MEHMET BEKAROĞLU ŞOKTA!

HALA OLAYIN ŞOKUNU ATLATAMADIM!

MEHMET BEKAROĞLU ŞOKTA!

 HAS Parti Genel Başkan Yardımsısı ve eski FP’nin 21. dönem Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Fındıklı’daki çevre protestosunun ardından, hakkında soruşturma açan Cumhuriyet Savcısının hakaretleri karşısında şok yaşayan Bekaroğlu, "bağımsız yargının ve hukukun bu kadar yönlendirilmiş olmasından yana büyük endişelerim var" dedi.

Ömer Şan'ın haberine göre, önceki gün Rize’nin Fındıklı ilçesindeki bir yaş çay fabrikasının çevreye verdiği zararlar nedeniyle düzenlenen protesto eylemine katılan Prof. Dr. Mehmet Bekarolu, ilçede faaliyet gösteren Karali Çay Fabrikası ile birlikte Rize'de faaliyet gösteren onlarca çay fabrikasının insan sağlığını tehdit ettiğini iddia etmişti.

'SAVCININ HAKARETLERİNE UĞRADIK'

Protesto gösterisinin ardından firma hakkında suç duyurusunda bulunan HAS Parti Siyasi İşler ve İnsan Hakları Başkanı Mehmet Bekaroğlu’na firma tarafından, ‘çalışma ortamımızı ve ticaret yapmamızı engelliyor’ şeklinde suç duyurusunda bulunuldu. Fındıklı Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çelik tarafından suç duyurusu hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Fındıklı Adliyesi’ne ifade vermeye çağrılan Bekaroğlu, Cumhuriyet Savcısı Çelik tarafından hakarete uğrayarak büyük azarlar işittiğini ileri sürdü.

'DAĞLAR VE DEVLET BİZİM' DİYEN BU ÇOCUKLAR KİM?'

Prof. Dr. Bekaroğlu, Fındıklı’da yaşadığı olayı ve Savcı ile arasında geçen tartışmayı, sosyal paylaşım sitesi twitter’dan paylaştı. Bekaroğlu, anlatımlarında Savcı tarafında dövülmekten beter edildiği ve ağır bir şekilde azarlar işittiğini anlattığı olay sonrasında Savcı hakkında, “Bu genç insan beni korkuttu. Adamın müthiş bir öz güveni vardı, gerçekten korktum. Şimdi soruyorum, bu çocuklar kim? Bu kadar öfkeli ve ‘dağlar ve devlet bizim’ diyen çocuklar nereden geldi” şeklinde endişelerini dile getirdi.

'SAVCI BAĞIRIP ÇAĞIRMAYA BAŞLADI'

Twitter’daki paylaşımlarının ardından telefonla görüştüğümüz Bekaroğlu, hala yaşadığı olayın etkisinde olduğunu ifade ederek, büyük endişe taşıdığını söyledi. Fındıklı’daki protesto eyleminin gerekçelerini anlatan Bekaroğlu: “Fındıklı’daki eylemimiz nedeniyle 150-200 kişi basın açıklaması yaparak Kaymakamlık binasındaki Cumhuriyet Savcılığı önünde toplanmıştık. Tepkili olduğumuz için Adliye koridorlarında biraz gürültülü bir ortam oldu ve arkadaşlarımızı sessizliğe davet ettik. ‘Koridorlarda oturmanıza dikkat edin’ şeklinde tabelaların yer aldığı koridorda bizler suç duyurusu ve şikâyetlerimize ilişkin dilekçelerimizi Savcılığa vermek için beklerken, Cumhuriyet Savcısı olduğunu öğrendiğimiz genç birisi kapısını açıp koridora çıkarak bizlere bağırıp çağırmaya, sesini yükselterek bir takım şeyler söylemeye başladı. Bize kendimizi ifade etme şansı dahi vermeden dışarı çıkmamızı söyleyerek, kendisinin zamanı geldiğinde bizi çağıracağını söyledi. Bu arada olayları görüntüleyen bir gazeteci arkadaşımızın üzerine yürüyerek, fotoğraf makinesini alamaya çalıştı. Bizim bu şaşkınlığımız arasında gürültüyü duyarak gelen ve başka bir Cumhuriyet Savcısı olduğunu öğrendiğimiz kişi olayı yatıştırarak, sakinleştirdi ve sonrasında da biler dilekçelerimizi teslim ettik ve Adliye’den ayrıldık” dedi.

'KİMSEYLE KAVGAMIZ YOK'

Ertesi gün polislerin kendisine giderek, Adliye’de fotoğraf çeken gazeteciyi sorduklarını ve kendisinin de fotoğrafları kendisinin çektiğini söylediğini anlatan Bekaroğlu, “Bizim hiç kimseyle bir kavgamız yok. Bizler yaşadığımız doğal yaşam alanlarımızda çevremizde, sağlıklı, sakin, huzurlu, Anayasal çerçevede demokratik bir şekilde hayatımızı sürdürmenin peşindeyiz. Suyumuza, toprağımıza, çevremize, vadilerimize derelerimize sahip çıkmaya çalışıyoruz. Kavgadan, gürültüden ve bu tür olaylardan, davranışlardan yana değiliz” şeklinde anlatımlarını sürdürdü.

