Türkiye Türk okulları ile Afrika'ya döndü

Osmanlı'nın Güney Afrika'ya ilişkilerin üst düzeyde olduğunu söyleyen Sosyolog Dr. Rasheed Begg,1919'dan sonra bu sürecin bittiğin söyledi.

Türkiye Türk okulları ile Afrika'ya döndü

Türkiye'nin gelişmesi için mutlaka Afrika'da olması gerektiğini savunan Bagg, "Türkiye aslında Türk okullarıyla geri döndü" dedi.

Ebu Bekir Efendi'nin torunu: Sultan Abdülaziz'in Güney Afrika'da yaşayan Müslümanlar'ın dini eğitimi ve bilgilendirilmesi için bölgeye gönderdiği İslam alimi Ebubekir Efendi'nin torunu Dr. Rasheed Begg. "Begg" soyismi aslında Türkçe "Bey"den geliyormuş.

Stellenbosch Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde öğretim üyesi. Afrikan Kalvinizmi ile Kapitalizm Ruhu arasındaki ilişkiyi Weberyen bakış açısıyla analiz etmiş.

Akademik çalışmalarını ağırlı olarak Afrika toplumunda İslam ve Hristiyanlık etkileri üzerine yapmış. Büyük babası Ebubekir Efendi bir Kürt. Bir Osmanlı Kürdü, İslam'ı öğretmesi için Güney Afrika'ya göndermiş. Onun torunlarından Begg, ilk kez geçen sene Türkiye'ye gelmiş. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü (KDK) ile IMPR'ın düzenlediği "Türkiye Afrika İlişkileri: Ortak Kader, Ortak Gelecek" konulu toplantının konuğu olarak geldiği Ankara'da konuştuk kendisiyle. "Osmanlı'daki Kürt" ile "Cumhuriyet'ten sonraki Kürt" arasındaki değişime dair çarpıcı tespitleri var.

* Ebubekir Efendi, Güney Afrika için ne ifade ediyor?

Ebubekir Efendi, İslamtarihindeki en saygın alimlerden birisidir. Güney Afrika’ya geldiğinde insanlar İslam’ı anlamadan uyguluyorlardı. O Cape Town’da okul kurduğunda, çocuklara ve yetişkinlere sadece Kur’an-ı, hadisleri öğretmedi, aynı zamanda İslamtarihini ve Arapça’yı da öğretmeye başladı.

* Sultan Abdülaziz neden Ebubekir Efendi’yi Güney Afrika’ya göndermiş?

Cape Town’daki insanlar Sultan’dan, İslam’ı öğretmesi için bir alimi kendilerine göndermesini istemişlerdi. İngiltere o dönemde Cape Town’ı kontrol ediyordu. İngiltere bile Sultan’dan yardımistedi.

İSLAM DÜNYASININ DA ÖNDERİYDİ

* Osmanlı’nın Güney Afrika’ya kadar bir İslamalimini göndermesi size göre politik bakış mı?

O zaman Osmanlı devleti aynı zamanda İslam dünyasının da önderiydi. Osmanlı sultanları halifeydi. Size çok çarpıcı bir örnek vereyim, 1919 yılında Osmanlı çökerken Cape Town’da insanlar kendi aralarında para toplayıp, ekonomik yardımda bulunmak istediler.

Osmanlı’nın dini liderliğinin korunması için yardımtoplanıp gönderildiğine dair kayıtlar arşivlerde var. Hindistan’da bile, Osmanlı’nın dini liderliğini korumak için Hilafet hareketi ortaya çıkmıştı. Hindistan’daki bu hareket Güney Afrika’daki Müslümanlar’ı da etkiledi. Osmanlı’nın dini liderliği yüzyıllar sürdü, sadece 1919’dan sonra, onlarca yıllardır Osmanlı’nın bu liderliği yok.

İYİ BİR EĞİTİM ALIYORLAR

* Türkiye’nin yeniden Afrika’yla ilişkiler kurmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin gelişimi için mutlaka Afrika’da olması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle son 2 yıldır Türkiye’den öğrencilerin Güney Afrika’ya gelmelerini destekliyoruz.

Güney Afrika’da şu anda 10 tane Türk okulu var, Türkiye’den İngilizce öğrenmek için gelen ve üniversitelerde öğrenim gören 200 Türk öğrenci var. Türkiye aslında Türk okulları ile geri döndü Afrika’ya. Bir çok yerel öğrenci bu okullarda öğretim görüyorlar. Güney Afrika’da Fethullah Gülen okulları, Said Nursi enstitüleri var. Bu okullara giden öğrenciler dinlerini öğreniyorlar, Türkçe öğreniyorlar, iyi bir eğitimalıyorlar.

