Kod adı Asena

Yener Yanık yazdı...

Kod adı Asena

Yıl 2008…
 
Ergenekon soruşturmasının efsane (!) savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Nihat Taşkın Ergenekon Davasının ek klasöründe “ Daha önceden bakanlık da yapmış bir kadının Abdullah Çatlı ile gönül ilişkisi var” diyerek Akşener’i kastediyorlardı. Üstelik paralelin bu efsane savcıları bu belgeyi paralelin efsane (! ) emniyet amirleri Ali Fuat Yılmazer ve Tufan Ergüder’le hazırlayıp altına imzalarını atıyorlardı.
 
Akşener ise mahkemeye gitmeyip, bunları hazırlayan alçaktır, şerefsizdir diye beyanda bulunuyordu.
 
 Geçtiğimiz aylarda ise şahsına kaset iftirası da atılmış ve bu alçakça iftira karşısında kendisi bu sefer mahkemeye giderek müfteriden şikâyetçi olmuştu.
 
 
Bir dönem malum yapının en etkin adamlarından olan ve bu iddiasıyla Müfteri sıfatıyla yaftalanan kişi ise, “ paralel örgüt üyeliğinden dolayı şu an tutuklu olan  ve Gazete ve Yazarlar Birliği Başkanlığını o dönemde yapan Mustafa Yeşil’in” kendisine böyle bir kasetin varlığından bahsettiğini söyleyerek kendisini savundu.
 
O dönemde; Akşener’in paralel savcılardan mahkeme nezdinde ÇATLI iddianamesinden dolayı şikâyetçi olmamasını ise kimisi paralel tehdit altında olmasına bağlıyordu.
 
 
Savcı ve emniyet iş birliği ile bulaşmadıkları pislik ve iğrençlik kalmayan bu şer cephesi “ teknik nakavt parolasıyla telefon dinleme, özel hayatın mahremiyetine girme, yasak ilişkileri belgelendirme, komplo kurma, askeriye, emniyet, adalet ve devletin tüm kurumlarında kritik yerlerde kümelenme, kendinden olmayanları şantajlarla ve düzmece belgelerle tasfiye etme” konularında yıllarca bütün maharetlerini sergiledi.
 
Bunlar safsata diyenler ya da bütün bunlara hala inanmayan malum yapının tabanındaki saf ve samimi Müslümanlar;  İlker Başbuğ’un, Hanefi Avcı’nın, Dursun Çiçek’in ve daha birçok ismin beyanatlarına bir zahmet kulak versinler…
 
Baykal, İlker Başbuğ, Hanefi Avcı, Fakıbaba, MHP yönetiminin kasetle tasfiye edilen lider kadrosundaki isimler, “Askeriye, Emniyet ve Adalet içindeki birçok etkin konumdaki vatanseverler”ile kamuoyunun bilmediği yüzlerce bürokrat bu malum yapının itibar suikastlarına uğradılar ve bunlar vesilesiyle azledildiler. 
 
Şimdi her biri bir firari olan bu savcılar ve bu savcılardan mürekkep Paralel yapı dört elle dört koldan Akşener’e sarılıyorlar…
 
Sadece Paralelciler mi:
 
Ulusalcılar, HDP’liler, Bahçeli’ye öfke kusan Milliyetçiler, Solun ucunda hüküm sürüp sağa sola yatanlar, AK Partinin küskünleri, Eski Doğru yolcular… Aydın Doğan’lar, Can Dündar’lar… “Vatan”ı, “Cumhuriyet”i, Sözcü yapıp, CNN Türk’te, Can Erzincan’da can bulanlar… Maralım, maralım, ceylanım Meral’im diye dile geliyorlar…
 
Eski Dünya Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer /Kaynıyor kum gibi mahşer mi hakikat mahşer
 
Bu kadar mahşeri kalabalık arkanda… Yurt dışından da sana büyük bir teveccüh var… Bunlar erkek eliyle hamura bulaştılar, gel sen elinin hamuruyla, şu kalender bakışın ve Asena duruşunla, şu Uzun Adam’ı yere ser… Zaten Reis- Hoca kapışması için fitne kazanını yaktık, Binali pusuda gibi… Ani bir baskınla 15 yıldır sürekli yanan AK partinin lambasını ancak sen söndürebilirsin Asena’m Akşener’im demeye lafı getiriyorlar.
 
Dün itibariyle Bahçeli’nin sağ kolu diye bilinen ama denge gereği özgül ağırlığından dolayı rütbeli ve muhalif de sayılabilen Oktay Vural’ın da muhaliflere destek olabilecek tarzdaki açıklamaları, il ve ilçe teşkilatlarının otağıya ok atışlarını hızlandırışı, bunun karşılığında bazı teşkilatların azledilişi ve bunun da partinin genelinde bir hoşnutsuzluk oluşturuşu, kolun kırıldığını yenin de yırtıldığının göstergesi…
 
Bahçeli’nin karşısına dört ayrı adayın çıkmasını da “bütün yutulamayan elmanın parçalara ayrılarak” MHP’nin Akşener çizgisine getirilişinin bir mizanseni olarak düşünmek gerekiyor.
 
