Yanlış ve frensiz gidişe karşı çıktık

Geçen hafta AK Parti’den istifa eden İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, bağımsız ilk gününde basın mensuplarına açıklamada bulundu.

Yanlış ve frensiz gidişe karşı çıktık

AK Parti ve yaşanan son gelişmelerle ilgili önemli değerlendirmeler yapan Ertuğrul Günay, “Yanlış ve frensiz gidişe karşı çıktık” dedi.

Ba­ğım­sız mil­let­ve­ki­li ol­du­ğu­nuz ilk gün, ne­ler his­se­di­yor­su­nuz?

Ken­di­mi bi­raz ha­fif­le­miş, ra­hat­la­mış his­se­di­yo­rum. Çün­kü uzun­ca bir sü­re­den bu ya­na, par­ti­nin sü­rük­len­di­ği an­ti­de­mok­ra­tik söy­lem ve he­le son gün­ler­de­ki hu­ku­ka ay­kı­rı dav­ra­nış­lar, be­nim için açık­lan­ma­sı zor bir so­ru­lar yu­ma­ğı­na dö­nüş­müş­tü. Bu­gün, bu so­ru­la­ra ya­nıt ara­ma so­rum­lu­lu­ğun­dan bir öl­çü­de ken­di­mi uzak­laş­mış ola­rak gö­rü­yo­rum ve da­ha ra­hat bir ne­fes al­dı­ğı­mı his­se­di­yo­rum.

İs­ti­fa et­me­niz­de di­sip­lin ku­ru­lu­na sevk edil­me­niz mi et­ki­li ol­du?

Öy­le ol­du­ğu­nu söy­le­ye­bi­li­rim. Ben, özel­lik­le ba­kan­lı­ğı­mın son yıl­la­rın­dan iti­ba­ren İs­tan­bu­l’­da­ki imar ko­nu­la­rı baş­ta ol­mak üze­re, bir­çok ko­nu­da Sa­yın Baş­ba­kan ile fark­lı nok­ta­lar­dan bak­tı­ğı­mı­zı açık­ça gö­rü­yor ama uya­rı­la­rı­mı, eleş­ti­ri­le­ri­mi ola­bil­di­ğin­ce içe­ri­de yap­ma­ya ça­lı­şı­yor­dum. An­cak özel­lik­le son 6 ay Baş­ba­kan bir uya­rı­yı ya da eleş­ti­ri­yi ta­ham­mül­le kar­şı­la­ma­ma­ya baş­la­dı. Bu son olay­da bi­le zor za­man­da par­ti­yi terk edi­yor du­ru­mun­da gö­rün­me­mek için ayak di­re­me­ye, içe­ri­de ka­lıp fark­lı ve eleş­ti­rel bir ses ol­ma­ya ça­ba gös­ter­dim ama di­sip­lin ku­ru­lu­na sevk et­me ka­ra­rın­dan son­ra faz­la­ca ya­pa­cak bir şey kal­ma­dı. Çün­kü he­pi­mi­zin par­ti­yi ko­ru­mak ka­dar ve on­dan ön­ce ken­di onu­ru­mu­zu ve say­gın­lı­ğı­mı­zı ko­ru­mak gi­bi bir so­rum­lu­lu­ğu­muz da var.

MAKAS GİDEREK AÇILIYOR

İki­niz de Or­du­lu­su­nuz, İd­ris Na­im Şa­hi­n’­in is­ti­fa­sı si­zin için sür­priz ol­du mu?

İd­ris Be­y’­in is­ti­fa­sı be­nim için tam bir sür­priz ol­du. Ba­zı gö­nül kı­rık­lık­la­rı ol­du­ğu­nu, bun­la­rın bir ke­si­min­de de çok hak­lı ol­du­ğu­nu bi­li­yor­dum an­cak tam da ba­kan­la­rın is­ti­fa­sı­nın gün­dem­de ol­du­ğu bir an­da is­ti­fa­sı­nın ger­çek­leş­me­si­ni doğ­ru­su şaş­kın­lık­la kar­şı­la­dım. Es­ki bir İçiş­le­ri Ba­ka­nı ola­rak par­ti­nin ve ül­ke­nin yö­ne­ti­mi ile il­gi­li de çok önem­li ve ağır tes­pit­ler ya­pa­rak is­ti­fa et­ti. Bun­la­rın da bir ye­re özen­le kay­de­dil­me­si ge­re­ki­yor.

