmesi ve bu temelde karşılıklı helalleşme diyebileceğimiz, bir birini bağışlama ve ortak yaşamı böylece bunun üzerinde inşa etme projesi geliştirilirse o zaman hakikaten toplumsal uzlaşma kalıcılaşır. Evet. Tabi şimdi baştan günümüze kadar olan bir süreçten bahsediyorum. Yani Koçgiri’den başlayıp günümüze kadar. Devlet ne yaptı? Kürtler ne yaptı? Bu konuda üstünü örtme değil, açığa çıkarıp bu anlamda bir helalleşme ve bağışlama üslubu ile geçmiş yaralar sarılarak tedavi edilebilinir. Şimdi mesela birisi o kadar katliam yapmış, soykırım var Dersim’de, Zilan Vadisi’nde ve her yerde... Bu anlamda mecliste kurulan komisyon buna ne kadar yetebilir, bilemem. Ama böyle bir komisyona kesin ihtiyaç vardır. Eğer buna dönük bir çaba içerisine girerse ben burada açıkça söyleyeyim, biz her türlü araştırmaya hazırız. Biz hareket olarak bizden yana yapılmış hataları ifşa etme durumundayız. Bunu geçmişte ettik, daha kapalı kalmış olanlar varsa onları da ederiz. Biz o konuda kendimize güveniyoruz.”

Karayılan “Komisyon size başvursa ne gerekiyorsa yapmaya hazırsınız?” sorusuna ise “Ama bu komisyonun tek taraflı araştırma yapmaması, her iki taraftan da araştırması, gerçekten hakikat ve adaleti açığa çıkaran bir komisyon halinde çalışması ve bize güven vermesi durumunda biz kesinlikle buna her biçimde açık olacağız” dedi.

BİLDİRGE ÖNEMLİ

Murat Karayılan, “Geride bıraktığımız günlerde CHP’den 30 milletvekili de içinde bulunduğu solda duran 114 aydın; ‘Barış İçin Özgürlükçü Demokrasi Bildirgesi’ yayınladı. ‘Süreci destekliyoruz’ dediler. CHP’nin durduğu noktaya, bu bildiriyi nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna şu karşılığı verdi:

“Her şeyden önce bildirge tabi ki önemlidir. Şunu belirteyim, biz hiçbir zaman zaten CHP’yi tümden devre dışı kılan bir yaklaşımı uygun görmedik. Bakın, demin Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu’na ilişkin bazı şeyler söylendi. Biz aynı yaklaşımı CHP için de öngördüğümüz için CHP’nin sürece dahil olması gerektiğini düşünüyoruz. Yaklaşım nedir? Yani biz tümden geçmiş ile hesaplaşan, geçmişin sorunlarını kapatan değil, netleştirerek gideren, yaralarını saran bir anlayışı taşıdığımız için CHP’nin de bu sürece dahil olmasını önemli görüyoruz. Neden? Çünkü CHP inkar siyasetinin başından bu yana sorumlu bir güç olarak bulunmuştur. Bu bence CHP için de önemli bir durum. Şimdi CHP 20. yüzyılın bakış açısıyla yapılmış olan bir takım uygulamaların 21. yüzyılda da takipçisi mi olacak, yoksa “onlar o tarihte yapılmıştır, bunun özeleştirisini vermek gerekir, biz bugün yeni Türkiye’de daha çağdaş bakış açısıyla yeni Türkiye’nin inşasında yer almak istiyoruz” mu diyecek? Bundan önce CHP’nin ve CHP çizgisinin geleceği açısından da önemli bir husustur.”

