Koalisyon, ülkemin baş belâsı!

Günün konuk yazarı Ünsal Ban, "Koalisyon, ülkemin baş belası" adlı bir yazı kaleme aldı...

Koalisyon, ülkemin baş belâsı!

Koalisyon, ülkemin baş belâsı!

Seçimlerden “koalisyon” çıkması halinde, ekonomide çok daha hızlı mesafe alınırmış!..

Bunlar bu aziz milletin hafızası ile alay mı ediyorlar!..

Ülkemizde, 1960 ile 2002 yılları arasında kurulan koalisyonların, başta istihdam ve sanayi sektörleri olmak üzere reel ekonomiyi doğrudan ilgilendiren birçok faaliyet alanı olumsuz yönde etkilediğini hepimiz biliyoruz.

Rahmetli Erbakan Hoca'nın o büyük dehası ve müthiş çalışma azmi bile “aşamamıştı” koalisyonun “takoz” ruhunu.

Refahyol hükümetinin darbe ile yıkılmasından sonra hep, milletin kendisine tek başına iktidar imkânı vermemesinden şikâyetçi olmuştu merhum Erbakan.

Koalisyon baş belâsı!..

Bakın Sayın Devlet Bahçeli de “tek başına iktidar” istediğini söylüyor.

“Koalisyon” iyi bir şey olsaydı, “tek başına iktidar” ister miydi hiç!..

KOALİSYON DÖNEMLERİMİZ

İktidardaki koalisyon partisi sayısı ne kadar fazla ise belanın boyutu o kadar büyüyor. Bizdeki koalisyon idaresindeki büyümeler, 1999-2002 döneminde ortalama %1,2, 1991-1994 döneminde ise %2,7 olarak gerçekleşti. Enflasyon da 1971-80 yılları arasındaki çok partili koalisyon döneminde hayatımıza girdi; koalisyon dönemlerinde yükselişe geçen enflasyon, tek parti dönemlerinde ise düşüş gösterdi.

Dahası, dolar kurunun ağırlık olarak devalüe edildiği yıllarda koalisyon hükümetlerinin yönetimde olması da dikkat çekmektedir. Öyle ki, 1978, 1994 ve 2001 yıllarında yaşanan devalüasyonlarda Türk Lirası ciddi şekilde değer kaybına uğramış ve halk bir gecede fakirleşmiştir.

Ülkemizde koalisyon dönemleri ekonomimiz açısından son derece kötü, belirsiz ve istikrarsız yıllar olarak tarihe geçmiştir. Örneğin, 1991 ile 2002 yılları arasında tam 9 hükümet kurulmuş ve kurulan hükümetlerin ortalama ömrü 1,2 yıl olmuştur. Dahası ömrü 1 yıldan az olan 5 hükümet yine aynı dönemde kurulmuştur.

Bahsi geçen bu dönemde derinleşen siyasi boşluk ortamı ile ortaya çıkan yüksek enflasyon, dış borç, bütçe açığı ve cari açık, iç ve dış şoklara karşı dirençsiz hale gelen ekonomiyi daha da kırılgan bir hale getirmiştir. Bu süreçte, kamu açıklarının artması ve öngörülen bankacılık reformlarının yapılmaması ile derinleşen kırılgan yapıya, koalisyon hükümetlerinin siyasi zayıflığı nedeniyle müdahale edilememiş ve dolayısıyla ülkemiz tarihinin en ağır krizlerinden olan 2000-2001 krizine girmiştir. Yaşanan krizlerin ardından ise IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların kapısı çalınmış ve dönemin koalisyon hükümeti zamanında tarihin en yüksek miktarlardaki borçları alınmıştır.

Batılı ülkelerde başarılı bir şekilde yürütülebilen koalisyon hükümetlerinin ülkemiz açısından ise genellikle ekonomik kriz ile sonuçlandığı söylenebilmektedir. Bu durumun altında yatan sosyolojik neden ise ülke olarak uzlaşma kültürüne uzak olmamızdır. Öyle ki, uzlaşma kültürü zayıf olan toplumlardaki siyasal yapı da bu durumdan olumsuz yönde etkilenmektedir.

Örneğin, koalisyon hükümetleri dönemlerinde ekonomik performansı artırmak için gerekli kararların hızlı bir şekilde alınıp uygulamaya konulması mümkün olmamaktadır. Böylesi durumlarda da, ekonomi içsel ve dışsal şoklara karşı dirençsiz hale gelmekte ve krizler daha derin etkilere yol açabilmektedir. Zaten son iki koalisyon döneminde ortaya çıkan ekonomik krizler, koalisyon hükümetlerinin ekonomik performanslarını gözler önüne serdiği gibi önümüzdeki süreç açısından tek partili hükümetin ne derecede önemli olduğunu göstermektedir.

Netice itibariyle, bir tarafta koalisyon hükümetlerinin başarısızlıkları nedeniyle ortaya çıkan ekonomik krizler, yoksulluk ve darboğaz; diğer tarafta ise siyasi ve ekonomik istikrar ortamının getirdiği gelişmeler vardır. Duruma bu açıdan bakınca, son dönemde üzerinde çokça durulan koalisyon senaryosunun hedefinde Güçlü Türkiye'nin yer aldığı karşımıza çıkmaktadır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.