Par­ti için­de­ki bir oli­gar­şik ya­pı­dan bah­se­di­yor. Var mı böy­le bir ya­pı?

Evet, ben de AK Par­ti­’de iki ana ya­pı­nın oluş­ma­ya baş­la­dı­ğı­nı söy­le­dim. Par­ti yö­ne­ti­min­de sa­yı­ca dar ama et­ki­le­ri ve yet­ki­le­ri çok ge­niş “mağ­ru­r” ve “mü­te­hak­ki­m” bir ke­sim var. Bir de par­ti­nin ge­niş maz­lum, mağ­dur, mah­rum, ma­sum ta­ba­nı var. Bu mağ­rur ke­sim­le maz­lum kit­le ara­sın­da­ki ma­kas da gi­de­rek açı­lı­yor. Bu mağ­rur yö­ne­ti­ci­ler gi­de­rek et­raf­la­rı­na aşıl­maz bir ki­bir du­va­rı örü­yor. Ki­bir sur­la­rı­nın ar­ka­sın­da ya­şa­yan­lar­dan bah­se­di­yor sa­nı­rım.

KİMSEYİ DİNLEMEZ OLDU

Kim bun­lar?

Sa­yın Ge­nel Baş­ka­n’­ın ya­kın çev­re­sin­de si­ya­si ik­ti­da­rı, ken­di ik­bal­le­ri için kul­lan­ma­yı gi­de­rek alış­kan­lık ha­li­ne ge­ti­ren, de­mok­ra­si ve hu­kuk dev­le­ti bi­lin­ci ye­te­rin­ce ge­liş­me­miş dar bir kad­ro.

AK Par­ti güç­lüy­ken tre­ne bi­nip, zor­da ol­du­ğu dü­şü­nül­dü­ğü bir za­man tren­den ini­yor mu­su­nuz?

Bir tren ben­zet­me­si ya­pı­la­cak­sa biz AK Par­ti­’ye tre­nin en zor yol al­dı­ğı gün­ler­de bin­dik, 2007’de Ge­nel­kur­ma­y’­ın bir muh­tı­ra ya­yın­la­dı­ğı, Tür­ki­ye ça­pın­da ik­ti­dar kar­şı­tı bü­yük mi­ting­le­rin ya­pıl­dı­ğı bir dö­nem­de her tür­lü dar­be söy­len­ti­si­ni ve gi­ri­şi­mi­ni bo­şa çı­kar­mak için gel­dik. Ka­pat­ma da­va­sı­nın açıl­dı­ğı gün­ler­de, bu­gün Ge­nel Baş­ka­n’ı­n çev­re­si­ni sar­mış bir­çok yö­ne­ti­ci al­çak pro­fil gös­te­rir­ken, ge­nel mer­ke­zin önün­de ilk kar­şı çı­kı­şı ya­pan ve bu gi­ri­şi­me en yük­sek ses­le iti­raz eden bel­ki bi­rin­ci ki­şi ben­dim. Biz dar ve zor gün­ler­de yar­dım­cı ol­duk AK Par­ti­’ye ama ne za­man ki 2011’de üçün­cü se­çim de ka­za­nıl­dı, dev­let­te da­ha ön­ce ik­ti­dar­la­ra ayar ve­ren güç odak­la­rı­nın et­ki­si kı­rıl­dı, ma­ki­nist ar­tık kim­se­yi din­le­mez ol­du. Ol­ma­dık yer­ler­de ga­za ba­sa­rak tre­ni hız­la bi­lin­mez bir ka­ran­lı­ğın içi­ne doğ­ru sü­rük­lü­yor. Biz, bu yan­lış ve fren­siz gi­di­şe kar­şı çık­tık. Bi­zi din­le­me­ye ve an­la­ma­ya ça­lış­mak ye­ri­ne tren­den in­me­ye da­vet et­ti­ler. Biz de bu­nun ge­re­ği­ni yap­tık. Bel­ki es­ki bir de­yiş­ten söz edi­le­bi­lir: “Sev se­ni se­ve­ni hak ile yek­san ol­sa/Sev­me se­ni sev­me­ye­ni Mı­sı­r’­a fi­ra­vun ol­sa.”

