NİHAT GENÇ: BAŞIMIZ SAĞOLSUN

‘Allah büyüktür ne yapalım’

NİHAT GENÇ: BAŞIMIZ SAĞOLSUN

 Acılı ve sert günler yaşıyoruz milletimizin başı sağolsun. İnsanlar ve toplumlar birbirlerini böyle günlerde tanır kaynaşır ve acılarını bölüştükçe bir toplum olur.

Kızılay’ın hala bölgeye yeterince ve zamanında çadır gönderemediğini bir düşünün.. Ellişer yüzer insanları birkaç çadıra tıkacaksın dahası var onca insanın tuvalet ihtiyacı onca insanın özellikle kadınların banyo ihtiyacı, yoksulluk dediğimiz şey bu, hepimizi düşündürmesi gereken ilk ve tek şey işte bu. Depremin altından şokla kalkmış dünya güzeli insanlarımızı gördünüz kamera kamera televizyon televizyon. Yaşadıkları suskunluk ve şok hepimize benziyor. ‘nerde bu .mına koduğumun valisi diyen de tıpkı bizim refleksimizi gösteren bizim insanımız, ‘Allah büyüktür ne yapalım’ diyen de bizim kültürümüzün tıpkı bizim insanımız.

Otuz yıldır toplumumuza dayatılmış başörtüsü ve etnik tartışmayı bir daha düşünün, köşelerinde hala doğanın Allah’ın felaketine ‘siyasi yorumlar’getirenleri ibretle izleyin. İdeolojik bilinçleri ve ideolojik körlükleri depremin en acı gününde hız kesmeden sürdü. Allah’ın depreminden hala siyasi mesaj üretenleri izlediniz.

Allah’ın depreminden siyasi mesaj üretenler şüphesiz kör bencil ahlaksız ve ırkçı ideolojilerin sahipleri.. Üstelik bu insanlar ‘sivil özgürlükler’ ‘sivil yönetim’ diye diye bu günlere geldiler. Gördünüz gerçek sivilleri.. Deprem, siyaseti ideolojileri taş yığınları altında bırakınca ortaya suskun çaresiz yoksul sahipsiz insanlarımızı nihayet tüm çıplaklığıyla ülkeye gösterdi.. İdeolojiler ve devlet ortadan çekilince gerçek ‘sivillerimiz’ Van’da ve Erciş’te ekranlarda izledik, kimseleri yok, sahipsizliğin ve iki ateş arasında kalmışlığın üstüne bir de deprem travmasının suskunluğuyla hepsi ‘taş’a dönmüş taş’a döndürülmüş insanlarımız.

Bizlere otuz yıldır başörtüsü ve etnik tartışmayı dayatanlar, gerçek sivillerin sigortalarını, hayatlarını, eğitim fırsatlarını, konutlarını, kaldırımlarını, işsizliklerini anlatmadılar. Özgürlük onlar için ya başörtüsü kavgası ya etnik kavgaydı.. Oysa özgürlük, tek tek insanlarımızın suyu banyosu tuvaleti ekmeği barınağı yolu eğitimiydi…Aralıksız ve durmaksızın bu gerçeği bas bas bağıran bizleri ekranlardan ve medyadan kovdunuz, etnik ya da başörtüsü kavgasına yüz vermediğimiz için bizlere etmediklerini bırakmadılar.

Ve ideolojiler deprem günü aradan çekilince tek tek insanlarımızın trajik hikayelerine şahit olduk, işte bir genç öğretmenimizin anne babası Dinar depreminde ölmüş evlatlık verilmiş ve şimdi Van’ın Erciş’inde yığınları altında kalmış.. Bir insan hikayesi bu.. Nice insanların tek tek hayat hikayelerine nihayet şahit oluyoruz..

İdeolojiler ve devlet ve dayatılan masallar ortadan çekilip tek tek insanlarımızın trajedilerine şahit oldukça, dikkat edin sanki ilk defa insan tanıyormuşuz gibi sarsılıyoruz. Oysa bu insanlar otuz yıldır bu ülkede yaşıyordu ama tek tek hayatlarını bu denli içerden ve sarsıcı öğrenemiyorduk.
Ve duygularınıza dikkat edin, tek tek insanları tanıdıkça sanki insanı sanki kendinizi daha iyi tanıyorsunuz, oysa bizler insanlarımızı trajedilerle değil belgesellerle hikayelerle romanlarla sinemayla ve onların gerçek hayatları üzerine kurulmuş siyasetimizle tanımayı çok istiyorduk. Devlet ve ideolojilerin dayatmalarıyla sizlere insanları tanıyormuşsunuz sanısı yaşatılıyor ve bir deprem sahte örtüleri kaldırıp gerçek insanımızı bize çırılçıplak tanıtıyor..

Ne kadar acı olursa olsun insan’ı tanımak hepimizi kardeşliğimizi bölüşmemizi heyecanlarımızı gözyaşlarımızı bir arada tutar.. Size dayatılan başörtüsü ve etnik tartışmalar ise sizi birbirinizden uzaklaşır düşmanlaştırır..

Bu güzel ülkede bizlere ve şimdi yeni yetişmekte olan gençlere tek tek insanlarımızı tanıtacak sinemalar tv programları milli eğitim müfredatı romanlar kaç zaman var ki ortalıklarda hiç yok, varsa yoksa bir başörtüsü ve etnik tartışma.. Niçin ‘insanlarımızın’ yoksulluğunu çaresizliğini ağır dramlarını bize anlatan hikayeciler belgeseller yazarlar ön planda değil aksine kovulmuş ya da sansürlenmiş…
Siz bunca zaman TV’lerde sabahlara kadar neyi tartışıyordunuz ve şimdi bizim gördüklerimizi, bir kez olsun o doyamadığınız ‘özgürlük’ tartışmalarınızın içinde bu çıplak sahipsiz suskun insanlara niye şahit olamadık.. Çünkü sizler ABD projelerini anlatıyordunuz şimdi ekranda depremle gördüklerimiz bizim gerçek insanımız..

Bizlerin tek doğru haklı projesi bu sahipsiz insanların ekmeği ve hakları üzerinden olmalıydı..
Ama siz yoksulluğu sigortaları müteahhitleri hırsızları anlatmadınız çünkü ideolojiler böyle istiyor, çünkü insanı tanırsanız kardeş olursunuz, duygudaş olursunuz, aynı kan aynı deri aynı gözyaşı aynı anne babaların çocukları ve tabiat karşısında aynı çaresiz insan olursunuz.

Kardeşlerim, yine de ideolojik reflekslerle büyümüş ama acılar karşısında ideolojik reflekslerini susturmayı başarmış bir çok soylu siyasetçimize de buradan teşekkür etmeliyiz.
Kardeşlerim, varını yoğunu kendini bütün imkanlarını bu depreme seferber etmiş doktoru hemşiresi sivili herkese bizleri bu en acılı günümüzde biraz daha ‘insan’ biraz daha ‘kardeş’ göstermeyi başardıkları için teşekkür edelim..

Ve kardeşlerim, barınağı suyu helası ekmeği olmayan insanlara ‘etnik savaş’ öğreten ideloji ve partilere ve kudurmuş köpekler gibi konuşan sözcülere de bir kez daha lanet okuyalım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.