Menbiç bilmecesi!

Menbiç bilmecesi!

Menbiç bilmecesi!

Menbiç bilindiği üzere Suriye’nin Kuzeyi’nde Cerablus’un hemen güneyinde, Fıratın Batısı’nda ve şu an PYD’nin kontrolünde olan bir yer. Biliyorsunuz ki Fıratın Batısı Türkiye’nin kırmızı çizgisi. Öyle ki Türkiye bu konudaki kararlılığını da her platform da dile getiriyor, bu kırmızı çizgi aşıldığında savaş sebebi sayıyor, karşılığının en ağır şekilde verileceği dillendiriliyor ve herhangi bir aksiliğin doğma ihtimaline karşı Türkiye parmağını en hızlı şekilde kuzeye, güneye, doğuya, batıya sallıyor. Ancak o kırmızı çizgi son günlerde görüyoruz ki gri alana çevrilmiş durumda.
 
Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilen PYD terör örgütü Fıratın Batısı’na geçerek o kırmızı çizgiyi aştı ve hala da Menbiç’te varlığını sürdürmektedir. Darbenin savuşturulmasının ardından Türkiye hemen adeta kader birliği yaptığı Suriyenin Kuzeyi’ne dönerek,  orada dönen dolaplara sessiz kalmayarak Suriye’ye girme kararı aldı ve Cerablus’u ılımlı muhalifler olan Özgür Suriye Ordusu ile TSK’nın da desteğiyle DAEŞ’ten temizlediler.Buna en çok üzülende tabi DAEŞ ile  savaşan PYD oldu. Hatta PYD’nin ele başı Türkiye’ye bu konuda tehditler savurdu ve  aklınca uyarılarda bulundu. Herhalde bu kendini bilmez Türkiye’yi bir DAEŞ, ESED yada kendileri gibi zannettiler. Tabi bu tür söylemler de olacaktır haliyle çünkü kuyruklarına basıldı.
 
Peki bütün bu olup bitenlerin yanında Menbiç’te ne oluyor;
Türkiye bütün bu olup bitenler nedeniyle Suriye’ye çok kararlı bir şekilde girdi. TSK’yı oraya iten en büyük etmenlerden bir tanesi hatta en büyüğü Menbiç’ti. Önce Cerablus alıncak ondan sonraki en önemli iş Menbiç diye düşünürken görünen o ki işler söylenildiği gibi gitmedi. Türk Silahlı Kuvvetleri PYD’nin Cerablusa da her hangi bir operasyon yapma ihtimaline karşılık Cerablusu DAEŞ’ten temizledi fakat sıra bir türlü Menbiç’e gelmiyor. Hatta öyle ki artık Menbiç basında da çok yer almamaya başlandı. Daha çok Cerablus, El Bab, Çobanbey ve gelecekte operasyon yapılma ihtimali olan Rakka ve Musul konuşulmaya başladı. Menbiç daha çok cümle aralarına sıkıştırılır oldu. Ne kadar son günlerde bakanlar Menbiç’le alakalı kararlılıklarının devam ettiğini söylese de Menbiç politikasının sürüncemede kaldığı aşikar.
 
Türkiye’nin kesinlikle bu konuda herhangi bir tavize girişmemesi gerekir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir. Hepimizin bunun idrakinde olmamız gerekiyor. Suriye’ye girilmişse eğer orada gereği yapılmalıdır. Bizim orada herhangi bir örgüt gibi davranma lüksümüz yoktur. Açıkçası ben Türkiye’nin oradaki konumunu şu şekilde düşünüyorum: Bir akarsu düşünün doğal haliyle akan. Bazen sel olur coşar yakıp yıkar. Bazen de sakin ve durgundur. Akarsu normalde yatağını kendi ayarlar. Ancak buna insan eli de değebilir ve bu akarsuyun yatağını değiştirebilir. Ona yeni bir yön verir. Etrafını sağlam bir şekilde çevrelediğin zamanda o akarsu kendine çizilen yön doğrultusunda akmaya mecburdur. Demem o ki Suriye bir akarsu ve orada hayat doğal akışı içersinde seyretmiyor. Yeni bir Suriye yaratılıyor.  Bu akarsuyu şekillendiren de şu anda ABD ve Rusya’dır. Türkiye o bölgeye şekil veren bir konumda olmalıdır kesinlikle şekil alan değil. Edilgen bir yapıda olmamalıdır orada Türkiye.
 
Türkiye operasyona başladıktan sonra ABD PYD’nin Menbiç’ten çekilmesi için Türkiye’den 1 hafta süre istemişti ama kaç haftalar geçmesine rağmen gelinen noktada orada PYD’nin çekiliyor çekilecek haberlerinden başka elle tutulur bir ilerleme sağlanamadığı görülüyor. Hatta şu sıralar Amerika’nın Menbiç’e üs kurduğu ve ciddi şekilde askeri yığınak yaptığı da söyleniyor. Aslında ABD biraz telaş içinde birazda orada oyunun dışında kalmak istemiyor. Şu anda ABD’nin oradaki en önemli ortağı PYD görünüyor. Tabi geçici bir ortaklık olduğu da gün gibi aşikar. Ancak ne kadar ABD ile son zamanlarda ters düşsek de Türkiye ABD’nin ortağıdır ve PYD için de Amerika’nın Türkiye’yi gözden çıkarma gibi bir lüksü yoktur. Türkiye Amerika tarafından yalnız bırakıldığında Türkiye’nin yeni ortaklar bulması hiç zor olmayacaktır ve Amerika da bunun bilincinde.
 
O yüzden Türkiye’nin burada kartlarını daha açık ve sağlam oynamalıdır. Daha cesaretli adımlar atabilmelidir. ABD Menbiç’i Suriye’de bir çok noktayı bir terör örgütünün kontrolüne bırakmak istiyor. Türkiye buna kesinlikle müsaade etmemelidir. Suriye’ye girerkenki kararlılığı Türkiye göstermelidir. Orası PYD’den tamamen arındırılmalıdır ve Cerablusta olduğu gibi gerçek sahiplerine kapıları aralanmalıdır. PYD terör örgütünün yağmasından orası bir an önce alınıp gerçek sahiplerine verilmelidir. PYD orada yağma yapıyor. İnsanlara örgüt propagandası yapılıyor ve insanları zorla örgüte dahil etmeye çalışıyor. Nitekim Menbiç’teki PYD/YPG zulmünden kaçan insanlar da güvenli bölge olarak gördükleri Cerablus’a sığınmaya başlaması da bunun göstergesi.
 
Yani;
-Türkiye Suriye’de başka alternatifler aramanın peşine düşmemelidir.
-Menbiç’in her zamankinden daha fazla konuşulmaya, üzerinde düşünülmeye ve terör örgütsüz bir çözüme  ihtiyacı vardır.
-Türkmen Dağı gibi burasının da suni gündemlerle unutturulmaması gerekir. Menbiç, Cerablus, Türkmen Dağı, El Bab, Mare, İdlip, Lazkiye ve çevrelerindeki küçük yerleşkelerin Türkiye açısından stratejik önemi büyüktür.
-Türkiye’nin oradaki öncelikli gündemi DAEŞ değil PYD olmalıdır. Çünkü Suriye’de oynan oyunda DAEŞ’e geçici bir rol verildiği herkesçe bilinen bir gerçektir. Orada kalıcı olmaya çalışan PYD’dir ve Türkiye için her zaman potansiyel tehdittir.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.