Üsttekiler tamam da bize ne oluyor?

Halil Şanlı yazdı…

Üsttekiler tamam da bize ne oluyor?

“Yiğidi öldür hakkını ver” diye bir sözü, yüzlerce yıl ruhunda yaşatan bir milletiz. Ancak konu mevcut Cumhurbaşkanı olunca maalesef bu atasözü rafa kalkıyor.
 
Doğruları söylediniz mi ya da objektif olmaya çalıştınız mı adınız hemen yağcıya, yalakacıya çıkıyor. Malum, bizim meslek de buna çok çok yatkın…
 
İktidara yakın olmak her anlamda sizi vitrine çıkarır ya… Her türlü nimetten yararlandırır ya…
 
Bu millet onlarca yıl medya eliyle yönlendirilip, algılarla darbelere maruz kaldığı için ‘Padişahım sen çok yaşa’vari bir gazetecilik adeta gelenekselleşmişti. Bornozlarla Başbakan karşılayan, ‘asker tak emreder, ben şak diye yaparım’ zihniyetinde başbakanları,kabineleri  gazetelerinde oluşturan kalem tetikçilerini,  daha dün gibi hatırlıyoruz biz…
 
Güç, her zaman kendi sermayesini ve destekçisini oluşturuyor. Bugün maalesef bu durum mevcut iktidar için de geçerli…
 
Çok şükür bu minvalde haklıyı haklı, eğriye eğri deme karakteriyle mücehhez bir yapımız var…
 
Üzülerek söylemeliyim ki toplum olarak siyasi anlamda iyice kutuplaştık ve kutuplaşmanın neticesinde objektif düşünemez olduk.
 
Herkes, kendi gazetesinden, kendi köşe yazarını, kendi televizyonunu izleyip bütün iç ve dış olaylara bu perspektiften bakıyor.
 
Kısacası halk diliyle buna bir nevi  ‘at gözlüğü’ ile de bakış diyebilirsiniz.
 
Bunu da bir yere kadar anlayabilirsiniz ama söz konusu Erdoğan üzerinden ‘vatan hainliği’ ise işte burada kükremeniz gerekirken, ‘nasılsa  ucu Erdoğan’a dokunuyor’ diye susmak, hatta buna destek vermek  en basit tabiriyle şerefsizliktir. 
 
“Türkiye ile İran savaşa girse ben İran safında olurum” diyen; Terörist cenazelerine taziyeye giden, Hendek kazanlara ‘arkadaş’ tabirini kullanan,  ‘PYD terör örgütü değildir’ diyenler, ya da bu minvalde benzer yorumlardan sakınmayanları gördükçe Üstat Necip Fazıl’ın: ‘Bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme şartıyla, vatanı düşürmeye bile razıdır’ sözü tam da burada aklımıza geliyor!
 
Erdoğan’ın karşısında kim olmuşsa onlara omuz veren siyasiler ve bunlarla eşgüdümlü hareket eden malum yapının neferleri ve bütün bunları organize eden ve adına üst akıl denilen şer odakları…
 
MİT tırlarını deşifre eden ve adına basın özgürlüğü sıfatı verilen malum ecnebi basın ise bunların her daim taş örenliğini yapmıştır.
 
Türkiye Türklerindir yaftasıyla 1948’den beri Hürriyetimizi elimizden bu zihniyet, 12 Eylül’ün de 28 Şubat’ın da 27 Nisan’ın da tetikçiliğini yapmıştır.
 
Menderes için atılan gazete manşetiyle, Özal’ınki aynıysa, Özal’a atılan başlıkla Erdoğan’ınki birebir aynıysa, gerisini söylemeye gerek bile yok bu hainler için. Bunların adı Mehmet, Ahmet ama aslı Pakruduni ya da Sabatay…
 
Kemalist ideolojiye sığınarak ve bunu kendine kalkan yaparak bu milletin her kutsalına sövmeyi görev addeden bu ecnebi basın hedefinden hiç sapmadı.
 
Fransa’da bomba patlayınca: Fransa çocuklarına ağlıyor diyen Cumhuriyet gazetesi, Sultanahmet patlaması için KATLİAM ÜLKESİ başlığını atacak kadar bariz bir hainliğin içine girebiliyor.
 
Bütün bunları söylerken tabii ki Erdoğan’ın da eleştirebilecek bir çok hataları olmuştur. Paralel yapı ile koyun koyun olması, Ergenekon’u anlayamaması, çözüm sürecindeki gaflet uykuları vs gibi hususlarda çok eleştirilse de, dünyanın en stratejik ve en kanlı coğrafyasında yer alan bir ülkenin, bir numaralı adamı olmak, kusursuz olmak anlamına gelmiyor elbet.
 
