Osman Öcalan: Kardeşi dağdadır

Osman Öcalan, yeni sürecin başarı şansının çok yüksek olduğunu belirterek artık silahta diretmenin anlamının kalmadığını kaydetti.

Osman Öcalan: Kardeşi dağdadır

Türkiye'nin süper güç olmasını istemeyen ülkelerin tuzaklarına dikkat çeken Öcalan, "Büyük oynanırsa tahrikler havada kalır" ifadesini kullandı. Devletin İmralı ile görüşmeler yaptığı bir dönemde BUGÜN Irak’taki Federe Kürt bölgesinde eski PKK’lılar, siyasiler ve halkın nabzını tuttu.

Erbil’e yaklaşık 1 saat mesafedeki Köysancak kazasında yaşayan Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan ile yeniden başlayan görüşmeler, PKK ve İmralı üzerine konuştuk. Osman Öcalan bizi evinin kapısında karşıladı. Salonda, Kürt Federe Bölgesi’nin yöneticileri Mesud Barzani ile Celal Talabani’nin yanında Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı da vardı.

Fotoğrafların ortasındaki kadın fotoğrafını “Türkiye’de yaşayan en büyük ablam, şimdi ayakları tutmuyor, annemiz gibi” diyerek açıkladı. 7 kardeşten en küçüğü olan Osman Öcalan, 26 yıl PKK içerisinde yer aldı ve Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının ardından PKK'nın başkan yardımcısı oldu.

‘Ferhat’ kod adlı Öcalan, 2004’te silahlı mücadeleye karşı çıktığı için birçok PKK’lı ile birlikte örgütten ayrıldı. Halen Irak Federe Kürt bölgesinde yaşıyor. Türkiye’de siyaset yapmak istiyor. “PKK içinde olduğum için solcuyum diyordum” ifadesini kullanırken merkez muhafazakar bir Kürt partisini hedefliyor.

Başarı şansı yüksek

İmralı sürecini başlatırken hükümetin doğru tespit ve başlangıç yaptığını vurgulayan Osman Öcalan, “Yeni sürecin başarı şansı daha yüksek" dedi. Hükümeti kutlarken Kandil veya başka sürecin zaman kaybının ötesine geçmeyeceğini söyledi. Öcalan, “En doğru yol İmralı’dır” dedi.

PKK içerisinde merkezkaç kuvvetler var

PKK’nın Öcalan’ın örgütü olduğunu savunan Öcalan “PKK içerisinde her zaman merkezkaç gruplar olmuştur. Sığlıklarıyla Öcalan’ın perspektifini darlatanlar, bireysellik sergileyenler var. Halk bu nedenle PKK yerine Öcalan’ı esas alalım yaklaşımı içerisinde. PKK ile temsil sıkıntı oluşturur. Öcalan’ın talimatlarını kavramada yetersiz olan veya kendisine göre yorumlayan gruplar var. Öcalan’dan daha sert olan ve savaş isteyen çeşitli kişi ve grupların farklı tutumu olabilir” ifadelerini kullandı.

Kürtler sütten çıkmış ak kaşık değil

“Kürt-Türk halkının kardeşliğini her iki taraf da ifade ediyorsa sorunlar bir aile içerisindedir” diyen Osman Öcalan, aile içi sorunlarda da kimin hakkı çok kiminki az noktasına bakılmayacağını belirtti. İyi niyetle, kardeşlerin tavizkâr davranması gerektiğini anlatan Öcalan, şöyle devam etti:

“Haklar konusunda kılı kırk yarmamalı. Yapılmış hataları affetme noktasında da iki taraf artık hoşgörülü olmalıdır. Onlarca yıl Kürtler ’in varlığı inkar edildi bundan kaynaklanan binlerce suç söz konusu. Kürtler’e büyük baskılar uygulanmıştır. Bunun karşılığında da Kürtler hak ararken bazen sınırlar aşılmış, normal olmayan yöntemler uygulanmış, bu da hem Türk hem Kürt halkına zarar vermiştir. Yani Kürtler de sütten çıkmış ak kaşık değildir. Devletin hataları kadar Kürtler’in de bazı yöntemleri zarar verici olmuştur. Tekrar güven ortamı affedici olanak sağlanabilir.”

Silah yerine siyasal alan

Çözümü ertelemenin artık kabul edilebilir tarafı olmadığını vurgulayan Öcalan, “İki taraf da silah kullanmanın yarar getirmeyeceği kanısına doğru yol alıyorsa silah bırakmak zor değildir” dedi. Kürtler’in bilinçlendiğini ve ulusal bir mekanizma kurduğunu anlatan Öcalan, şöyle devam etti:

“Bu noktadan sonra silaha gerek duymadan Kürtler haklarını siyasal alanda savunabilir. Türkiye’deki Kürt sorunu diğer parçalardan farklıdır. Kürtler Türkiye’de toplumun 3’te biridir. Siyasal alanda faaliyet gösterirlerse diğer azınlıkların da desteğini alabilirler. Merkezi iktidarda bile ağırlık olabilirler. Böyle koşullar varken hâlâ silahta diretmenin bir anlamı yok. Kürtler bilinçlendikçe bu gerçeği görüyor. Her zamankinden daha fazla silahları bırakmanın zemini var. Ancak çevre devletler, İran, Suriye gibi irili ufaklı birçok güç Türkiye’nin rahatlamasını, süper güç haline gelmesini ve bölgede etkin olmasını istemez. Bu nedenle Türkler’i ve Kürtler’i tahrik ve teşvik edebilirler. Kısır tartışmalara düşmeden cesaretle büyük oynarlarsa bu tahrikler havada kalır.”

