• BIST 99.639
  • Altın 141,794
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • Trabzon 23 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 27 °C

Murat Bulut yazdı

Murat Bulut yazdı
Yazarımız Murat Bulut, Trabzonspor'da yaşanan Onur krizine değişik bir açıdan yaklaştı...

                                                                                                       HAK

                Ömer Seyfettin’in “Ferman” adlı hikayesinde adı dillere destan olmuş bir yiğit, bir vakit görevden dönerken, ordunun otağı kaybettiğini öğrenince çok sinirlenir ve o hışımla vezirin odasına girip  bağıra çağıra konuşarak, er olduğunu, asker olduğunu düşünmeden vezire karşı kükreyerek kendi aklınca bu olayın “hesabını” sorar ve çıkar. Birkaç dakika sonra vezir kendisini çağırır ve kendisine yeni bir görev tebliğ eder kapalı bir zarf içinde…Ve yiğidimiz o kadar vatan aşkıyla doludur ki yorgunluğuna, görevden  yeni gelmişliğine bakmadan “başüstüne” diyerek görevi kabul eder. Yolda fermanın ucu az yırtılıp içinde yazanlara bir göz attığında aslında kendisinin ölüm emrini taşıdığını görür ve bir süre şaşkınlık ve isyan duyguları içine girer lakin o, öyle bir Osmanlı terbiyesi ile büyütülmüştür ki kendi ölüm fermanını kendi eliyle, ilgili kişiye götür hatta emrin yerine getirilmesi için ilgili kişiyi tehdit bile eder ve  acı hüküm gerçekleştirilir…

                Bu satırların yazarı dahil olmak üzere kalbi Trabzonspor aşkıyla yanan hiç kimse ama hiç kimse Onur Recep Kıvrak’ın bu takımdan gitmesini istemez. Bunun sebebi Onur’un on yıla yakın bir zamandır tartışmasız bu takımın en iyi futbolcusu olması değil, geçen zaman boyunca ağzına diline hiçbir zaman “gitmek istiyorum, ayrılmak istiyorum” gibi son derece normal ve alışıldık, bilindik ifadeleri  zikretmemesi;  klasik  anne tabiriyle bizi hiç üzmemesiydi. Hele bir de, bu duruşu, bu sadakati gösteren kişi Trabzon’un içinden değil İzmir’in Alsancak sahilinden gelince, bizi bizden çok sevince sanki hepimizin kardeşi, evladı, abisi oluverdi. Ezcümle Onur sadece bir kaleci değil, bir duruş, bir taraf, bir değer olmuş, çoktan efsaneler listesine adını yazdırmıştı.

 Olayın diğer cephesi Hurma’ya baktığımızda sadece bir vakit Trabzon’da çalışmış, birkaç ay önce gelmiş, henüz bizim için olsa da olur olmasa da olur niteliğinde bir isim. Hani terazinin öbür tarafında hiç de ağırlığı olmayan bir yalnız kişi…

                Peki takımın en değerlisi,  en parlayan yıldızı ile takımın (bizim nezdimizde) henüz hiçbir şeyi olmayan iki kişi kapıştığında bizim tavrımız ne olmalı? Bir anda “acaba gider mi”  korkusuyla “aman Onur, canım Onur, haklıdır Onur,gitme Onur” mu demeliyiz; yoksa “hak” kavramını hesaba katıp, ‘Hurma da Allah’ın kulu, onu da bir ana doğurdu, belki cidden Onur küstahlık yapmıştır’ deyip, oturup tarafları mı dinlemeliyiz? Belki kendimize şöyle bir soru sormalıyız: Tartışan, kadro dışı kalan kişi Onur değil de çok da fazla sevmediğimiz, ya da daha az sevdiğimiz bir kişi olsaydı hemencecik yerimizi tarafımızı belli eder miydik? Yoksa  “Pragmatist” bir yaklaşımla ‘işe yarayan kalsın öteki gitsin’ deyip 90 lı yıllarda küstahlığı tavan yapan ama her zaman korunup kollanan Hagi örneği gibi haklıya haksıza bakmadan hep iyi olanı güçlü olanı koruyup, onu mu haklı bulacaktık…

                Efendiler, kendinizi kandırmayınız. Biri, sırf bizim diye,sırf  öbürü “el” diye hakka hukuka bakmadan hüküm verip tarafınızı belli edip insanları yargılamayınız. Bugün güçlü karşısında olası bir haklıyı harcarsanız, güçlüyü daha zalim daha  pervasız yaparsınız. Bazen yürek yansa da, içimiz acısa da hükmü yerine getirmek icab eder. Eğer haksızlığa uğrayan “el” siz olsaydınız, sizin abiniz, kardeşiniz olsaydı güçlüden yana tavır takınan yüz binlerce insan hakkında ne düşünürdünüz? Hem diğer taraftan en az Onur kadar kalbimizde yeri olan bir diğer efsanemiz, Şota’mız, da yaptığı açıklamalarla sanki Onur’u biraz haksız bulmadı mı? Hadi herkes kabahatli , içten pazarlıklı da Şota da mı en iyi futbolcusuna hemen kıyacak kadar basiretsiz?Kim bindiği dalı kesmek ister?

                Ve son olarak, sırf en iyi diye, sırf “değer”  diye, sırf gitmesin diye böyle bir tavır takındıysanız bir daha haktan, haklıdan bahsetmeyiz. En doğrusu söylemek gerekirse “Hakk” tan korkunuz…        

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bayramı kana bulayacaklardı25 Haziran 2017 Pazar 12:29
  • CHP'nin yürüyüşüne PKK'dan tam destek!25 Haziran 2017 Pazar 12:20
  • Türkiye'den körfeze askeri yığınak!25 Haziran 2017 Pazar 12:10
  • Bahçeli'den Kılıçdaroğlu'nun Bozkurt selamına yanıt25 Haziran 2017 Pazar 10:41
  • Okullarda artık zorunlu olacak25 Haziran 2017 Pazar 09:38
  • Yine askerler zehirlendi25 Haziran 2017 Pazar 09:30
  • Bakan Soylu sıfır noktasında25 Haziran 2017 Pazar 09:20
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan camide baygınlık geçirdi25 Haziran 2017 Pazar 08:59
  • Bayram namazı saat kaçta?24 Haziran 2017 Cumartesi 22:58
  • Katar kararını açıkladı24 Haziran 2017 Cumartesi 22:03
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Trabzon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.