Taksim Gezi Parkı olaylarının sona erdirmek için 3 mesaj

Taksim Gezi Parkı olaylarının sona erdirilmesi için tarihi çağrılar yapıldı. İşte o Taksim Gezi Parkı mesajları...

Taksim Gezi Parkı olaylarının sona erdirmek için 3 mesaj

Yeni bir dil yeni bir söylem gerekli

Çözüm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Naci Bostancı: İktidar hayat tarzına müdahale olmayacağını bu kesimlere anlatmalıdır. Muhalif enerji, dinlenerek iktidar ilişkilerinin içine dahil edilmelidir. Yeni bir dil, yeni bir söylemgereklidir.

Her sorumluluk omuzlarda bir emanettir

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez: Her sorumluluk bir emanettir. Emaneti omuzlarında taşıyan her insan, kin ve öfkeden, gurur ve kibirden uzak durmak zorundadır. Zira Efendimizin ifadesiyle tevazu yüceltir, kibir düşürür, gurur aldatır, haset bitirir.

Kararlar yeniden değerlendirilmeli

Abant Platformu: Ülkenin kaosa sürüklenmesinden endişe duyuyoruz. Hükümeti 76 milyonun hükümeti olarak davranmaya davet ediyoruz. Yaşam tarzlarına müdahale olarak algılanan söylemve kararların yeniden değerlendirilmesini istiyoruz.

MUHALiF ENERJiNiN DE iKTiDARI OLMALIYIZ

Çözüm Komisyonu Başkanı Naci Bostancı, Gezi Parkı protestolarıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bostancı, “İktidar hayat tarzına müdahale olmayacağını bu kesimlere anlatmalı. Muhalif kesimler dinlenerek iktidar ilişkilerinin içine dahi edilmelidir. Yeni bir dil ve yeni bir söylem gereklidir. Herşey yasalar değildir” dedi.

Çözüm Komisyonu Başkanı AK Partili Naci Bostancı, Gezi Parkı olaylarıyla ortaya çıkanmuhalif enerjinin de iktidarı olmanın, AK Parti'nin boynunun borcu olduğunu söyledi. Bu kesimleri de dinleyerek iktidar ilişkilerinin içerisine dahil etmek gerektiğini kaydetti. Bu muhalif enerjinin ortaya çıkışında en temel parametrenin hayat tarzı olduğunu dile getirdi. Yan yana gelmeyecek insanları yan yana getirenin de hayat tarzı algıları itibariyle benzer referansları paylaşmaları olduğunu söyledi.

Demokratik ve özgür bir ülkede insanların diledikleri gibi yaşayabileceklerine işaret eden Bostancı,AK Parti'nin yapıp ettikleri itibariyle doğru yolda olduğunu kaydederek, "Fakat bunları paylaşma ve hayat tarzlarına ilişkin tehdit oluşturmama hususlarını toplumla paylaşmama bakımından eksiklikleri olduğunu düşünüyorum" dedi. İktidarın insanların hayat tarzınamüdahale olmayacağı kanaatini bu kesimlere yeterince taşıyamadığını, yeni bir dil yeni bir söylemin gerekli olduğunu kaydetti.

GÜVENLİK ANLAYIŞI YENİLENMELİ

Olayların gelişmesinde polisin aşırı sert tutumunun payı olduğu yönünde bir kanaat bulunduğuna dikkat çeken Bostancı, şiddeti önleyici tedbirlerle, gösterileri belli birmeşru çizgide tutma işinin birbirinden farklı olduğunu dile getirdi. "Her şey yasalar değildir.O bakımdan hemklasik demokrasinin değişen yeni bağlamını hesaba katan, hemsosyal psikolojiyi iyi bilen, kitle hareketlerini iyi değerlendirebilen bir güvenlik anlayışına ihtiyaç var" diye konuştu.

İKTİDAR KENDİ HESABINA DÜŞÜNMELİ

İktidar açısından bumuhalif enerjinin neden teşekkül ettiğinin araştırılması gerektiğini belirten Bostancı, şunları söyledi: "Seçimvar, sandık var, demokratik usuller işliyor, ama buna rağmen bir muhalif enerji teşekkül ediyor. Problemnedir? Böyle bakıldığında iktidarın yapıp etmelerine ilişkin kendi hesabına üzerine düşülmesi, araştırılması, dokunamadığı kesimlere, dokunacak bir söylem, dil geliştirmesi önemli görünüyor."

İDEOLOJİYE BAĞLAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Bostancı, olayların arka planında Türkiye'de istikrarsızlık doğurmak, marjinal grupların bu muhalif enerjiyi kendi amaçları istikametinde kullanmaya çalışmaları, yerini kaybetmiş eski ekonomik elitlerin buradan ekmek arayışları gibi sebeplerin de bulunduğunu vurguladı.Ancak olayların indirgeyici bir şekilde herhangi bir ideolojiye bağlanamayacağına işaret eden Bostancı, olayların içerisinde farklı farklı çevrelerden insanların olduğunun altını çizdi. Parlamento'da yeteri kadar temsil edilmediklerini ve iktidar ilişkilerine katılmadıklarını düşünen ciddi bir muhalif enerji bulunduğuna dikkat çekti.