Sahte talimatlarla savaş başladı

PKK’nın 2003’ün sonlarında çalkantılı bir süreç geçirdiğini aktaran Öcalan, kendisinin başını çektiği kesimin ‘barışçıl siyaseti’ savunduğunu söyledi. Diğer kesimin ‘savaşla Türkiye’yi çözüme zorlayalım’ dedini belirten Öcalan, şunları dile getirdi:

“İki kesimin çatışması söz konusuydu. Böylesi ortamda Öcalan’dan gelecek talimat ve tavır, yöntemi belirleyecekti. Bu süreçteMahmut Şakar çıktı. ‘Başkan Apo’nun görüşlerini iletiyorum’ diyerek sahte İmralı görüşme notlarını gündeme getirdi. Bu notların hepsinde savaş öne çıkartılıyordu. Şakar, Apo’nun görüşü diye kendisi veya Ergenekon’un görüşlerini yansıttı. Kongredeki tutum, savaş isteyenlerden yana değişti. Böylelikle barıştan yana olanlar etkisiz kılındı. Sahte talimatlar olmasa barış süreci başlardı. Şakar bu nedenle o dönemden beri dökülen kanların baş sorumlularından biri, Ergenekon’la beraber olan adamdır. O dönemde barış istediğim için bazı çevre ülkelerin istihbarat örgütlerinin de desteği ile öldürülmek istendim. 45 gün odamdan çıkmadım. Kaçmadım, kaçırtıldım ve Öcalan benim için 'Ferhat mayın tarlasına sürülmüştür' dedi. Öcalan’ın kesin talimatı olmasa örgüt saflarında yapamadıklarını yapıp beni çoktan katlederlerdi."

Sivil yaşama 5 yıl adapte olamazlar

9 yıldır PKK’dan ayrı olduğunu anlatan Öcalan, yaşama adapte olduğu kanısında. İlk 3-4 yıl dağ düşüncesiyle hareket ettiğini belirterek PKK ve yöneticilerine uyarılarda bulundu: “PKK’nın yönetimindeyken de gözlemliyorduk; cezaevinden çıkanlar bile 3-4 yıl uyum sağlayamıyordu. Şimdi dağdaki kadro barış süreci ile birlikte toplumun içerisinde 5 yıl uyum sağlayamaz. En uygun olan dağdaki yapının 5 yıl dinlenmesi, sivil yaşama adapte sürecine tabi tutulmasıdır. Avrupa, Irak olabilir. Eğer Türkiye’ye dönüş şartları oluşturulursa da kesinlikle siyasete girmemeliler. Örgüt yönetiminin belirli bir süre dinlenmesi gerekir. Aynı süreçlerden geçtim. Şimdi ben dağdan insem5 yıl isterdim. Ara vermeden siyasete atılırlarsa olmaz.

Selahattin’in kardeşi dağda

İmralı'nın eve dönüştürülebileceğini belirten Öcalan, farklı bir yerde ev hapsine Türkiye’nin hazır olmadığını savundu. Öcalan şöyle konuştu: “Kilit nokta Kürt sorununun barış sürecine sokulmasıdır. BDP ve Kürt kesimi Öcalan’ın tamamlayıcısı olmalı. İmralı’ya gidecek isimde çok tartışılmamalı. Gülten daha fazla dağı dinleyebilir. Selahattin Demirtaş’ın kardeşi olan Nurettin, şimdi dağdadır. Eski yasal partinin başkanıydı. Dağ, bu isimler üzerinde etkili olabilir, hükümet de bundan endişe duyuyor olabilir. Bu isimler dağın etkisini yaşayıp dağı gözetebilirler diye düşünülebilir. Leyla Zana da olabilir. PKK’dan bağımsız olarak Kürt hareketine değerli katkıları olan bir Kürt siyasetçisidir.”

AK Parti’nin Ergenekon’u etkisiz hale getirdiğini belirten Öcalan, “Eski sistemi tasfiye edip demokratik sistemi geliştirdi. Sistem değişimi ile Kürt sorununun çözümü aşamasındayız. Osmanlı sistemini değiştiren Atatürk ve merkezi sistemi tasfiye eden Erdoğan lider kişiliktir. Erdoğan bu savaşı durdurur” dedi.

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.