GÜN DAİMA BULUTTA KALMAZ

Siz­le­rin AK Par­ti­’den is­ti­fa­sı, bu ope­ras­yon, Türk si­ya­se­ti ne­re­ye gi­di­yor?

Türk si­ya­se­ti­nin şu an­da bu­lun­du­ğu yer kar­ma­şık ve çok bi­lin­me­yen­li denk­lem gi­bi. Üç se­çim­de halk­tan des­tek al­mış olan bir bü­yük kit­le par­ti­si, kib­rin ve ne­po­tiz­min ku­şat­ma­sı al­tın­da bir iç mu­ha­se­be­ye sü­rük­le­ni­yor. Bu sü­rük­le­ni­şin mut­la­ka top­lum­da ya­ra­ta­ca­ğı olum­suz bir si­ya­sal kar­şı­lık ola­cak. Öte yan­dan, ik­ti­dar par­ti­sin­de­ki bu sav­rul­ma­nın ya­rat­tı­ğı boş­lu­ğu ye­te­rin­ce dol­du­ra­bi­le­cek olan bir mu­ha­le­fet çı­kı­şı da tam ola­rak gö­rün­mü­yor. Tür­ki­ye, 1969’da, 1999’da ik­ti­da­rın ve mu­ha­le­fe­tin bir­lik­te yıp­ran­dı­ğı, bu­na ben­zer sü­reç­ler ya­şa­dı. Çok uzun ol­ma­yan bir va­de­de bu­nun aşı­la­bi­le­ce­ği­ni ve bu boş­lu­ğun sağ­lık­lı öne­ri­ler, kad­ro­lar, ye­ni pro­je­ler­le do­la­ca­ğı­nı umut edi­yo­rum.
Çün­kü “Gün, dai­ma bu­lut­ta kal­ma­z” ve si­ya­set boş­luk kal­dır­maz.

Sabah beklenenden çabuk olur

Siz ye­ni bir olu­şum için­de mi­si­niz?

Şu an­da ben TBMM’­de sa­de bir ba­ğım­sız mil­let­ve­ki­li­yim. Bu­gün iti­ba­riy­le ye­ni bir olu­şum­la il­gi­li ne bir bil­gim ne de bir gay­re­tim var. Çey­rek yüz­yı­lı aşan si­ya­sal de­ne­yi­mim­den ve bil­gim­den çı­kar­dı­ğım ders­le söy­lü­yo­rum: Si­ya­set­te bir dö­nem, bir boş­luk ya­şa­na­bi­lir ama bu boş­luk hiç­bir za­man çok uzun sü­re­li ol­maz. He­le Tür­ki­ye gi­bi nü­fu­sun çok genç ve ile­ti­şim dün­ya­sı­nın im­kân­la­rın­dan ya­rar­lan­ma­ya çok he­ves­li ol­du­ğu bir top­lum­da sa­bah bek­len­di­ğin­den ça­buk olur.

Paralel devlet hiç gündeme gelmedi

Son bir yı­la ka­dar Ba­kan­lar Ku­ru­lu üye­siy­di­niz, dev­let için­de­ki pa­ra­lel ya­pı­ya iliş­kin id­di­alar­la il­gi­li ne dü­şü­nü­yor­su­nuz?