Muhalefet bu kesimleri temsil edemiyor

Muhalefetin meşru yollarla bu kesimleri temsil etmesi gerektiğini de anlatan Bostancı, diliyle, üslubuyla hemtemsil etmesi hemde onları tatmin edecek bir performans sergilemesi gerektiğini vurguladı. Bu kesimlerin taleplerini iktidar ilişkilerine dahil etmenin sadece iktidarın çabalarıyla olabilecek bir iş olmadığına değindi.Ancak Türkiye'deki siyasi iklim, Parlamento düzeyindeki gerilimli atmosferin böylesine bir diyaloğun teşekkülüne de imkan vermediğini söyledi.

Siyaset, iktidar işlerine katılmak istiyorlar

İnsanların siyasete, iktidar ilişkilerine katılmak istediklerini belirten Bostancı, "Eğer siyasete katılma yollara açık olursa bu daha yumuşak yollarla oluyor, bumecralar kapalı veya kapalı olduğuna dair bir algı teşekkül ederse o zaman sokak hareketleri de biraz sertleşiyor" dedi. Hükümetin muhalif enerjiyi absorbe etmek için bu olayları araştırması gerektiğini ifade eden Bostancı, bu kesimlere güven vermek, görüldüklerini bildirmek gerektiğini kaydetti.

Sosyal medyaya hukuki düzenleme şart

Sosyal medyanın toplumsal ve politik hayatımız için hangi imkanları ve riskleri barındırdığının henüz yeteri kadar öngörülemediğine dikkat çeken Bostancı, sosyal medyanın kaynağı belirsiz söylentilerin, dedikoduların, iddiaların, kışkırtıcılığın bir alanı haline gelmesine mani olunması gerektiğini kaydetti. Olayların giderek azalacağını ileri süren Bostancı, Türkiye'nin demokratik supaplarının, toplumsal gerilimin kartopu gibi büyümesine mani olacak unsurları barındırdığını vurguladı. 2002 seçimlerini Türkiye'de baharın miladı olarak görmek gerektiğini ifade eden Bostancı, "Çünkü bürokratik vesayetten halkın taleplerinin iktidar olduğu yeni bir aşamaya geçilmiştir. Baharın üzerine bahar olmaz. Ama Türkiye'ye sonbahar yaşatmak isteyenlerin olduğu muhakkak. Türkiye bu sonbaharı yaşamayacak" dedi.

Gezi Parkı'nda Kandil simidi

Hafta başından bu yana sakinliğin hüküm sürdüğü Gezi Parkı'nda dün Miraç Kandili dolayısyla kandil simidi dağıtıldı. Parktan ayrılmayan binlerce kişiye gönüllülerin getirdiği simitler ikram edildi.

UZMANLAR NE DİYOR?

Yaşananlar sosyolojik ve siyasi bir çatışma

Uzmanlar, olayların sosyal analizini yaptı. Değerler çatışması olduğuna dikkat çeken uzmanlar, doğru analizlerle provokatif olayların son bulacağına dikkat çekti.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Sonuç olarak bu bir krizdir. Krizin yönetilmesinde gerçeklerle algıların farkına varılması gerekir. Çünkü eylemcilerin hepsini aynı kefeye koyduğunuz zaman öfke daha çok büyüyor. Yaşananlara bakıldığında söz konusu siyasi analizin doğru yapılmadığını görüyoruz. Eğer siyasi analiz doğru yapılırsa provokatif kişiler azınlıkta kalacak.Öte yandan krizin iyi yönetilmemesinde öncülük eden Başbakan susmalı. Ayrıca susmanın yanında empatiye açık olduğunu göstermeli.Mevcut projeyi durdurmalı ve tartışmaya açmalı. Nitekimdemokratik işleyişlerde tartışmadan buyurgan bir şekilde işlerin yürümesi beklenemez.

Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı: Çoğu genç olan önemli bir çoğunluğu bulunan bir kesimbaskıcı bir hükümet görüyor. Özellikle Başbakan'ın ifadeleri çok baskıcı. Bu demokrasi ile bağdaşmıyor. İnsanlar bu kanıya varıyor. Üstelik Türkiye'de çok tekrar edilen bir şey. Bana göre Kars'ta yıkılan heykelle başladı. 'Çağdaş sanat nedir, ne düşündürür' diye sorgulamadan Başbakan yıkılmasına karar verdi. Bu inanılmaz bir şey.Hiçbir şey olmamış gibi arka arkaya benzer girişimler söz konusu oldu. Üstelik hiç kimseye sormadan yapılıyor. İçki yasağı, dindar gençlik yetiştirme arzusu, en az 3 çocuk talebi vemetroda öpüşmeme anonsları gibi birçok şeyin birikmesiyle insanlara 'yeter' demeye zorladı. Yani sorun siyasi ve sosyolojik bir olaydır. Değerler çatışması ön plana çıkıyor.

