Türkiye devrim değil evrim geçirdi

Azizoğlu Türkiye’nin son 10 yılda farklı demokratik hak ve özgürlükler içeren bir sisteme geçtiğini söyledi.

Türkiye devrim değil evrim geçirdi

“Biz devrim değil, evrim geçirdik” diyen Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Azizoğlu, sorunlardan demokratik sistemle kurtulduğumuzu belirtti.

KONSEYİN ŞAİR BAŞKANI: Uluslararası Üniversiteler Konseyi, 2010 yılının son çeyreğinde Ankara merkezli kurulmuş. Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Ortadoğu, Orta Asya, Balkanlar ve Avrupa'dan üniversiteler konseyin üyesi olmuş. Yönetiminde de farklı ülkelerin temsilcileri yer alıyor. Hatta Manchester City'i alan Kamali ailesinden Tayyip Kamali dahi yönetim kurulu üyesi, soğuk savaş döneminin en önemli üniversitelerinden biri olan Moldova Tıp Üniversitesi Rektörü, Maastricht Üniversitesi Rektörü de yönetim kurulunda yer alıyor. Kuruluşun üzerinden henüz 2,5 yıl geçmesine rağmen konsey dünyanın saygın akademik kurullarından birisi haline gelmiş. Konseyin başkanı, böyle bir konseyin kurulması fikrini gündeme getiren Orhan Hikmet Azizoğlu. Azizoğlu aynı zamanda bir şair, şiir kitapları Arapça ve Farsça'ya çevrilmiş. Uluslararası Üniversiteler Konseyi'nin çalışmalarını konuştuk.

* Türkiye'nin Kürt meselesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürtler-Türkler için değil Türkiye için hatta coğrafyamızın huzuru için mutlaka bir çözüme ulaştırılması gerekiyor. Ağır bedellerin ödendiği sorunların çözümü, dünyanın en zor işi. Şu andaki süreç, her türlü politik çıkarın üstünde ve öyle yürütülmeli. Öyle bir süreç ki, fikir bile beyan ederken fikir beyan edenin dili yanabilir. Sadece Türkiye değil bütün bölge, herkes, sırat köprüsünden geçiyor. Toplum hassasiyetleri ve beklentileri aynı anda zirvedeyse sorunun çözümü o kadar tehlike arz eder. En küçük bir hata veya hükümetin iradesi dışında oluşabilecek herhangi bir olayın vuku bulması halinde süreç sekteye uğrayabileceği gibi süreç için emek sarfeden tüm kurum ve kişiler de risk altında.

SUSMAK DA KATKI SUNMAKTIR

* Bu sürece üniversitelerden pek katkı gelmemesi, sessiz kalmaları eleştiriliyor, üniversiteler nerede duruyor?

Akademisyenlerin suskun kalması acziyet olarak değil, sürece katkı olarak algılanmalı. Susmak da bir katkı sunmaktır. Susarak belki bir kargaşa önleniyor. Bu antidemokratik değil demokratik bir katkıdır. Herkes bir şey söylemeye başlarsa, bir süre sonra ego tatminine dönüşür, karşıysanız mutlaka konuşursunuz. Muhalif olduğunuz her konuda mutlaka konuşursunuz.

* Diğer ülkelerin akademisyenleri bu süreci takip ediyor mu?

Konsey uluslararası bir kurum. Bu süreç, muhataplarımın çok ilgi alanında değil onların ilgi alanında Türkiye var. Türkiye'nin son 10 yılda ekonomik ve diplomatik kazanımları bütün dünyanın olduğu gibi coğrafyamızdaki akademisyenlerin de büyük ilgisini çekiyor. Türkiye'yi rehber olarak görmekteler. Şu anda ideal yönetim ve ülke hepsi için Türkiye. Türkiye son 10 yılda Arap coğrafyasında bahar dediğimiz değişimlerden çok farklı demokratik hak ve özgürlükler içeren bir sisteme geçti. Bana göre biz devrim değil, evrim geçirdik.

Öyle ki, ekonomik büyümemizi, diplomatik saygınlığımızı, millet birlikteliğimizi zedeleyen her türlü unsurdan silahla, kan dökerek değil, halk iradesiyle, demokratik sistemle kurtuluyoruz. Şu anda da güncel bir sorunumuzu yine demokratik yollardan, yine halk iradesinin çoğunluğuyla çözme çabası içerisindeyiz.

* Bu coğrafyada bir Osmanlı korkusu gözlemliyor musunuz?