Kurultay tarihi er ya da geç belirdiğinde mevcut adayların Akşener lehine adaylıktan çekileceği düşüncesindeyim. Çekilmeseler bile Akşener’in karşısında çok da şanslarının olmadığı kanaatindeyim. Ve tekrar söylüyorum, dört farklı adayın ortaya çıkışını, Bahçeli duvarının dört yerden yıkılması için iç ve dış destekli büyük bir oyunun sahneye konuluşu olarak algılamak gerekiyor.
 
Yargıtay kararı Bahçeli’nin lehine de aleyhine de olsa kanımca Akşener yukarıda sayılan bütün bu unsurlarının desteğiyle er ya da geç ipi göğüsleyecektir.
 
Burada bütün sorun  “kavga -  tekme ve aşağılayıcı görüntülerle komisyondan geçen dokunulmazlıkların Meclisten geçmesiyle olası bir erken seçimin” gündeme gelişi İHTİMALİ.
 
Bu sürece hazırlıksız yakalanan bir MHP’nin, Akşener’in deyimiyle kongre olmazsa HDP ile birlikte MHP baraj altında kalır söylemi ve böylelikle Uzun Adam’ın bir daha asla önünün alınamayacağı büyük bir meclis çoğunluğuna ulaşma tehlikesinin ortaya çıkma hadisesinin belirmesi, Akşener ve etrafındaki destekçilerinin en büyük korkusu…
 
Ölü rahmet bulsun da nereden bulursa bulsun mantığıyla ve düşmanımın düşmanı dostumdur felsefesiyle hareket edilerek akla hayale gelmeyen ittifaklar kuruluyor.
 
Hainlik bu değilse daha nedir ki dedirtecek şahsiyet ( ! ) olan Can Dündar’ın 24 Nisan’da   ( Sözde Ermeni soykırımı diye bilinen tarih ) düzenlediği güya 23 Nisan balosunda, Kılıçdaroğlu ve CHP avenesiyle birlikte,  Abdullah Öcalan’ın kardeşi ve diğer azılı HDP’LİLER,  Paralelciler ve onlara paralel şahsiyetlerden  Abdüllatif Şener’ler ile bir karede arzı endam eden Sinan Oğan’ın,  Akşener adına orada oluşu bu ittifakın bir belgesi değil mi…
 
 
Eğer aksi ise neden Akşener Sinan Oğan’ın orada oluşunu tasvip etmiyorum minvalinde bir açıklama yapmadı.  Ve neden MHP tabanında Can Dündar’la birlikte HDP ‘lilerle bir karede olan OĞAN’a karşı net bir tepki verilmedi.
 
13 Mayıs 2015 tarihli beyanatında “ HDP’nin barajı geçmesi bizi rahatsız etmez. “diyen Akşener’in Sinan Oğan’a tepki vermesini beklemek herhalde biraz ahmaklık olurdu.
 
Bahçeli tarafından Hanımefendi biraz dinlenecek diye önce nadasa bırakılan, son süreçte de paralelci diye yaftalanan Akşener, son günlerde lehine esen bahar rüzgârlarıyla birlikte başına konan talih kuşunun bahtiyarlığında… Televizyon televizyon gezerek yolları arşınlamakta…
 
Akşener; Paralelcilerce Demir Leydi diye isimlendirilmesiyle ikinci bir MargaretThatcher ya da Şansölye Merkel edasını taşıyor havasında…
 
Kendisine bakanlık görevi veren Çiller vari havası olsa da “çeyrekasırlık siyasi tecrübesiyle” siyaseti çok iyi biliyor. Siyasetin kendi zemini içindeki siyasi manevraları da ustaca yapabiliyor.
 
Wikileaks belgelerinde kendisinden “tehlikeli milliyetçi” diye söz ettirecek kadar Milliyetçi bir damardan gelse de, 2001’de AK partiye geçmesi hadisesinde söylediği “ Eskiden Ülkücüydüm, şimdi ise demokratım” ifadesi nabza göre şerbeti iyi verdiğinin göstergesi…
 
O dönemde Erdoğan’ın ekibinde yer aldıktan sonra, üç dört delegeyi AK parti yönetimine sokamadığı gerekçesiyle aniden MHP’ye geçmesi ve ardından “Neden ayrıldı bilmiyorum”, diye Erdoğan’ın serzenişi ve serzenişe binaen, hayal kırıklığına uğratıldım beyanatı onun siyasette yaşadığı zikzakların en belirgini…
 