Doç. Dr. Ali Murat Yel: Türkiye'de 2002 seçimlerinden sonra önemli bir değişim yaşanıyor. Şimdiye kadar hep dışlanmış olan insanlar artık merkeze doğru ilerlemeye başladılar.Merkezi ele geçirmesiyle daha öncemerkezde bulunanlar ellerindeki imtiyazları her geçen gün kaybettiklerini görüyorlar. Bugüne kadar ülkenin sahipleri olduklarını düşündükleri için her şey onların elindeydi. Fakat yavaş yavaş bu değişmeye başladı. 10 yıldır böyle devam eden bir durumkızgınlığı söz konusu.

Siyasi çaresizlik kızgınlığa dönüştü

Gezi parkı olaylarını yorumlayan akil insanlar heyeti üyeleri gösterilerin yaşam tarzına müdahale algısından kaynaklandığını dile getirdi.

TESEV Başkanı Can Paker: Bu olayların temelinde bana göre şu var: Yıllardır bir 'irtica gelecek' ve 'takiyye yapılıyor' söylemi var. AK Parti iktidarıyla bu söylem daha da çoğaldı. Askerlerin siyasi güç sahibi olduğu dönemde onu subap gibi gördüler. İrticaya karşı ordu güvence olarak görülüyordu. Ordunun gücü azalınca, muhalefetten de bir umut görmeyince bu çaresizlik kızgınlığa ve birikime dönüştü. Kendilerini güvencede görmeyen kesimin siyasi çıkış görememesi sonucu biriktirdiği çaresiz öfke potansiyeli, polisin baskısıyla ateşlendi. Masum protestoyu son zamanlardaki alkol değişikliği gibi hususlar da tetikledi. AB düzenlemesi olarak yapılıyor deniliyor ama algı öyle değil. Yaşama müdahale olarak algılanıyor. Gerçekte ne olduğundan çok, algı önemli.

MAZLUMDER Başkanı Ahmet Faruk Ünsal: Gezi Parkı olayları belediye başkanının yetki alanına giren bir konuda, Başbakan'ın kesin bir tavır ve tutumu sebebiyle bu hale geldi. Polisin aşırı güç kullanması da kabul edilemez. Türkiye, büyük bir barışı kurarken, Suriye gibi bir sorun varken bu kadar basit hata yapma lüksüne sahip değil. Öncellikle belediye başkanının yetki alanında olan bu konuda açık bir dille AVM olmayacağı söylenmeli. Meclis, olaylarla ilgili araştırma komisyonu kurmalı. Başbakan çok sert bir üslup kullandı ve kendi işi olmayan bir konuya müdahale etti. O herkesin Başbakanı ve herkese karşı itidalli konuşması lazım.

AK Parti MKYK Üyesi Dr. Osman Can: Bu sorunlar 1982 anayasasının çoğulcu olmamasından kaynaklanıyor. Rasyonel şiddet dalgası yavaşlayınca bu çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır. Yerelleşmeden tutun da farklılıkların siyasal işleyişe katılımı, yargı temsili gibi konuların anayasada yansıtılmasıyla demokratik irade daha sağlam olur. Her şeye rağmen bu durumu fırsata çevirebiliriz. Siyasetin bunu düzgün okuması ve sistemin demokratik hale gelmesi için yapıcı bir yol alması gerekiyor. Çoğulcu, katılımcı anayasa olmaması yapısal bir sorundur.

Siber gözaltılara aileler isyan etti

İzmir'de, sosyalmedya üzerinden yanıltıcı bilgi verdikleri ve halkı isyana teşvik ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan 29 kişinin sorgusu sürüyor.Gözaltındaki gençlerin, twitter ve facebook aracılığıyla, TOMA'lar geliyor, dikkatli olun. Gaz atıyorlar gelmeyin" şeklinde mesajlar paylaştığı iddia edildi. Gençlerin emniyet binası önünde bekleyen aileleri ise polise tepkilerini dile getirerek, "Çocuklarımızın tek suçu arkadaşlarına uyarı mesajı atmak" dedi.

OĞLUM POLİS OLACAKTI

S.K., gözaltındaki oğlunun polislik sınavlarına hazırlandığını ve tek hayalinin polis olmak olduğunu dile getirerek, “Oğlum, bir kadınla eşinin dövülme videosunu Facebook'ta paylaşmış. Bu suçmu? Eğer suçsa herkesin şu an gözaltında olması gerekir” diye konuştu. 24 yaşındaki D.A'nın öğretmen babası B.A. da kızının Facebook ve Twitter hesabının olmadığını belirterek, "Yurtdışında okudu. Böyle işlerle hiçbir zaman uğraşmadı. Kızımın böyle bir suç işlemediğine dair 27 yıllık birikimimi ortaya koyabilirim" diyerek tepki gösterdi. BilişimSuçları ŞubeMüdürlüğü ekipleri, özellikle sosyalmedya üzerinden halkı galeyana getirecek mesajlar paylaşan kişilere yönelik çalışmaların devamedeceğini belirtirken, 9 kişinin halen arandığı belirtti.

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.