Karayılan, “CHP’yi geçmişiyle yüzleşmeye mi çağrıyorsunuz?” şeklindeki bir soruya da “Bizim bu konudaki Kemalizm’e dönük eleştirimiz önemlidir. Pozitif bir eleştiridir. Dönüşüme açık bırakan bir eleştiridir. CHP’nin bir kere bunu doğru anlaması lazım. ‘CHP bu sürece dahil olmalı, günahıyla sevabıyla o da bu helalleşme sürecinde bulunmalıdır’ diyoruz. Hem CHP için bu gerekli, hem de tarihsel arka planını netleştirmek bu konudaki sorunları gidermek için ve bu temele dayalı kalıcı bir barışı inşa etmek için bu gereklidir. Bu noktada CHP içerisinde bazı süreci destekleme eğilimleri kuşkusuz önemli. Ama ben geneli için önemsiyorum. Sadece bir grubu değil. CHP bir kere şunu bilmeli; Kürt toplumu örgütlü bir toplumdur. Kürt sorununun Önder Apo üzerinde çözümüne karşı olması gerçeği görmemektir. Bu biçimiyle Kürt toplumunu karşısına alması kendisi için çok hatalı bir şeydir. Dikkat edin CHP giderek Kürt toplumunu karşısına alan çizgiyi izliyor” dedi.

Aynı şekilde Alevi toplumu açısından da CHP aynı şeyi yaşadığını öne süren Karayılan, “CHP bu kadar Alevi kitlesine dayanmış olmasına rağmen, Alevi inancının özgürlüğü için ne gibi bir projeyi yaptı? Bayağı, kaba, ulusalcı, devletçi bakış açısını sürdürme dışında fazla bir şey yapmadı... Herkes aklını başına alsın; yeni Türkiye kurulacak, yeni Türkiye inşa edilecek. Bu Türkiye’de Kürtler dâhil Aleviler dahil herkes özgür olacak. Özgürlük ve eşitlik tesis olacak. Bundan geri duran kaybedecek” dedi.
Karayılan sürece CHP’nin de dâhil olması gerektiğini iddia ederken “O da devletin en güçlü muhalif gücü. Biz de sorunu devletle çözmek istiyoruz. Bu anlamda CHP’nin dahil olması bizce doğru. Yapacakları görüşmeler olursa bizde katılmalarını istiyoruz” dedi.

CHP’nin hükümete “PKK ile pazarlık yapıyorsunuz” iddiasıyla ilgili “bir al ver meselesi yoktur. CHP’nin pazarlık iddiası doğru değil. Doğal ve temel haklar tartışma ve pazarlık konusu olamaz. Bu açıdan pazarlıktan ziyade ortaya konulmuş bir irade var” dedi.

YENİ ANAYASA NASIL OLMALI?

Türkiye’yi demokratikleştirecek, Kürt halkının inkârına son verecek, yine Kürtlerin varlığını özgürce yaşamasını kabul edecek, diğer mezheplerin, inanç gruplarının eşitliğini ve özgürlüğünü sağlayacak sivil ve demokratik bir anayasa istediklerini belirten Karayılan, “İnkârın değil, toplumsal gerçeğin kabul edildiği, çoğulcu bir anlayışın esas alındığı bir anayasa. Tekçi, toplumsal mühendislik bakış açısıyla toplumu tek bir açıyla ele alan bir anayasa olmaz. Toplumsal gerçeği olduğu gibi resmeden demokratik bir anayasa öneriyoruz. Demokratik ulus bakış açısını esas alan tüm kesimleri kucaklayan bir anayasa çerçevesine Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Bunu hemen hemen herkes söylüyor” diye konuştu.

"MECLİS UZUN TATİL YAPMASIN İKİNCİ AŞAMA ANAYASA VAR"

Karayılan sürecin ikinci aşaması “anayasa” için TBMM’nin uzun tatil yapmamasını da istedi. “Zaten ikinci aşama budur. Birinci aşama bitiyor. Başladı ve hızla bitecektir. Böylece ikinci aşama gündeme giriyor. Bu ikinci aşamada da daha çok anayasal düzeyde bir takım reformların yapılması çözüm sürecinde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda da normal bir şeydir. Bu sürecin duraksamaması ve sistematik bir şekilde ilerlemesi için meclisin daha fazla devrede olması gereklidir ve bu normal bir şeydir” dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.