Sultan Göktaş yazıyor

Algının toplumu etkilemesi

Sultan Göktaş yazıyor

Algılama yönetimi açıkçası kamu diplomasisinin önemli araçlarından bir tanesi öneminin en fazla ön plana çıkmasına neden olan yanı ise algılama yönetiminin, sert güç yumuşak güç tartışmasının bir arada yürütüldüğü ortamda akıllı güç olarak ele alınması akıllı ifadesinde temel vurgu, uygun yerde ve zamanda doğru yöntemlerde istenilen etkiyi oluşturmakta doğru tercihleri ön plana çıkarmaktadır.Bu yönü ile algılama yönetiminin bir akıllı güç aracı olarak karşımıza çıktığını görebiliriz.

Algı yönetimi Amerikan ordusu tarafından bulunarak şöyle tanımlanmıştır;  İstihbarat sistemlerinin ve liderlerin resmi tahminleri, dış ilişkileri ve resmi eylemlerini etkilemenin yanında, toplumların duygularını, motivasyonlarını, etkilemek amacıyla yapılan yayınlar ya da seçilen bilgileri ve göstergeleri kullanma  eylemidir. Toplum mühendisliği, Psikolojik Operasyon, Zihin Manipülasyonu, Psikolojik Propaganda, İkna Mühendisliği gibi farklı başlıklarla da tanımlanan algı yönetimi en yaygın olarak Amerika ve Avrupa’da kullanılmaktadır. AK Parti hükümeti ile birlikte farkında olmadan Türkiye siyasetine de giren bu yöntemi AK Parti en iyi şekilde kullanmıştır.

Algı yönetimi medya başta olmak üzere topluma siyasetçilerin söylemleri, kahvehane sohbetleri gibi çeşitli iletişim araçları ile geniş kitlelere ulaşmaktadır. Günümüzde algı yönetiminin en başarılı sonuçlarını AK Parti almıştır. Bunun da nedeni denilebilir ki Ak partiye karşı yapılan algılara kendi algısı ile karşılık vererek başarı sağlamıştır. Bu konuda daha somut bir örnek verecek olursak; Dünyanın en ılımlı, en akıllı, en derin, en büyük alimi ve İslam’ın da en büyük temsilcisi olduğuna inandı hocaefendileri. Yaptıkları sempozyumlarla, diyalog turizmleriyle, PR çalışmalarıyla, kamu diplomasileriyle karşılarındaki dünya aynasına tam bunu kabul ettirmiş olduklarını düşünürken, Erdoğan diye biri çıktı, bütün dünyada hem siyasi bakımdan hem İslam’ın temsili bakımından o hocaefendinin bütün asabını bozacak işler yaptı. İslam’la demokrasi, insan hakları, insani yardım ve kalkınma gibi konular konuşulacaksa, bu işlerde ilk akla gelenin Erdoğan olması hazmedilebilir değildi. Hocaefendinin şimdiye kadar Wall Street Journal, Economist, The New York Times gibi aynalara bile binbir ısrar ve çabayla, duygusal ilişkilerle, söylettiği güzelliğin (!) kaldırabileceği bir durum değildi bu.              

Bu hareketin, o bozuk aynalara halen bir şeyler söyletebiliyor belli ki. Ancak onlara bir şeyler söyletirken de renkleri ortalığa dökülmüş durumda. Kendi algısına dair ortada yönetebileceği hiç bir şey kalmamış durumda. Her tarafın döküldüğünü fark ediliyor. Kimseyi artık bu hareketin İslam’a insanlığa veya herhangi bir iyi amaca hizmet hareketi olduğuna inandırması mümkün değil.

Bir bakıma batık bir yapı var, ama son anda yapabileceği ve yapmakta olduğu şey histerik bir intikam çıkışıdır. Şu anda camia bütün PR ve algı yönetimi maharetini kendi algısını düzeltmeye değil, Erdoğan ve AK Parti algısını bozmaya, onu yıpratmaya adamış durumda. Kendi algısını düzeltmekten yana ümidini kesmiş durumda. Dünyaya, Erdoğan yönetim altındaki Türkiye’nin basını nasıl baskı altında tuttuğunu, Türkiye’nin demokrasiden ne kadar uzaklaşıyor olduğunu anlatmaya çalışıyor.

 

Türkiye de algı üzerine bir çok örnek mevcut olup bunların bir kaçını örneklendirelim, Atatürk İzmir’e girince ayakları altına serilen Yunan Bayrağını çiğnemeyerek düşmanlığı devam ettirmek istemediği algısı oluşturmuş ve bunun sonucunda Venizelos Türkiye’ye gelerek Atatürk ile dostça konuşabilmiştir. Burdan çıkaracağımız sonuç Atatürk bu hareketiyle Yunanlılara aslında bizim olan topraklardan çıkarken dostluğumuzun devam edebileceği algısını vermiştir.1974 Kıbrıs savaşına Barış Harekatı adı verilmesi bu hareketin yalnız Kıbrıs’a değil Yunanistan’ada barış getireceği açıklaması düşman olmak istemediğimiz yönünde önleyici bir algı oluşturma girişimidir. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ÜN futbol maçı dolayısıyla Ermenistan’a gidip maçı izlemesi dünya kamuoyununda Türkiye’nin diyalog yanlısı olduğu oluştururken uzlaşmaz tavrı hakkındaki algıyı zayıflatmıştır.

Eski Başbakan Erdoğan’ın seçim sonuçları alındıktan sonra balkon konuşmaları kaybeden partilerin sempatizanlarına yönelik oluşabilecek tepkileri önlemeye yönelik yumuşatıcı bir algı sağlamıştır. Dünya ekonomik krize girdiğinde Başbakanın bizi teğet geçer söylemi toplumsal endişeleri önleyici bir girişim algısı olarak düşünülebilir. Sonuç olarak diyebiliriz ki algı yönetimi toplumların, siyasetin,ekonominin, vazgeçilmez bir propaganda silahı haline gelerek hayatımızda yer aldı. Bu silahı bütün taraflar kendi algılarını empoze etmek için kullanıyor kimin algılatma gücü ve parametreleri güçlü ise o kazanıyor. Yalnız unutulmamalıdır ki eğitim seviyesi yükseldikçe algı oluşumları daha zorlaşır.


Etiketler; #sultan göktaş
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.