Surda bir gedik açtık!

Yener Yanık yazdı...

Surda bir gedik açtık!

 Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es!"

 

Kâinat İmamı Bamteli sohbetinde bam teline dokunmuş bu şiirle… Sadece şiirlerle mi?

“Herkul org” ta da devam etmiş terapiye…

Firavun Musa; İbrahim- Nemrut, Hz Nuh, Hz Muhammed kıssaları, kırpılarak alınmış Tasalanma Allah bizimledir ayeti, Enderunlu Vasıf’tan:

Mihneti kendine zevk etmedir âlemde hüner / Gam ü şâdî-i felek böyle gelir böyle gider

beyti  ile bu sohbet adeta hitabet şahikası ( ! )

Üstü ihanet, ortası himmet, tabanı ibadet diye suizan eden Uzun Adam’a inat,  bu sohbet tam bir terapiydi çöle dönen yürekler için…

Terapi ve tedavi arasındaki bu ince çizgiyle şakirtler:

Okudular, ağladılar; ağladılar, okudular… Dinlediler, hüzünlendiler, öfkelendiler, Firavun’a gönülden beddua ettiler

Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın, birliklerini bozsun, duygularını sinelerinde bıraksın, önlerini kessin, bir şey olmaya imkân bırakmasın…

Bu kadar derin bir iman sevgisi olan, bu değerli, bu mübarek adam nasıl haindi, nasıl terörist örgütün elebaşıydı…

Hocaları haklıydı, boşuna beddua etmemişti:

Evet ya;

17-25 Aralık hırsızların ifşasıydı, ondandır ki bu mübarek hareket ve yeryüzüne dağılmış yüzbinlerce önden giden atlı hüviyetindeki hizmet ehli, Firavun dedikleri Uzun Adam’ın cehennemde çırpınışı için beddua ediyordu.

Elinden mendili, dilinden duası, gönlünden manevi himmeti düşmeyen biricik hocalarının gördüğü bu muamele onları kahrediyordu.

Şimdi ben de bu saf ve samimi ve kendisini bu davaya adayan, bu satırlardan dolayı da bana kin kusup beddua eden arkadaşlarıma bunları anlatsam ne olur, ne faydası olur ki…

İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca bile değilim onların gözünde… Ben, zalimlerin safında saf tutmuşum, safımı belli etmişim, Nemrut’a gönül verip, İbrahim’i yakmışım, satmışım…

Onlar hak bildiği davalarının ispatı, düştükleri durumun feciatı, bir nevi mazlumun ahı bir nevi de ıstırabınev’indenayetleri kullanıyorlar ya, işte ben de onlara özenerek, başından sonundan budanmış, haklılığıma hak vermek, haşa Allah ile aldatmak nevinden bir ayeti “nazar ı dikkatinize sunuyorum:

“…Zira Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinde de perde vardır…”

Sorgulayamazlar, düşünemezler, idrak edemezler… Uyanmamaları için terapiler, uyku ilaçları periyodik olarak veriliyor Pennsylvania’ dan…

Gâh Bam Teli’nden gâh seslerin ses verdiği her yerden…

“İtikat, sadakat, meşakkat” her bir şakirtte iman gibi kat kat… 

Tevessül eden peygamberimiz bu davayı onlara verdi ya…  Hırsız, Deccal, Firavun bir gün bunun bedelini çok çok ağır ödeyecek ya… Sonu Menderes gibi olacak ya, Cehennem bile onu kabuletmeyecek ya…

 

Edilen beddualar duaya dönmüyor ya… Uzun Adam ölmüyor ya… Zulme devam ediyor ya…

Şairdir tercüman onların bu hali pür melaline:

 

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? 
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
 
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
 
"Yandık" diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
 

 

 

Ve gecenin en karanlık anında bir ışık belirdi Pennsylvania’dan…

Sur'da gedik açıldı bir kere, Allah'ın izniyle: fetih yolu göründü diye bir haber geldi Ukba’dan…

 

Saftirik millet de gitti Diyarbakır SUR sandı ahmaklıklarından.…

 

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es!

Parolanın adı…Surda açılan büyük gedikFarsça“yüksek” anlamına gelen Bülent Arınç’tı…

 

Bu yeni bir umut, yeni bir ışıktı. Cübbe giyilmiş, davaya sahip çıkılmıştı….