* 1919 Osmanlı yıkıldı ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ilişkilerinin sınırlı olması ne gibi değişikliklere yol açtı?

1940’larda İngiltere Afrika’da kontrolünü kaybettikten sonra Türkiye’nin Güney Afrika ile ilişkilerini yeniden kurmasına izin verilmedi.

Nelson Mandela’nın serbest bırakılmasından sonra, 1994 yılında bu ilişkileri geliştirmek için kapılar tekrar açıldı. Güney Afrika’da yüzlerce insan Türk orijinli. Onlar, “Benim büyük babam Türk orijinli, geçmişim Türkiye” der, “Ben bir Afrikalıyım” diyemez. İlişki kurmak, yeniden kültürlerini keşfetmek için hazırlar çünkü tarihleri, kökleri, kökenleri Türkiye’de.

OSMANLI’DA IRK YOKTU

* Ebubekir Efendi bir Kürt, Sultan Abdülaziz’in bir Kürt’ü İslam’ı öğretmesi için Afrika’ya göndermesini nasıl yorumluyorsunuz?

Ebubekir Efendi bir İslam alimiydi, onun ırkına, Kürt olup olmadığına kimse bakmıyordu. Ebubekir Efendi’nin ailesi, bugün Irak’ta, Kürdistan olarak bilinen bölgedeki Erbil’den ayrılarak, Erzurum’a gelen.Osmanlı’nın güçlü destekçilerinden bir aileydi. Ebubekir ailesi 10 nesil boyunca kendi kurdukları medresede eğitim vermişler.

Sanki evime gelmiş gibiyim, köklerimi buldum

* Türkiye’ye gelince ne hissettiniz?

Türkiye’ye ilk defa geçen yıl geldim. Köklerimi buldum. Sanki eve gelmiş gibiydim. Kanada’da yaşadım, ABD’ye gittim, oralarda sıradan bir insandım, siyah değil, beyaz değil, sıradan bir insan ama Türkiye’ye geldiğimde, burası benim evimdi. Büyükbabamla bir kez daha gurur duydum.

* Geçen seneye kadar niye köklerinizi merak edip, hiç gelmemiştiniz Türkiye’ye?

Çünkü finansal bir desteğimiz yoktu. 70 yaşındaki annem de Türkiye’ye ilk defa geçen sene gelebildi. “Neden yıllar önce gelmedik” diye sordu. Kuzenlerim var Türkiye’de, onlar Güney Afrika’ya geri dönmediler, Türkiye’ye yerleştiler.

Dünya bizim gibi Arap Baharı’nı yaşayan ülkelerde de değişiyor

Arap Baharı’nı ‘Eğitimli gençlerin modern düşünceler için bir araya gelmesi” diye tanımlayan Dr. Begg, “İnsanların artık demokrasi hakkında bir fikirleri var” dedi.

* Arap Baharı’nda, Müslümanlar özgürlük, adalet, demokrasi istiyorlar.

Arap Baharı’nın gelişimine bakıldığında 1919’a geri dönmemiz lazım. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün ardından, Ortadoğu’da demokrasinin gelişimi başladı.

Kendi kendime neden bu Arap Baharı’nın 1920’lerde olmadığını sorarım. Cevap şu: Çünkü o dönemdeki insanlar modernlik fikriyle karşılaşmamışlardı.

Demokrasi, cinsiyet eşitliği gibi fikirler Ortadoğu’daki topluluklarda 1940’lardan sonra yerleşti. Arap Baharı bana göre, eğitimli gençlerin modern düşünceler için bir araya gelmesidir. Demokrasi hakkında artık bir fikirleri var, 1919’da olduğu gibi değil. Dünya değişiyor bu insanlar için, bizimiçin de değiştiği gibi.

* Müslüman olmalarıyla çelişki yaşıyorlar mı?

İslâm tarihteki hiçbir dönemle benzerlik göstermiyor çünkü o sürekli bir değişim gösterir. İslâm tüm diğer dinlerde olduğu gibi her zaman değişimde gösterecektir.

Fethullah Gülen 600 yıl önce yoktu, El Gazali, Peygamber’in olduğu dönemde yoktu. Bunlar İslam’ı etkileyen düşüncelerdir. İslâm değişti, yeni felsefi açılımlar yapıldı. İslâm Ortadoğu’yu değiştirecek. Güney Afrika’ya Ebubekir Efendi’nin getirdiği İslâmdahi şu ankinden farklı, evet etkileri görülmekte fakat aynı değil.

KÜLTÜREL EMPERYALİZM YOKTU

* Osmanlı’da bir kültürel emparyalizmden bahsedilebilir mi?

Ebubekir Efendi’nin ya da Osmanlı’nın Güney Afrika’da bir kültürel emperyalizm hedefinden bahsetmek mümkün değil.

