Turgut Özal'ın Mezarı Açılacak

Cumhuriyet Savcılığı, feth-i kabir (mezarın açılması) kararına vardı...

 Turgut Özal'ın Mezarı Açılacak

  Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK), 19 yıl önce hayatını kaybeden 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünü şüpheli bulması üzerine harekete geçen Cumhuriyet Savcılığı, feth-i kabir (mezarın açılması) kararına vardı. 


CUMHURBAŞKANI'NIN TALİMATIYLA 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatı üzerine harekete geçen DDK, Özal'ın ölümüyle ilgili hazırladığı raporu, haziran ayında kamuoyuna açıklamıştı. Raporun bir örneği Başbakanlık'a ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi. Savcı Kemal Çetin de Özal'ın ölümüyle ilgili yürüttüğe soruşturma çerçevesinde Köşk'ten raporun tüm eklerini istedi. 

Yaklaşık iki aydır raporu inceleyen savcı, raporda yer alan Özal'ın mezarının açılarak otopsi yapılması ve saç tellerinden incelemeye tâbi tutulması önerilerini değerlendirmeye aldı. Savcı Çetin, Özal'ın ölümüyle ilgili sağlıklı sonuçların alınması için mezarın açılmasını kararlaştırdığı ve bu konuda da gerekli olan izin işlemleri için start verdi. 


BAŞSAVCILIĞIN GÖZETİMİNDE, ADLİ TIP'LA BİRLİKTE 

Mezar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gözetiminde açılacak. Adli Tıp Kurumu, Özal'ın kesin ölüm nedenine ilişkin inceleme yapacak. 

Mezarın açılmasının ardından hazırlanacak rapor ise Özal'ın ölümüyle ilgili şüpheleri aydınlatacak. Savcılık uzun süre Özal'ın ailesinde olduğu söylenen saç örneklerini beklemiş ancak sonuç alamamıştı. Ailenin kendisi de mezarın açılması için başvuruda bulunmadı. 


DDK "ŞÜPHELİ" DEMİŞTİ 


DDK, haziranda sunduğu raporun sonuç bölümünde "Merhum Turgut Özal, görevi başında vefat eden bir Cumhurbaşkanıdır. Ölümü, uzun süreli devam eden ağır bir hastalık neticesinde olan ve beklenen bir ölüm değildir. Ölümü, ani bir ölüm şeklinde gerçekleşmiştir. Görevi başında ve ani şekilde ölen bir Cumhurbaşkanının ölümü her zaman "şüpheli" bir ölümdür. Bu itibarla, ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla herhangi bir otopsi ve/veya Köşk yerleşkesinde delil tespiti benzeri işlemlerin yapılmamış olması tam anlamıyla "akıl tutulması" ile izah edilebilecek bir durumdur" ifadelerini kullanmıştı. 


ŞÜPHELİ ÖLÜMLE İLGİNİ KİM, NE DEMİŞTİ? 


ÖLDÜRMEK İSTEYENLER VARDI 


Anavatan Partisi (ANAP) Kurucu Üyesi Mehmet Keçeciler: Her zaman korumalarını ve özel doktorunu yanında götürürdü. Son programına giderken sağlığı çok bozuktu. Biz arkadaşlarımızla Özal'ı hiç bu kadar bitkin görmemiştik. Zaten 3 gün sonra da vefat etti. O dönemde en ünlü profesörler ve doktorlar 'kalp krizinden vefat etti' şeklinde rapor verince bizim aklımıza hiçbir şüphe gelmemişti. Yakınları olarak zaten cenaze işlemleri ile ilgilendik. Ama şu an ailesi ve yakınları olarak biz ölümünden şüphe duymaya başladık. Rahmetli Özal'ı öldürmek isteyen çok insan vardı. 


SUİKASTE KURBAN GİTTİ 


Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel: Suikast güçlü ihtimal. 1988'de Milli Eğitim Bakanı'yken parti kongresinde ateş edildi. Eğer tesadüfen mikrofona gelmeseydi doğrudan kalbine gidiyordu. Dolayısıyla Ergenekon tipi bir çetenin işi olabilir. Bunun o zamanki şartlar altında darbecilerle bağlantısı kurulabilir. Ayrıca o sırada Sovyetler Birliği dağılmış ve Rusya Federasyonu kurulmuştu. Birçok yeni Türk Devleti kuruldu. Özal onları federatif bir şekilde birleştirmeyi düşünüyordu. Bu da tabi ki başta Rusya olmak üzere hiçbir ülkenin hoşuna gitmiyordu. Ayrıca Balkanlar ve Ortadoğu'da planları olan bir devlet adamıydı. Mutlaka mezarı açılmalı ve otopsi yapılmalı. Bu seneye kadar ihmal edilmiştir. 


VERDİĞİM AMBULANSI ALMIŞLAR 


Anavatan Partisi kurucularından eski Sağlık Bakanı Halil Şıvgın: Özal kalp krizi geçirdiği sırada müdahale eden bir doktor bile yoktu. Cumhurbaşkanlığına bağlı iki doktor var, birisi Cengiz Arslan. Özal ile birlikte Türk Cumhuriyetleri seyahatine katıldığı için izin almış, İstanbul'a geçmiş. Diğer doktor Hilmi Bey ortada yok. Özal'a bir doktor müdahale etmesi gerekirken, deniz komando yaveri müdahale ediyor. 

Hastaneye götürecek ambulans da yok. Ben oraya tam donanımlı ambulans vermiştim, o ambulans alınmış. Gülhane'ye götürüyorlar. Kalp krizinde en yakın hastaneye gidilir. Cumhurbaşkanlığı ile Gülhane arasında çok uzun mesafe var. Kuğulu Park civarında vazgeçiyorlar ve Hacettepe'ye gitmek için oraya yöneliyorlar. Özal hastaneye götürülürken kalp krizi geçirdiği haber verilmemiş. Hastane yetkilileri Özal'ı ziyaret ya da teftiş yapmak için bekliyordu. Üstelik Hacettepe'ye giderken yol uzatıldı. Kızılay'dan gittiğinizde acil köprüyü geçtiğinizde acil ilk yola girmiyorlar, hastanenin çevresinde bir tur atıyorlar. Bu da en az 3-4 dakika kayıp demektir. Bunlar profesyonel bir hesabın mı yoksa amatörlüğün sonucu mu? Bütün bunların çok iyi incelenmesi lazım. Türkiye'de dağ başında birisi kriz geçirse ancak Özal'ın hastaneye ulaştırıldığı şekilde ulaştırılabilir. Ben ilk gün otopsisinin yapılmasını isteyenlerden birisiydim. Semra Hanım bu otopsiye maalesef izin vermedi. Şimdi otopsi yapılmak isteniyorsa aile izin vermese de millet bu izni alır.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.