Tansu Çiller’in kızı gibi görülüp Özer Çiller’in elini öpüşü, Susurluk hadisesinin ardından istifa eden bir Mehmet Ağar’ın yerine İç İşleri Bakanlığına getirilişi, o dönemde Genel Kurmayı izlettirişi, Emniyet Müdürü olan ve askerin talimatıyla hareket eden ve inatla istifa etmeyen AlaattinYüksel’in makamına kapıyı kırarak girmesi ve yerine Kemal Çelik’i ataması, o kadına söyleyin, ayağını denk alsın, onu yağlı kazığa oturturuz diyen 28 Şubat sürecinin azılı Generaline atfen, Ben Balkan kızıyım, Balkanlar’da Kazıklı Voyvoda’yı iyi bilirim, o da bir eşcinseldi cevabı, Alaattin Çakıcı’ya haber yollayışı, Çatlı ile adının anılışı, Paralel yapıya çok yakın oluşu iddiası, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Uzun Adam’ın karşısına rakip olarak ismi düşünülürken Bahçeli tarafından üstünün çizilişi, 7 Haziran sürecinde Bakanlık teklifini kabul etmeyişi, Bahçeli ile dişe diş kora kor gidişi, Kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela denilen tüm adamlarla müşterek bir şekilde hedef Uzun Adam parolasıyla bu süreci yönetişi, Ülkücü Başbakan olacak gazıyla şimdiden iyice havaya girişi vs… vs…
 
Akşener mi yoksa bir sukut u hayal neticesinde AKşener mi sorusunun cevabını önümüzdeki süreç BİZLERE gösterecek.
 
 
Akşener üzerinden MHP’nin dizayn edilmesinin küresel ölçekte bir proje olduğunu daha önce de söyledim; ama  Akşener’in bundan ne kadar haberdar olduğu muamma… 
 
Tabanı olan ve kemik yüzde on oya sahip  hazır bir partiyi bırakıp yeni bir parti kurmaktan ziyade, Erbakan çizgisinden Milli Görüş gömleğini çıkardım diyerek yüzde elliyle CUMHURBAŞKANLIĞINA giden Erdoğan’abenzer bir şekilde Türkeş çizgisinden Milliyetçilikten de feragat edilip ya da milliyetçileri de tasfiye ederek Doğruyol Partisi şeklinde Başbakan Akşener  projesi üzerinde bir proje yürütülüyor.
 
Hele ki Surda bir gedik açtık diye, hele ki bahar çok sıcak geçecek diye ümütvar olanların sırtlan vari PUSUDA olduğu bu süreçte…
 
 
Atatürk’ün partisi Cizre raporu yayınlayarak Askeri ve dolayısıyla devleti suçladı Ey bu partiye oy verenler ve ey bu ülkede yaşayanlar. Ve kemikleri sızlayan şehitler…
 
Cici çocuk bugünkü grup toplantısında yeni döndüğü Amerika’dan son talimatlarını alarak “vekilliğimiz düşerse ayrı parlemento düşünürüz” diyerek, sahada yenilen PKK’yı masada tekrar canlandırmayı beyan ediyor, bir yandan da  Meclis koridorlarında PKK marşını söyleyen hainlere selam duruyor.
 
Halep bombalanıyor, Amerika tüm adiliğini sergiliyor, İŞİD ve PKK eliyle ülke teröre gark oluyor ve maalesef HDP hainleriyle müşterek bir şekilde Ana muhalefette olan bir partinin bunlarla ve paralelcilerle ortak hareket etmesi hainlikte son nokta dedirtiyor her Türk vatandaşına…
 
Cizre Raporu dururken Pelikan dosyası ile uğraşan bir ecnebi basına  yine  Bahçeli’den tepki gelmesi, kendisine uzatılan mikrofonlara Oktay Vural ile benzer bir pelikan dosyasına aleyhimizde oluşturuyorsunuz çıkışı Bahçeli çizgisinin önemini gösteriyor.
 
Ayrıca ülkenin fitnelerle karıştırılarak “Suriye ve Irak’ta” oldu bittilerle yeni devletçiklerin kurulması ve bu süreçte Türkiye’nin kendi içindeki fitnelerle meşgul edilmesi de fotoğrafı net bir şekilde ortaya koyuyor.
 
 
Eğer ki AK Partide Hocacılar ve Reisçiler diye doğan ve yayılan fitne ateşi alevlenir ve bu süreç yalan dolanlarla bu şekilde ilerlerse ( ki Davutoğlu bugünkü grup konuşmasında çok sert bir şekilde bunlara karşılık vermesine rağmen )  iktidardan hoşnut olmayan diğer yüzde ellilik kısım Akşener etrafında CHP-MHP koalisyonuyla ilerisi için şekillenebilir.
 
CHP’de ise eğer ki Akşener ismi üzerinde topyekûn bir ittifak sağlanırsa BÖKE ismi de çok da sivrilmeyebilir. Tabi bütün bu süreçte Uzun Adam’ın siyasi zekâsını da yabana  atmamak lazım…
 
AKşener ironimi de bu minvalde düşünmek gerekir…
 
Ezcümle… KOD ADI ASENA…
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.