Bizim coğrafyamızda Osmanlı İmparatorluğu'nun özellikle İslam ülkelerinde, toplumlarında saygınlığı devam ediyor. Batı toplumlarında ise öfke, kin ve nefret hâlâ sıcaklığını koruyor, hatta bazı Müslüman ülkelerde bile sempati yanında bazen antipati ile karşılanıyor. Eğer Osmanlı orduları İslam ordusu idiyse ve "Batı ülkelerini İslam adına fethettilerse neden Müslüman topraklarına da sefer düzenledi" diye soranlar oluyor.

ANADOLU ANNEMİZ

* Şiirlerinizde Anadolu vurgusu var


Anadolu, benim için tarih, kültür ve insani değerlerin hala canlılığını koruduğu Küçük Asya'dır. Anadolu, dünyaya yön veren bir çok medeniyetlerin doğuş yeri. Anadolu bu coğrafyada yaşayan Türkler'in ve Kürtler'in annesi. Sen Türk, ben Kürt, biz kardeşiz, annemiz Anadolu. Anadolu, hepimize annelik yapmış.

* Siz de aslında Kürt asıllısınız ama bu Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı olmanıza engel olmamış.

Etnik yapı bir birey için hem çok şerefli bir değerdir, aynı zamanda hiçbir insani değeri olmayan önemsiz bir etkendir. Önemlidir çünkü annenizin, babanızın genini taşıyorsunuz. Önemsizdir çünkü Allah insanları yaratırken hiçbir kavmi, yani etnik yapıyı bir diğerinden üstün yaratmamış.

KONSEY, KÜÇÜK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

Konseyinizin yönetim kuruluna bakıldığında, sanki Kurtlar Vadisi’ndeki babalar konseyi gibi. Bu toplantılarımızda her dilden, dinden, ırktan, ulustan, etnik yapıdan,mezhepten ve dinden insan katıldığı için konseyimize küçük BirleşmişMilletler diye takılmalar oluyor. Bizim konseyimiz coğrafyanın sorunlarını, akademik problemlerini, üniversitelerin akademik veya fiziki tüm sorunlarını ele alıp, aydınlarımızı Batı toplumlarının gerisinde kalan bilim insanları görüntüsünden kurtarmayı hedefliyor.

26 ÜLKEYE ANKARA MÜFREDATI

26 ülkeden 150 üniversitenin Uluslararası Üniversiteler Konseyi’ne bağlı olduğunu belirten Azizoğlu, Ankara merkezli hazırlanan müfredatın tüm üniversitelerde okutulacağını söyledi.

* Konseyde kaç ülkeden, kaç üniversite var?

Şu anda 26 ülkeden 150 üniversite üyemiz var. 39 rektör, yönetim kurulu, akademik kurul ve bilim kurulu ve denetim kurulunda aktif görev almakta.

* Ne gibi projeleriniz var?

Önemli bir diğer projemiz, ortak eğitim sistemi. Müfredatı, Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanlığı'nca hazırlanan sosyal veya fen alanlarında dersler, Türkiye'de İstanbul veya Ankara'daki bir merkezden verilecek. Aynı anda, internet üzerinden onlarca üniversite, yüzlerce öğrenci o dersi görecek. Öğrenciler, dijital ortamda bile olsa birbirlerini görerek, eğitimde aynı anı paylaşacak. Eğitim merkezi, sınavlar ise lokal olacak. Ortak ders alacaklar ama sınavı üniversite yapacak, ders notlarını biz vermeyeceğiz.

Şu anda Irak'ta yaptığımız bir çalışma var, Irak'ta bir hastanenin doktor ihtiyacını İstanbul'dan sağlıyoruz. Dohok'ta yaptığımız konferansta, aynı zamanda konseyin üyesi de olan rektör, doktorlarının mesleki açıdan yetersiz olduğunu söyleyerek talepte bulundu. İstanbul'daki bir hastane yönetimi ile Dohok Üniversitesi yönetimini bir araya getirdik, hastane ve üniversite önümüzdeki dönemde ortak çalışacak. İstanbul'daki hastane Dohok Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi'ne doktorlarını göndererek mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak, Dohok Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, hastalarını Türkiye'ye gönderecek.

Robin Hood modeli

* Uluslararası Üniversiteler Konseyi ne zaman kuruldu?