5 yıl hü­kü­met üye­si ola­rak Ba­kan­lar Ku­ru­lu top­lan­tı­la­rı­na ka­tıl­dım ve yü­rüt­me gö­re­vin­de bu­lun­dum. Be­nim ba­kan­lı­ğım­la il­gi­li böy­le bir ör­güt­len­me, da­yat­ma ola­yıy­la ve so­ru­nuy­la he­men hiç kar­şı­laş­ma­dım. Bu ko­nu­lar bir so­run ola­rak hiç­bir za­man Ba­kan­lar Ku­ru­lu­’na da gel­me­di. Bu id­di­alar, 2008’de Er­ge­ne­kon so­ruş­tur­ma­la­rın­dan baş­la­ya­rak ya­kın za­man­la­ra ka­dar, ba­zen mu­ha­le­fet ta­ra­fın­dan di­le ge­ti­ril­di an­cak Sa­yın Baş­ba­kan mu­ha­le­fe­tin bu tür id­di­ala­rı­nı red­de­di­yor­du. “Dev­let için­de dev­le­t” an­la­mı­na ge­len bir pa­ra­lel ya­pı­lan­ma­yı el­bet­te hiçbi­ri­miz ar­zu et­me­yiz ama bu id­di­anın şim­di hü­kü­me­tin ba­zı üye­le­ri­ne dö­nük bir yol­suz­luk so­ruş­tur­ma­sı ve­si­le­si ile 10 yı­lı aş­kın sü­re­dir Baş­ba­kan olan bir ki­şi ta­ra­fın­dan dil­len­di­ril­me­si inan­dı­rı­cı de­ğil. Dev­let yö­ne­ti­mi­nin cid­di­ye­ti ile bağ­daş­tı­rıl­ma­sı da müm­kün de­ğil.

Ye­ni fark et­miş ola­maz mı?

Ya­ni Baş­ba­ka­n’­ın, hü­kü­me­tin, bir ül­ke­yi yö­ne­ten­le­rin gö­re­vi bir hak­sız­lık, bir yan­lış­lık ken­di­le­ri­ni ra­hat­sız et­ti­ği za­man on­dan şi­kâ­yet et­mek de­ğil, bü­tün mil­le­tin hak­kı­nı hu­ku­ku­nu ko­ru­ma­ya ça­lış­mak, mağ­du­ri­ye­ti­ni ön­le­mek­tir.

Yasa dışı bir taleple muhatap olmadım

Ba­kan­lı­ğı­nız dö­ne­min­de siz­den hu­kuk dı­şı bir imar de­ği­şik­li­ği, bir iha­le ta­sar­ru­fu is­ten­di mi?

Ba­kan­lı­ğım dö­ne­min­de her­han­gi bir ya­sa dı­şı ta­lep­le mu­ha­tap ol­du­ğu­mu söy­le­ye­mem. Sa­nı­yo­rum tav­rı­mız, tu­tu­mu­muz her­kes­çe bi­li­ni­yor­du. Duy­du­ğu­muz imar­la il­gi­li so­run­la­rın, sı­kın­tı­la­rın üze­ri­ne de ti­tiz­lik­le git­tik ama Tür­ki­ye­’nin ba­zı böl­ge­le­rin­de ba­zen özen­siz­lik­le ve bel­ki ba­zen özel ne­den­ler­le yan­lış­lık­lar ya­pıl­dı­ğı ne ya­zık ki he­pi­miz ta­ra­fın­dan bi­li­ni­yor. Ben özel­lik­le İs­tan­bul ile il­gi­li bu aşı­rı be­ton­laş­ma ve yo­ğun, yük­sek ya­pı­laş­ma­ya elim­den gel­di­ğin­ce kar­şı koy­ma­ya ça­lış­tım. Ba­zen bu iti­raz­la­rım, ya­kın­ma­la­rım, kar­şı ko­yuş­la­rım, tep­ki­le­rim ba­sın­da da bü­yük ha­ber­ler ha­lin­de yer al­dı. İn­şa­at­ta­ki yük­sek rant, özel­lik­le İs­tan­bu­l’­da in­ci­ti­ci tar­tış­ma­la­ra se­bep ol­du ve da­ha da ol­ma­ya de­vam ede­cek gö­rü­nü­yor.

Doruk noktadan aşağıya iniş görünüyor

Siz Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın ar­tık si­ya­set­te var­lı­ğı­nı sür­dü­re­me­ye­ce­ği ka­na­atin­de mi­si­niz?