Bütün partilerin bir araya gelmesine, birbirleriyle kedi köpek zihniyetinde olan oluşumların bir çatı altında toplanmasına rağmen yüzde elli ikilik bir oy alıp, seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olması bile bazı kesimlerdeki kini, nefreti hiç dindirmedi.
 
 7 Haziran seçimlerinden sonra İtalyan gazetesinin “Yeni bin yılın Selahaddin’i son durakta durduruldu’ ya da” İstanbul artık bize çok yakın” diyen İsrail basının manşetleri ile içeridekilerin ortak paydada buluşmasını kimse akletmedi!
 
Bir adam düşünün ki; İngiliz’i, Almanı, Amerikalısı, İsraillisi, Rusu, PKK’lısı, Paralelcisi, kendisinden hazzetmiyor!‘Düşmanımın düşmanı benim dostumdur’ anlayışı ile gözleri iyice kararan iç ve dış mihraklar, son 7-8 yıldır  hedefe Erdoğan’ı koydu. Neden acaba? PKK ya da İngiliz, Türk halkını çok mu seviyor dersiniz? Çok mu seviyor ki Erdoğan’dan bizi kurtarma derdine düştü tüm dünya! Mesela bir Türk vatandaşı ya da vatansever olarak şöyle bir soralım kendimize! Hangi partiden, hangi siyasi görüşten olursak olalım, ama soralım lütfen! Almanya, İngiltere başta olmak üzere bir çok ecnebi Kanal İstanbul’a, Avrupa’nın en büyük havalimanına, 3. Köprüye karşılar. Peki onların karşı oldukları böylesi önemli projelere bir vatan sever, bu ülkenin bir ferdi neden karşı çıkmak ister? Örnekleri artıralım isterseniz. Örneğin 7 Haziran seçimlerinde  Erdoğan’ın Ak Partisi iktidarı kaybettiği için İsrail’de düğün dernek kuruluyorsa, benim vatansever insanım aynı istikamette bir davranışı nasıl bir duygu ile yaşar?
 
Hadi diyelim ki; siyasetin tepesinde ki  büyük yarışın temsilcileri; onun, şunun, bunun o makamlara oturttuğu kimlikler olsun. Ve o kimlikler; ister kasten, ister seçim yarışının getirdiği nefsi arzularla dış güçler gibi konuşabilsin. Asla konuşmamalıdırlar da faraza konuştular! Peki biz tabanı oluşturanlar, yani milletin aslı olan bizler;  sırf sevmediğimiz, hazmedemediğimiz için ülkemizin Cumhurbaşkanı ‘yok olsun’ mantığı ile hainliğe kadar varacak söylemlerden, nasıl sıyrılamayız?
 
İster sevin, ister nefret edin ama on beş yıldır yapılanları da görün. Yol  hastane, köprü, Marmaray, Kanal İstanbul, Havalimanı, savunma sanayi  vs. gibi hizmetleri  bir tarafa bırakın da, Avrupa’nın bizden medet umar hale gelmesini, Rusya’nın kuyruk acısını ve her şeyden önce kendimize gelişimizi ve özgüven kazanışımızı bir düşünün. Yirmi beş yılını spor yorumculuğuna adamış biri olarak atılan gole bile “Avrupai bir gol” diyecek kadar aşağılık kompleksi yaşadığımız bir ruh halinden,‘Ceddin deden neslin baban’ hüviyetine yeniden dönüşümüzü de bir zahmet ayrıca düşünün.
 
Hadi görmediniz, at gözlüğünüzü çıkarmadınız ya da düşünmediniz, sevemediniz, özümseyemediniz. Hepsine kabul amma lütfen şu hususa özellikle dikkat etmeliyiz!
 
Bu vatanın bir evladıysanız, adı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olan birinin en azından makamına, bu vatanın uğruna şehit olanlar için  saygı duyun. En azından bir şeye tepki koyarken, tarihten beri Türk halkına düşman olan dış devletlerin seslendirdiği ve arzuladığı şeyleri, sırf onlar gibi istemeyin! Eleştirin ama bunu ne için ve neyi eleştirdiğinizi bilerek yapın! Sevmeyin ama yapılan doğruları da inkar etmeyin! Benimsemeyin ama benim ülkemin başında oturan şahsiyeti bir İsraillinin gördüğü  gözlükle görmeyin!  İsterseniz yine  oy vermeyin ama ülkemizin üzerinde iç ve dış mihraklar, tüm güçleri ile plan yapmışken, milli birlik ve beraberliğimize gölge düşürecek tanımlama ve davranışlardan kaçınalım!
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat SÜER - 9 ay önce
Halil Bey bu yazın için teşekkürler. Bir vatan evladıyla sabah sabah dertleşmiş oldum. Trabzona selamlar.
Avatar
Berk Yilmaz - 9 ay önce
Mukemmel yazinizdan oturu sizi tebrik ediyorum, Halil bey.