Uluslararası Üniversiteler Konseyi 2010 eylül ayında, İçişleri, Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile kuruldu. Sınırları devletler tarafından çizilmiş ülkeler yerine, sınırları değerler, kavramlarla çizilmiş ülkelerden oluşan yeni bir dünya felsefesi üzerine, Ankara merkezli kuruldu.

* Konseyin misyonu ne?

Uluslararası Üniversiteler Konseyi temel insani değerler ve paylaşımlar üzerine kuruldu. Örneğin, iki projeyi hayata geçireceğiz. Birincisi, ekonomik ve akademik olarak güçlü olan üniversitelerden konsey adına kontenjan taleplerimiz var. Konsey bünyesinde bin öğrenciyi, dünyanın önemli üniversitelerinde ücretsiz, burs vererek okutacağız. Örneğin Afganistan, Pakistan, Bangladeş gibi demokratik ve ekonomik sistemleri gelişmemiş, gençlerin teröre yönlenebileceği ülkelerden, terör örgütlerinin kadroları için namzet olan gençleri, öğrencileri alarak Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Ürdün üniversitelerinde okumalarını sağlayacağız.

* Bir nevi yeni dünyanın Robin Hood'u gibi mi?

Öyle de denebilir, modern dünyada eğitim fırsatlarını imkanı olmayan ülkelerdeki çocuklara götüreceğiz.

TAŞERON YÖNETİCİLER ÜRETİLİR

* Arap Baharı'nın bu coğrafyada akademisyenlere nasıl bir yansıması oldu?


Özellikle Arap coğrafyasındaki üniversitelerdeki akademisyenler, rektörler, entelektüeller Arap coğrafyasındaki antidemokratik rejim ve sistemlere karşı fikir üretip, reaksiyon göstermezlerse Batı toplumlarının kendi sistemlerini kurarak, taşeron yöneticiler üretip, bu toplum ve coğrafyayı mahiyetine alması kaçınılmaz olur. Bizim de içinde bulunduğumuz bu coğrafya yüzyıllar boyunca yetiştirdiği bilim insanı, yazar veya entelektüel, aydın insanlarla Batı toplumlarına öncülük, rehberlik etti. Özellikle son yüzyıllarda ne oldu da dünya tersine döndü, biz bilim insanı, entelektüel yetiştiremedik? Buna mutlaka bir çözüm üretmeliyiz. Yoksa Arap Baharı dediğimiz değişimlerle yine Batı toplumlarının istediği sistemler kurulur. Halkın bireysel veya toplumsal özgürlük hayalleri daha çok baharlar bekler.

* Neden günümüzde bu coğrafyadan mesela bir Gazali veya el-Benna çıkmıyor?

Kişisel düşüncem, dünya hızla Batılılaşıyor, yani Avrupalılaşıyor. Oysa Avrupa bizim küremizin küçücük bir parçası. Buna rağmen, sosyal yaşantımız, toplumsal yaşantımız, yönetim biçimlerimiz, tamamen Batılılar tarafından dizayn ediliyor, önce entegrasyon, sonra asimilasyon.

ORTAKLIKLAR KURULMALI

* Batılılaşma bir hedef olarak konuluyor zaten, bu hedefe doğru yaklaştıkta mesela demokrat olunmuyor mu?

Bana Batılı denilmesini hakaret addediyorum, biz devlet ve millet olarak o kadar köklü kültür, devlet geleneği, aile kavramı, ilime ve bilime sahibiz ki hiçbir toplumun değer, kavram, kültür ve inançlarına önce entegre, sonra da asimile olmayı kabullenemem. Batı kültürü ve değerleri olmalıdır bunu kabul ediyorum ama kuzeyimizde Rusya, Çin doğumuzda İran ve Arap ülkeleri, güneyimizde yine ağırlıklı İslam coğrafyasında köklü kültürler ve değerler var. Batılılaşma söylemi bu ülkeye uymaz, bunun adı uluslararasılaşma olmalıdır. Batılılaşmayı reddediyorum, uluslararasılaşma değeri, kavramı, bilinç ve hedefimiz olmalıdır. Bu hedef ve amaçla akademik, entelektüel, aydın ve düşünürlerimizi motive etmeliyiz.

* Uluslararasılaşma nasıl olacak?

Bizim açımızdan "Batılılaşma" diye bir kavram olabilir mi? Güneyimizde, doğumuzda, kuzeyimizde ve batımızda bulunan bütün medeniyetler, kültürler, değerler ve kavramlarla akademik, diplomatik, ticari ve politik ortaklıklar kurarak uluslararasılaşmalıyız.
KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.