Ha­yır, bu ka­dar kit­le­sel bir des­tek ka­zan­mış olan bir si­ya­si ha­re­ke­ti on yıl­dan faz­la ta­şı­mış, hak­kı­nı tes­lim et­mek ge­re­kir ki fi­zi­ki bü­yü­me ala­nın­da önem­li ge­liş­me­le­ri im­za­la­mış olan bir si­ya­set ada­mı, bi­rin­ci, ikin­ci, üçün­cü yan­lı­şın­da bir­denbi­re si­li­nip git­mez. Sa­de­ce, 2011’de ulaş­tı­ğı do­ruk nok­ta­dan aşa­ğı­ya iniş gö­rü­nü­yor. Doğ­ru­su bu ini­şin sü­ra­ti be­ni kay­gı­lan­dı­rı­yor. Tür­ki­ye, top­lum­da si­ya­si is­tik­ra­rı sağ­la­ya­cak bir li­der ve kad­ro­yu, bir ye­ni umut ola­rak he­nüz kar­şı­sın­da gö­re­bil­miş de­ğil. Üzün­tüy­le söy­lü­yo­rum, Sa­yın Er­do­ğan da 2010 re­fe­ran­du­mun­da ve 2011 se­çi­min­de eriş­ti­ği ba­şa­rı­yı ve top­lum­sal ka­bu­lü ar­tık hiç­bir za­man ye­ni­den el­de ede­me­ye­cek.

ANAYASA HİÇE SAYILDI

Bü­tün bu ya­şa­nan­la­rın Er­do­ğa­n’­ın cum­hur­baş­ka­nı aday­lı­ğı­nı en­gel­le­me­ye yö­ne­lik ol­du­ğu id­di­ala­rı­nı na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?

Ge­rek Ge­zi ola­yın­da ge­rek bu son ya­şa­dı­ğı­mız yol­suz­luk ve rüş­vet so­ruş­tur­ma­la­rın­da, uzun va­de­li bir stra­te­ji ve he­sap­laş­ma ol­du­ğu­nu dü­şün­mü­yo­rum. Ge­zi­’de ola­yın Baş­ba­ka­n’­a kar­şı bir kal­kış­ma gö­rün­tü­sü­ne bü­rün­me­si­ne, ken­di­si­ni va­li­nin, be­le­di­ye baş­ka­nı­nın ye­ri­ne ko­ya­rak, doğ­ru­dan ve abar­tı­lı mü­da­ha­le­si se­bep ol­du. Bu son ta­lih­siz tar­tış­ma­lar­da da id­di­ala­ra ma­ruz ka­lan ar­ka­daş­lar­la il­gi­li ilk 48 sa­at­te ada­le­tin so­ruş­tur­ma­sı­na izin ve im­kân ver­sey­di inan­dı­rı­cı bir ta­vır ser­gi­le­miş olur­du. Bu­nu yap­mak ye­ri­ne, hu­kuk dev­le­ti il­ke­le­ri­ni, ana­ya­sa­yı hi­çe sa­yan bir yön­te­mi ter­cih et­ti. Bü­tün bu yan­lış tu­tum­la­rın ye­rel se­çim­ler­de ve ar­dın­dan cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­rin­de ken­di­si­ne fa­tu­ra edil­me­si son de­re­ce do­ğal­dır. Bu fa­tu­ra­nın ona doğ­ru uza­tıl­ma­sı­na se­bep olan dı­şa­rı­dan bir­ta­kım güç­ler ve gi­ri­şim­ler de­ğil, doğ­ru­dan doğ­ru­ya olay­lar kar­şı­sın­da al­dı­ğı ken­di tav­rı.

‘Akıl yoluna dönmek gerekir’

Bir er­ken se­çim ih­ti­ma­li gö­rü­yor mu­su­nuz?

