Uzmanlar projeye ne dedi?

Uzmanlar ve kent bilimcileri, Başbakan Erdoğan'ın bugün açıkladığı çılgın projeyi değerlendirdi

Uzmanlar projeye ne dedi?

YÜKSEK MİMAR VE KENT BİLİCİ PROF. DR. AHMET VEFİK ALP

"Desteklenmeli fakat İstanbul kabus şehre dönmemeli'

Benim daha çılgın bir projem var. Kıbrıs'la anavatanı birleştiren bir çalışmaydı. Başbakanın projeci kimliğini takdirle karşılıyorum. Cesaretini takdirle karşılıyorum. Projeyi genel hatlarıyla olumlu bulup destekliyorum. Fakat bazı çekincelerim ve hassasiyetlerim var. Bu projelerin Batılı dünyalarda genel kitlelerin konsensüsüyle tartışılarak paylaşımcı olarak ortaya konduğunu görürüz. Biz Türkler'in kanında var sanırım. Tepeden olabiliyor. Ama bundan sonra tartışılacak, konuşulacak, bölge sakinlerinin projeye yaklaşımı ve tepkisi ortaya konulacak.

İstanbul Boğazı 30 kilometre uzunlukta. Genişliği ortalama 600 metre, en dar yerinde. Yılda 50 bin yük gemisi buradan geçiyor. 10 bini tehlikeli madde taşıyor. İstanbul Boğazı'ndan geçen petrol Panama'dan geçenin 4, Süveyş'ten geçenin 3 katı. Burada çok ciddi bir risk var. O bakımdan bu projeyi desteklemek gerekir. Fakat çok derinlemesine çalışılması gerekir. Ben İstanbul'un daha fazla büyütülmesini çok tehlikeli buluyorum. Bu proje yeni inşaat alanları açmasın diliyorum. Sayın Başbakan farklı değerlendirdi.

İstanbul 15 milyona yükseldi. Daha fazla büyümesi çok tehlikeli. kabus şehre dönüşebilir. Kuzeyde gördüğümüz son yeşil akciğerleri kaybetmemek gerekir. Bu gibi projeleri İstanbul'a enjekte ederken İstanbul'un büyümesini tetiklememek lazım. Su alanlarını bozmamak konusunda da çok dikkatli olmak lazım. 30 milyonluk İstanbul gibi bir kâbus şehre dönüşmemeliyiz. Ya güzele gideceğiz, ya kötüye...

MİMARLAR ODASI GENEL BAŞKANI EYÜP MUHÇU:
"Kabul edilmeyecek bir çılgın proje'

Adı üstünde, Başbakan "Çılgın Proje" diye nitelemiş. Proje, ulusal ya da bölgesel ölçekte planlamaya dayalı olarak gündeme gelmiyor. Anti demokratik bilimi dışlayan şekilde gündeme geliyor.

Projenin uygulanması İstanbul'a aykırı. Bu projeyle İstanbul'un yeni nüfus yoğunluğu, ulaşım, yerleşim kararları verilmiş olacak. Kanal çevresinde yeni bir kent kurulması ve paralel olarak Silivri- Çatalca hattında yeni bir projeden bahsediliyor. Burada İstanbul'un geleceğinin tüketilmesi söz konusu olacak. Çevresel sorunlardan sözedebiliriz.

17 milyon nüfusun üzerine ilave olacak nüfuslarla 25-30 milyona çıkacak. İstanbul'un yok edilmesi anlamına geliyor. Projeyle ulaşım ihtiyacı karşılanacğı varsayılıyor. Bu öne çıkarılıyor. Halbuki ulaşım master planında bu öngörü söz konusu değil. 3. Köprü siyasal rant projesi olarak yapılmaya başlandı. İşlevi olmayan projeye işlev kazandırılması öngörülyor. Maliyetiyle ilgili açıklama yapılmaması nitelik hakkında fikir veriyor. Daha çok 12 Haziran sonrasına yönelik bir söylem halindedir.

Teknik yeterli bir çalışma yapılmamış, maliyet analizi yapılmamış. Ancak bu proje, ülkenin öncelikleri, ekonomik kaynakları açısından kabul edilemeyecek çılgın bir projedir.

İSTANBUL SERBEST MİMARLAR DERNEĞİ VE İSTANBUL III NUMARALI KORUMA BÖLGE KURULU BAŞKANI MİMAR DR. SİNAN GENİM

'Dünyanın da Türkiye'nin de bu tür projelere ihtiyacı var'

Başbakanın projesini şiddetle destekliyorum!

Bir an önce hayata geçirilmesini, bir an önce Türkiye'nin böyle bir projenin başarısını tatmasını isterim, gurur duyulmasını isterim.

Bu proje İstanbul'un yaşam alanını büyütecektir yani yaşayan insana da yeni rekreasyon alanları yeni yerleşim alanları, yeni aktiviteler sunuyor o yüzden de müthiş sevindirici bir proje.

"Eski şehir"in korunması için de müthiş bir katkısı olacak. Özellikle Suriçi'ndeki ve Boğaziçi'ndeki yoğun baskıyı azaltacak. Yeni yerleşim alanları ile birlikte eski şehir dediğimiz tarihi alanlardaki baskı azalacak. Eski şehir dokusu nefes alacak.

Bunların dışında Dünya'nın gündeminde Türkiye bu projeyle büyük oranda yer alacağını umuyorum. Dünyanın da Türkiye'nin de bu tür projelere şiddetle ihtiyacı var.