Dejavu yaşanıyor adeta onlara göre… 15 yıl öncesine dair bir dejavu bu… Milli Görüş gömleğini terk edip Ak bir parti kuranlar, Ak değil kara hatta kapkara olmuş, yolsuzluklara, rüşvete bulaşmış, kendini zalimliğe adamış, yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişip davasını satmış…

Diktatör ve tek adamın emrine girmiş birinin partisinden ve hükümetinden Namık Kemal vakarı ile ayrılmışlar ya kendilerince:

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten

Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

 

Bülend’i, Hüseyin’i, Sadullah’ı, Suat’ı…Hatim etmiş adeta bu satırları:

 

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

 

Unutulmamalıdır ki yıkmaya çalıştığınız çınarın gölgesinde güneş görmemiş daha birçok hakikat gölgeleniyor nevinden…

 

Özgül ağırlığımı iyi bilirsiniz, godum mu oturturum, dökerim kirli çamaşırlarınızı,  dercesine inceden inceden…

 

Kalesi, veziri, fili derken Şah’ı bekliyor her biri… İntikam, soğuk yenilen bir yemek ya, GÜL erek gelecek olan şah da pusuda kanımca…

 

PKK- PYD bir yandan, Rusya aşağıdan yukarıdan, Dua alan Müslüman görünümlü bir Zerdüşt var Vatikan’dan, İçeriden dışarıdan ve Altı oku tamamen değişmiş bir parti de diğer bir yandan…

 

“İşte, bir gedik açıldı surda” hem de görünüyor ta Pennsylvania’dan… Sabredin Allah bizimledir diyor Mehdimiz çok çok uzaklardan…

 

Ve Oratoryo tek bir ağızdan:

 

SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ ULAN…

 

Evet, surda bir gedik açıldı evveli ahirden… Bilenler söylemez, saklar gizliden:

 

Biz açılan surdaki gediği 1964’te Erzurum gibi milliyetçi refleksin çok çok fazla olduğu yerde gördük ilk elden. Sessizce ve çok çok derinden… Evvveli ahiri inceden inceden…

 

Evet, surda bir delik açıldı sen yirmili yaşlarındayken, hem de Nene Hatun diyarı Erzurum’da iken…

 

Dinle bak, seni “KEN” ile biten cümlelere sığdıramadım, zannetme ki ne gözlerimin ne de dilimin KEMinden…

 

Sen daha kainat İmamı olmamışKEN, sıradan bir imam ya da vaizKEN,  Edirne’den gelip kendi memleketinde Türkiye Kominizimle Mücadele derneğini kurarKEN, Mason locasıyla kalu beladan hasbihalKEN, Kasım Külek’le mihmandarKEN,  MOSSAD- CIA ile kankiyKEN, 28 Şubat’ta İmam Hatipler kapanırKEN, senin okulların mantar gibi her yerde biterKEN, APO buraya geldiği anda sen Pensilvanya’ya eşgüdümlü hicret etmişKEN, Filistin topraklarında otoritiye baş eğilmeliydi derKEN, Moskova’da Medeniyetler İttifakında Kur’an  ile şarap birbirine geçmişKEN, devletin tüm kılcal damarlarına şakirtlerin sızmışKEN, sorular çalınıp şakirtler kamufle olarak, şarap içerek, laik görünerek yerlerine  intikal etmişKEN,  engel gördüğün herkese kumpaslar kurulmuşKEN, MİT tırlarıdurdurulup İŞİD ile Tayyip Kanki mesajı ile Lahey’de Uzun Adam’ı yargılatmak amacıyla hareket edilip ihanetin en büyüğü sergilenmişKEN, şimdi ise Moskof Gavuru Bayırbucak’ı inletmişKEN, Kasetle Baykal’ı gönderip Kemale erenleri oraya getirmişKEN, Gezi, 17 -25 Aralık, Kobani, Cici Çocuk tiplemeleri  tertiplenmişKEN; Seçimden önce; Zaman’da Şahin Alpay’a tek çare Demirtaş yazısıyazdırılmışKEN, Dumanlı’yı Kışanak ile Amed’de görüştürmüşKEN, , daha bu satırlara sığdıramadığım onca şey varKEN, bunların hepsi devletin resmi belgeleriyle belgelenmişKEN, son kertede surda bir delik de açılmışKEN

 

Doğru dedin “Ya Mehdi”,  fetih yolu gözüktü inceden, inceden…

 

Şimdi bunlara itiraz edenlere tek bir cevap geliyor Balbay Musti’den… Ben demiyorum, BALBAY diyor ki kurtulamaz Cumhuriyet FETÖ’cilerin gölgesinden…

 

Daha dur, bitmedi… CHP’nin nasıl dizayn edildiğini ve bu suretle Atatürk’ten nasıl intikam alındığını, Milliyetçilerin Devlet’ten nasıl kurtulacağını da yazacağım ama seni çok methü sena ettiğimden onları sonraki yazıya bırakıyorum. Ve sana;

Beddualarına atfen “size dair bir dua ve bir şairin diliyle” seslenerek, bu yazıyı okuyup da bana küfür ve beddua edenleri de terapilerinden çok da alıkoymadan cümle aleminize şimdilik veda ediyorum:

 

 

“Allahummeğfir-lena zunubena ve zulmena ve hezlena ve ciddena ve ‘amdena ve kullu zalike ‘ındena.”

Amin, amin, ecmain…

 

Bu suçlarla seni tartarsa Rahman

Kırılır Ruz u Mahşerde Mizan…

 

Ezcümle… Devam edeceğim… Bizce tarumar olan sizce eskisinden sapasağlam olan kalenizde,

Şimdilik  düşünün ki sadece “SURDA BİR GEDİK AÇTIK”

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.