Bütün güç İngiltere’deydi ve onlar kültürü empoze ediyorlardı. Bir İngiliz ve Hıristiyansanız, Cape Town’a gelip bir Müslüman gördüğünüzde onu Hıristiyan yapmak isterseniz, dolayısıyla ona kültürü empoze edersiniz. Bu kültürel emperyalizmin formudur. Özgürce kabul edilen bir şey ise kültürel emperyalizm sayılmaz.

Bugün Güney Afrika’da resmi diller arasında yer alan ve yaklaşık 6 milyon insanın konuştuğu Afrikan dili, Ebubekir Efendi tarafından oluşturulmuştur.

Çok sayıda Türkçe, Arapça, Farsça kelime Afrikan dilinin oluşturulmasında kullanılmıştır.

Ebubekir Efendi yerelin dilini öğrendi

* Siz bir Türksünüz ama şu anda biz Türkçe konuşamıyoruz, İngilizce konuşuyoruz.

Ebubekir Efendi, yerelin dilini öğrendi, hatta onların tarihiyle ilgili ilk kitabı o yazdı. Onun tek isteği Kur’an-ı öğretmek, bu bakımdan onun emperyalizmi Allah’ın emperyalizmidir. Osmanlı’dan gelmişti ama Osmanlı kültürünü empoze etmeye çalışmadı.

Modernizmin bir parçasıyız

* Türkiye’de Kürt sorunu tartışılıyor, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ebubekir Efendi bir Kürt fakat o zamanlarda Osmanlı coğrafyasında Kürt de var, Arap da var, Balkanlar’da yaşayanlar da var. Müslüman olanlar ve olmayanlar diye bir tasnife tabi tutulmuş, Müslüman bir Kürt ile Müslüman bir Türk ya da Müslüman bir Arap aynı haklara sahipler.

Bir gayrimüslim Müslüman olduğunda da aynı haklara sahip oluyor. Ebubekir Efendi’nin Kürt olmasıyla kimse ilgilenmiyor. Yani ırka dayalı bir düzenden bahsetmek mümkün değil. Müslümanlar var, onların lideri Osmanlı, halife, başka lider yok. İnsanlar şu an bizim düşündüğümüz gibi düşünmüyorlardı. Irak, Ürdün, Suriye yoktu. Hepsi İslam ülkesi ve Osmanlı’nın bir parçasıydı.

Ebubekir Efendi ile Osmanlı Sultanı arasında Kürtlüğünden dolayı bir ihtilaf olması mümkün değil. Onun beyni politik anlamda bir Kürt değildi, o bir Osmanlı idi.

Kürdistan’dan Erzurum’a taşındı ve bir daha asla geri dönmedi. İngiltere bölgeye geldiğinde, onlar Osmanlı’nın yanında yer aldılar, bu yüzden Ebubekir Efendi Erzurum’a taşındı, tercihini Osmanlı’dan yana yapmıştı.

Kürt milliyetçiliği fikri son yıllarda gelişim gösterdi, 1920’lerde bir düşünce bile değildi, bu konuda araştırmalar yaptım.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra 1920’li yıllarda, İngiltere Kürt milliyetçiliğini empoze etmeye çalıştı, Kuzey Irak’ta. O dönemde feodal bir sistemle yaşayan insanların modern milliyetçilik hakkında bir fikirleri yoktu, cevap alamadılar ama bugün durum farklı, modernizmin bir parçasıyız.

İslamî bir fenomen değil

* İslam kültürü insanları bir arada tutan bir bağ olmaya devam ediyor mu?

Kesinlikle evet. Sosyolog olarak bunu söylüyorum. Devletin ve dinin birbirinden ayrılma fikri, İslamik bir fenomen değildir. Bu Protestanlığın bir fenomenidir. Bizim dünyayı anlamamız şu an Batı’nın bize, nasıl anlamamız gerektiğini söylemesine bağlı.

Din, birçok Müslüman topluluk için hâlâ önemli. Hatta ABD, Kanada gibi laik ülkelerde bile önemli. Peygamber İslamiyet’te hem politik hem dini liderdi. Dolayısıyla İslam’da din ve politika ayrımı yoktu. Dini ve politikayı birbirinden ayırmaya çalışmak Hz. Muhammed’in yaptığının yanlış bir şey olduğunu söylemek gibi bir şey.

Onun meydana getirdiği ümmet fikri bugün hâlâ yaşamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu da hem dini hem politik liderliği birlikte aldı, çünkü İslam’ın anlayışına uygundu. İslam’ın, Protestanlık’tan tamamen farklı felsefi ve ideolojik bir içeriği vardır ve bu içerik insanları bir arada tutan tutkal gibidir.

KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.