Tankerler boğazdan her geçtiğinde tarihçilerin ve mimarların yüreği ağzına gelir. Boğaz trafiğine katkısı çok büyük olacak. Orada şimdi güvenli bir yerde, bir kanalın içinde tankerler gayet emniyetli bir şekilde geçecek. Bu da boğaziçinin yüzyılların kültürel birikiminin rahatlamasına ve kendini emniyette hissetmesine yol açacak.

Yani yelkenle geçilen bir devirden bugüne gelindi, Kandilli veya Rumeli Hisarı'nın önünde durusanız nasıl bir faciayla karşı karşıya olduğumuzu görürsünüz. Allah bizi koruyor, Tanrı'nın bir lütfu yani başımıza bugüne kadar birşey gelmemesi. bugünkü tankerler Indepente gibi de değil onun 2 misli 3 misli tankerler geçiyor, o dönemde olmayan doğalgaz dolu tankerler geçiyorlar yani büyük bir risk altındayız.

Projenin Türkiye'ye büyük ekonomik katkısı olacaktır. Her türlü böyle büyük inşaat faaliyetleri ülke ekonomisini geliştirmesi açısından, ülke ekonomisine dinamizm kazandırması açısından büyük bir başarıdır. Bizim hele orada bunu yapacak insanların, çalışacak insanların hayat standartları yükselecek ve Türkiye böyle bir projeyi gündeme getirmekle dünyada söz sahibi olacak.

Bir dönemde GAP bu tür bir projeydi ama GAP bugün Türkiye için küçük bir proje artık.

Bunu gerçekleştirebilecek gücümüz var ve bunu da dünyaya göstermenin zamanı geldi. Önümüzdeki yıllarda dünyanın ilk 10 ekonomisine girmek üzere hazırlanan bir ülkenin bu tür projeleri olması gerekir.


NTV'ye konuşan uzmanlar ise şunları söyledi


YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ ZEKAİ GÖRGÜLÜ

'Bence çılgın değil'

 

Projeye göre, Karadeniz ve Marmara arasında yeni bir kanal açılacak, kanalın uzunluğu 40 kilometreyi bulacak, derinliği 25 metre, genişliği ise 150 metre olacak.

Erdoğan'ın projesini NTV canlı yayınında değerlendiren Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Zekai Görgülü, projenin Terkos'un ve Büyükçekmece'nin batısında gerçekleşeceğini söyledi.

Görgülü projeyle ilgili şöyle konuştu:

"Proje için Haliç-Cendere Vadisi gibi konuştuk ama simulasyonu izleyince bu tek başına bir kanal projesi değil. Özellikle Karadeniz kıyısında ciddi bir yapılaşmanın da kurulduğunu gördük. Belki de yeni açıklanan kentlerden biri de olabilir.

Böylesine bir kanalın maliyetini minimize edecek şekilde geçirmek açısından varolan mevcut yapılaşma bu konuda önem kazanıyor. Bir mevcut yapılaşma, ikincisi mülkiyetin özelde değil de kamuya ait olması yani hazine, belediye gibi. Başbakan böyle bir ipucu da verdi. Bu da doğaldır.

İstanbul’u bütün olarak düşündüğümüzde bu iki faktörü Küçükçekmece ve Marmara’ınn güney kıyısındaki bantlar hiç bir şekilde sağlamıyor. Bu alanlar da artık kendisini kuzeye doğru büyümeye atan alanlar. Dolayısıyla bunlar olağanüstü maliyetli ve tankerlerin, şileplerin böylesine bir dokunun içinden geçmesiyle boğazı kullanması arasında hiç bir fark yok. Tehlike orada da var çünkü bir yapılaşmanın içinden geçiyor olacak. Hem mülkiyet hem de yapılaşmanın olmadığı yerler adına baktığınızda benim tahminim Terkos’un ve Büyükçekmece’nin ötesinde gerçekleşecek.

'YILLARDIR İSTANBUL'UN GÜNDEMİNDEYDİ'

Bence çılgın değil. Çünkü bu konu boğazdaki güvenlik meselesi yüzünden zaten İstanbul’un gündeminde yıllardır varolan bir şeydi. Bence çılgın olan şey keşke böyle bir kanal gerçekten güvenlik meselelerini çözmeye yönelik sınırlar içinde kalabilse de yeni yapılaşmalara yeni toprak değerlerinin maksimizasyonuna imkan vermese.

'KUZEYDE YAPILAŞMA ARTACAK'

Simulasyonda bunu gördük özellikle Karadeniz’de çok ciddi bir yapılaşma var. Onu da 3. köprüyle bağladığımızda İstanbul’un çiğeridir dediğimiz alanlar yapılaşmaya başlayacak. Temel tehlike burada. Biz planlamayı bıraktık olağanüstü bir projeci anlayışa girdik. Başbakan bunu açıklarken şunu düşündüm 2 sene önce İstanbul’da bir Metropolitan Planlama Bürosu kuruldu. Uzmanlar olağanüstü hizmetler verdiler. O planlamanın, projelerin içinde bu tür senaryolar yoktu. Mevcuttaki İstanbul’un 100 bin ölçekli planında da böyle şeyler yok. Ama projeci tavır var ve bütün İstanbul’un yeni baştan ele alınması gerekiyor.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.