17 Ara­lı­k’­ta hü­kü­me­tin bir çok üye­si­ni doğ­ru­dan il­gi­len­di­ren bir yol­suz­luk so­ruş­tur­ma­sı, ik­ti­dar çev­re­sin­de sağ­lık­lı dü­şün­mek ye­ri­ne gör­dü­ğüm ka­da­rıy­la pa­nik ha­lin­de tep­ki­sel ref­leks­le­rin oluş­ma­sı­na se­bep ol­du. Ad­li so­ruş­tur­ma­nın ida­re­ye ha­ber ve­ril­me­den ya­pıl­ma­sı­nı eleş­tir­di­ler. So­ruş­tur­ma­nın bir yan­dan mev­zu­ata ay­kı­rı ol­du­ğu­nu sa­vun­du­lar ama 24 sa­at için­de mev­zu­atı de­ğiş­tir­me­ye kal­ka­rak tez­le­ri­nin hak­sız ol­du­ğu­nu ken­di im­za­la­rıy­la ka­nıt­la­dı­lar. Hak­kın­da so­ruş­tur­ma olan bir ba­kan em­ni­yet­te ata­ma­lar yap­tı. Bü­tün bun­lar bir de­mok­ra­tik hu­kuk dev­le­tin­de ka­bul edil­mez. Da­nış­tay, bu yö­net­me­lik de­ği­şik­li­ği­nin hu­ku­ka ay­kı­rı ol­du­ğu ka­ra­rı­nı ver­di. Si­ya­se­tin ye­ni­den ro­ta­sı­na otur­ma­sı için bi­raz ge­cik­me­li de ol­sa hu­kuk dev­le­ti il­ke­le­ri­ne ye­ni­den dön­mek ge­re­kir. İk­ti­dar hu­ku­ka kar­şı per­va­sız tav­rı­nı ay­nen sür­dü­rür­se se­çim ya­pıl­ma­sı, meş­ru­iyet tar­tış­ma­sı baş­la­ma­sı­nı en­gel­le­ye­mez. Bu sü­rük­le­niş­ten bir an ön­ce vaz­geç­mek ve bir akıl yo­lu­na dön­mek ge­re­kir.

Kimin görüşüne itibar edeceğiz

Hu­kuk hi­çe sa­yı­la­rak bir so­ruş­tur­ma­nın baş­la­tıl­dı­ğı ve yü­rü­tül­dü­ğü be­lir­ti­li­yor.

İk­ti­dar, 17 Ara­lık sa­ba­hı bek­le­me­di­ği bir so­ruş­tur­ma ile kar­şı kar­şı­ya kal­dı­ğı için ma­kul bir sa­vun­ma ya­pa­bi­le­cek bir ak­lı ne ya­zık ki he­nüz oluş­tu­ra­ma­dı. Sav­cı­la­rın yap­tı­ğı so­ruş­tur­ma­nın hu­kuk­suz ol­du­ğu­nu ik­ti­dar sa­vun­du ama HSYK, Da­nış­tay, önem­li hu­kuk­çu­lar bu sa­vun­ma­nın ge­çer­siz­li­ği ko­nu­sun­da bir­le­şi­yor. Biz bu­ra­da yol­suz­luk id­di­ası ile kar­şı kar­şı­ya bu­lu­nan ki­şi ve çev­re­le­rin sa­vun­ma­sı­na mı iti­bar ede­ce­ğiz yok­sa da­ha dü­ne ka­dar çok önem­li ve say­gın bir or­gan ol­du­ğu­nu sa­vu­nagel­di­ği­miz ku­rum­la­rın gö­rü­şü­ne mi iti­bar ede­ce­ğiz?

Hak­kın­da yol­suz­luk suç­la­ma­sı bu­lu­nan ba­zı isim­ler­le bir­lik­te ça­lış­tı­nız, ne his­se­di­yor­su­nuz?

Bir­lik­te ça­lış­tı­ğım ya da ya­kın­dan ta­nı­dı­ğım ar­ka­daş­la­rı­mız­la il­gi­li böy­le bir id­di­anın ve bu id­di­ayı des­tek­le­yen söy­len­ti ve bu­lun­tu­la­rın or­ta­ya atıl­mış ol­ma­sın­dan ger­çek­ten bü­yük bir üzün­tü du­yu­yo­rum. Eğer ha­ki­ka­ten bir suç­suz­luk du­ru­mu var­sa bu­nun en kı­sa za­man­da or­ta­ya çık­ma­sı­nı, ak­lan­ma­la­rı­nı bü­tün kal­bim­le te­men­ni ede­rim.


KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.