FİRMADAN SUÇ DUYURUSU

Aynı gün, ‘çevre ve gürültü kirliliği yaptığı ve yaşam alanlarını tehdit ettiği’ gerekçesiyle protesto ettikleri fabrikanın sahipleri ve yöneticilerinin, haklarında suç duyurusunda bulunduğunu öğrendiklerini kaydeden Bekaroğlu, “Bizim bu protesto eylemi ile ticaret yapmasını, ticari çalışma yapmalarını ve üreticilerden yaş çay alma işlemini engellendiğimiz yönünde şikayetlerde bulunarak hakkımızda 100 bin liralık tazminat davası açılmasını istemişler” dedi

'DUR, SANA OTUR DEMEDİM!'

Savcı’nın bunun üzerine ertesi gün kendisini ifade vermeye çağırdığını anlatan Berkaroğlu olayı şöyle anlattı: “Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çelik’in odasına girdiğimizde 5 dakika kadar ayakta bekledikten sonra elimdeki bilgisayarı masanın üzerine koymak için eğildim. Bu sırada Savcı, ‘dur, ben sana otur demedim’ şeklinde ifadelerle ‘ayakta durun, oturmayın, ben size söylediğimde oturursunuz’ gibi sert sözler söylemeye başladı. Benim, ‘siz savcısınız, bu şekilde söylemlerde bulunmanıza gerek yok’ şeklindeki ifadelerime karşılık, ‘elbette ben savcıyım, burada benim dediklerim olur’ şeklinde beni terslemeye başladı. Kendimi tanıtarak adımın Mehmet Bekaroğlu olduğunu, bilim adamı ve bir siyasi partinin yöneticisi olduğumu söyleyerek kendimi tanıttım. Bunun üzerine bana karşı ‘bırak laf söylemeyi, konuşmayı, ben sana izin verdim mi konuşuyorsun, defol, ben sana izin verince konuşursun izin vermedikçe konuşamazsın’ gibi laflarla beni tahrik etmeye çalıştım. Sabırla bekleyip ifademi verdim ve çıkarken de zabıt katibi Gönül Rakıcıoğlu’na siz de gördünüz değil mi bu tartışmaları şeklinde bir söz söyledim ve ‘ben de görevimi yapıyorum’ şeklindeki yanıtının ardından odadan dışarı çıktım.”

'ENDİŞELERİM ARTTI'

Olaydan sonra endişelerinin daha da arttığını ifade eden Prof. Dr. Bekaroğlu, endişelerini ise şöyle dile getirdi: “Artık oldukça endişeliyim. Bağımsız yargının ve hukukun bu kadar yönlendirilmiş olmasından yana büyük endişelerim var. Burada iki türlü davranış şekli olabilir. Ya bu savcı bizlerin çevreye karşı duyarlılığımıza, doğal yaşam alanlarımızı koruma gayretimize, çevre kirliliğine karşı verdiğimiz bu mücadeleye ön yargılı bakarak bizleri aşağılayıp hakaret ediyor. Ya da benim siyasi kimliğim, muhalif duruşuma karşı bir saldırı var ortada. Her ikisi de oldukça endişe verici.

'KİME ŞİKAYET EDECEĞİM'

Benim bir siyasi kimliğim, duruşum ve mücadelem var. Bütün bunlara karşın bir Cumhuriyet Savcısı böyle bir davranış, hakaret ve tutum ortaya koyuyor ise sıradan bir yurttaşın vay haline demektir. Bu çok ciddi bir olaydır. Suç duyurusunda bulunup şikâyet edeceğim ama kime ve nasıl? Adliye koridorlarına dahi, sanki Fındıklılılar oturup kalkmasını bilmiyormuşcasına ‘koridorlarda oturuşlarınıza dikkat edin’ şeklinde yazılar astıran bir savcıdan ne beklenebilir ki?

'ÖNYARGILI SAVCI BU SORUŞTURMAYI YÜRÜTEMEZ'

Başka bir endişem daha var ki, hukukun üstünlüğü ilkesiyle güvendiğimiz bağımsız yargının bir üyesi olan bu savcının vereceği karar ne kadar sağlıklı olacaktır. Bu savcının hazırlayacağı soruşturma dosyası ne kadar güvenilir ve sağlıklıdır. Biz bir hukuk mücadelesi içerisine girmişken bizlere böylesine önyargılı davranan birinin söz konusu suçlamalarda açıkça taraf olmadığını kim söyleyebilir.

'HALA OLAYIN ŞOKUNU ATLATAMADIM'

Bu savcının bizden yana, çevresini koruyup geliştirme mücadelesi veren, derelerini koruyup peşkeş çektirmeyen, yaşam alanlarını savunan halktan ve bizden yana olmadığı ortada. Açılacak bir davaya veya soruşturmaya ne yönden bakacağı ortada. Bu savcı bu soruşturmayı sürdüremez. Eskiden savcılar devleti ve hukuku ön planda tutar devletin ve halkın çıkarları doğrultusunda hareket ederdi ama şimdi bunun tam tersine bir durum söz konusu ve bu çok tehlikeli bir sürece doğru ilerliyor. Burada kesinlikle ön planda olan hukuk değil, başka şeyler. Kasti ve önyargılı bir durum söz konusu! Oldukça endişeliyim ve hala olayın şokunu atlatamadım.”
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yakup SAYIN - 5 yıl önce
Demek ki tum toplumun degil belli bir kesimin haklarını hukuklarını koruma ve kollama gayesi var savcı beyde. %69 un sorumlulugudur bu. Obur dunyada verecekler elbet hesabını...