PKK'nın yerini KCK mı alacak?

Terör sorununun çözülmesinin önünde engel var mı? Bu soruyu cevaplandırmak için, öncelikle terör örgütünün "çözüm süreci"ne nasıl geldiğini hatırlamak gerekir.

PKK'nın yerini KCK mı alacak?

Silahlı bir örgütün, bütün varlığını döktüğü kandan üreten bir yapının, silahlarından vazgeçmesi mümkün müdür? Eğer örgüt, 2011 ve 2012'de ilan ettiği hedeflere kan dökerek ulaşabilseydi ne çözümü ne de süreci konuşuyor olurduk. Lafı dolaştırmadan açıkça söylemek gerekir ki, PKK özellikle 2012'de silahlı mücadeleyle elde edeceğini açıkladığı hedeflere ulaşamadığı gibi var olan silahlı gücünde de önemli kayıplar yaşamıştır. Örgüt yöneticilerinin itiraf ettiği gibi, bu süredeki kayıpları yaklaşık 2700 militandır ve örgüt tavrını değiştirmediği takdirde, daha fazlasını kaybedeceğini, dahası bütün iktidarını borçlu olduğu terör üretme imkanını sürdüremeyeceğini bilmektedir.

Teröre geçit yok

Bu aşamada, ilan edilen "400 kilometrekarelik bir alanda kurtarılmış alan hakimiyeti" kurmada uğradığı mağlubiyetten daha önemli bir gerçek ise, bölgedeki sivil halkın, bütün zorlamalara ve baskılara rağmen, örgütün takip ettiği "devrimci savaş" stratejisine katılmaması, onu devrimci bir güç olarak görmemesiyle ilgilidir.

Bu tablo, PKK'nın içeride hareket alanının daraldığını gösterdiği gibi, terörle mücadelenin sivil bir yapılanmayla nasıl etkinlik kazandığını ve geçmişte militarist bir anlayışla sürdürülen mücadeledeki hataları da ortaya koymaktadır.

O halde, bir; PKK durduk yerde bu noktaya, çözüm sürecine yaklaşmamıştır, buna mecbur kalmıştır. İki; dış konjonktürdeki değişmeler, içeride yaşanan olayları destekleyecek mahiyette seyretmiştir. Bölgede İran-Irak-Suriye arasında oluşan ilişkiler, terör örgütünü bu zamana kadar bölgesel istikrarsızlık unsuru olarak gören, kollayan Batılı istihbarat unsurlarının ve özellikle Irak işgalinden bu tarafa örgüt üzerindeki nüfuzu dikkate alınırsa, ABD'nin tutumunda değişmeye yol açmıştır.
PKK, dış konjonktürdeki değişme nedeniyle de, bölgede Türkiye'ye karşı mücadele etmekte zor durumda kalmıştır. Bu safhada, Batılı servislerin desteğinden mahrum bir terör örgütünün, Kuzey Irak'ta tutunması ne kadar mümkündür?

Kan aksın diyenler

Kısaca, PKK için çözüm sürecine girmek bir tercih değil mecburiyettir. PKK çizgisinde siyaset yapanların, sağda solda yaptıkları konuşmalarda, yazdıkları yazılarda bu gerçeği çarpıtmaya dönük gayretleri, elbette ki beyhudedir.

Terör çevresinde, bu durumun farkında olanların, süreci kabul etmeyenlerin tavırları, çözümü engelleyebilir mi? Silahlı unsurların silah bırakması, teslim olması veya yurdu terk etmesiyle, örgütün tasfiye sürecinde ortaya çıkabilecek en önemli sorun, KCK yapılanması etrafında yeni bir örgütlenmeye gidilmesi ve sindirilmiş bölge insanları üstünde oluşturulan baskının yarattığı, halkı mobilize etme gücünün meydana getireceği tahribattır. Örgütün bu yöntemi kullanarak, kentsel bir terör yapılanmasına gitme eğiliminden, elbette söz edilebilir.

Bütün bu arayışlara karşı, silahların susturulmasının sonucunda ortaya çıkacak barış ortamı içinde, halkın ne cevap vereceği önemlidir. Demokrasi, Türkiye için büyük bir imkandır. Demokrasi, halkın barışı sürdürme ve koruma, kendi özgürlüklerine sahip çıkma fırsatı olarak, yeniden teröre çıkacak bütün ihtimallerin yolunu kesebilir. Yeter ki devlette, bu tür arayışlara karşı duyarlı bir yönetim anlayışı bulunsun.
KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.